Tosun Baba’ya rahmet… | Kültür Sanat | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


17:04, 19 Haziran 2018 Salı
Güncelleme: 22:19, 21 Şubat 2018 Çarşamba

  • Paylaş
Tosun Baba’ya rahmet…
Tosun Baba’ya rahmet…

İbrahim Ethem Gören, geçtiğimiz hafta ABD'de vefat eden Halvetî-Cerrahi postnişini 'Tosun Baba'ya rahmeti vesile kılarak vefayat dosyası hazırladı

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni

Geçtiğimiz hafta ABD’de vefat eden Halvetî-Cerrahî postnişini Tosun Bekir Bayraktaroğlu’na rahmeti vesile kılarak vefayat dosyası hazırladık. Dünya Bülteni camiası olarak Üstad’a rahmet; ailesine ve sevenlerine sabırlar niyaz ediyoruz.

New York Cerrahi Asitanesi’nin postnişini Tosun Baba (Tosun Bekir Bayraktaroğlu) geçtiğimiz hafta âlem-i cemâle sırlandı… Âlemi hayalden, hakikat yurduna; Hakk’a yürüdü...

Bir Ramazan gecesinde Nurettin Tekkesi’nde elini öpme bahtiyarlığına eriştiğim Tosun Baba Halvetî-Cerrahî tarikatının mânâ üstadlarından biriydi, hezarfen bir şahsiyetti, sanat, edebiyat, mimari ve insanlık ilimlerinin âlimi ve âmiliydi.

Miladi takvimin yaprakları 1926 yılını işaret ederken İstanbul’da dünyaya gelen Tosun Bekir Bayraktaroğlu 1945 yılında Robert Kolej’den mezun olur. ABD’de mimari eğitimini Londra’da sanat tarihi tahsiliyle taçlandırır. Akabinde üniversite eğitimini New Jersey’de tamamlar.

1961-1991 yılları arasında ABD'deki üniversitelerde resim, sanat tarihi ve heykel dersleri verir. Avrupa’da, Amerika’da ve Türkiye’de resim sergileri açar. 10 yıl kadar bulunduğu Fas’ta fahri konsolosluk görevini deruhte eder.

1974 yılında Karagümrük'teki Cerrahi Dergâhına intisap ederek dönemin şeyhi Muzaffer Özak'tan (ks) tasavvuf ve hikmet dersleri alır. Üstadının tavsiyesi üzerine 1970’li yılların sonunda ABD'de Cerrahi Dergâhını tesis ederek, biiznillah yüzlerce kişinin ihtida etmesine vesile olur.

Tosun Baba, profesyonel ressamdır, Avrupa’nın önemli kültür ve sanat merkezlerinde açtığı sergilerle sanatından söz ettir. Vakıf ve vâkıf bir şahsiyettir, mütemadiyen veren el olur, dünyanın muhtelif coğrafyalarındaki mazlumlar için yardım kampanyaları düzenler, yetimhaneler kurar, zalimin karşısında, mazlumun yanında yer alır. Tosun Baba’nın hayatı arayış, bocalayış, buluş, oluş, ibret, hayret, hakikat, maneviyat ve dahi zikrullah ile taçlanır.

Zâhiri halk ile bâtını Hakk ile beraber olan gerçek bir mürşidi kâmilin kendi dilinden hayat hikâyesini okumak isteyenler Amerika’da Bir Türk Şeyh Tosun’un Hatıratı başlıklı kitaba müracaat etmeliler. Netice itibarıyla satırda kalmıyor, satırda kalıyor. Tıpkı, üstadın mezkûr kitabında mürşidinin hallerini aktardığı aşağıdaki satırlar gibi…

“Efendim, rızkını Beyazıt Sahaflarındaki ufacık kitap dükkânından alırdı. Dükkân ufaktı amma, hemen girişte, sol köşede Efendinin masasının bulunduğu ilk kat, hele üst kattaki depo tıklım tıklım kitap doluydu. Pek çoğu nadir, dini kitaplar... Öyle mevzu, ismi vs. ile tanzim edilmiş değil: Orada bir yığın, burada bir yığın, amma birisi gelip Efendi’den bir kitap istediği zaman var ise var olduğunu bilir, hemencecik o yığınların içinden kitabı bulurdu.

Allahualem, belki de bu kitapların hepsini okumuştu. Hoş, bu mesleğin tahsili, üniversitede doktor olmakla olmaz. Efendi, bazen “Ben Güzel Sanatlar Akademisi’ndeyken” filan…”, “Ben Şu Fakültede iken falan…” diye söz ederdi. Belki bizim gibi mektep görmüş dirayetsizlerle alay ederdi!

Üniversiteye gidip gitmediğini bilmiyorum, amma gençliğinde zamanın en meşhur din âlimleriyle görüştüğünü biliyorum.

Dükkânından yokuş aşağı on on beş dakika mesafede Lâleli’de mütevazı bir apartman dairesinde otururdu. Efendim öyle mütevazı, köşeye çekilmiş, sadece tefekkür eden, namaz, niyaz ile meşgul, daima ahirete temeyyül eden kimselerden değildi. Yemeği, içmeyi, güzeli, dünyayı severdi. Gençliğimizde nerelerde, hangi meşhur lokantaların olduğunu, oralarda neler yendiğini uzun uzun konuşurduk. Bilhassa Ramazan’da yemek tarifleri ve tatları Beyazıd Camii’nde ikindi namazından sonra konuşulur, şakalaşılırdı. Efendi, su mütehassısı idi. Bir bardak su ver, nereden geldiğini sana söylesin!”

Geride hoş sadâlar, salih ameller ve sadaka-i cariyeler bırakan Tosun Baba Hakk’a yürüdü; rahmet-i Rahman’a vasıl oldu.

Tosun Baba’ya rahmeti vesile kılarak sinema eleştirmeni İhsan Kabil’den, kültür tarihçisi Mehmed Akif Köseoğlu’ndan ve Şamil Kucur Üstad’tan rica ettiğimiz yazıları Amerika Nureddin Halvetî-Cerrahî Dergâhı postnişini Tosun Bekir Bayraktaroğlu’nun ruhuna Fatihalar istirham ederek yayınlıyoruz.

DÜNYADAN TASAVVUF EHLİ BİR SANATÇI GEÇTİ

İhsan Kabil-Sinema Eleştirmeni



92 yaşında dâr-ı bekaya irtihal eyleyen Tosun Bayrak, rahmetli Ayşe Şasa Hanımefendi gibi ülkenin modernleşme sürecinde Batılı bir zihniyet dünyasının yetişme ve eğitim sürecinden geçtikten sonra,  ruhi bir dönüşümle Yahya Kemal ve Erol Akyavaş’ın izinde (Abidin Dino’nun olmadığı haliyle) “eve dönen adam” olarak temayüz etti. Aynı, Ayşe Hanım gibi Robert Kolej’de okuyan, sonrasında eğitimini sanat üzerine sürdürmek üzere ta 1946’da California’da Berkeley Üniversitesi’ne giden, bir yıl sonra Sanat Tarihi okumak üzere Londra’ya geçen Bayrak, üç yıl sonra da hayatını tamamen sanatla hemhal etmek gayesiyle Paris’e geçer ve burada ünlü ressamların stüdyolarında sanatını icra eder. Böylece fiilen beynelmilel bir hüviyet kazanan sanatçımız, sanat dünyasında iç dünyasındaki muhalif duruşun gücüyle genelgeçer hayat algısına karşı bir tutum sergiledi. 1960’ların sonlarında, Amerika’da gelişen hippi hareketinin yansımalarıyla protest bir sanat anlayışının peşinde bir ‘happening’ ortaya koyarak, toplumsal eleştiriyi şok edici bir üslupla ortaya koyarak ve bunu da ‘shock art’ olarak etiketlendirerek sanat yaklaşımını bir eylem platformuna dönüştürdü. Böyle bakıldığında, Bayrak’ın hayat ve sanat arayışının genel itibariyle dışadönük bir karakterde olduğunu, hayatın daha çok görünür yüzüne bir sanat yorumu getirme çabası olarak tezahür ettiğini müşahede ederiz. 

Gençlik çağının orta dönemlerinde sanat ruhunun da verdiği itkiyle Hint felsefesi, Budizm ve Gürciyef’in mistik öğretilerine ilgi duyan rahmetli Tosun Baba’nın hayatındaki asıl dönüşüm, Münevver Ayaşlı vesilesiyle 1969’da Cerrahi şeyhi Muzaffer Ozak Efendi’yle tanışması ve sonrasında biat etmesiyle olur. Artık bundan sonrası dinlerin metafizik boyutunun en üst temsili, dile gelişi ve vücut buluşu olan tasavvufun, Baba’nın hayat telakkisinde başat bir tasavvur haline gelişidir. Beş duyuyla algılanır hayat parametresinin belirlediği dünya görüşü, sanat anlayışı, varoluş ve sanat tanımlamasının, sanat dilinin asıl örtüştüğü tasavvufla hemhal olmaya başlaması Baba için de artık farklı bir düzlemdir. 

Aşırı övgüden kibir duygusuna kapıldığını idrak etmesiyle bırakma noktasına geldiği sanat çalışmaları, yıllar sonra tasavvuf ikliminin mezcedilmesiyle yeniden vuku bulacaktır. İki yıl kadar Muzaffer Efendi’nin tedrisinden geçtikten sonra şeyhi tarafından Amerika’da irşad çalışmasıyla vazifelendirilmesiyle hayat çizgisi de değişecektir.

Zaman içinde şeyhinin kitaplarını İngilizceye tercüme ederek, insanlığın hakikat yolundaki arayışına bir nebze de olsun ışık tutacaktır. 

Tosun Baba’nın kendi iç serüveninden çıkarsadığımız bazı deyişlerine baktığımızda, kalbin insan varoluşunu belirleyen en önemli unsurlardan biri olduğunu, dervişlik sürecinin, Allah’a teslimiyetin tekâmül etmede en değerli unsurlardan olduğunu, ilahi ahengin ehemmiyetini, insan ruhunun ahdini, ölmeden önce ölmenin erdemini, nefsle mücadeleyi, basiret duygusunu, vücut, ruh ve akıl birlikteliğinin güzelliği temsil ettiğini, İslâm sanatının tümüyle estetik bir eylem olduğunu, kalp ve dil beraberliğini, tasavvufun yokluğa erme yolunda bir seyir olduğunu görürüz. Ruhu şad, mekânı âlî olsun…

TEKKELER YOLCULARIN SIĞINAĞIDIR

Mehmed Akif Köseoğlu-Kültür Tarihçisi

"Tekkeler yolcuların sığınağıdır. Her kim ki yola çıkacak olsa menzillerden birinde konaklayabileceği emin bir durak olarak tekkeleri bilir. “Hey yolcu, nerden geliyor, nereye gidiyorsun” diye sual edilmez bu mekânlarda. Halden anlayanlara ārif denilir çünkü.

Uçağım JFK Havalimanı’na indiğinde mihmandārım bagaja bavulları yükleyip Chestnut Ridge mevkiine doğru arabayı sürdü. Yeşillikler arasındaki bir yoldan girilen ve bir çiftlik evini çağrıştıran bu mekânda Amerika’daki ilk günümü geçireceğim.  Daha çok Yahudilerin ikamet ettiği bir muhitte bu tekkeyi kurması kolay olmamış Tosun Baba’nın… Yaklaşık on sene cami izni alabilmek için uğraşmış. Son devrin mühim mutasavvıflarından Hacı Muzaffer Efendi ile tanışana kadar hakîkat āleminden habersizce çok ālemlerde dolaşmış ve 44 yaşında mürşidine vāsıl olmuş.

ABD’de şok sanat akımının temsilcilerindenken sanat çevrelerini bir daha şoka uğratıp dindarlığın erdemini kavramış ve tasavvufa meyletmiş. Tekkenin iç mekânını da bir sanatçının estetik hassasiyetlerini ön plana alarak tasarlamış. Tekkede her milletten mürîde rastlamak mümkün. Tosun Baba’nın vesilesiyle İslâm’la şereflenen insanlar tasavvuf neşvesini de bu güzel külliyede kazanmaktalar. Özellikle Ramazan ayında burada bir şenlik havası hākim oluyor. Her akşam imece usulü hazırlanan yemeklerle misafirlere hizmet ediliyor ve İslâm’ın güler yüzü gösteriliyor. Buradaki Cuma namazları da etraftaki Müslümanları bir araya getiriyor. Tosun Baba bu cazibe atmosferini tesis ederek Anadolu’ya ve Rumeli’ne ordulardan önce gelip ilk tekkelerini kuran dervişleri andırıyor.  Tosun Baba’nın tesis ettiği tekke ile birlikte daha önce önyargı ile baktıkları Müslümanları artık yakından görerek daha iyi tanıma imkânı bulmuş gayrimüslim komşular.

Bir sivil toplum teşekkülü olarak yalnızca New York ile sınırlı kalmadı Chesnut Ridge Dergâhı, Bosna’dan Myammar’a Müslümanların sıkıntı yaşadığı coğrafyalara topladıkları yardımlarla destek oldu.

Tosun Baba üniversitede hocalığının yanı sıra yılın bir dönemini Paris’te bir dönemini de Kanlıca’daki evinde geçirirdi. Rahmet-i Rahman’a yolcu ettiğimiz Tosun Baba Amerika’daki Halvetî-Cerrahî topluluğuna Yurdaer Baba’yı câ-nişîn olarak bıraktı. Yıllarca kendisine hizmet eden, mürşidine tam bir bağlılık içinde bulunan bir güzel rehber ile gönüllere muhabbet iklimi yayma misyonunun inkıtaa uğramadan devam edeceğine hiç şüphem yok. Tekkesinin bahçesine sırlanan Tosun Baba’nın ruhu şâd, menzîli mübarek olsun. Geliyoruz ve gidiyoruz bu dünyadan… Hoş bir sadâdan gayri gönüllerde kalıcı olarak bırakacağımız ne var?"  

BATI’DAKİ ‘BAYRAKTAR BABA’YA VEDÂ

Şamil Kucur-Araştırmacı-Gazeteci-Yazar

Güzel gönüllü insanlar, güzel eserler, güzel hatıralar bırakarak, bir bir veda ediyorlar. Bir asra yakın zaman içerisinde, İstanbul’dan başlayarak, İngiltere, Fas ve aralıklı olarak Amerika ve uzun yıllar Amerika’da yaşayarak, Cenab-ı Hak’ka vuslat eyleyen, çok yönlü, bir ‘insan’ ve bir ‘Dost’, bu âleme vedâ eyledi.

Ressam, güreşçi, heykeltraş, sokak tiyatrocusu, sanat tarihçisi, hoca, yazar, şair, işadamı ve bir ‘Gönül işçisi’ ya da bir ‘Gönül Mimarı’ Tosun Bayraktaroğlu ya da Tosun Bayrak Baba ya da Tosun Efendi, Amerika’da toprağa verildi.

HAYATININ HER ALANINDA HAKİKAT ARAYIŞINDA OLDU

O kadar farklı görünse de hayatının belirli dönemlerinde Tosun Baba olmadan çok önceleri de, aslında hayatının her alanında ‘Hakikat’ arayışında oldu.

‘Hayatımızda daima, hayır ve şer arasında geliş ve gidiş var. ‘Resim yapıyordum ve başka işlerde de uğraşmaya başlamıştım. Kibir ve gururlanmaya başlamıştım ve içimde bir huzursuzluk oluşmaya başladı ve sorgulamaya başladım.’  ‘Müslümanlıktan haberi olmadan’ Hristiyanlığı, Budizmi, Taouzmi okuyan Bayraktar, On sekiz sene,  Gürciyev ekolü içinde olur. Öyle ki, Hasan Ali Yücel, Londra’da Tosun Bayraktar’ın, bu arayış ve meşguliyetlerini görür ve ‘Güzelim İslâmiyet varken, güzelim tasavvuf varken, siz bu işlerle ne uğraşıyorsunuz?’ derken, hayatta yaşanan hiçbir şeyin sebepsiz olmadığını ifade ediyordu. 

1970’de İslâm’a, tasavvufa intisab ettiği Muzaffer (Ozak) Efendi,  ‘Sen 18 seneyi boşa geçirmedin, o senin ilk mektebin gibiydi.’ diyerek, arayış yıllarının, aslında İslâm’a tasavvuf neşesi ile giriş yapmasına da bir anlamda, hazırlığı olduğunu ifade ediyordu.

Türkiye, Amerika, Fas, İngiltere ve sonra tekrar vefatlarına kadar, Amerika’da insanların gönüllerine girmek ve İslâm’a yine tasavvufî kapıdan davet eden irşad makamındaki Tosun Baba, Doğu ve Batı’yı çok yönlü bilmesi ile arayış halindeki Batı’daki insanların arayışlarına ve gönüllerine hitap edebiliyordu. Özellikle de adeta Doğu-Batı savaşlarının yaşandığı (!) günlerde. 

“İnsanlar uykuda idi ama aptal değillerdi!  Amerika’da, İslamofobinin en yaygın olduğu, İslâmiyet adı altında çok çirkinlikler yapıldığı ve İslâmiyet’in çok kötü olarak adlandırıldığı zamanlarda bile, akıllı olan, doktoralı, araştırmacı birçok genç ve çok farklı kişiler, ‘Amerika’da dergâhımıza, camimize, kültür merkezimize geliyorlar” cümleleriyle ,Allah u Teala’nın izni ile birçok Hıristiyan’ın, Müslüman olduğunu ifade ediyordu,  Tosun Baba…

İnsanların en büyük yanılgı ve düştüğü tuzakların başında insanın egosunun ve kibrinin geldiğini, her sohbetinde ve konuşmalarında vurgulayan Tosun Bayraktar’ın bu meyandaki kanaatleri şöyle: ‘İnsan boşa yaratılmadı ve şükretmekten de aciziz, hiç olmazsa hayâ edebilsek! Hepimiz uykudayız. Hakikati görmek, halimiz de yok. Dervişlerde, sabah birini uyandırmak istendiği zaman, ‘uyan’ denmez, ‘âgâh ol’ denir. Ve insan aslında uyandığı zamanda, kendisinin bir  ‘hiç’ olduğunu görüyor. Bu uyanmanın önündeki en büyük engel de, insanın gururu ve kibir sahibi olması. İşte uyanış hali, bu gururdan kibirden uzak olmakla, görmemek ile mümkün olabiliyor.’

Yazdığı eserlerinde, verdiği derslerinde ve sohbetlerinde, Allah Teala’nın, lütfu ile ömrü boyunca bir çok iş ile meşgul olduğunu ancak, ‘‘Bu işler birbiri ile alakası olmayan işler gibi görünse de, aslında bu gün baktığımız zaman, insanı bu günkü haline getiren, hadiseler zinciri oluyor ve aslında yaptığımız, okuduğumuz, yazdığımız, yaptığımız bütün işler, ‘O’ istediği için oluyor. Zaman zaman, biz yaptık zannında olmak, yanlışlığına düşse de insan, hakikat ise, öyle değil.’’ Sözleri ile insana, kâinatta ne var ise ve insanın kabiliyetlerinin, ne yapar ise yapsın hepsinin ‘Sahibi’nden olduğunu bilmesi, insanı kibir ve onun sebep olabileceği zararlardan korur ve uzaklaştırır.’     

Bizler sadece birkaç satır ile de olsa, kendilerini anlatma gayretine girdiğimiz Tosun Bayraktar Efendi, Amerika’da Hakk’a vuslat eyledi ve ‘sırlandı’. Ancak eserleri, sohbetleri, konferansları ve sohbetleri ile günümüzdeki, teknolojinin imkânları ve mânâ ciheti ile biiznillah, özellikle Amerika başta olmak üzere, Kanada ve daha pek çok Batı ülkesinde, arayış halindeki insanlara mesajlarını iletebilecek!

Ne diyelim, ‘Bilene, erene, olana, ölüm bir vuslat imiş’! Tosun Baba’nın vuslatları mübarek, menzilleri âlî olsun.   



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş