Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


22:03, 26 Mayıs 2017 Cuma
12:30, 18 Ocak 2017 Çarşamba

  • Paylaş
Japonya-Endonezya ilişkilerinde yeni dönem
Japonya-Endonezya ilişkilerinde yeni dönem

Japonya için Güney Çin Denizi hem küresel ticaret, hem de Ortadoğu enerji kaynaklarına erişimindeki vazgeçilmez rolü nedeniyle jeo-stratejik önem taşıyor. Endonezya da benzer bir durumla karşı karşıya

Cihan Kurtaran | Kuala Lumpur

Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin Asya-Pasifik bölgesinde Filipinler, Avustralya ve Vietnam’yı kapsayan ziyaretlerinde Endonezya da yer aldı. Japonya başbakanının Endonezya’ya yaptığı bu ziyaret diğer ülkelerle ilişkilerden farklılıklarıyla üzerinde durulmayı hak ediyor. En başta ifade edilmesi gereken husus, hiç kuşku ku yok ki, bu ziyaretin Japonya ve Endonezya hükümetleri için 2017 yılına iyi bir başlangıç anlamı taşımasıdır. Bununla birlikte, Başbakan Abe’nin Cakarta ziyaretini salt iki ülke ilişkilerini geliştirmeye matuf bir hedefle sınırlandırmak mümkün değil. Bu ziyaret her iki ülkeyi de içine alacak şekilde geniş bir bölgesel yapılanmanın adımları olarak da değerlendirilmelidir.

Bu bağlamda Japonya açısından bu ziyaret Doğu Çin Denizi’nden başlayıp, Arab Denizi’ne kadar ulaşan devasa su yolları üzerinde ticari serbestiyet, enerji kaynaklarına erişim ve güvenlik ağı oluşturma gibi üst bir politika çalışmasına işaret ediyor. Bu çerçevede, söz konusu bu ziyaret şu alt başlıkları içerdiğini söylemek mümkün: a) Asya-Pasifik’in iki yakasını birbirine bağlamakla kalmayacak, küresel ticaretin yüzde 40’ına tekabül eden bir hacme ulaşacağı varsayılan Trans Pasifik İşbirliği Anlaşması’nın (TPPA) inkitâya uğraması karşısında Japonya’nın bölge ülkeleriyle alternatif açılımlar geliştirmesi; b) ASEAN gibi on ülkenin üye olduğu ve dünya genelinde yaşanan ekonomik daralmaya karşın büyümede görece istikrarlı bir seyir takip eden ülkelerle işbirliğini daha da ilerletilmesi; c) bu süreçte, ASEAN genel sekreterliğinin başkent Cakarta’da bulunması ve birliğin en büyük ekonomisinin Endonezya olmasının getirdiği avantajların kullanılması; d) Çin’in ekonomik ve teritoryal yayılmacılığının ardından gelmesi muhtemel siyasi nüfuz geliştirme çabalarının önüne geçilmesi.

Endonezya yönetimi için ise, Japonya’nın teknolojik gelişmişliği ve kalkınmışlığı cazibe merkezidir. Bu çerçevede, Endonezya devlet başkanı Joko Widodo’nun (Jokowi) 2014 yılında göreve başlamasının ardından yeni bir döneme giren iki ülke ilişkilerinde ‘deniz’ faktörünün başat bir rol oynayabileceğini söylemek gerekiyor. Başkan Jokowi’nin Pasifik ve Hint Okyanusunu çevreleyen adalar ülkesinin denizci rolünü öne çıkaran politikalara yönelmesi, aynı özellikleri taşıyan Japonya ile yakınlaşma girişimlerinin yapısal gerçekliğini oluşturuyor. Bu nedenle, Pasifik ve Hint Okyanuslarına komşu Endonezya’yı aynı özellikleri taşıyan Japonya’ya yakınlaştıran da bu hususiyettir. Jokowi’nin Başkanlığı devralmasından sonra Güneydoğu Asya toprakları dışına ilk ziyaretini 2015 yılında Japonya’ya yapmasının da bu anlamda tesadüf olmadığı ortada. Bu ziyaret çerçevesinde ‘Endonezya-Japonya Denizcilik Forumu” oluşturulması kararına varılmıştı. İşte geçen hafta sonunda Abe’nin Cakarta ziyareti bu sürecin devamlılığının sağlanması konusunda atılan önemli bir adımdı.

Başkan Jokowi’nin Japonya ile ilişkileri geliştirmesi aralarında ordunun bulunduğu ülkedeki çeşitli kurumlar tarafından da olumlu değerlendirilecektir. Özellikle son dönemde ağızdan ağıza dolaşan ‘Çin’in çeşitli vasıtalarla ülkede siyasi egemenlik kurma çabası içinde olduğu’ yönündeki şayiası karşısında Japonya ile ilişkiler Endonezya-Çin ilişkilerinde bir denge unsuru kabul edilecektir.

Bir önceki devlet başkanı Susilo Bambang Yudhoyono döneminde başlayan ve son on yıldır ortalama yüzde 5’lik kalkınma hızını yakalayan Endonezya’nın bu büyüme hızında yapısal bir istikrardan değil, aksine küresel pazarın taleplerine matuf petrol ve doğal gaz talebi ile tarımsal ürün ihracatı ile giderek artış gösteren orta sınıf yapılaşmasının neden olduğu iç piyasadaki tüketim artışından bahsetmek mümkün. Bu nedenle sürdürülebilir bir imalât sanayiinin alt yapısını oluşturan güçlü kurumsal yapılara sahip küçük ve orta işletmelerden yoksun olan, enerji başta olmak üzere önemli alt yapı açığı bulunan, devasa deniz kıta sahanlığına rağmen, deniz altı ve üstü zenginlikleri üretime dönüştürmede önemli zafiyetleri bulunan bir Endonezya ile karşı karşıyayız.

Yukarıda zikredilen ülke ekonomisindeki söz konusu bu büyümeye rağmen, ülkenin geniş toplum kesimlerinin de içinde yer alacağı istikrarlı bir ekonomik kalkınma yapılaşmasının olmaması nedeniyle Başkan Jokowi ve ekibi önümüzdeki süreçte istikrarlı kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesine dönük politikaları ısrarla gündemde tutmaya devam ediyor. Bu bağlamda, söz konusu bu yapısal zafiyetleri iyi gözlemleyen Başkan Jokowi, bir yandan yasal düzenlemeleri hayata geçirmeye çalışırken, aynı zamanda denizcilik sektörünü her veçhesiyle ulusal kalkınma hamlesinin motoru yapma uğraşı içerisinde.

Her iki ülkeyi denizcilik bağlamında birbirine yakınlaştıran bir diğer önemli alan ise güvenlik konusu oluşturuyor. Bu çerçevede, neredeyse her gün rutin bir şekilde dünya medyasının gündeminde yer alan Güney Çin Denizi’nin yanı sıra, Malaka Boğazı ve Hint Okyanusu gibi önemli su yollarını şu veya bu şekilde her iki ülkenin yani Japonya ile Endonezya’nın ortak kullanımına konu olmasıdır. Tarihin değişik dönemlerinde de küresel güç ve siyasetin odağında yer alan yukarıda zikredilen su yolları belki de bugün hiç olmadığı kadar gündemde yer işgal ediyor. Çin’in 3.5 milyon km2 genişlikteki Güney Çin Denizi’nin yüzde 90’lık bölümünde hakimiyet iddiası ve bunu pratiğe geçirme konusunda suni adalar üzerinde sivil ve askeri amaçlara matuf alt yapı çalışmaları, bu denize komşu ASEAN’a üye Filipinler, Vietnam, Malezya ve Bruney ile yaşanan krizle birlikte anılıyor.

Japonya için Güney Çin Denizi hem küresel ticaret, hem de Ortadoğu enerji kaynaklarına erişimindeki vazgeçilmez rolü nedeniyle jeo-stratejik önem taşıyor. Endonezya da benzer bir durumla karşı karşıya. İki ülkeyi deniz güvenliğinde buluşturacak bir diğer alan ise terör, korsancılık ve kaçak avlanma faaliyetlerine konu olan Sulu Denizi ve Malaka Boğazı başta olmak üzere Endonezya’yı çevreleyen sularda sahil güvenlik tedbirlerinin ve bu çerçevede teknolojik donanımın geliştirilmesi ve uygulamaya konulması konusunda olacaktır. Endonezya’nın sahil güvenlik konusunda yeniden yapılanmaya gittiği ve bu bağlamda ülke kara sularında kaçak avlanma yapan yabancı balıkçı teknelerinin ele geçirilerek deniz kuvvetleri marifetiyle imha edilmesi önemli bir örneği oluşturuyor.

Çin yönetimi bu devasa denizdeki hak iddiasından ötürü yukarıda zikredilen ülkelerle doğrudan bir anlaşmazlık yaşarken, aynı birliğe üye Endonezya ile kıta sahanlığını genişletme kararı nedeniyle yaşamaya aday gözüküyor. Bu bağlamda, Çin yönetiminin, Güney Çin Denizi hakimiyet iddiasının maddi karşılığının bu denizin güney bölümündeki Endonezya kara suları içinde yer alan Natuna Adaları’na kadar ulaşması Çin-Endonezya ilişkilerini potansiyel bir sorunla karşı karşıya bırakabilir. Kaldı ki, Başkan Jokowi, bu tehditi görmüş olmalı ki, geçen yıl bu Adalar’a yaptığı ziyaretlerle Adalar bölgesinin güvenlik boyutunu ortaya koyacak şekilde füze ve radar sistemlerinin geliştirilmesi emrini verirken, balıkçılık ve turizm sektörlerinin geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek işin ekonomik boyutunu da göz ardı etmediğini göstermiş oldu.

Bu hususlar, iki ülke ilişkilerinin karşılıklı çıkarlarının denizcilik sektöründe buluştuğunu ortaya koyuyor. Bununla birlikte, iki ülkenin farklı düzeylerde karşılıklı çıkarlarını tatmin etmede süreç yönetiminin de önemli bir rolü olduğunu söylemek gerekiyor. Bu bağlamda, Endonezya’nın ‘zafiyetlerinin’ iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi sürecine işlerlik kazandırılıp kazandırılamayacağında kilit bir rol oynayacaktır. Bu bağlamda, Endonezya bugün araştırma-geliştirme kurumları, yasal düzenlemeleri, yolsuzluklarla malûl olduğu kadar hantallığıyla da ün yapan bürokrasisi ile Japonya gibi teknoloji devi bir ülkeyle ilişkileri nasıl geliştirebilecek sorunu önem taşıyor. Maddi hususiyetlerin dışında, ‘çalışkanlık’, ‘zaman ve enerjinin optimum kullanımı’, ‘süreklilik’ gibi iş ve yönetim süreçlerinin vazgeçilmez hususiyetleri bürokrasi başta olmak üzere Endonezya iş kesimlerinin üzerinde hassasiyetle durması gereken alanlar olarak dikkat çekiyor. Bu da hiç kuşku yok ki, Başkan Jokowi’nin üstesinden gelmesi gereken bir sorun olarak halen ortada durmaktadır.



İlgili Konular endonezya Japonya
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş