Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


13:51, 20 Eylül 2017 Çarşamba
Güncelleme: 12:41, 07 Eylül 2017 Perşembe

  • Paylaş
Şerif Mardin köklü bir aileden geliyordu
Şerif Mardin köklü bir aileden geliyordu

Mardin ailesi Türkiye’nin en tanınmış kişilerinden oluştuğu gibi, her biri kendi alanında efsane olmuş başarılara sahipler.

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

6 Eylül tarihinde İstanbul'da vefat eden Porf. Dr. Şerif Mardin aralarında kim yok ki dedirtecek köklü bir aileye mensuptu. Halil Şerif Paşa, Ahmet Cevdet Paşa, Necmettin Molla, Ebulula Mardin, Betül Mardin, Arif Mardin.Yetişmesi için bütün şartlar hazırdı. Şerif Mardin bu şartları iyi kullananlardandı.

Araştırmacı-yazar Müfid Yüksel taziye ilanında Şerif Mardin'i şöyle tanımladı: "Eski Mardin müftüsü Ulemay-ı Benamdan Şirinzade Merhum Şeyh Ömer Efendi'nin ahfadından, eski Musul Naibi ve Nakibu'l-Eşrafı, İhya Şarihi, Fatih Camii Haziresinde medfun, Allame merhum Şeyh Yusuf Sıdkı El-Mardini'nin torunu.

Aileyi anlamadan Mardin’i anlamak hemen hemen imkansız. Mardin ailesi Türkiye’nin en tanınmış kişiliklerinden oluştuğu gibi, her biri kendi alanında efsane olmuş başarılara sahipler.

MARDİN SOYADI NEREDEN GELİYOR?

Soyları Hazreti Muhammed (SAV)’e kadar uzanıyordu, yani "Seyyid" idiler ve Hazreti Muhammed’in Kerbelá’da şehid edilen torunu Hazreti Hüseyin’in soyundan gelen Seyyid Hüseyin el Azrak’tan geliyorlardı.

Hüseyin el Azrak, Selçuklu İmparatorluğu zamanında ailesiyle beraber Medine’den ayrılıp Mardin’e yerleşecek, oğullarından birini Artuklu hükümdarının kızıyla evlendirecek ve Mardin ile Irak taraflarının önde gelen din álimleri, bu tarihten itibaren artık bu aileden çıkacaktı.

Aradan yine asırlar geçti ve Seyyid Hüseyin el Azrak’ın on üçüncü, Hazreti Hüseyin’in de 26. göbekten torunu olan 1816 doğumlu Yusuf Sıdkı Efendi, Mardin’den İstanbul’a göçetti ve zamanla dönemin şeyhülislamdan sonra gelen en yüksek dini görevi olan Anadolu Kazaskerliği’ne getirildi. Yine o zamana kadar "El Azrak" olan ailenin ismi, İstanbul’a gelişlerinden sonra "Mardini" oldu ve bu isim, zamanımızda "Mardin" halini aldı.

BETÜL MARDİN

Ailenin Türkiye’de “en” tanınmış ferdi kuşkusuz Betül Mardin. Betül Mardin’in annesi Fatma Fahire hanım, Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmettin Molla’nın kızı. İnanılmaz derecede aristokrat bir ailede büyüyor Betül hanım. O kadar ki evde aynı anda Arapça, Farsça, İngilizce, Fransızca ve Almanca konuşuluyor. Üçüncü çocuk olan Arif Mardin, ablasının ölümünden sonra yaşadığı psikolojik sarsıntıyı atlatmak için piyano ister. Böylece yıllar sonra dünya müziğinin Oscar’ı sayılan Grammy Ödülleri’ni toplayacak denli ünlü ve başarılı bir müzisyenin doğuşu başlar. (Arif Mardin, Washington eski Büyükelçisi Münir Ertegün’ün oğlu ve meşhur Atlantic Records’un sahibi Ahmet Ertegün’ün iş ortağıydı.)

EBUL'ULA MARDİN

Aile büyüklerinden muhakkak anılası Ebul’ula Mardin’de Türk hukuk tarihinin en önemli isimlerinden. Ebül'ula Mardin Medeni hukuk ordinaryüs profesörü (İşkodra Arnavutluk'ta) 1881'de doğdu İstanbul 1957 öldü.

Hocanın meslek hayatını kendi ağzından kısaca ifade etmek gerekirse: “1881 yılı Ramazan ayının 12. gününe tesadüf eden Ağustos’un 9. günü, babam Mardini zade Yusuf Sıtkı Efendi’nin memur olarak bulunduğu İşkodra’da doğdum… 16 Ağustos 1903’te hukuktan birincilikle ve pekiyi dereceyle mezun oldum… Daha ondokuz yaşındayken 24 Ağustos 1900’de Temyiz Mahkemesi’nde katiplikle adliye mesleğine ve devlet hizmetine girdim. Hukuku bitirdikten sonra İstanbul Bidayet, Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri üyeliklerinde bulundum. …1909’da İstanbul Hukuk Mektebi’nde öğretim üyeliğine başladım. Osmanlı Mebuslar Meclisinde 1914-1919 arasında Niğde, 1921’de Mardin milletvekili oldum…Daha sonra Meşihat (Şeyhülislamlık Makamı) Müsteşarlığına atandım. 1923’de İstanbul Barosuna kaydoldum. 27 Ekim 1910’dan başlayarak İstanbul Üniversitesi’nde Medeni Hukuk ve Toprak Hukuku okutmak suretiyle tam 52 yıl devlet hizmetinde bulundum...” 

Ebül’ula hoca 13 ocak 1957’de vefat ediyor ve Chopin’in cenaze marşı ile ağır ağır ve devasa bir kalabalık ile birlikte önce Nişantaşı’ndan Bayezid Camiine ve Üniversiteye, oradan Sirkeci’ye ve Üsküdar iskelesinden Karacaahmed’deki ebedi istiharatgahına götülürüyor. Hocayı ziyaret edip bir Fatiha okumak isteyenler Karacaahmed’de Küçük Selimiyye Camii karşısında aile haziresi içindeki mezarına gidebilirler.

Şerif Mardin nasıl bir aile çevresinden geliyordu? 

Halil Şerif Paşa, 1832 yılında Kahire’de doğdu. Babası, bu Osmanlı kentinin hükümdarı Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın sağ kolu Mehmet Şerif Paşa’ydı.

Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Osmanlı’nın en yenilikçi devlet adamlarından biriydi; Fransa’dan getirdiği uzmanlar sayesinde birçok yeniliğe imza attı. Halil Şerif ilköğrenimini bu modern atılımlarının etkisiyle Fransız okullarında yaptı. 1855’te Paris’teki Exposition Universelle’deki Mısır sergisinin sorumluluğunu yaptı.

23 yaşında gözünün hastalığı nedeniyle gittiği Paris’te yaşamını değiştirdi. O tarihlerde Paris’te olan devrin Sadrazamı Ali Paşa’ya acilen bir metnin çevirisi gerekiyordu. Sefarettekiler kısa sürede çeviriyi yapacak eğitimden yoksundular; tercüman arandı ve Halil Şerif bulundu. Halil Şerif çeviriyi hemen yaptı. Sadrazam, Halil Şerif’in Fransızcasını çok beğendi. "Gel seni sefir yapalım" dedi.

Halil Şerif, Nisan 1856 ile Mart 1861 yılları arasında Atina elçiliğinde kátip oldu. Bu arada Kırım Savaşı sonrasında yapılan Paris Kongresi antlaşmasında görev yaptı. Bu görevleri sırasında resim almayı hep sürdürdü. Eylül 1861-Ocak 1864’te Petersburg’da "orta elçi" olarak görev yaptı. Çar II. Aleksander’la dostluğuna rağmen, Paris’i çok özlediği için görevinden ayrıldı.

Halil Şerif Paşa, kızı Leyla Şerife ile Viyana’ya gitti. Eylül 1872’ye kadar Viyana büyükelçiliği yaptı.

Daha sonra 5 ay; Eylül 1872-Mart 1873 tarihleri arasında Hariciye Nazırlığı (Dışişleri Bakanlığı) görevinde bulundu. Meşrutiyet taraftarıydı. Namık Kemal gibi Jöntürkler’e maddi yardımlarda bulundu. 1876 yılında da beş ay Adliye Nazırlığı (Adalet Bakanlığı) yaptı. Bir yıl sonra bu kez Paris’e "büyükelçi" unvanıyla gitti. Ancak Paris’teki görevi uzun sürmedi. Eylül 1877’de görevden alındı.

Halil Şerif Paşa’nın kızı Leyla Şerife, Kahire’de yaşıyordu. Babasının İstanbul’daki malları için dava açtı. Davaya bakan hukukçu Muhammed Arif Mardin’di. Hukuk sohbetleri evlilikle sonuçlandı. Evlilikten 4 çocuk meydana geldi. Fatma, Muhittin, Şemsettin ve Yahya. Bu çocuklardan Muhittin, Necmettin Molla’nın kızı Fahire ile evlendi ve yukarıda kısa öykülerini anlattığımız Leyla, Betül ve Arif Mardin dünyaya geldiler

Diğer bir çocuk Şemsettin (Büyükelçi Şemsettin Mardin) ise Ahmet Cevdet Paşa’nın kızı Reya ile evlenir ve bu beraberlikten de-1927 yılında-dünyaya Şerif Mardin gelir.

ahmet cevdet paşa

Şerif Mardin'in dedesi Ahmet Cevdet Paşa Osmanlı Devleti’nin son yıllarına doğru yetişmiş olan tanınmış devlet adamı, hukukçu ve tarihçidir. En önemli eserleri arasında Mecelle, 12 ciltlik Tarih-i Cevdet, dönemin siyasi olaylarını kaleme aldığı Tezakir-i Cevdet ve Türkçe yazılmış ilk dil bilgisi kitabı olan Kavâ’id-i Osmâniyye sayılabilir

Mardin'in bir dönem Said-i Nursi üzerinde çalışma yapması onun bazı çevreler nezdinde eleştirilmesine sebep olmuştur. Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Genel Kurulu, tam üç kez Prof. Mardin’in üyeliğe alınmasını çoğunlukla reddetmiştir. Gerekçenin ise , Prof. Mardin’in genel olarak din sosyolojisi, özel olarak da Bediüzzaman Said Nursi üzerine yaptığı çalışmalar olduğu ileri sürülmüştür.

 

1970'ler - Ziya Gökalp'in fikirlerinin tartışıldığı bir panelin konuşmacıları.
Sağdan sola; Şerif Mardin, Mehmet Kaplan, Tarık Zafer Tunaya.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş