Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


21:54, 25 Mayıs 2018 Cuma
15:02, 05 Mayıs 2018 Cumartesi

  • Paylaş
Ahmet Yesevi'den Şeyh Şaban-ı Veli'ye Türk Düşünce Hayatı Sempozyumu
Ahmet Yesevi'den Şeyh Şaban-ı Veli'ye Türk Düşünce Hayatı Sempozyumu

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aksoy, Ahmet Yesevi'den Şeyh Şaban-ı Veli'ye ve Günümüze Türk Düşünce Hayatı Sempozyumu'nda "Tarihe bakamazsak Anadolu'daki taş mimariyi, demirciliği, esnaflığı, halı ve kilimciliği, baskıcılığı Ermeni ve Yahudilerle izah ederiz" dedi

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında düzenlenen 27. Uluslararası Şeyh Şaban-ı Veli ve Kastamonu Evliyaları Anma Haftası etkinlikleri dolayısıyla gerçekleştirilen "Ahmet Yesevi'den Şeyh Şaban-ı Veli'ye ve Günümüze Türk Düşünce Hayatı Sempozyumu"nun dördüncü oturumu, Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi'nde yapıldı.

Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Aksoy, sempozyumda yaptığı konuşmada, kültürün önemine değindi.

Türklerin kültüre doğrudan bakmadığını belirten Aksoy, "Türkiye'de, kendileri için Türk milliyetçisi iddiasında bulunan insanlar da dahil, istisnalar kaideyi bozmaz ifadesini kullanarak söyleyeyim, kültürümüze şaşı bakıyoruz, doğduran bakamıyoruz. En bariz örneğini dışarıdaki kitap kataloglarına bakarsanız görürsünüz. Orhan Şaik Gökyay buralı bir yazar. Dedem Korkut gibi dünyaca meşhur bir eseri var ama burada biyografisi yok." diye konuştu.

Kastamonu'da taş baskının yaygın olduğuna işaret eden Aksoy, "Dün İsmailbey Camisi'ne uğradım, orada bir han var. Kastamonu taş baskısı yapılıyor. Taş baskı kültürü hakkında bilgi almak istediğimde bana hemen 'Bu kültür bize Ermenilerden kalmış, onlardan öğrenmişiz' dendi. Oysa Türkmenistan'da MÖ 2 bin 200 yıllarına ait baskı aletleri var. " ifadesini kullandı.

Ahmet Yesevi'nin türbesi hakkında da bilgi veren Aksoy, şunları kaydetti:

"Yurt denilen Türk çadırı ile Yesevi Türbesi'ni karşılaştırdığımda, Yesevi Türbesi'nin tamamen yurt geleneğine göre yapılmış Türk kültür tarihindeki tek örnek olduğunu gördüm. Büyük türbe ve büyük mezarlarda mezar, büyük kubbenin altındadır. Yesevi'nin ise en sondadır. O tarihte böyle bir mimari ile Yesevi'nin mezarının yapılması, tarihe ve kültüre verdiğimiz önemin göstergesidir."

"Yesevi durup dururken ortaya çıkmıyor, bir tarih, kültür onu ortaya çıkartıyor." diyen Aksoy, şöyle devam etti:

"Kültür ırmak gibidir diye bahsetmiştik. Yesi'den çıkan ırmak Anadolu’ya kadar gelmiş. Bugün biz önemli oranda o ırmaktan besleniyoruz. Maddi kültür dediğimiz şey aslında bize sözlü bir kültürü de yansıtıyor. Maddi kültür dediğimiz şeyin zihniyet dünyasını görmek için tarihe bakmak lazım. Tarihe bakamazsak Anadolu'daki taş mimariyi, demirciliği, esnaflığı, halı ve kilimciliği, baskıcılığı Ermeni ve Yahudilerle izah ederiz. Oysa dünyada demircilik denilince dünya tarihinde Türklerin özel bir yeri var. Kılıç ve okları da ona göre önemli."

Prof. Dr. Cevdet Küçük'ün yönettiği oturumda Prof. Dr. Ahmet Turan Arslan da sunum yaptı.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş