Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


16:25, 29 Mayıs 2017 Pazartesi
11:57, 02 Mayıs 2017 Salı

  • Paylaş
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Nisan 2017
Çeşitli Yayınevlerinden Yeni Çıkan Kitaplar / Nisan 2017

Her ay başında, Dünya Bizim sitesine hangi yayınevleri neler göndermişse onlar toplu olarak okuyucularla paylaşılıyor. İşte Nisan-2017 döneminde gelenler...

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Okurların bildiği üzere, kurulduğu 2008'den beri kardeş sitemiz Dünya Bizim, kültürün tüm alanlarında olduğu gibi yeni çıkan kitapların değerlendirilmesi hususunda da özel haberler, değerlendirme metinleri yayınlıyor. Habercilerin özverili çalışmaları, sitenin yayın dünyasını yakından izlemesine ve gelişmelerden (yeni çıkan kitaplar da dahil) okurlarını haberdar etmesine vesile oluyor.

Şimdiye kadar bu tür yeni çıkan hangi kitaplar değerlendirildi, özel haberler üretildi, hepsine Dünyabizim Ansiklopedisi'nde ilgili kitap/yazar başlığı altında ulaşabilmek mümkün: http://www.dunyabizim.com/tags

Artık her ay başında, geçen ay içinde siteye hangi yayınevleri neler göndermişse onlar toplu olarak okurlarla paylaşılıyor. Ayrıca her bir kitap için inşallah özel haber/ler de üretmeye/ üretilmesine vesile olmaya gayret ediliyor

Aşağıda Nisan-2017 döneminde Dünyabizim'e gelen kitapların listesini sunuyoruz. İyi okumalar...

Erhan Erken, Arka Plan Yazıları, Profil Kitap

Aslolan hakikate yaklaşabilmenin peşinde koşmaktır. Şartların elverişli olup olmaması, ‘konjonktürün’ müsaade edip etmemesi, ifa edilen vazifelerin önemi veya önemsizliği, bu arayışın ve koşuşturmanın sonuca ulaşmasını müspet veya menfi yönde etkileyen faktörlerdir. Fakat arayışın özünü etkileyemezler. İnsanoğlundan beklenen, yaşadığı hayatın her anında, sağlam referanslara göre tayin edilmiş olan doğruya doğru yönelmesidir.

Hakikat yolculuğunda hepinize başarılar diliyorum.

Sema Karabıyık, Gerçeklik Şovundan Gerçeklik Kurgusuna, Profil Kitap

Yaşadığımız çağın kilit ifadesi, fark edilmek. Reality Şovlar, hangi tema üzerine inşa edilirse edilsin, özünde fark edilmeyi bekleyenlerin trajedisini anlatıyor. Sosyal medyada tam pansiyon kendini teşhir edenlerin derdi de fark edilmek. Reality şovda yıpranma pahasına kendini sergileyenlerin de. Acı verici bir şekilde ihmal edildiğini düşünen, görmezden gelinmiş, fark edilmemiş, dışlanmış, kendini yalnız hisseden kişiler, reality şovlara katılarak hayatlarını riske ediyorlar. İnsanoğlunun en büyük korkusu, başkalarının önünde herkesin görebileceği, duyabileceği şekilde gülünç duruma düşmek ya da küçük düşürülmektir. Gerçeklik kurgusunda, fark edilmek uğruna, gülünç duruma düşmeye de küçük düşürülmeye de gönüllüler. Yüzlerce/binlerce başvuru arasından, saatler süren görüşmeler sonucu, zaaflarını, hayallerini, hayattan beklentilerini altın tepside yapımcılara sunarak, imzaladıkları sözleşme ile küçük düşürülmeyi ya da gülünç duruma düşmeyi en başından kabul ediyorlar . Ekranda görülen tüm reality şovlar, izdivaçlar dahil, gerçeklik kurgusundan ibaret. Gerçeği temsil etmiyor, gerçeği kurguluyorlar.’

Safa Önal, Dünyanın En Güzel Gemisi, Profil Kitap

"1950 ile 60 arası yıllar … Yaşadıklarını öyküleştirmek .. ya da öykülerle yaşamış olmak… Yazabilmenin olanca heyecanı .. O mutluluk…Seni okuyorlar.. ve senden öyküler isteniyor… Sonra sonra öykülerden kopacak, sinemaya, senaryolara yaklaşacaksın… Bu kitap o öykülere, o öykü insanlarına, öykülerdeki olaylara veda bir anlamda… Bunca yıldan sonra gene buluşmak varmış.. Iyi ki yazmışım..İyi ki yazmışım."

Serdar Tuncer, Delilim Yok Kalbimden Başka, Profil Kitap

Bir sarı çiçek bulmalı şimdi. Oturup başına bir türkü söylemeli : ‘’Ben bağrımı toprak sandım taş imiş / Meğer taşa tohum ekilmez imiş .‘’ Bir sarı çiçek olmalı şimdi. Başında türkü söyleyen adama dönüp bir şiir okumalı : ‘’Taş taş değildir bağrındır taş senin / Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin.’’ Adam çiçek kokmalı o an, çiçek türkü yakmalı. Adamın yüzü sararmalı mahcubiyetten, Çiçeğin yüzü ağarmalı aşktan . Çiçek yüzünü adama dönmeli, adamın yüzü çiçeğe dönmeli. Adamla çiçek bir olmalı. Erimeli çiçek adam. Bir kalp kalmalı ondan geriye. Yokladıkça Allah, kokladıkça ah diyen bir kalp… ‘’ Elif lâm ra ‘’ İşte bütün hikaye …

Saadettin Acar, Güzel Şahitlik, Profil Kitap

Elinizdeki kitap, 2000’li yıllardan bugünlere kaleme aldığım bazı metinlerin bir araya getirilmesiyle vücut buldu.Bu yazılarla ilgili, objektiflik gibi bir iddiam yok.Büyük analizler ve tespitler yaptığımı da söyleyecek değilim.Ele aldığım isimlerin hiçbirinin hakkını tam olarak verdiğimi de düşünmüyorum.

Yalnızca hakkaniyet duygusu ve adalet kaydıyla, kültür-sanat-medeniyet davamıza hizmet ettiklerini düşündüğüm bazı isimleri işaret ettiğimi söyleyebilirim.Tam olarak Mehmet Akif merhumun büyük bir tevazu ile kendisi için söylediklerinin, en hakiki anlamıyla beni ifade ettiğini söylüyorum : ‘’Bir yığın söz ki samimiyeti ancak hüneri / Ne tasannu bilirim çünkü, ne sanatkarım.’’

Güven Adıgüzel, Yaralar ve Diğer Sebeplerden, Profil Kitap

Bir samuray güneşte parlayan kılıcını kaldırıp, havada İsyan Ahlâkını temsilen bir harf çiziyor. Köroğlu, Kırat’ını şaha kaldırıp kendini ölümsüz zanneden bütün zalimleri titretecek bir selam gönderiyor menzilini aşan oklar gibi. Mike Tyson bir umudu eritip balyoz diye yumruklarına dökerken, İzmir’de bir fırında Müslüm dinleyen çocukların elleri havaya kalkıyor. Verem üretimi düşürmüş ama mendillerden kan sesleri, kara hanelerde ölümcül bir senfoninin son repertuarı gibi yükseliyor. Gökten kar diye “Kars Savunması” yağıyor, bembeyaz bir özgürlüğü ezbere bir Türkiye haritası gibi çiziyor şairler. Hong Kong’lu hemşerimiz Bruce Lee kara kafalı çocuklarla kavgaya giriyor. Çölde bir kum fırtınası bütün izlerini silmişken dünya ağrısının, günler kum taneleri gibi bizi Allah’a götürüyor. Ve kabuklar, yaralara âşık oluyor. Derken, zor zamanlarda bir telefonla bütün kelimeler toplanıyor. Mevzu derin! 

Muhammed Berdibek, Belki de Dilimden Bu Şarkı Düşmez, Profil Kitap

‘’Yeni bir devlet, yeni bir ulus ve yeni bir insan inşa etme çabasının zirvede olduğu dönemlerdi. Doğu’ya özgü ne varsa silinmeli, insanlar sadece Batı değerlerine uygun şeyler giymeli, Batılı standartlarda okumalı ve müzik dinlemeliydi. Belki de söz konusu değişimin en önemli göstergesi, müzikti. Bu kapsamda planlamalar yapılmıştı, ülkenin yeni bachlar, Beethovenlar ve Mozartlar çıkarması bekleniyordu. Ama olaylar çok farklı gelişmişti.Neye niyet, neye kısmet işte…’’ ‘’Arabesk, bir dönem itilen, hor görülen, ezilen ve boğulmaya çalışılan bir kitlenin hassasiyetini yüksek perdeden dışa vurulmasıdır.Bu müzik ; ritmini, tınısını bu coğrafyadan almakla beraber insanımızın günlük hayattaki sevdalarını, isyanlarını, hüzünlerini, ümitlerini konu edinen bir özelliğe sahiptir. Bir yönüyle bir isyan dalgasıdır.’’

Muhammed Muhammed Ebu Musa, Ha-Mim Sureleri Belagi Tefsiri, İşaret Yayınları

Bu kitap Kur'ân'ın belâği tefsiri üzerine yapılmış bir çalışmadır. Ömrünü Belâğat Derslerine adamış yazar, bu birikimini 7 Hâ-Mîm'ler diye bilinen ve hepsi de Hâ-Mîm mukattaa harfleriyle başlayan Ğâfir(Mü'min), Fussilet, Şûra, Zuhrûf, Duhân, Câsiye, Ahkâf Sûreleri üzerinde değerlendirmiş ve gerçekten hiçbir tefsirde görülmeyen bir maharetle âyetleri yorumlamıştır. Terkîbler üzerinde durmuş, Kur'ân'da geçtiği diğer âyetleri inceleyerek çok değerli sonuçlar çıkarmıştır. Ben de Kur'ân üzerindeki çalışmalarım ve okumalarım esnasında aklıma takılan bazı soruların cevaplarını bu tefsirde bularak çok büyük bir haz aldım. Belâğat derslerini okuyan ve bu bilgilerini uygulamaya çalışan her Kur'ân talebesinin bu tefsirlerden çok faydalanacağı ve hazırladığımız Belâğat serisinin de bir hâtimesi veya -inşallâh- devamı olacak ve o dersleri okuyup bitiren öğrencilerin bilgilerini bu tefsîr serisiyle taçlandıracaklarını düşünerek bu tercümeyi yapma cesâretini toplayarak bu zor işe soyunduk.

İşaret Yayınevi Diğer Kitaplar

ve Tekrar Baskılar

Fadıl Salih es Samarrai, Kur'an'ın Edebi Dili, İşaret Yayınları

Beyan İlmi, Fatma Serap Karamollaoğlu, İşaret Yayınları

Bedi' İlmi, Fatma Serap Karamollaoğlu, İşaret Yayınları

Meani İlmi, Fatma Serap Karamollaoğlu, İşaret Yayınları

   

Henri Bergson, Yaratıcı Tekamül, Dergah Yayınları

Bergson, yaşadığı çağda bütün dünyada olduğu gibi Türk fikir hayatında da derin bir iz bırakmıştır. Pozitivist felsefe-bilimin hâkim olduğu bir dönemde daha dinamik ve düalist bir felsefe anlayışını savunmuş, sonradan sezgicilik denen felsefi akımın kurucusu olmuştur. Yaratıcı Tekâmül ismiyle Mustafa Şekip Tunç’un dilimize kazandırdığı bu eser, Bergson’un kavram dünyası ve felsefi sistemi açısından en önemli çalışmalarından biridir.

Mircae Eliade, Ebedi Dönüş Miti, Dergah Yayınları

Ayinler, semboller, mitler, kozmik döngüler toplumdan topluma fark göstermekle birlikte geleneksel toplumlar modern toplumların aksine daha döngüsel ve ebedi bir zaman/evren anlayışına sahiplerdi. Ne dış dünyadaki nesnelerin, ne de insan faaliyetlerinin tek başlarına bir değeri yoktur. Ancak göksel/kozmik düzene katıldığı oranda nesneler ve insanlar değer kazanır. Şehirler, tapınaklar ve evler de bu düzene göre inşa edilir, zaman/evren belli ritüellerin devamlı surette tekrarı sayesinde varlığını devam ettirir. Dinler tarihi alanına yaptığı önemli katkılarıyla hem dünyada hem de Türkiye’de tanınan Mircea Eliade’ın bu eseri kendisinden sonraki çalışmaları önemli oranda etkilemiştir.

Mustafa Kara, İbn Teymiye'ye Göre İbn Arabi, Dergah Yayınları

Selefî hareketin “Şeyhu'l-İslâm”ı İbn Teymiye ve tasavvuf yolunun “Şeyhu'l-Ekber”i İbn Arabî... Tarih boyunca pek çok ayrışmaya ve hatta savaşlara neden olan tartışmaların iki kutbu... Tasavvuf tarihi alanında öncü çalışmalara imza atan Mustafa Kara’nın bu ilk akademik metni, İslâm tarihinin bu iki büyük şahsiyetini karşılaştırmalı olarak analiz ediyor. Günümüze kadar gelen bu alandaki karmaşaya bir açıklık getirmesini umarak...

Mehmed Şükrü Efendi, Ömür Bahçesinin Gülü Solmadan, Dergah Yayınları

İstanbul dergâhları ve şeyhleri hakkında bilgi veren Mecmû‘a-i Tekâyâ adlı eseriyle tanınan Mehmed Şükrü Efendi’nin Mecmû‘a-i İlâhiyyât adlı eseri, bugüne kadar varlığı bilinmeyen ve tek nüshası İsmail E. Erünsal’ın özel kütüphanesinde bulunan bir eserdir. İlk kez okuyucuyla buluşan eser, Mehmed Şükrü Efendi’nin muhtelif makamlardan derlediği ilahilerin güftelerinden oluşuyor. Mecmû‘a-i İlâhiyyât, ilahi güftelerini bir kitap halinde toplaması, bu güfteleri makamlarına göre ayır-ması bakımından “klasik” anlamda bir “güfte mecmûası”nın bütün unsurlarını taşımaktadır. Onu ben-zer mecmûalardan ayıran en önemli özellik ise, güfte ve beste sahipleri hakkında biyografik bilgilere yer vermesidir. Bu yönüyle eser, “yegâne”lik hüviyeti kazanmakta ve musiki tarihimiz bakımından kaynak niteliği taşımaktadır.

İlker Şevketbeyoğlu, Doğu Karadeniz'de Bir Aile - Hacıalibeyzadeler, Dergah Yayınları

“Rahmetli dedemin babası olan Hasan Ziya Bey, bir hadise esnasında eşi Fatma Hanım’a ‘Ben tavad oğlu tavadım!’ diye çıkışmış, bu söylem de dilden dile aktarılarak nihayet günümüze kadar ulaşmıştır. Atalarımızdan işittiğimiz bu hadise ilk başlarda herhangi bir anlam ifade etmemiş olsa da, zamanla sır dolu bir hikâyenin kapısını aralamama neden olmuştur. Henüz çocukluk yıllarımda büyüklerimden, ailemizin Gürcistan’ın Çürüksu (Kobuleti) kasabasından geldiğini duymuştum. Yetişkinlik dönemimde ise Tavad kökenli bir aile olduğumuzu öğrenmem, zihnimi iyiden iyiye meşgul etti. Bu bilgi, aile köklerimizi araştırmaya koyulmam noktasında temel motivasyon kaynağım oldu. Ailemiz Fındıklı ilçesinin ve Abu (Çağlayan) köyünün soylu ve varlıklı bir ailesiydi. Yöredeki diğer köklü aileler ile yapılan evlilikler, saygın aile fertleri Osmanlı devlet hiyerarşisinde vazifeli yüksek rütbeli paşalar, sahibi olduğumuz konaklar, devasa serenderler, geniş topraklar, fındık bahçeleri, tarihi mezar taşları vb. varlıklar, köklerimizin birer kanıtı ve mahsulüydü."

Dergah Yayınları

Tekrar Baskılar

İsmail Kara, Biraz Yakın Tarih Biraz Uzak Hurafe, Dergah Yayınları

 

Aziz Mahmud Hüdayi Divanı, haz. Mustafa Tatcı - Musa Yıldız, H Yayınları

Hüdâyî Hazretlerinin eserleri içinde en çok okunanı, şüphesiz ilâhîlerini topladığı dîvânıdır. Bu eser Yunus Emre ve Niyâzî-i Mısrî’nin İlâhiyât’ından sonra, gerek yazma ve gerekse matbularının çokluğundan; yapılmış olan onlarca besteli ilâhîsinden anlaşıldığı kadarıyla, Müslüman Türk coğrafyasında rağbet gören en önemli eserlerden birisidir. Hazret-i Hüdâyî’nin şiirleri, ölü gönüllerin ihyâsında ilâhî bir nefes olmaya devam edecektir. Okuyan ve anlayanlara aşk olsun…

Nesefi Akaidi Şerhi, haz. Mustafa Tatcı - Burak Anılır, H Yayınları

Necmüddîn Ömer Nesefî’nin kaleme aldığı Akâidü’n-Nesefiyye, ehl-i sünnet itikâdının en temel eserlerinden biridir ve günümüze kadar birçok âlim ve ârif tarafından bu esere şerh ve haşiyeler yazılmıştır. Elinizdeki eser, Melâmî Pîri Seyyid Muhammed Nûru’l-Arabî tarafından Akâidü’n-Nesefiyye’ye vahdet-i vücûd idrakiyle yapılan açıklamalardan oluşmaktadır. Eser, Muhammed Nûru’l-Arabî’nin Ustrumca Melâmî Dergâhı’nda yaptığı Akâidü’n-Nesefiyye derslerini, Ustrumcalı Şahkoloszâde Ömer Efendinin yazıya geçirmesiyle vücuda getirilmiş ve gelecek nesillere kıymetli bir kitap olarak miras bırakılmıştır. Zâhirî ve bâtınî ilimleri kendisinde cem eden Nûru’l-Arabî’nin şeriat ve hakîkat dengesini gözeterek yazmış olduğu bu eserin okuyuculara faydalı olacağı kanaatindeyiz…

Sunullah-ı Gaybi Divanı, haz. Bilal Kemikli, H Yayınları

17. yüzyıl kültür hayatının en etkin simâlarından olan Sun‘ullâh-ı Gaybî, hem Bayrâmî-Melâmî yolunun büyüklerinden olan bir sûfî, hem söylediği şiirlerle yüzyıllardır gönüllere hitap eden bir şair, hem de felsefî meseleleri yorumlayarak kalem oynatan bir mütefekkirdir. Sun‘ullâh-ı Gaybî’nin öne çıkan özelliklerinden birisi “muhakkik bir şair” olmasıdır. O, tasavvuf felsefesine ilişkin konularda, ilim, ahlak, yaratılış ve tenâsüh gibi kozmogonik anlayışlara dair tetkik ve tefekkürleriyle tahsil ettiği düşünceleri risâleler halinde telif etmiştir. Hakikaten Gaybî, sadece bir sûfî veya sadece bir şair değildir; İbnü’l-Arâbî’nin entelektüel çabasını tevarüs eden bilge şahsiyetlerden biridir. Bu bakımdan Gaybî’nin şiiri, Yûnus geleneği içinde olmakla birlikte, tahkik yönüyle de öne çıkan bir şiirdir. Prof. Dr. Bilal Kemikli bu değerli çalışmasında; Sun‘ullâh-ı Gaybî’nin hayatını, tasavvufî yönünü, tarîkatını, eserlerini, dîvânında işlenen dinî ve tasavvufî kavramları inceliyor; Gaybî’nin dîvânını titiz bir şekilde okura sunuyor.

 

Gençliğin Gelişimi ve Problemleri Karşısında Din Görevlileri, ed. Abdullah İnce, Ensar Neşriyat

Bu kitap, 14-15 Mayıs 2016'da Yecder öncülüğünde, Önder, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Sakarya İl Müftülüğü ve Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığının ortak bir faaliyeti olarak düzenlenen sempozyumda sunulan metinlerden oluşmaktadır. Sempozyum kapsamında, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın hizmet alanları ve gençliğe yönelik faaliyetleri, gençliğin inşasında camiler ve bu yaş grubunun camilere ilgisinin artırılması, üniversite gençliği, din ve sosyal hayat, gençliğin inşasında Kur’an kursları, yaygın din eğitiminde rehber olarak din görevlileri, gençliğin din eğitiminde güncel problemler, gençlik, inanç ve din konuları ile hafızlık eğitimi, din görevlilerinin rehberlik fonksiyonu örnek uygulamalarla ele alınmıştır.

Manevi Danışmanlık ve Rehberlik 1-2, ed. Ali Ayten - Mustafa Koç - Nuri Tınaz, Dem Yayınları

Manevi Danışmanlık ve Rehberlik, zor durumda kalan ve anlam arayışına giren bireylerin kaybettikleri anlamı ve kontrolü kazanma süreçlerinin dini ve manevi referanslarla desteklenmesidir. Daha özelde hastalık, ihtiyarlık, engellilik, doğal felakete uğrama, yoksunluk içerisinde bulunma gibi sebeplerle anlam arayışı içerisinde bulunan bireylere yönelik dinî ve manevî değerler odaklı destek hizmetidir. Dünyada farklı ülkelerde bilimsel gelenek içerisinde psikoloji, ilahiyat ve psikiyatri kavşağında oldukça uzun bir akademik çalışma ve uygulama tarihine sahip olan Manevi Danışmanlık ve Rehberlik alanı adı geçen bu disiplinlerle ortak çalışarak insanın fiziksel, psikolojik ve manevi yönlerden iyi oluşu ve sağlıklı oluşuna vurgu yapan disiplinler arası bir alandır. İki cilt Türkçe ve bir de İngilizce kitaptan oluşan elinizdeki bu kapsamlı eser; dini ve manevi değerlerin zor durum ve zamanlarında insanların başa çıkma süreçlerini desteklemesini sağlayan Manevi Danışmanlık ve Rehberlik alanında hem yerel hem de uluslararası literatüre katkı sunmayı amaçlamaktadır.

Manevi Danışmanlık ve Rehberlik - Teori ve Uygulama Alanları, ed. Ali Ayten, Dem Yayınları

Okurlarımız, bu kitapta şu sorulara cevap bulacaklardır: Manevi danışmanlık ve rehberlik uygulaması, ilahiyat, psikoloji ve tıp gibi ilgili disiplinler tarafından ne kadar tanınmakta ve nasıl algılanmaktadır? Manevi danışmanlık ve rehberlik uygulamalarının içeriği nasıl olmalıdır? Kapsamı ve sınırları nelerdir? Karşılaşılan sorunlar, eksiklikler ve hastanelerdeki kabul durumu nedir? Hasta, hastane çalışanları ve hasta yakınlarının manevi danışmanlığa yönelik tutumları nasıldır? Yakınlarını kaybedenlere, engellilere, özel gereksinimli çocukların ebeveynlerine, yaşlılara ve yaşlılara bakım verenlere, ergenlik problemleriyle mücadele edenlere başa çıkma süreçlerinde manevi danışmanlık ve rehberliğin katkısı ne olabilir? Cinsel sorunların ve cinsel kimlikle ilgili meselelerin anlaşılmasında manevi danışmanlık ve rehberliğin ne tür katkıları olabilir? Manevi danışmanlığın farklı alanlarda uygulamasına yönelik hangi modeller geliştirilebilir?.

İlhami Atalay Çizgisi, derl. Cemal Toy, İstanbul Tasarım Yayınları

lhami Atalay sanat yaşamı boyunca akademik çizimlerden kaçınmış ve ruhu olan çizgilerle eser üretmiştir. Resme başlayan kişi, bir ustanın baktığı açı ve perspektiften yararlanırsa daha kolay netice alabilir. Kitabın içerisinde sanat eğitimine yeni başlayanlar için; obje çizimleri, nesneler, tabiat gözlemleri, tarihi seri, portre, toplumsal dinamizm, Anadolu'daki yaşam üzerine gözlemler, renkli fonlarla hazırlanmış yüzeyler üzerine çalışılmış desenler, İstanbul ve Anadolu şehirlerinden manzaralar çizginin farklı değerlerde kullanımıyla pastel boya ve mürekkep teknikleriyle pek çok farklı yaklaşımlar görülmektedir. Daha öğrenciliğinden itibaren pek çok desen ödülünü kazanan Ressam İlhami Atalay'ın 50 yıldan beri süren çalışmalarından oluşan binlerce desen arasından en güzelleri bu kitaba alınmıştır. Kitaptaki pek çok eserin orijinali yurtdışındaki koleksiyonerlerde bulunmaktadır.

Serap Ekizler Sönmez, Mimar Sinan Cami Minberlerinde Beşgen Geometrik Desenler, İstanbul Tasarım Yayınları

Mimar Sinan camilerinde bulunan minberler üzerindeki beşgen esasına dayanan geometrik desenlerin analiz metotlarını içeren bu kitap, bizleri, beşgenlerin dinamik dünyasına götürmektedir. Alanın tek olan bu çalışma, beşgenlerin genel özellikleri ile başlayıp, penrose kaplamaları, kuasi kristaller ile devam ederek, nihayetinde Mimar Sinan'ın camilerinde sistemli bir biçimde uygulanmış olan dönel simetrili beşgen tasarımların analizlerine ulaşmaktadır. Desenlerin aslında nasıl bir matematiksel dayanağı olduğuna dair farkındalık oluşturan kitabımız, bunu, derin matematiğe girmeden herkesin anlayabileceği bir biçimde ortaya koymaktadır.

Serap Ekizler Sönmez, Geometrik Desenler Boyama Kitabı, İstanbul Tasarım Yayınları

İslâm sanatında birçok alanda uygulanmış olan geometrik kompozisyonlardan hareketle hazırlanmış ve ağırlıklı olarak özgün tasarımları içeren bu çalışma, sadece boyama kitabı olmakla kalmayıp aynı zamanda bu geometrik desenlerin nasıl bir prensiple üretildiğini anlama kitabıdır. Kitapta her altıgen ve kare tabanlı birim hücre bu hâliyle gösterilip sonrasında bu birim hücrelerin yan yana veya alt alta dizilimi ile yani öteleme simetrisiyle sonsuza yayılmış hâline yer verilmiştir. Eğlenceli bir biçimde desenlerin kurgu mantıklarının anlaşılmasını sağlamak amacıyla hazırlanan çalışmamızın tüm geometri severler için faydalı olacağını umuyoruz.

Serap Ekizler Sönmez, Sihirli Üçgenler Çizim ve Boyama Kitabı, İstanbul Tasarım Yayınları

En küçük kapalı form olan eşkenar üçgenler, egometri ve sanatın zengin birlikteliği ile bizlere adeta “sihirli” bir dünya sunmaktadır. Elinizdeki çalışma ile sizleri de bu sihirli dünyaya davet ediyoruz. İslâm sanatında üçgen formlardan yola çıkarak oluşturulmuş desenlerin yanında, yeni tasarımlara da imkân sunan kitaptan faydalanarak sizler de kendi tasarımlarınızı oluşturup boyayabilirsiniz.

Mehtap Şenkaya, Fatih Sultan Mehmed, Ensar Çocuk Yayınları

Mehmed, çok zeki, çok güzel ve hareketli bir çocuktu. Fatih Sultan Mehmed'i "Fatih" yapan neydi? Karıncalar gibi çalışkan ve sabırlı mıydı? "İnsan ancak çalıştığı zaman kazanır." Mevlana'nın bu sözü ile sizce ne demek istenmiş? İşte Fatih Sultan Mehmed'in o şaşırtan hikayesi..

Mehtap Şenkaya, Hezarfen, Ensar Çocuk Yayınları

Hezarfen, 17. yy. Osmanlı Devleti’nde yaşamış bir bilim adamıdır. Azimli ve sabırlı bir çalışma sonucunda kanat imal ederek, bizzat kendisi, Galata Kulesi’nden Üsküdar kıyısına uçmayı başarmıştır. Bu kitapta, Hezarfen’in bu başarısı, “Sabırlı Olmak” prensibini öne çıkaracak şekilde çocuklarımız için örnek teşkil edecek bir hikâyeye dönüştürülmüştür.

Mehtap Şenkaya, Süper Karınca Matematik Öğreniyor 1 - 2 , Ensar Çocuk Yayınları

Çocuklarımızın en önemli zihinsel becerilerini kazanması için hazırlanan Süper Karınca Matematik Öğreniyor serisi kitaplarımız, eğlenceli, etkili bir şekilde çocuğunuzu başarıya ulaştıracak önemli bir öğrenme kaynağı olacaktır. Kitaplarımızda, erken çocukluk dönemindeki çocuklarımız, temel matematik becerilerini günlük yaşamda karşılaşabilecekleri somut örneklerle öğrenebilecekleri şekilde desteklenmektedir.

Charles Dickens, İki Şehrin Hikayesi, Gülhane Yayınları

“İş bittiği zaman, ikisi de cinayet işlemişler gibi suçlu gözlerle birbirlerine bakıyorlardı... İşte, Paris bir ihtilâle hazırlanırken, Londra‘da da bunlar oluyordu. Gelecek günler, bu aileye neler hazırlıyordu acaba?” Sevgi ve merhamet, insanı insan yapan değerlerdir. İnsanı insanlıktan çıkaran şiddet ve intikam ile hiçbir sorun çözülemediği gibi insanlık onuru için gerekli mücadele verilmelidir.”

Dede Korkut Hikayelerinden Seçmeler, Gülhane Yayınları

“Gâfil olma, kara başım kaldır, yiğit! Ala çekik, güzel gözlerini aç, yiğit! Arkandan ak ellerin bağlanmadan, Ak alnın kara yere tepilmeden, Habersizce görklü başın kesilmeden, Alca kanın yeryüzüne dökülmeden, Yağı geldi, düşman erdi, Ne yatarsın, kalksana, yiğit!”

Filibeli Ahmed Hilmi, Amak-ı Hayal, Gülhane Yayınları

A’mak-ı Hayal (Hayal Derinlikleri)’de Ahmet Hilmi Bey, roman kahramanı Raci’nin kişiliğinde, felsefenin insanı gerçek mutluluğa ulaştıramayacağını kanıtlamak istemiştir. O’nun için gerçek mutluluk, Allah’a varmak ve evrenin mutlak yaratıcı ile birliğini kabul etmektir. Bu bakımdan yaratıcının yarattığı her ne varsa onunla eşit ve aynı olduğu “Vahdet-i vücut” felsefesini kanıtlamaya çalışmıştır.

Franz Kafka, Dönüşüm, Gülhane Yayınları

“Gregor Samsa, bir sabah huzursuz rüyalar gördüğü uykusundan uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş halde buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtı üzerinde yatıyordu. Başını biraz yukarı kaldırdığında, kubbemsi, kahverengi, boğum boğum ve yassı karnını gördü. Yorganı neredeyse üzerinden tamamen kaymak üzereydi. Vücuduna oranla acınacak kadar ince görünen bir sürü ince ve cılız bacak, gözlerinin önünde çaresizce titreşiyordu.”

Fyodor Dostoyevski, Yeraltından Notlar, Gülhane Yayınları

“Bu notlar ve bunların yazarı besbelli hayal ürünüdür. Bununla birlikte, toplumumuzun durumunu, yapısını göz önüne alacak olursak, bu notların yazarı gibi kişilerin aramızda bulunmasının yalnızca mümkün değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu kabul ederiz. Benim bütün isteğim, pek yakın bir zaman öncesinin tiplerinden birini herkesin gözleri önüne daha açık olarak sermektir. Bu tip, henüz tükenmemiş kuşağın bir temsilcisidir. “Yeraltı” adını verdiğimiz bölümde bu kişi kendisini, düşüncelerini açıklamakta; sanki bununla toplumumuzda niçin bulunduğunu, bulunmasının neden kaçınılmaz olduğunu söylemek istemektedir.”

Mevlana Celaleddin-i Rumi, Rubailer, Gülhane Yayınları

Hz. Mevlânâ gibi büyük bir mutasavvıfın, bir mütefekkirin, hassas, heyecanlı ve coşkun bir şairin dört mısralık küçük bir nazım şekli olan “Rubâî” içine, hislerini, fikirlerini sığdırması, insanı hayretlere düşürür. Gerçekten de bu hâl, büyük bir denizin küçük bir havuza sığdırılmasına benzer. Duyguların ve düşüncelerin teksif edilerek bir komprime hâline getirilmesi her şairin yapamayacağı bir şeydir. Bu sebepledir ki, bütün dikkatimizi toplayarak onun rubâîleri üzerine hakkıyla eğilir ve Mevlânâ’nın dilinden anlarsak, o mübarek velinin duyguları ve düşünceleriyle aşinalığımız varsa, onun tek bir rubâîsinden bir kitap çıkarabiliriz.

Namık Kemal, Zavallı Çocuk, Gülhane Yayınları

Zavallı Çocuk, Namık Kemal’in devrinde çok ses getiren çok önemli bir tiyatro eseridir. Oyundaki başlıca kişiler, on dokuz yaşında bir tıp öğrencisi olan Ata Bey, onun sevgilisi on dört yaşında Şefika Hanım, kızın babası Halil Bey, annesi Tahire Hanım’dır. Oyunun konusu ise kendisinden yaşlı biriyle evlendirildiği için sevdiği adama kavuşamayan Şefika’nın ve sevgilisi Ata’nın acıklı ölümleridir.

Ensar Yayın Grubu Diğer Kitapları

ve Tekrar Baskılar

Süleyman Mollaibrahimoğlu, Yazma Eserler Terminolojisi, Ensar Yayınları

Şakir Gözütok, Kadınlara da Farzdır, Ensar Yayınları

Ahmet Türkben, İmanın Güneş Yüzlü Çocukları, Ensar Yayınları

Ahmet Türkben, İmanın Güneş Yüzlü Öncüleri, Ensar Yayınları

Yavuz Bahadıroğlu, II. Abdülhamid Han, Ensar Yayınları

Yavuz Bahadıroğlu, Çanakkale, Ensar Yayınları

Murteza Bedir, Fıkıh Mezhep Sünnet - Hanefi Fıkıh Teorisinde Peygamber'in Otoritesi, Dem Yayınları

Antoine de Saint Exupery, Küçük Prens, Gülhane Yayınları

Yusuf Yıldırım, Karaman Milli Bankası, Anı Bisküvi Kültür Yayınları

Hasanali Yıldırım, Terzyüz, Pınar Yayınları

İnsanı tanımak, âlemi tanımanın ilk basamağıydı bir zamanlar. Âlemi suğra,insan... Niçin mühim âlemi tanımak? Oradan tekrar insana dönmek,insanın yüceliğini müşahede edebilmek için. İnsanı tanımak, biraz da kime benzeyeceğini seçmek demek. Şimdilerde insanı tanımak, kurdu tanımak demek;insanın kurdunu.Toplam on altı portre yazısını bir araya getiren bu kitap, eleştiri(!) diye günümüz okurunun önüne sürülen al gülüm-ver gülüm bir güzelleme değil,handiyse modern bir hiciv; acıklı bir güldürü. Siyaset, sanat ve medya camiasından çoğu popüler ve bir vakitler ‘piyasa’ yapan isimlerin ağırlandığı bu sahte kahramanlar resmi geçidinde eskimeyen karakterler de var. Peki,o mahut persona düşürüldü mü? Kiminde evet, kiminde kısmen. Ne de olsa insan olmak eski devirlere mahsus. Şimdilerdeyse öyle görünmek kâfi. Devir imaj devri. Ne ki insan en çok tanıdıklarının mahsulü. Ve tanıdığını sandıklarının. Ve son bir söz: Yeryüzünden gittiğimiz ânda kimseyi tanımayız.

KAYNAK: Dünya Bizim



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş