Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


14:55, 20 Kasım 2017 Pazartesi
11:49, 06 Kasım 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Kitaba, çaya ve devrime inanan bir YOLCU
Kitaba, çaya ve devrime inanan bir YOLCU

Yolcu dergisinin idarehanesine ziyarete giden Ferihanur Tekin hanımın dergi ve yayın yönetmeni ile ilgili kaleme aldığı yazı

KİTABA, ÇAYA VE DEVRİME İNANAN BİR YOLCU

Bildiğiniz dergi: Yolcu Dergisi. 85 sayı dile kolay. 15 yıl boyunca Anadolu’dan ses vermiş ve merkezin sınırlarını zorlamış böyle bir dergi var mıdır bilemiyorum. Kendilerini söz dergisi olarak adlandırıyorlar. Sözün ve kalemin kavliyle bir yürüyüş bizimkisi, diyor Ömer idris Akdin.

Kendisi dergi yayınlandığından beri yayın yönetmeni. İlk zamanlar Ferhat Kalender adıyla bilinirdi. Sanırım, diyor ilk kez size söylüyorum bu sırrı.  Yolcu genelde Seyir Defteri başlığı ile derginin girişinde ortaya koyduğu ve her sayısı manifesto gibi olan yazıları ile bilinir. İşte bu yazıların sahibi kendisi. Neden böyle, diyorum. Çünkü diyor, okur, gerçekten bir emeği elinde tuttuğunu bilmeli ve ona göre hiza almalı.

Sözü söyle ya da oku ve yan gel yat  değil işimiz. Sözü duy; kalben ve aklen hizaya geç. Tasarımını da kendisi yapıyor. Evinin altında küçük bir ofisi var. Kütüphanesi ve bilgisayarı. Hepsi bu mu, diyorum. Evet diyor, Yolcu Dergisi’ni var eden doğal şartlar bu. Ön tarafında küçük bir bahçesi bile var ofisi. Toplamı diyor Akdin, Yolcu Dergisi’nin yayın üssü. Buna bahçedeki incir ağacı, üzüm asması ve domates-biber de dahil. Ama diyor deminde bir çay her zaman iyi gelir. Ve ekliyor; biliyorsunuz, kitaba, çaya ve devrime hala inanmaya devam edenlerin dergisi bu.

Peki buraya seni getiren nedir, derseniz. Derginin 85. Sayısının girişinde Seyir Defteri bölümünde yer alan aşağıdaki yazıdır, derim. Sağlıcakla okuyun.

QUO VADİS?

Ömer İdris Akdin*

Herkes alışacak. Hepiniz alışacaksınız. Gençliğinizde idealize ettiğiniz her şeyin nasıl da dönüştürüldüğünü, basitleştirilerek piyasaya uygun hale getirildiğini göreceksiniz. Doğu'nun Yedinci Oğlu'nun artık Batı'ya gitmesine gerek yok. Her şey burada, bu toprakların üzerinde olup bitecek. Diğer hiç bir oğul Batı ile kendini denemeyecek. Burada söndürecekler  kandilinizi. En kutsal neye tutunmuşsanız, o kutsal üzerinden vurulacaksınız. Sizden sonra gelenler size hayretler içinde bakacak, kızacak hatta umutları kırılacak ama siz onlara dönüp şöyle diyeceksiniz; biz de bir zamanlar sizin gibiydik, gökyüzünde güneşe, yeryüzünde toprağa yanı başımızda kavline tutunduğumuz yare sözler verip aydınlık bir gelecek umut ediyorduk. Döndük dolaştık, her şeyi dönüştürüp bulaştırdık bu vakıaya intibak ettik.

ömer idris

Şimdi rengarenk insanlarsınız. Nerede bir haksızlık görseniz içiniz ürperir, elinizle, olmazsa dilinizle, olmazsa son raddede kalbinizle karşı koyarsınız. Peygamber sevgilisi Mus'ab'ın harp meydanlarında salına salına cenk edişinin, Ali'nin Hayber önündeki heybetinin damarlarınızda dolaştırdığı kanın farkına bile varmazsınız. Öylesine doğal, öylesine adanmışsınız. Zeyneb'in zulüm karşısındaki duruşunu, Meryem'in ulu masumiyetini, Hatice'nin adanmış mahremiyetini gönüllerinizde gezdirir durursunuz. Kitaptan kitaba seker ruhunuz. Su gibi ekmek gibi tutunursunuz sayfalarına.  Gece sabahlara kadar puslu bir lambanın altında vuruşturup düşüncelerinizi, yine de seherin er vaktine dingin çıkarsınız. Boğazınızda düğümlenen kelimeleri ilk karşılaştığınızla paylaşmak,  ona tebliğ etmek ve yine ona içinizdeki cenneti açmak dilersiniz. Dünyanın neresinde olursu olsun bir mazlum çığlığı ile ürperen kalpleriniz meydanlara ateşli sloganlar olarak düşer. Oradan oraya bir bayrak gibi akarak özgürlüğün soluğunu taşırsınız. Kenarı yanık bir mektubu bekler gibi beklersiniz sevdiğinizi. Sevgilim, dersiniz, sevgilim başını bağlayıp düş ardıma/düş ardıma... Seninle biraz daha yaklaştım muradıma.

Şimdi iyisiniz. Çok iyisiniz. Yerinde durmaz, çakmak çakmak gözleriniz, kınından çekilmiş kılıç gibi sözleriniz... Dava deyince durulan öz suyunuz. Şehirle kendini sınayan, varoşlarından başlayarak nerede bir kötü, art niyet, olmaz işler... yakacak kadar ateşi içinde taşıyan gönüldaşlığınız. Hepsini bitirecekler. Külünüzü göklere savurup sizden kalanlara nostalgia deyip gülüp geçecekler. Önünüzde yürüyenlerin nasıl çarpıldığını, eridiğini ve sonunda geçirmiş oldukları evrimle tanınmaz hale geldiğini hayretler içinde göreceksiniz. Bir türlü anlayamayacaksınız, anlamak, nasıl olduğunu bilmek için onların kemaline ermeniz gerekecek. Ve bunu çok iyi bildiklerinden dolayı dönüp hin bir bakış atacaklar size. İşte orada gömüleceksiniz. Kaçıp da sığınacağımız her şey tuzla buz olacak. Toz bulutlarını tekmeleyeceksiniz. Hırsınız omuzlarınızı hareketsiz bırakacak ve sonunda uysallaşmış bir Kızılderili atı gibi etrafınızı kuşatan müptezelliğe yelelerinizi sallayacaksınız. 

Önce gözlerinizi değiştirecekler. Artık onların gösterdiği yere bakmak zorundasınız. Onların tatlarını ile dünyayı anlayacaksınız. Onların akılları çelen simülasyonuna teslim olacaksınız. En kutsal gördüğünüz ne varsa kaf dağında sizi bekliyor olacak yine de. Ancak ona hiç bir zaman ulaşamayacaksınız. Öylesine bir yola koyulacaksınız ki gittiğiniz yere ulaşmak için içinizde taşıdığınız sır, sır olmaktan çıkıp piyasa malı olacak. Bu teslim alınmışlıkla önünüze her şeyin en iyisi serilecek. Öylesine nimetler içine düşeceksiniz ki, nimet olarak helal kazanç veya kanaat gibi erdemleri arkaik zamanlar gardolabına asmak zorunda kalacaksınız. Sonra benliğinizle oynayacaklar. Kodlarınız değiştirilip egonuzun tatmin edildiği müthiş bir dünyaya düşeceksiniz. Sevdiğinizin gözyaşına tutunup ulaşacağınız bir murat kalmayacak. Neyi istiyorsanız hazır, steril ve arzularınıza uygun biçimde önünüze serilecek. Tadın dünya nimetlerini. Tadın cennet de cehennem de bu dünyada. Haydi cennetin nimetleri ile sarhoş olun. Kırbaçladıkları hırslarınızı tatmin edeceğiniz alanlar bahşedilecek size. Gidin ve isteğiniz gibi oyalanın. Özgürlük sonsuza kadar biçemlenmiş özgürlük!

Sonra dönüp bohem bakışlarla geçmişinizdeki sizi inceleyeceksiniz. Yalanlarına fit olduğunuz bir yaşamı anlamlı kılmanın da reçetesi bahşedilecek size. İçinizde tâ derinlerde üzeri küllendirilmiş  son közleri de söndürüp sizi tamamen insansızlaştırılmak için son raund bu. Burada düşerseniz artık mutlu çoğunluğun sorunsuz bireyi olacaksınız. Sizden inşa edecekleri birey açısından artık insan olmanın bir önemi ve hükmü kalmayacak. Mütedeyyin-muhafazakar bir birey olarak kazandığınız bu yeni kimlik size dünya vatandaşı kapılarını açacak. Çevrenizde olup bitenleri değerlendirirken elinize verilecek intibak ölçüsü de zaten 'birey' kimliğine yüklenmiş durumda. Meydana gelen bu kadar haksızlığa, zulme, çaresizliğe yok ettikleri vicdanınız açısından değil de etik olarak bakıp geçeceksiniz. Yemek masanızdaki zeytin çekirdeği kadar gündeminizi oluşturmayacak hiç bir şey. Adaletsizlik diye bir gündeminiz olmayacak çünkü sizi içinde var ettikleri şey bu. Sonra diyeceksiniz ki bu coğrafyada neler oluyor? Desem size inanır mısınız: Siz olmadığınız için, siz  sizi kaybettiğiniz, siz sizi terk ettiğiniz, siz sizi dikkate almadığınız için bunlar oluyor.

*Kısaca Ömer İdris Akdin,

Yolcu ve Kent Kültürü Dergilerinin Genel Yayın Yönetmeni. 
Kısa adı SİYAH olan Samsun İnsani Yardım Hareketi'ni kurdu ve 4 yıl başkanlığını yürüttü.  Siyah Hareketi halen  İHH-İnsani yardım Vakfı'nın partneri olarak çalışmaktadır.

Yakın zamana kadar deneme ve öykü türü kitaplarını Ferhat Kalender adıyla yayınladı. Bunlar:  Morgun Son Delikanlısı, Yol ve Kavil  ve Kara Yazılar.

Ömer İdris Akdin adıyla ise; Gerisi Hikaye (Öykü),  Herkes Değilsin(Öykü),  Hasar Tespiti(Deneme) kitap çalışmaları bulunmakta olup;

Yurtdışındaki çektiği fotoğraflardan oluşan “Yaşamın Kıyısında İnsan” başlıklı fotoğraf sergisi açan Akdin;
Tarihte Ermeniler ve Pontus Meselesi-Araştırma  *Gelişim Sürecinde Türkiye ve Avrupa Birliği-Araştırma *Mülakat-Yaşayan Edebiyat bağlamında editoryal çalışmalar yaptı.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş