Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:53, 20 Nisan 2018 Cuma
17:46, 03 Nisan 2018 Salı

  • Paylaş
Geleneksel sanatların bahar mevsimi yahut Yeditepe Bienali
Geleneksel sanatların bahar mevsimi yahut Yeditepe Bienali

Kültür sanat editörümüz İbrahim Ethem Gören, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışını gerçekleştirdiği Yeditepe Bienali’ne; 1 Nisan Pazar günü Süleymaniye Salis Medresesi’nde sanatseverlere merhaba diyen Kusursuz Tekrar sergisine ve etkinliğin gala programına katılarak gözlem ve tesbitlerini yazdı

İbrahim Ethem Gören/Dünya Bülteni 

İstanbul'da Tarihi Yarımada'da 31 Mart-15 Mayıs 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan, 600 sanatçının 3 bin eseriyle katıldığı Yeditepe Bienali 31 Mart Cumartesi günü açıldı.  

Kültür sanat editörümüz İbrahim Ethem Gören, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını gerçekleştirdiği Yeditepe Bienali’ne; 1 Nisan Pazar günü Süleymaniye Salis Medresesi’nde sanatseverlere merhaba diyen Kusursuz Tekrar sergisine ve etkinliğin gala programına katılarak gözlem ve tesbitlerini kaleme aldı.

YEDİTEPE BİENALİ GELENEKSEL SANATLARIMIZ ALANINDA PEK ÇOK İLKE SAHNE OLUYOR 

Geleneksel Sanatlarımız alanında pek çok ilki uhdesinde barındıran Yeditepe Bienali Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifiyle Ayasofya Müzesi’nde açıldı. Böylelikle Türkiye’de bir ilk yaşandı, bir bienal Kuran-ı Kerim tilavetiyle açıldı. Kadim ibadethane uzun bir aradan sonra tekrar İslâm harfleriyle buluştu. Kur’an-ı Kerim tilaveti Ayasofya'nın kubbelerinde bir başka âvaz ile yankılandı. Mânâ ve hakikat planında cami olarak Müslümanlara hizmet ettiği geçmiş 5 asrın özlemine sahip Ayasofya Müzesi’nin kubbelerini tezyin eden Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yazıları, günümüz sanatkârlarının hemen her biri âsâr-ı atika hüviyetini haiz levhalarıyla bir nevi bayram etmiş oldu. Haliyle bienal açılışında oldukça duygu dolu anlar yaşadı.  

Yeditepe Bienali bir taraftan, ülkemize geleneksel sanatlar ve estetik güzellikler alanında yeni eserler ve yeni talebeler yetiştiren yüzlerce sanatkârı bir araya getirmesi, diğer taraftan da dünyanın muhtelif bölgelerindeki ustaları eserleriyle birlikte İstanbul'da misafir etmesi açısından oldukça mühim bir sanat hadisesi olarak tarihteki yerini aldı. 

Az önce, Ayasofya’nın kubbesinin altında yaşanan duygusal anlardan bahsettik... Ne demek istediğimi, tamamı birbirinden âlâ keyfiyeti haiz nestalik yazılarına "ketebehu Tahsin tilmizi Ali Alparslan" ibaresini koyan mütevazı üstadın Rahman sûresi okunurken yaşadığı halet-i ruhiyeye şahit olanlar anlayabilir.

Böyle bir girişten sonra sözü Sn. Cumhurbaşkanımıza bırakalım: 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: GARİP ASIRLARDAN SONRA AYASOFYA’DA DUYGUSALIM 

“Kıymetli sanatseverler, değerli sanatçılarımız, saygıdeğer misafirler, hanımefendiler, beyefendiler, sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 

Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde Fatih Belediyesi ve Klasik Türk Sanatlar Vakfı öncülüğünde düzenlenen Yeditepe Bienali’nin sanat dünyamız için, İstanbulumuzla beraber, ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. 

HEYECANLIYIM, DUYGUSALIM... AYASOFYA'DA GARİP ASIRLARDAN SONRA KONUŞMAK ZOR! 

Heyecanlıyım, duygusalım... Öyle zannediyorum ki bu muhteşem ve muhteşem olduğu kadar mübarek çatının, kubbenin altında konuşmak, hele hele garip asırlardan sonra konuşmak bayağı zor. Birçok duygusallığı da beraberinde getiriyor. Tabii bugün burada böyle bir Yeditepe Bienali’nin açılışının yapılmasını gerçekten çok çok anlamlı buluyorum. Ve Yeditepe Bienali’nin tertip edilmesinde emeği geçen, katkısı, desteği olan tüm kurumlarımıza, sponsorlarımıza ve sanatçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum. 

Kendi alanında dünyada bir ilk olan 600 sanatçının, 3 bine yakın eserini bünyesinde barındıran Yeditepe Bienali'nin gelenekli sanatlarımızın tanıtımı noktasında çok önemli bir rol oynayacağına inanıyorum.

YEDİTEPE BİENALİ AYNI ZAMANDA BİR YANLIŞI DA DÜZELTİYOR 

Yeditepe Bienali’nin aynı zamanda bu tür organizasyonlarda sıkça tekrarlaran bir yanlışı düzelttiğini görmekten de ayrıca memnuniyet duyuyorum. Genelde sergiler ve bienaller kapalı mekânlarda icra ediliyordu. Sanat eserlerini dört duvarın boğuculuğuna hapseden bu anlayış. estetiği öldürmenin yanında çoğu zaman eserlerin geniş kitlelere ulaşmasına da mani oluyordu. 

RECEP TAYYİP ERDOĞAN: İSTANBUL BİZATİHİ SANAT GALERİSİDİR 

Oysa İstanbul gibi her köşesi ayrı bir medeniyetin, ayrı bir kültürün eserleriyle dokunmuş kadim bir şehrin bizatihi kendisi sanat galerisidir. Hayatın dağdağası içinde sakinleri tarafından fark edilmese de bu şehrin özellikle, Tarihi Yarımada’nın tamamı devasa bir açık hava müzesidir.  

Yeditepe Bienali’nin başta şu anda bulunduğumuz Ayasofya olmak üzere  her biri bir sanat şahikası olan Tarihi Yarımada’da 30 farklı mekândan istifade etmesini bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum. Geçmişin eskimeyen güzellikleri ile günümüzün modern eserlerini başarı ile meczeden Yeditepe Bienali’nin İstanbullular ve sanatseverler nezdinde gereken ilgiyi göreceğine inanıyorum. Önümüzdeki 45 gün boyunca düzenlenecek olan sergi, seminer, panel ve konferansların, yapılacak film gösterimlerinin ve müzik dinletilerinin şehrimizin kültür hayatına canlılık katacağına inanıyorum. Böylesine anlamlı ve zengin muhtevaya sahip bir projenin hayata geçmesine öncülük eden herkese şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum."

Sn. Cumhurbaşkanımız konuşmasında İstanbul’da özellikle tek parti döneminde birbiri ardına yıkılan, ya da mahvolması için kederine terk edilen cami ve mescitlere de değindi: 

MİLLET OLARAK ELİMİZDEKİ HAZİNENİN KIYMETİNİ BİLEMİYORUZ 

"Millet olarak elimizdeki hazinenin kıymetini bilmiyoruz. Ne kendimize ne de yurt dışına bu güzellikleri layığıyla tanıtabiliyoruz. Adeta müflis tüccar gibiyiz.  

Türkiye uzun yıllar “kültür, sanat, tarih” alanında kısır ve dar bir bakış açısının esiri olmuştur. Batı’dan ziyade Batı’cı ve milletin değerleriyle kavgalı bu zihniyet, ecdadın bize bıraktığı mirasın kıymetini bilememiştir. Tarihi camilerin bir kısmı aynen burası gibi müzeye; bir kısmı da ahıra çevrilmiştir. Sadece sur içinde ne yazık ki Tek Parti döneminde 300’ü aşkın mescid yok edilmiştir. Sur içi derken Fatih'i kastediyorum, merkezi kastediyorum.  

Biz bunları şimdi yeni yeni çıkartıp ihya etmenin, inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Çoğu zaman ihmalkârlıktan dolayı bu mescitler, camiler yıkılmış, içindeki yüzlerce nadide eser talan edilmiştir. Dönemin CHP’si, asırlık kültür hazinemizi kendi ifadeleriyle bir gerilik numunesi olarak kabul etmiştir. 

TEK PARTİ DÖNEMİNDE İSLÂM SANATLARI YOK SAYILMIŞTIR 

“Ecdat mirasının kat’i bir tasfiyeye tabi tutulması gerektiği”ni yine bizzat kendileri ifade etmiştir. Ne yazık ki bu sakat anlayıştan İslâm sanat eserleri de nasibini almıştır. Kur’an-ı Kerim eğitiminin dahi ancak gizli saklı yapılabildiği o günlerde hat, ebru, tezhip ve sair tezyinat gibi İslâm sanatları da yok sayılmıştır." 

TÜRKİYE, ÜZERİNE GEÇİRİLEN DELİ GÖMLEĞİNİ YIRTIP ATTI

Şükür ki ülkemiz ilerliyor, karanlıklar aydınlığa kavuşuyor. Türkiye, "oldukça kısa" tabir edilebilecek zaman dilimi içerisinde âkil yöneticiler marifetiyle üzerine geçirilen deli gömleğini üzerinden çıkarttı, böylelikle mazlum ülkelerin vatandaşlarına da umut ışığı oldu. Mezkûr umut ışığı her alana olduğu gibi geleneksel sanatlarımıza da ayrı bir dinamizm getirdi. Tıpkı Ayasofya’da Yeditepe Bienali kapsamında Sn. Cumhurbaşkanımızın açılışını yaptığı Uluslararası Hat ve Tezhip Sergisi gibi. 

ULUSLARARASI HAT VE TEZHİP SERGİSİ MUTLAKA İZLENMELİ 

Uluslararası Hat ve Tezhip Sergisi kanaatimce ülkemizde bir çatının altında şimdiye kadar toplanan en iyi eserleri uhdesinde barındırıyor. 

Hat, tezhip, ebru, minyatür, katı', çini, seramik sanatı eserlerinin yanında, sanatseverlere keşif ve ilham kaynağı olan enstalasyonlarla desteklenen sergi için "mutlaka izlenmeli" notunu düşmekte fayda mülahaza ediyorum. 

Açılışta sanatkârlardan Semih İrteş, Tahsin Kurt, Mamure Öz, Safiye Morçay, Nurcihan Gülen, Fatih Özkafa, Levent Karaduman, Uğur Taşatan, Seyid Ahmet Depeler, Mustafa Cemil Efe, Ersin Yıldızhan ve Ömer Faruk Dere ile eserleri ve bienal özelinde hasbihal etme imkanı buldum.  

Ayrıca Bienal’de İslâm coğrafyasının farklı ülkelerinden gelen Ayman Hassan, Mahmood Alomari ve Ahmed Alomeri ile de eser ve çalışmaları özelinde sohbet ettik. Ayman Hassan Kuveytli bir hattat. Kuveyt Merkez Bankası’nda çalışmakta olan Hassan, merhum Ali Alparslan’dan, Hasan Çelebi Hoca’dan Davut Bektaş Bey’den tefeyyüz etmiş önemli bir hat kabiliyeti.

BİENALİN ANA TEMASI EHL-İ HİREF 

Yeditepe Bienali’nin ana teması Ehl-i Hiref. “Ehl-i Hiref” temasının içinde  “Çiçeğin Her Hali”, “Kuş Misali”, “İstanbul’a Dair”, “Kusursuz Tekrar” ve “Mekândan Taşanlar” olmak üzere beş farklı alt tema bulunuyor. 

Yeri gelmişken Ehl-i Hiref teşkilatı için bir paragraf açmakta fayda mülahaza ediyorum. Ehl-i Hiref, ya da Ehl-i Hiref-i Hassa Teşkilâtı, Osmanlı Cihan Devleti’nin müesseselerinden biridir. Osmanlı sanat, zanaat ve kültür geçmişinin önemli topluluklarından olan Ehl-i Hiref, sarayın himayesinde hizmet eden usta, çırak ve kalfalar birliğidir. 

Bienalin ikinci günü Tarihi Yarımada tarihi sanat hadiselerine şahit oldu. Biz de Süleymaniye Külliyesi’nin Salis Medresesi’nde mezkûr sanat olaylarına şahit olduk.

KUSURSUZ TEKRAR, İDDİALI BİR İSİM! 

Salis Medresesi, Bienal etkinlikleri kapsamında 1 Nisan Pazar günü Kusursuz Tekrar temalı sergiler silsilesine ev sahipliği yaptı/yapıyor. Kusursuz Tekrar, bir sanat etkinliği için kanaatimce iddialı bir isim. 

Bienal’i kurgulayanların Kusursuz Tekrar’a biçtikleri misyon şöyle: “Her sayı, birin bir kere daha tekrarından ibarettir.” der Feridüddin Attâr. Güneş doğar, batar. Tekrar doğar, tekrar batar. Gözümüzü kırparız, tekrar kırparız ve tekrar. Ezan okunur, sonra tekrar okunur, sonra tekrar. Kendi içindeki satırların tekrar etmesi de ayrıca manidar. Tekrar eden ayetler, tekrar eden fiiller, tekrar eden notalar, tezhib, minyatür, hat, mimari içindeki tekrarlar... Yani ritim. Her tekrarda, aslında tekrar eden şeyin değil başka bir şeyin çoğaldığını gören, düz bir çizginin tekrar eden noktalardan ibaret olduğunu bilen, geometrik ritmin söylediği nakaratı duyan sanatkârlar, “tekrarında sanat var” dedikleri eserleriyle Yeditepe Bienali’nde.” 

Kusursuz Tekrar, iç içe geçmiş sergiler silsilesinden ibaret. Sergi çalışmalarının tamamı bizatihi üzerinde konuşmayı yazmayı hak ediyor. Bienal süresince vaktimizin el verdiği ölçüde sergileri, sanatçıları, eserlerini ve mesajlarını sizlere ulaştırmanın gayreti içerisinde olacağız. 

MÜZEYYEN ÇİZGİLER, SÜLEYMANİYE SALİS MEDRESESİ’NDE 

Son cümlemize Müzeyyen Çizgileri ekleyerek yazımıza devam edelim. Müzeyyen Çizgiler, Serap Bostancı Tuluk ve öğrencileri (Özlem Gören, Zeynep Gemici Akbal, Arzu Atasoy, İlknur Karakılınç, Nazlı Yazıcı, Fatma Zehra Ertür, Ayşe Betül Akpınar, Nilgün Güler, Halime Subaşı, Nermin Erdoğan, Şakire Kaya, Esma Sakin, Sevda Soysal, el ve gönül birliğiyle hazırladıkları eserlerden müteşekkil. Geometrik desenler özelinde hazırlanan tezhip panolarında sanat ve estetik dokunuşları fark etmek için sadece izlemek yeterli… 

Kusursuz Tekrar’da Salis Medreseleri’nin derviş hücrelerinde pek çok sanatkârla hasbihal ettik. Memnune Birkan, Serap Bostancı Tuluk, Serap Ekizler Sönmez, Faruk Dinçer Eratlı, Ersin Yıldızhan, Dr. Bilgehan Köhler, Melis Sevilay Uludağ, Nurten Ünver, Hanife Alpaydın, Recep Minga ve Gülfer Akgönül isimlerini evvelemirde hatırladığım usta sanatkârlar. 

‘YALNIZ DEĞİLSİNİZ’ SIRADIŞI BİR SANAT EYLEMİ 

Faruk Dinçer Eratlı, Melis Sevilay Uludağ ve Füsun Onamay, Yalnız Değilsiniz temalı sergilerinde ayet-i kerimelerden yola çıkarak sıra dışı sanat eserlerine müştereken imza atmışlar. Tasarımı konseptleri Füsun Onamay ve Melis Sevilay Uludağ’â ait olan eserlerde hat sanatı hocası Faruk Dinçer Eratlı’nın imzası var. Sıra dışı bir sanat eylemi olan ‘Yalnız Değilsiniz’de ebru ve katı’ sanatları günümüz sanat anlayışına göre yorumlanarak ayet-i celileleri tezyin etmiş. Levhaları, çerçevelerden çıkartıp iç mimariye uygun hale getirilen sergiyle ilgili olarak önümüzdeki günlerde müstakil bir mülakat yapma niyetindeyiz. 

SALİS MEDRESESİ’NİN FİZİKİ ŞARTLARI SANAT ESERLERİ İÇİN HENÜZ ELVERİŞLİ DEĞİL 

Salis Medresesi’nin fiziki şartları sanat eserlerinin sergilenmesi için henüz elverişli değil. Bienalin ilk etkinliklerinden biri olan Kusursuz Tekrar’ın açılışında maalesef pek çok kusur göze çarptı. Bunları yazmak da bir sorumluluk. Evvelemirde levhaların konulduğu derviş odalarında elektrik yoktu. Dolayısıyla klimalar çalışmıyordu. Dolayısıyla levhalarda bozulmalar, murakkalarda burulmalar göze çarpıyordu. 

Oda sıcaklığından, nispeten soğuk, duvarları da ısınmamış bir mekâna getirilen nadide eserler duvarla temas edince daha ilk günden müteessir olmaya başlamış. Mekânın sorumlularına konuyu ilettim. Bienalin, Salis Medresesi’nden sorumlu olan yöneticisiyle de telefonda görüştük. En kısa zamanda bize dönecekti ama henüz dönüş yapamadı!

Ali Toy Bey’in “Ennecatü fissıdki/Kurtuluş doğruluktadır” mealindeki celi talik hattına Halime Subaşı katı’ ve tezhip güzellikleri katmış. Özellikle bu eserde bozulma emareleri belirgin. Aman dikkat! 

Buradan da yazmakta fayda mülahaza ediyorum. Mesai saatleri haricinde ısıtılmayan Salis Medresesi’nde gündüz ve gece sıcaklığı arasında epey bir fark var. Buna bir çözüm bulunmalı, ayrıca levhaların direkt olarak duvarla temasının önüne geçilmeli. 

FATİH BELEDİYESİ SANATKÂRLARI GALA YEMEĞİNDE BULUŞTURDU 

Fatih Belediyesi, Bienale eserleriyle katkıda bulunan sanatkarları Binbirdirek Sarnıcı’ında düzenlenen gala programında bir araya getirdi. Asitane’nin muhtelif lezzetlerinin ikram edildiği programda adet olduğu üzere konuşmalar vardı. Bienalin küratörü Serhat Kula, Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkan Yardımcısı Muhammed Emin Demirkan, İbn-i Haldun Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Şentürk ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir yaptıkları konuşmalarda Yeditepe Bienali ve süreçlerinden bahisler açtı. 

PROF. DR. RECEP ŞENTÜRK: KLASİK SANATLARIMIZI İHYA VE İNŞA ETMELİYİZ 

Efendim, malum olduğu üzere Sevgili Peygamberimiz (sav) “Rutbetu’l-ilm-i ale’r-ruteb/İlim rütbesi rütbelerin en yücesidir” buyurmuşlar. Recep Şentürk Hoca programın “ağır” misafiriydi. Oldukça güzel bir konuşma yaptı. Nitekim gala programından hafızamda sunucunun “Bineal” şeklindeki sürç-i lisanıyla, Prof. Şentürk’ün “Geleneksel ilimleri nasıl ihya ve inşa ediyorsak aynı şekilde geleneksel sanatlarımızı da ihya ve inşa etmeliyiz” cümlesi kaldı. 

YEDİTEPE BİENALİ YAHUT GELENEKSEL SANATLARIMIZIN BAHAR MEVSİMİ 

Geleneksel sanatlarımızın bahar mevsimine benzetmemizde herhangi bir beis görmediğimiz Yeditepe Bienali’nin hayır ve bereketlere vesile olmasını niyaz ederek emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliyorum. 

Şimdiki zaman lâle zamanı… Şimdiki zaman, altı hafta boyunca baharın tüm güzelliklerin birbiri ardına temaşa edileceği nisan ayında Çinili Köşk’ten Topkapı Sarayı’na; Kapalıçarşı’dan Beyazıt Meydanı’na ve oradan da Gülhane Parkı’na kadar, Tarihi Yarımada’nın 28 güzide mekânında sanat ve estetik güzelliklere kapılar aralayan Yeditepe Bienali eserlerini ziyaret edip sanatkârlarıyla sohbet etme zamanı…



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş