Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:05, 26 Mayıs 2017 Cuma
16:51, 25 Nisan 2017 Salı

  • Paylaş
Tuvalinde hayatı ve hayalleri resmediyor
Tuvalinde hayatı ve hayalleri resmediyor

İbrahim Ethem Gören, 30 küsur yıldır resimle iç içe olan ressam ve fotoğraf sanatkârı Müstakim Akdoğan ile resim sanatı üzerine hasbihal etti.

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Müstekim Akdoğan Hüdainabit bir ressam. 30 yıldır resimle iç-içe olan ressamın ilkokul ve ortaokul yıllarında Karadeniz Bölgesi’nde yapılan resim yarışmalarında muhtelif başarıları ve birincilik ödülleri var.

Lise tahsili yıllarında bir mecmuanın açtığı yarışmaya gönderdiği ve büyük bir hüsnü kabule şayan olan resimlerine, elinden çıkmış olmasının muhal farz olduğu mülahazasıyla ödülü verilmemiş, teselli kabilinden verilen ödülü ise kabul etmemiş.

Ressamın o yıllardaki resim kabiliyetine Okmeydanı Talebe Yurdu’nda idarecilik yaptığım dönemde şahit olmuştum. Dolayısıyla bu mülakatı bir hoca-talebe hasbihali babından da okumanız mümkündür. Sanırım bu yöndeki ilk mülakatırestorasyon gurusu, öğrencim Erhan Uludağ ile yapmıştım.

MüstekimAkdoğan’ın elinden hemen her şey geliyor; resmediyor, çiziyor, boyuyor, fotoğraf çekiyor, ahşap işleriyle meşgul oluyor. Ahşaptan, masiften tamamen el işçiliğiyle bir gün saat; diğer bir gün dolap yapıyor, başka bir zaman da dekoratif raflar yapabiliyor. Ama resim odağını kaybetmiyor.
30 küsur yıldır resimle iç içe olan ressam ve fotoğraf sanatkârı Müstakim Akdoğan ile resim sanatı üzerine hasbihal ettik. Son cümleye muhatabımın talebi üzerine Rize’nin Kalkandere ilçesinin Esentepe köyünden olduğunu da ilave ediyorum.

İbrahim Ethem Gören: Güzel sanatlara ilginiz nasıl başladı?

Müstekim Akdoğan:Güzel sanatlara ilgim henüz çocukluk yıllarımda başladı. Yapı itibariyle sanat alanında görsel estetiği olan farklı birşeyler yapmayı, üretmeyi hayâl eder ve sürekli düşünür; her geçen gün için yeni bir şeyler yapamadığımda sanki çok şey kaybetmişim gibi hissederdim. Keyfiyet çocukluğumdan beri hep böyledir.

El sanatlarına elimin yatkın olması hasebiyle ahşap oyuncaktan tutunda çamurdan heykel yapmaya kadar pek çok şeyle ilgilendim, mütemadiyen kâğıtlara karakalem çizimleri yaptım.

Bir ortamın iç ve dış mimarisinden duvarına asılan tablosuna ve iç dizaynına ve bahçesindeki düzenine kadar insan ruhuna huzur verecek ve yaşamsal alanda rahat edebilecek ortamlarda bulunmaya gayret ettim. Bu serüven hâlâ içimde sönmeyen tutku olarak devam eder.

GALİBA HENÜZ KÜÇÜK YAŞLARDAYKEN SANAT YETENEĞİMİ KEŞFETTİM

Göze ve ruha hitap eden, insana görsel farklı bir lezzet katan yapıtlar ilgimi çeker, bu türden eserleri gördükçe ve yaptıkça mutlu hissederim kendimi. Bu ilgi ile yaptıklarınız örtüştüğü noktada yeteneğinizi keşfediyorsunuz. Galiba ben de yeteneğimi böylelikle keşfettim. Ürettikçe daha çok üretmek istiyorinsan. Ve en nihayetinde ilgi alanınızda tutkuya dönüşüyor. Bu halet-i-ruhiye içinde bugüne kadar sanata ilgi duydum ve hâlâ da alâka duymayadevam ediyorum.

Resimle nasıl tanıştınız?

Resimle ilkokul çağlarında tanıştım, gördüklerim dikkatimi çeker ve onları çizmeye gayret ederdim. Zamanla tabii bu şekilde devam edip resme zaman ayırma isteğim ilk ve ortaokulda iken daha da arttı.

O dönemlerde neler yaptınız?

Tarihe hayranlığım olduğundan tarihi siyah beyaz vesikalık fotoğrafları model alıp onları çizmeye gayret ettim. Oyundan arta kalan zamanlarda kara kalem çalışmalarına ağırlık vererek eskiz yapmaya çalıştım. Tabii olarak, başarımı gördükçe ilgim daha da arttı. İlkokul, ortaokul ve lisede hep böyle devam edegeldi.

Rize’nin Kalkandere ilçesinin Esentepe köyündeki çalışmalarınızdan bahsediniz yeri gelmişken…

Tabii ki... Memleketimi çok sevdiğimi belirteyim evvelemirde. İlkokul 4. sınıfa kadar köyümde okudum. 5. sınıfa Rize merkezde devam ettim. Daha 10-11 yaşlarındayken yaptığım resimler öğretmenim tarafından fark edilmiş ve yapılacak olan il bazında resim yarışmasında katılmam istenmişti. Öyle de yaptım. Yarışmada dereceye girmiştim ve o günün Rize Valisi olan Erol ÇAKIR tarafından ödüllendirilmiştim.

Ortaokulda biriktirdiğim harçlığımla resimle alâkalı malzemeler alır, sabahlara kadar resim yapardım. Belli aralıklarla yaptıklarımı inceler, yanlışlarımın ne olabileceğini düşünür, saatlerce aynı tuval üzerine çalışırdım. Resim yapma imkânım olmadığında ise fırsat buldukça fotoğraf çekimi yapardım. 

Fotoğrafçılığınız için de bir paragraf açalım bu durumda.

Çocukluğumdan beri fotoğraf çekiyorum hocam. O yıllarda memleketimizde sanat alanında kurs veren yerler olmadığı gibi yönlendiren ve örnek alıp etkileneceğimiz sanatçılardan istifade etme imkânımız da yoktu, çünkü o günkü şartlar o şekildeydi. İstanbul gibi, sanat alanında imkânların bol olduğu bir yerde yaşamıyorduk.

Ortaokulun son sınıfında okurken okul müdürümüz aynı zamanda resim öğretmenimizdi, onun talebiyle “Okulumuzu temsilen bir resim gönderelim, mahcup olmayalım” kabilinden resim yapmam istendi. Yaptığım resim ile Karadeniz bölge birincilik ödülü almış ve çok mutlu olmuştum.
Lise yıllarım bildiğiniz gibi İstanbul’da geçti. Okulumuzda resim dersi olmamasına rağmen yağlı boya tabloları yapıp diğer liselere giden arkadaşlarıma yardımcı oluyor ve sürekli kendimi geliştirmeye çalışıyordum. Muhtelif dergilerin yarışmalarına resim gönderiyordum. Gönderdiğim resimler şahsım tarafından yapılmadığı düşünülerek değerlendirmeye tabi tutulmuyordu. Fakat bu beni hiçbir zaman yıldırmadı ve pes etmeden ara ara da olsa resim yapmaya devam ettim.

RESİM SABIR, METANET VE SÜREKLİLİK İSTEYEN BİR SANAT

Resim de netice itibarıyla sabrı öğreten ve tavsiye eden bir sanat…

Evet, aynen dediğiniz gibi. Resim, sabır, metanet, süreklilik ve dahi fedakârlık isteyen uzun bir yolculuk. Sürekli desen çalışmaları yaparak algınızı ve elinizi geliştirmeniz gerekiyor. Karakalem ve desen çalışmalarını iyi bir şekilde yapamayanların boya ile çalışmaya girmesi yanlıştır bence. Bu konuda iyi yetişmek için tam manasıyla odaklanmak gerekiyor.

Resmin, bazende kendinizi soyutlayarak çok bedel ödemeyi de göze alınarak icra edilmesi mümkün olan bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Diğer sanat dallarında da fedakarlık ve azimlilik gibi benzer durumlar söz konusudur.

Sanatçı kolay yetişmiyor maalesef, kıymetini bilmek gerekir. Ülkemizde sanatın hak ettiği düzeyde değerinin pek bilindiğini de düşünmüyorum. Çünkü yeterli düzeyde resim müzesi dahi yoktur ülkemizde, arz ettiğim keyfiyet toplum olarak ne kadar ilgili olduğumuzun basit bir göstergesidir. Gelecek nesillere sanat alanında gezip görebileceği görsel mekanların kısıtlı olması büyük bir eksikliktir.

İlk olarak neyi tasvir ettiniz?

İlk olarak 9 yaşlarındaydım sanırım komşumuzun lacivert renkli Murat 131 aracını çizdiğimi hatırlıyorum.

Nasıl oldu peki?

Uzun uğraşlar neticesinde bir nebzede de olsa benzetmeye çalışmıştım.

Çevrenizle ilgili olmalısınız?

Resim, bir adım öte sanat çevreyle, kâinatla ilgili olmayı gerektirir. Gördüğüm objeler ilgimi çeker, merak ederek karakalem ile çok çizimler yaptığımı hatırlıyorum.

Portre çalıştınız mı?

Portre de çok çalıştım ve gördüklerimi sonradan hafızamda kalanlar ile benzetmeye çalışır, sürekli pratik yapardım. Saatlerce çalışıp gece sabahladığımı bilirim. Bu hususta eğitim almadan hep kendim keşfederek, araştırarak çalıştığım için bayağı sıkıntılı dönemler oldu diyebilirim. Hâlbuki o yaşlarda eğitim almayı çok arzu eder ve okullarda bu konuda hassasiyet gösterilmesininözlemini duyardım.

MÜTEMADİYEN KENDİMİ GELİŞTİRMEYE ÇALIŞTIM

Çocukluğunuzdan bu güne kadar resim sanatı alanında yaptıklarınızı kısaca özetler misiniz?
Genelde karakalem ve desen çalışıp sonrasında yağlı boya tekniğine ağırlık verdim. Bu işin üstatları ile tanışma fırsatını buldum ve mümkün mertebe izledim ve resim sergilerini takip edip kendimi geliştirmeye çalıştım.

Şimdilerde neler yapıyorsunuz?

Yağlı boya resimlere ağırlık veriyor ve genelde çektiğim fotoğrafları tuvale aktarmaya çalışıyorum. Aktif olarak yağlı boya, sulu boya ve karakalem resimler yapıyorum. Sosyal medyada da bazılarını paylaştığım olmaktadır.

Az önce bahsettiniz ama yine de sorayım: Sıklıkla hangi teknikleri kullanıyorsunuz?

Karakalem, suluboya ve yağlı boya tekniklerini kullanarak resimleri yapmaktayım. Karakalem tekniği çok önemli.

Neden?

Çünkü resimdeki kıvrımların en ince noktasına kadar işlenerek yapılması en temelde öğrenilecek teknik olması hasebiyle el alışkanlıklarının unutulmaması ve pratik yapılması gerekiyor. Osmanlı dönemi ressamları herhangi bir yağlı boya tablosunu çalışmadan evvel karakalem ile birçok defa pratik yaptıktan sonra o eseri çalışmaya başlarlardı. Ben de şuan ağırlıklı olarak yağlı boya yapmaktayım.

Bir resmi bitirdiğinizde kendinizi resmin neresinde görüyorsunuz?

Öğrenmenin zirvesi yoktur, insan oğlu hangi yaşta olursa olsun, ilgi alanı her neyse hemen hergün illaki bir şey daha öğrenmekte ve ilave bilgiler ile tecrübe edinmektedir. Bu minval üzere sürekli daha çok öğrenmem gerektiğini ve keşfetmem gereken farklı eserler yapmamın açlığı içinde olduğumu düşünüyorum.

ALTIN ORAN SANATTA ETKİN BİR BİÇİMDE KULLANILIR

Mülakattan önceki sohbetimizde resimde altın orandan bahsettiniz? Bunu biraz açar mısınız?
Altın oran, matematik ve sanatta bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verildiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağlantısıdır. Tarihte eski Mısırlılar ve Yunanlılar tarafından keşfedildiği ifade edilmektedir.

Sanatta altın oran etkili bir biçimde kullanılmaktadır. Leonardo Da Vinci, Raphael, Rubens, Boticelli gibi ünlü ressamlar resimlerinde ‘Altın Oran’ı kullananların başında gelmektedir. Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa tablosunda, Mona Lisa’nın yüzünün etrafına bir dikdörtgen çizdiğinizde ortaya çıkan dörtkenar bir dikdörtgendir. Bu dikdörtgeni, göz hizasında çizeceğiniz bir çizgiyle ikiye ayırdığınızda yine bir altın oran elde edersiniz. Ayrıca, resmin boyutları da altın oranı oluşturmaktadır. Aslındakısaca resmin dengesi demektir, resme baktığınızda gözü rahatsız etmeyecek belli dengede olmasını ifade eder ve resmi güzelleştirir diyebiliriz. Sanatçı da bu yetenek oluşması bayağı bir zaman almaktadır.

Yapmayı planladığınız resimler nelerdir?

Klasik resim sanatını daha çok seviyorum ve bu alanda devam etmek istiyorum.Çünkü kanaatimce klasik sanat da perspektif, ölçü, plan, kompozisyon ve ışık-gölge gibi ana kurallara bağlı kalınarak daha çok realist anlamda resim yapma sanatıdır.

Sanatta akımlara dair neler söylemek istersiniz?

Söylenecek çok söz, edilecek epeyce kelâm var. Rönesans’a sözü getireyim dilerseniz.

Hay hay…

Rönesans sanat geleneklerine uygun resim yapma anlayışının hâkim olduğu bir sanat akımıdır. Daha farklı akımlara yönelik çalışmalar hakkında peşinen bir yorum yapmam erken olur, zamanla birçok şey de değişebiliyor. Çünkü sanatçı çalıştıkça sanatta daha da farklılaşabiliyor ve farklı akımlara girebilmektedir.

RESİM BANA ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ ÖĞRETTİ

Resim size ne öğretti? Siz ondan ne öğrendiniz?

Resim bana üretmeyi, özgürce düşünmeyi, düşünme gücümü geliştirmeyi, insanoğlunun düşünüp çalışınca evrende sınırsız çok şey yapabileceğini öğretti. Poblo Picasso diyor ya “Hareket başarının esas anahtarıdır”. Hareket ve azimle sürekli çalışmanın başarıyı getirdiğini öğrendim.

Fotoğraf da çekiyorsunuz, bu yönünüzden bahsedermisiniz?

Evet, fotoğraf ile resim ortak noktaları ile içi içe olan bir sanat dalı olup, biri makineyle gördüğünüzü diğeri ise gördüklerinizi resmederek yorumlamamızı ifade ediyor.

Ortaokuldan beri merakım var fotoğraf sanatına. Öğrenci harçlığım ile 36 poz çekimlik kompak makineler ile çok fotoğraflar çektim. Lise yıllarından sonra ise o günkü alabileceğim en iyi marka makinelerle fotoğraflar çektim. Diaları (negatifleri) baskıya verdiğimizde nasıl çıkacağını çok merak eder sabırsızlıkla beklerdim. Çünkü o dönemlerde dialardan hemen çıktı alabilmek kolay değildi, karanlık oda da basım yapılıyor, teslimat yaklaşık bir hafta kadar zaman alabiliyordu. Çıkan resimleri ve negatifleri çok hassas bir şekilde muhafaza ederdim, hâlâ saklıyorum arşivimde onları.

Neleri çekerdiniz/çekiyorsunuz?

Öğrencilik dönemlerinde yakınlarımın ve köyümüzün tarihi fotoğraflarını toplayıp, çoğaltıp muhafaza ederdim. Çoğaltım yapamadıklarımı ise portresini çizer, öyle muhafaza ederdim. Büyüklerimizin mirası 1935 yılından kalma tarihi fotoğrafları hâlâ muhafaza ede, tarihe ve geçmişimize hem saygımı hemde o tarihi yaşamış gibi hissederim.

Ne kadarlık bir fotoğraf koleksiyonununuz var?

Şuan arşivimde 10 binin üzerine fotoğraf bulunmaktadır. 

Fotoğrafçılık alanında eğitim de aldınız mı?

Fotoğraf sanatını daha da geliştirmek için 2’inciÜniversite olarak fotoğrafçılık bölümünü bitirip ilave olarak birçok fotoğraf sanatçısından bir yıla yakın eğitim aldım ve onlar sayesinde çok ilerleme kaydettiğimi düşünüyorum. Sözün bu yerinde eğitim aldığım fotoğraf sanatçılarımızdan Mustafa YILMAZ ve Murat GÜR hocalarımıza teşekkürü bir borç bilirim. Kendileri fotoğraf sanatçılığının yanında insani vasıfları itibariyle de müstesna insanlardır.

Fotoğrafları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Çekmiş olduğum fotoğraflar ile birçok defa karma sergilemelere katıldım. Bunun yanındaçektiğim fotoğraflar Katılım Bankalarınıntakvimlerine basıldı. Sanatsal çekimlerimle beraber ürün, katalog ve dış mimari çekimler de tarafımdan yapılmış ve yapılmaktadır.

Fotoğrafçılığınızın resim sanatınıza ne türden ilave katkıları oluyor?

Çektiğim fotoğrafları resim sanatı ile yorumlayıp, resmetmeyi seviyorum. Fotoğraf çekerken yaşadığım duyguyu, resim ile görmek istediğim detayları ön plana çıkararak farklı bir yorumlama imkanı buluyorum. Bazen “Yaptığın resim ile fotoğrafın çok örtüşüyor, aralarında neredeyse hiç fark yok” şeklinde mülahazalara şahit oluyorum.

FOTOĞRAFÇILIK GÖRSEL HİKÂYE YAZMA SANATIDIR

Fotoğraf nedir sizce?

Fotoğraf; ışık ve gölge ile içinde bir kompozisyon barındıran emek verilerek yapılan sanattır. Fotoğrafın sanatsaldeğeri içerdiği konu ve anlatılmak istenen herneyse ışıkgölge yolu ile o anı dondurarak görsel hikâye yazmaktır aslında.

TUVAL RESSAMIN ÖZGÜR ALANIDIR

Fotoğrafçılıkla resim sanatını mukayese edecek olursanız neler söylemek istersiniz?

Resim sanatındaressam fotoğraftan farklı olarak kendi yorumunu ve tekniğini katarak sanatsal yönü ile eserini icra eder.Fotoğraf sanatında objektif görsel olarak tüm renkleri doğada insan gözü gibi görmemekteve tam renkleri yansıt(a)mamaktır. Yani ressam doğadaki tüm renkleri yansıtarak gördüğünün yanında düşündüğü şekilde de resmetmeye çalışabilir, çünkütuval onun özgür alanıdır.
Resim sanatının fotoğraf sanatına katkısının daha çok olduğunu düşünüyorum, çünkü tarihe baktığımızda resim sanatının fotoğraf sanatından daha çok ve derin bir geçmişi vardır. Fotoğraf çekerken de resimsel ruh haliyle çektiğimi düşünüyorum. Fotoğraf sanatı hem kendi mecrasında sanatsal değeri olmakla beraber ressamın resmedeceği görüntüyü dondurduğu için serbest zamanda çalışmaya devam etmesi sanat ve estetik güzellikler açısından kolaylık sağlamaktadır.

Sizin eklemek istediğiniz hususlar nelerdir? Gençlere tavsiyeniz ne olur?

Toplumumuzda sanata gösterilen ilginin her geçen gün artması memnuniyet verici bir durum.Bu arada gençlere tavsiyem: Sanata veya ilgi duydukları hangi alanda kendilerini yeterli görüyorlar ise ona göre gelişim sağlayıp o meslekte yükselsinler ve sabırlı olsunlar.

Çünkü insanın mesleki hayatında başarılı ve mutluolmasınınözü; kişinin kabiliyetine göre gelişim sağlayacağı alanda meslek edinmesi ve çalışmasıdır. Gençlerimiz için hayal önemli, hayalin peşinden koşmak da önemli. Be meyanda okuyup yazmak ise daha önemli. Böylelikle hem kendimize, hem yakınlarınıza ve hem de topluma faydalı bireyler haline gelebiliriz.

İNSANIN OLDUĞU YERDE SANAT; SANATIN OLDUĞU YERDE İNSAN VARDIR

Okuyucularımıza, sanatseverlere nasıl bir mesaj iletmek istersiniz?

Sanatsal yapıtlar, görsel açıdan bulunduğu mekâna estetik değerler yükler. Ayrıca insan ruhuna huzur verir. Geçmişle gelecek arasında köprü kurar.

Bir dönemin veya bir toplumun özelliklerini gelecek nesillereaktarılması açısından da sanat eserlerinin misyonu vardır. Bu açıdan bakıldığında sanatçıların ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Dolayısı ile sanata ilgi duyan insanlarımızın yeteneklerini ortaya çıkarması açısından bir alana odaklanarak süreklilik arz edecek şekilde gayret etmeleri gerekir.

İnsanın olduğu her yerde sanat, sanatın olduğu her yerde ise sanat eseri vardır. Çünkü sanat eserleri, bir toplumun kültürel varlığını, medeniyetini ve gelişmişliğini gösteren çok önemli değerlerdir. Bir millet sanatına hangi ölçüde değer veriyorsa sanat eserlerini de o ölçüde korur ve gelecek nesillere aktarır. Bu bilinçte olan gelişmiş ülkelerde diğer ülkelere göre sanat eserlerinin korunması ve sanatçıların yetiştirilmesi, toplum olarak sanatçılara sahip çıkılması önem taşımaktadır.
Hemen hepimiz medeniyet alanında ilerlemenin sanata gereken önemi vermekten geçtiğini biliriz.

Teşekkürler.

Ben de teşekkür ederim Hocam. Var olun.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş