“Sevakin” Mercan Adası (30 yıllık hatıralar) | Kültür Sanat | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


17:07, 19 Haziran 2018 Salı
10:12, 17 Şubat 2018 Cumartesi

  • Paylaş
“Sevakin” Mercan Adası (30 yıllık hatıralar)
“Sevakin” Mercan Adası  (30 yıllık hatıralar)

Osman Şahin, 30 yıl öncesi Kızıldeniz sahilindeki Sevakin Adasını ziyareti çerçevesinde Sudan’daki Türk eserlerini anlattı

Osman Şahin / Dünya Bülteni

Sudan’ın bir zamanlar  ismi “Birinci Dönem Türkiyesi”, “Mısır Dönemi Türkiyesi”, Britanya Dönemi Türkiyesi” ve “Eski Türkiye”  olarak zikredilmektedir. Bu isimler Mısır Valileri tarafından verilmiştir.

Kaynak: http://www.tasam.org/tr-TR/Icerik/770/sudan_cumhuriyeti_cumhuriyetus-sûdân Ayrıca https://ar.wikipedia.org/wikiالسابقةالتركية  sitesinin okunan kısmında  : “Eski Türkiye” ismi  Mısır Osmanlılarının (182 -1885) tarihlerindeki Sudan’a hakimiyetleri olarak bilinir”  ifadesi yer almaktadır.

(للسودان العثماني المصري الحكم  فترة  به عرفت الذي الاسم السابقة التركية) 

Bu yazımızda 30 yıl öncesi Kızıldeniz sahilindeki Sevakin Adasını ziyaretim çerçevesinde Sudan’daki Türk eserlerini anlatacağım. Sevakin ismi Arapça’da, “Sakinler yani oturanlar” anlamına gelmektedir. Sudanlılar tarafından  bu mercan adası “Suvakin” olarak da telaffuz edilmektedir. Ada bir zamanlar Sudan-Etiyopya  eyaletine başkentlik yapmıştı. 

1986-1989 yıllarında görev icabı bulunduğum Sudan’da hiç Türk yoktu. Pazarda birisini Türklere benzetmiştim, sorduğumda “Ermeniyim” demişti. Bize benzeyen bir başkası da “Yunan” olduğunu söylemişti. Anladım ki Sudandan yıllarca uzak kalmışız. Celal Bayar’ın Mısır Ticaret Bakanı'na dedikleri meğer doğru imiş. “Araplara kapıları kapattık” demişti. Velev ki “Eski Türkiye”nin devamı olan bir ülke de olsa  kapılar kapatılmış. Oysa Yunanlıların Sudan’da yıllardır fabrikaları, otelleri, kulüpleri vardı. Bizim ticari ilişkilerimiz ise Merhum Turgut Özal zamanından geriye gitmemektedir. Bugün Afrika’ya açılım politikası bağlamında yaklaşık 4500 vatandaşımız Sudan’daki çeşitli sektörlerde çalışmaktadır. Hükümetimizin de bu politikayı özenle sürdürmesi her iki toplum tarafından takdirle karşılanmaktadır. 

Hartum’da bulunduğum sırada, bir gün bir balıkçı teknesine Port Sudan mahkemesi tarafından el konulduğu haberi geldi.  Sahibi macera tutkunu bir Karadenizli. Tekneyi serbest bıraktırmak için 6.4.1988 tarihinde Port Sudan’a gittim.  O bölgede bulunan Osmanlı eserleri ile Kızıldeniz'deki 400 çeşit mercan  resifleri ve diğer zenginlikleri görme ve  yöre halkından dinleme  imkanı buldum. Şöyle ki; Kızıldeniz'de 1500 çeşit balık  olduğunu ve  bu sulardaki balıkların lezzetinin dünyanın hiçbir bölgesinde bulunmadığını öğrendik. “Kızıl” ismi muhtemelen kırmızı mercan resiflerine dayanmaktadır. (Sanganeb Milli Parkındaki mercanların dünyaya iyi tanıtılması, keza uygun tesisler ve iyi bir yapılanma durumunda özellikle dalgıç turistlerin 20 bin km uzaklıktaki Avustralya'nın Queensland kıyıları yerine rotayı bu bölgeye çevirmeleri mümkündür.


Tekneyi hürriyetine kavuşturduktan sonra  Port Sudan yakınlarındaki Sevakin Adasına geçtik. Ada, savaştan çıkmış bir  kasaba görünümünde idi. 1918 tarihindeki depremde harap olmuştu. Bazı binaların çatıları çökmesine rağmen  duvarları hala ayakta idi ve mercan taşlar görünüyordu. Hatta o kadar harap imiş ki cin var diye kimse adayı gezmiyormuş. Sudanlılar ekonomik imkansızlıklar sebebiyle bu eserleri  bugüne kadar restore edemediler. (Geçen sene  restorasyon için BAE’ye teklif götürmüşler, nedense hüsnü kabul görmemiş. Bu sene Türkiye ile anlaşıldı). Hartum Hükümeti'nin buradaki Osmanlı eserlerini tekrar ihya ederek bölgeyi turizme kazandırmak istediklerini ifade ettiler.  Ancak finans kaynağı bulamıyorlardı. Sevakin’in stratejik öneminden bahsederken Port Sudan dağlarında zengin altın rezervlerinin de bulunduğunu bize naklettiler.  Bugün 266 yabancı özel firma (16’sı faal)  o bölgede altın çıkarmaktadır. Onların restorasyon talebini Hartum’daki Büyükelçiliğimize de ilettim.



Sevakin 1517 tarihinde Memlüklerden Osmanlıların eline geçti. Osmanlı Devleti tarafından atanmış yöneticilerine “Ağa” denirdi. Limanı 18. Asırda tesis edildi ve iki Osmanlı Kalesi (karakol) tarafından korundu. 1880 tarihine kadar Osmanlı Devleti'nin idaresinde kalan ada 1869 tarihinde Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla stratejik önem kazandı. Yakınında Port Sudan Limanı'nın açılmasıyla sessizliğe bürünen ıssız bir masal adası oldu ve bu ürpertici harabe görüntüleri mekan olarak  kullanmak  hiç bir film yapımcısının aklına gelmedi. 

Sudan’da ecdadımıza ait yüzlerce tarihi eser bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Hartum’un ortasında bulunan Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın yeğenlerinden Ahmet Ebu Vidan Paşa ve Musa Hamdi Paşa’ya ait  türbeler, Port Sudan yakınlarındaki Sevakin Adasının tamamı (toplam 200 cumbalı balkonlu denize nazır mesken ile hacılar için yapılmış 500 oda bulunmakta idi)  Yine Sevakin Adasındaki Şennavi Bey Konağı ve Camii, (H.1290/M.1873’de yapılmıştır), Muhammed Osman Tac es-Sir’e ait Türbe ve Camii (bu cami M.1890 tarihinde yaptırılmıştır), Ebül Feth Şazili’ye  (19. asırda vefat etmiştir) ait türbe,  Hanefi ve Şafii Camileri (birkaç kere tamirat görmüştür). 4 katlı  “Mısır Bankası”binası gibi.

Sevakin Adasındaki Osmanlı eserlerini  belirgin ve benzersiz kılan özelliği, bazı binalarının üç kata kadar yükselen duvar taşlarının mercan taşlarından yapılmış olmasıdır. 

Sudan ile ilgili bazı önemli bilgilerle kaydederek  makalemizi tamamlamak istiyorum: 

Sudan, Afrika'nın bereket kaynağı Nil nehrinin iki büyük kolunun birbirine kavuşurken karışmadığı, ülkemiz kadar verimli tarım arazilerine sahip, yüzölçümü itibariyle Türkiye'nin iki katından büyük bir ülke. Petrol rezervleri yaklaşık 1.200.000.000 varil olup, günlük 102.000 varil petrol üretilmektedir. Çoğu Kızıldenize paralel dağlarında olmak üzere ülkede  yaklaşık 150.000 ton altın rezervi bulunmaktadır. Fransız ve Rus firmalarının üretimde önde gittiği yaklaşık 266 yabancı firma tarafından her yıl  80 ton altın üretilmektedir. Yayınlanan raporlara göre Sudan'daki 266 maden sitesinde geleneksel madencilik alanında 2 milyondan fazla kişinin çalıştığını ve 149 şirketin 16'sından fazlasının sektörde faaliyet gösterdiğini kaydedilmektedir.  https://www.alaraby.co.uk/economy/ 

Sudan bir okur-yazar ülkesidir. Ömer el Beşir idareyi devralmadan önce ülke felaketin eşiğinde idi. Sık sık elektrikler kesilir ve halk okumakta olduğu kitabını parklardaki lambaların altında okurdu. Orada bulunduğum senelerde insanların kitap sevgisi dikkat çekici boyuttaydı. Öbek öbek kitap okuyan insan manzaraları aklımdan hiç çıkmamaktadır. Hartum Üniversitesi dünyada saygın bir üniversitedir. İngilizlerin verdiği eğitim kalitesini 1994 senesinde Arapça’yı da ilave ederek sürdürmektedir. 

Sudan 1989’a kadar ekonomik bir çıkmaz içerisinde idi ve ekonomisinin çoğu“Güney Sorunu”na gidiyordu. Bağımsızlık mücadelesi yıllarca Sudan’ın kalkınmasını engelledi. Güney Sudanlılar bölgelerinde bulunan petrol zenginliklerinden yararlanacaklarını zannederek Hartum idaresine baş kaldırdılar ve ayrıldılar. Ancak  ayrıldıklarına bin pişman oldular. Feleğin çarkı onların tahmin ettiği gibi dönmedi.  Olaylar Hartum’dan yana  gelişti. Sudan, yabancı yatırımcıların akınına uğradı. Hartum’da Nil Nehrine nazır camdan oteller/gökdelenler yükselmeye başladı, petrol üretimi arttırıldı (Güney Sudan ayrılmadan önce ülkede günlük 600.000 varil petrol üretilmekte idi). Keza madenleri işlettiler, ülkedeki turizm potansiyelinin dünyaya tanıtılması çalışmaları arttırıldı. Güney Sudan’da ise Chevron Oil gibi ABD petrol firmaları petrol gelirlerinin öşrünü dahi yerel halka yansıtmadılar. Bugün Güney Sudan sefalet  ve çaresizlik içinde zaman zaman iç çatışmalarla ayakta durmaya çalışan zayıf bir ülke konumundadır. 

Onarım safahatında Sevakin’de dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri tarihi eserlerin asıllarına uygun olarak restore edilmesidir. Bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın seyahati sırasında özellikle belirtmiş olması sevindiricidir. Sevakin’i nadide kılan duvarlarında mercan taşlarının kullanılmış olmasıdır.  O yüzden onarım işi görgüsüz, bilgisiz ve sanattan habersiz  sıradan müteahhitlere bırakılmamalıdır. Bu konuda kesinlikle Türk ve Sudanlı sanat tarihçisi, mimar, taş ustası, ahşap ustası uzmanlardan oluşan bir komisyondan yardım alınmalıdır. Sevakin mimarisinin inceliklerinin kaynaklardan iyi incelenmesi ve oradaki tarihin paraya feda edilmemesi lazım. Önemli başka bir husus da yapılan binaların cumbalı, ahşap oymalı ve Türk taş ve ahşap sanatını nihai güzellikte yansıtan bir hassasiyetle yansıtıyor  olmasıdır. Burada karşımıza çıkacak en büyük problem binaların yeniden mercan taşalarıyla tamamalanıp tamamlanamayacağı hususudur. 

Cumhurbaşkanımızın Sevakin Mercan Adasını ziyaretinden sonra özellikle Mısır medyasında Adanın onarımı hakkında olumsuz yayınlar yapılmaktadır. Oysa Mısır, ev sahipliği yaptığı piramitlerin yakınlarındaki Sudan topraklarında  bulunan  223 adet  Meroe ve Nuri Piramidlerini ve diğer eski medeniyetlere ait tarihi eserleri Kahire’ye gelen turistlere tanıtmayan garip bir ülkedir. Biz turizm konusunda Yunanistan ile bile işbirliği anlaşmaları yapan komşumuza da kazandıran bir ükeyiz. Mısır, Sudan’ı daima arka avlusu olarak görmekte ve sözkonusu dünyanın 8’inci harikalarını yabancı turistlerin görmeleri için ulaşım ve lojistik  destek sağlamamakta ve bu konuda Sudan ile işbirliği yapmamaktadır. Şimdi ise Türk-Sudan yakınlaşmasını eleştirmesi anlaşılır bir politika değildir. 

Son söz: Sudanlılar yıllardır Sevakin’i turizme açma gayreti içinde idiler. Bu projeyi Mısır’ın iptal ettireceğini kimse aklına getirmesin. Cumhurbaşkanımız bölgeyi bizzat ziyaret ederek bu konuda  her iki toplumun yararına olacak büyük bir projeye öncülük ederek noktayı koymuştur. Bu anlaşma her iki millet tarafından takdir toplamıştır. Sudan tarafından onaylanmıştır. Hayırlı uğurlu olsun. 

Sudanlı Şair Enver Ivaz’ın  Sevakin ile ilgili olarak kaleme aldığı Arapça mısraların tercümesi ile sözlerimi tamamlamak istiyorum: 

“Gözyaşlarımı senin için döktüm, kalemim sâkin.

  Senden ayrılma ateşi beni yaktı  ey Sevâkin

  Seni hayat boyu kalbimde saklayacağım Sevâkin

  Ebedi hatıra olarak hafızamda seni saklayacağım Sevâkin

  Yolum  sana isabet etti ey Sevâkin

  O sadık yuvayı terkettik, Âh  Sevâkin”

 



İlgili Konular Osman Şahin
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
Teşekkür
Kâni Özyer
Osman Bey Sevâkin Adası hakkındaki yazınızı büyük zevkle okudum, sâir vazife yaptığınız yerlerle ilgili hatıralarınızı da bekleriz...
17/02/2018, 16:06