Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


22:03, 26 Mayıs 2017 Cuma
11:06, 05 Şubat 2017 Pazar

  • Paylaş
Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının Türkiye ile imtihanı
Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının Türkiye ile imtihanı

ABD’de başlayıp Avrupa’ya yayılan oradan da küreselleşme yolundaki gelişmekte olan ülkelere kadar yayılan küresel finansal krizin baş sorumlusu olarak gösterilen kredi derecelendirme kuruluşları yanlış teşhislerle kendi kredi notlarını sıfırladılar.

Yaşar Süngü

ABD’de başlayıp Avrupa’ya yayılan oradan da küreselleşme yolundaki gelişmekte olan ülkelere kadar yayılan küresel finansal krizin baş sorumlusu olarak gösterilen kredi derecelendirme kuruluşları yanlış teşhislerle kendi kredi notlarını sıfırladılar.

Aslında ihtiyaçtan doğmuşlardı, şimdi de ölmek üzereler.

Peki bu kredi kuruluşları nasıl doğdu?

Kredi derecelendirme işi 1837-1841 yılları arasında ABD, ekonomisindeki çöküş ve şirket taahhütlerini yerine getirememesiyle birlikte Lewis Tappan tarafından başlatıldı.

ABD ekonomisindeki çöküntüden etkilenen Tappan; doğu-batı eyaletlerinde, çoğunluğu avukat olan bir topluluk oluşturarak , kredi derecelendirmesinin temelini attı. Aynı tarihlerde avukat olan John Bradstreet de müvekkillerinden topladığı piyasa bilgilerini NewYork toplantıcılarına satmaya başladı. 1849 yılında da Bredstreet Company adından bir şirket kurarak derecelendirme kuruluşu görevini yapan ikinci şirket olarak ortaya çıktı. Daha sonra bu iki şirket birleşerek “Dun and Bradstreet” ismini aldı. 1962 yılına gelindiğinde ise “Dun and Bradstreet” isimli şirket, ismini Moody’s İnvesters Service olarak değiştirdi ve günümüzde de aynı isimle devam ediyor.

Moody’s derecelendirme şirketinden sonra,1916 yılında Poor’s Publishing Company ve 1922 yılında Standard Statistic Company derecelendirme şirketi faaliyetine başladı. 1941’de bu iki derecelendirme kuruluşu birleşerek günümüzde de faaliyetlerine devam eden Standard&Poor’s(S&P) ismini aldı.
Bir başka derecelendirme kuruluşu olan Fitch ise 1913 yılında kuruldu. 1924 yılından günümüze kadar gelen üç harfli rating skalasını piyasaya kazandırdı.

1931 yılında Wall Street’in çöküşünden sonra ilk kez derecelendirmeyi düzenleyici amaçlarla da kullanıldı.
Bu üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu geçmişte olduğu gibi günümüzde de aktif rol oynayarak piyasadaki aktörlere bilgi akışı sağlıyor.

Kredi derecelendirme kuruluşları ne iş yapar?

Ülkelerin yönetimleri ve ulusal merkez bankalarının kredibilitesini değerlendirir.
Borçluların kredibilitesini ve borçların sürdürebilirliğini değerlendirir.
Bankaların ve finansal kurumların mali yapılarını ve borç kapasitelerini değerlendirir.
Dış ticaret yapılarını ve cari açığı inceler, sürdürebilirliğini değerlendirir.
Reel sektörde ve finans sektöründe yatırım yapılabilirlik değerlendirmeleri yapar.
Makroekonomik büyüklüklerdeki gelişmeleri inceleyerek türlü risklerin analizini yapar.
Değerlendirmeleri kısa, orta ve uzun vadelerle periyodik olarak yapar.
Verilen notlar, ulusal ve uluslararası kamuoyuna duyulur.

Kredi Derecelendirmeye neden ihtiyaç duyulur?

Kredi derecelendirme kuruluşları, bağımsız olarak kredibilite görüşü sağlayan ve verdikleri dereceler yatırımcılar, ihraççılar, kredi talep edenler ve hükümetler tarafından çeşitli nedenlere bağlı olarak kullanılan kuruluşlardır.

Kredi derecelendirme kuruluşlarına ihtiyaç duyulması mevcut olan verilere ulaşılmaktan çok, derecelendirdikleri finansal varlıkların gelecekte nasıl bir yol izleyeceği ve vermiş olduğu sinyallerin ne yönde olduğudur.

Piyasa aktörlerinin kısa sürede bu bilgiye ulaşmak istemesi kredi derecelendirme kurumlarına yönelik beklentileri artırmıştır.

Kredi derecelendirmesinin önemi nedir?

Ekonomiye güvenilir ve istikrarlı bir zeminde gelişen mali piyasalar kazandırmaktadır.
Piyasaların, uluslararası piyasalarla bütünleşmesini sağlamaktadır.
Düşük tasarrufların yatırıma dönüşebilmesini sağlamaktadır.
Ekonomideki risk düzeyini belirli çerçevelerle sınırlayıp, mali işlemlerin etkinliğini artırır ve büyümenin daha etkin finansmanını sağlamaktadır.
Menkul kıymet fiyatlarının daha istikrarlı olmasını sağlamaktadır.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının sermaye piyasası açısından önemi şöyle sıralanır:
Risk tespitiyle birlikte bir standardizasyon sağlanmış olmaktadır.
Yabancı yatırımcılara yol göstererek piyasaya kolayca girmesine sağlamaktadır. Bu da uluslararası piyasalarla uyumu sağlamaktadır.
Kısa vadeli yatırımlardan çok uzun vadeli yatırımlara yönelim artar.
Menkul kıymetlerdeki spekülatif hareketleri sınırlayıp bir denge oluşturur.

Kredi derecelendirmesi kimlere yarar?

Kredi dereceleri şirketlerin ve hükümetlerin sermaye piyasalarından fon bulabilmelerinde önemli rol oynarlar.
Bankadan kredi kullanmak yerine tahvil ihraç etmek suretiyle doğrudan yatırımcılardan borç almak isteyen devlet ve şirketler kredi dereceleri sayesinde bu ihraçların talepte bulunan yatırımcılara kendi kredi değerlilikleri hakkında bilgi sağlamış olur.
Kredi dereceleri böylelikle etkin, geniş bir çevrede kabul görmüş uzun vadeli bir nisbi kredi risk ölçüsü sağlayarak tahvil ihraç etme ve satın alma süreçlerini kolaylaştırır.
Yatırımcılar ve diğer piyasa katılımcıları yatırım kararlarını verirken kredi derecelerini kendi risk tolerans dereceleri ile ihraççı kurumun kredi riskini eşleştirmek için bir araç olarak kullanılır.
Bu işlemlerin tamamından dolayı kredi derecelendirme kuruluşları önemli bir yere sahiptir.

Kredi Derecelendirme Kuruluşlarının uyması gereken ilkeleri nelerdir?

Kredi derecelendirme kuruluşları, ülkeleri ya da şirketleri derecelendirirken bazı ilkeler ışığında hareket etmek zorundadır.
Bu ilkeler, kuruluşa olan güvenin artmasını ve yaptıkları derecelendirmelerin saygınlık görmesini sağlamaktadır.
Objektiflik ilkesi:
Ülke ya da kurum derecelendirmesinde kullanılan değerlendirme yöntemlerinin doğruluğu önceki derecelendirme döneminde ispatlanmış olmalıdır.
Yapılan yöntemin düzenli bir şekilde 1-3 yıllık dönemlerde geriye dönük testleri kapsayacak şekilde tekrar irdelenmesi gerekmektedir.
Tarafsızlık İlkesi:
Değerlendirme süreci, yetkilendirilen derecelendirme kuruluşunun ortaklık yapısı veya yönetim kurulundaki çıkar çatışmalarından etkilenmeyecek ölçüde bağımsız olmalıdır. Uluslararası erişebilirlik /şeffaflık: derecelendirmesi yapılan ülke ya da kurumun, yapılan derecelendirmeye ilişkin tüm raporların tüm yerli ve yabancı yatırımcılar tarafından ulaşılabilir olması gerekmektedir.
Açıklama yükümlülüğü: her kredi derecelendirme kuruluşunun uyguladıkları notların anlamlılığı farklıdır.
Derecelendirmesi yapılan ülke ya da kurumun, notları açık bir şekilde yerli ve yabancı yatırımcılara açıklanması gerekmektedir.
İtibar:
Değerlendirilen devlet ya da kurum, derecelendirmeye gösterdiği itimatı, derecelendirme kuruluşları tarafından önem arz etmektedir.

Not piyasasında 3 büyükler tekel durumunda

Uluslararası piyasalarda kredi derecelendirme kuruluşu olarak tüm dünyaya hizmet veren üç büyük derecelendirme kuruluşu mevcuttur.
Farklı yöntemler kullanarak notlandırma yapan ve oligopol yapıyı oluşturan üç büyüklerin sektördeki etkisini anlamak için yaptıkları kredi derecelendirme ve elde ettikleri ciro seviyesine bakmak gerekir.
2013 yılı rakamlarına göre Fitch’in 50 den fazla büroda 2000’nin üzerinde çalışanı, Moody’s in 28 ülkede 6400’ün üzerinde çalışanı ve Standar&Poor’s un (S&P) 26 ülkede 5000 den fazla bulunmaktadır.
Kredi derecelendirme kuruluşlarının hacimlerine baktığımızda ilk sırada Standard&Poor’s (S&P), ikinci sırada Moody’s, üçüncü sırada ise Fitch yer almaktadır.
ABD menşeli NRSRO bünyesindeki on kredi derecelendirme kuruluşu toplamda 2.816.599 adet kredi derecelendirmesi yapmış ve bunların 2.734.711 adedi üç büyükler olan Moody’s , S&P ve Fitch tarafından gerçekleştirilmiştir.
Bu da yaklaşık olarak yüzde 97’lik bir orana tekabül etmektedir.
Ayrıca üç büyük şirketin cirosu da NRSRO bünyesindeki tüm kredi derecelendirme kuruluşlarının ciro toplamının yüzde 97’si olan 3.5 Milyar dolar civarındadır.”

Standart&Poor’s (S&P) Rating Service

Standard&Poor’s ilk olarak 1860 yılında Henry Varnum Poor tarafından kurulmuştur. Poor ve oğlu Henry Wiliam Poor “H.V&H.W Poor Co.” Şirketini kurmuştur.
Amerikan demiryollarıyla ilgili finansal analizler yapıp analizleri kitap haline getirmişler ve tanesini 5$ dan 2500 adet satarak finansal bilgi piyasasına giriş yapmışlardır.
1906 yılına gelindiğinde ise Luther Lee Blake, Henry Varnum Poor gibi finansal piyasalardaki bilgi eksikliğini gidermek amacıyla Standart Statistics bürosunu kurmuştur, 1914 yılında ise 70 çalışanı olan bir şirket haline gelmiş ve Standard Statistics İnc. İsmiyle faaliyetlerine devam etmiştir.
1966 yılında ise Mc. Graw Hill Company bünyesine geçmiş ve finansal bilgi faaliyetlerine bu çatı altında devam etmiştir.
Sonraki tarihlerde şirket birleşimi olmuştur ve son hali olan Standard&Poor’s şekline gelmiştir.
Günümüzde ise 23 ülkede 6000 çalışanıyla hizmet vermeye devam etmektedir.
S&P kredi derecelendirmesini, kısa ve uzun vadeli derecelendirme olarak iki kısma ayırmıştır:
Dereceler en yüksek notu ifade eden ‘AAA’ ile başlayıp en kötü notu ifade eden ‘D’ ile sonlanır.
AAA’ dan BBB’ ye kadar olan kısım yatırım yapılabilir seviyede olduğunu göstermektedir. Diğer harf notları ise yatırımcıya tehlikeli bir durumun sinyallerini vermektedir.

Moody’s Investor Service

Dünyanın en eski derecelendirme kuruluşu olarak Moody’s Investors Service kredi notları, araştırmalar ve risk analizlerinin önde gelen sağlayıcısıdır.
Moody’s in taahütü ve uzmanlığı mali piyasaların şeffaf ve güvenilir çalışmasına katkıda bulunmaktadır.
Şirketin kredi notları ve analizleri 110 ülke 12.000 ihracatçı şirket 25.000 kamu finansmanı ihraççısı ve 106.000 yapılandırılmış finansman tahvilinden fazlasını kapsayan borçları izlemektedir.
18 ülkede ofisi bulunmaktadır ve dünya genelinde 1.300 den fazla analisti, yaklaşık 2100 çalışanı ile 28 ülkede varlığını sürdürmektedir.”
Moody’s kredi derecelendirme şirketi de kısa vadeli ve uzun vadeli kredi derecelendirmesine sahiptir.
Bunun başlıca sebepleri de kısa vadeli menkul kıymetlerin uzun vadeliye göre daha fazla risk taşımasından kaynaklanmaktadır.
Bu yüzden kredi derecelendirme kuruluşları vadeye göre bir ayrım yapıp derecelendirmelerini de şu şekilde yapmaktadır:
AAA’ dan C’ ye kadar harf notları bulunmaktadır.
Bu harf notları en iyiden en kötüye doğru sıralanmıştır.
AAA’ dan BAA’ ya kadar yatırıma olumlu sinyal verirken BA’ dan C’ ye kadar olan skala ise olumsuz sinyal vermektedir.

Fitch

Dünyanın üç büyük uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları arasında yer almaktadır. Dünya çapında 50 ofisi kredi derecelendirme hizmeti vermektedir.
Analitik deneyim ve bilgi birikimiyle birlikte yatırımcılara yol göstermektedir.
150 ülkede 5.000’ ne yakın bankaya, şirkete ve finans kurumuna , 2.000 den fazla kurumsal şirkete 1.400 sigorta şirketine ve 100’den fazla ülkeye kredi derecelendirme hizmeti vermektedir.
Fitch ülke derecelendirmesi de notunu diğer kredi derecelendirme kuruluşları gibi kısa ve uzun vadeli olarak değerlendirmektedir.
Kredi derecelendirme sürecinde uluslararası ticaret, piyasalardaki bütünlük, enflasyon, döviz kuru gibi unsurları ele almaktadır.
Fitch’ e göre kısa vadeli kredi derecelendirmenin 6 adet sembolü vardır. Bu semboller F1’ den D’ ye kadardır.
Yukarıdan aşağı indikçe kredi kalitesi düşmektedir. Buna göre F1 en yüksek kredi kalitesine sahipken, D ödenememe riskinin en yüksek olduğu harf notudur.

Ülkelerin kredi notlarında etkili olan faktörler nelerdir?

Ülke riski, o ülkenin ekonomik, politik ve sosyal yapısına göre belirlenir.
Özellikle sermaye piyasasının gelişmiş olduğu ülkelerde yabancılar tarafından yatırım kararlarının ve kredi şartlarının belirlenmesi için ülkenin kredibilitesi önemli olmaktadır.
Bu nedenle yatırım yapılacak ülkelerin kredibilitesi sürekli olarak takip edilmektedir.
Ülke riski belirlenirken ekonomik, politik ve sosyal yapıları belirleyen ve oluşturan göstergeler incelenerek önem derecesine göre kaydedilmekte ve değerlendirilmektedir.
Kredi derecelendirmesi yapılan ülkenin, ekonomik geçmişi geleceğine de ışık tutmaktadır. Yani borçlu ülkenin borcunu ödeyebilme yeteneği geçmişindeki yaptığı faaliyetlerinde saklıdır.

Kredi derecelendirme kurumları, değerlendirmelerini yaparken nelere bakar?

Kişi Başına Düşen Gelir:
Bir ülkenin vergi tabanı ne kadar genişse kredi borcunu geri ödeyebilme yeteneği de o kadar yüksektir.
GSYİH Büyümesi:
Ülkenin büyüme hızı ne kadar yüksekse borçlarını geri ödeyebilme yeteneği de o kadar yüksektir.
Enflasyon:
Ülke bazında makul görülen enflasyonun dışında bir enflasyonist süreç yaşanıyor ise kredi derecelendirme kuruluşlarınca, bu ülke riski içinde barındıran bir ekonomiyi yansıtmaktadır.
Dış Borç:
Ülkenin dış borç yükünün fazla olması moratoryum riskini artırmaktadır.
Ekonomik Gelişmişlik:
Bir ülke ne kadar gelişmişse borçlarını ödeyememe olasılığı da o kadar azdır.
Politik Faktör
Savaş, ülkenin yabancı güçler tarafından ele geçirilmesi, iç ayaklanmalar, terör olaylarının sebep olduğu iç karışıklıklar, ideolojik farklılıklar, ekonomik çıkar çatışmaları, bölgecilik, politik kutuplaşma, aşırı görüşlere sahip olanların hükmet yönetimine geçmesi gibi unsurlar” ülkenin kredi notunda çok önemli rol oynamaktadır.
Sosyal Faktör
Bir ekonomide sosyal istikrar ekonomik ve ekonomik olmayan faktörlerden oluşmaktadır. Ekonomik olmayan faktörler, iç kargaşa, aşiret çatışması, düzensiz gelir dağılımı, dinsel bölünme, sosyal sınıflar arası çatışmalar gibi faktörlerden oluşmaktadır.
Bu nedenle ülke risk analizinden borçlu ülkeleri, nüfus yoğunluğu, eğitim düzeyi, gelir dağılımı, sendikalaşmalar ve dini gruplaşmalar gibi faktörler değerlendirilmektedir.

Kredi Derecelendirmenin Makroekonomik Etkileri nelerdir?

Borç maliyetini etkileyen en önemli değişkenlerden biri ülke riskidir.
Ülke notu ne kadar yüksekse borç maliyeti yani faiz oranına katkısı o kadar düşük olur.
Ülke riski risksiz faiz oranlarını da etkiler.
Yüksek ülke riski, risksiz faiz oranını yüksek reel faizlere yol açarak olumsuz etkiler.
Kredi derecelendirme kuruluşları, ülkeyi derecelendirdikten sonra ülkeye olumlu anlamdaki katkıları şöyle olur;
Ülke faizleri düşer.
Borçlanma işlemi önceki döneme göre kolaylaşır.
Çeşitli unsurlarda denge mekanizması daha etkin çalışır.
Yatırımcıların beklediği güven ortamı oluşur.
Borçlanmayla beraber, işlem hacmi istikrara kavuşur.
Yukarıdaki etkilerle birlikte yabancı yatırımcının, yatırım yapmak istediği ülkenin büyümesinde, kalkınmasında ve gelişmesine büyük katkı sağlar.
Ülke daha yenilikçi teknolojiyle tanıştırılarak diğer sektörlere de öncülük edilir.

Kredi Derecelendirme ile Türkiye’nin ilişkisi nasıl başladı?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, 90’lar öncesinde gelişmekte olan ülkeleri, derecelendirmeye almıyordu.
1991 yılına gelindiğinde Türkiye kredi notu sürecine adım attı.
1989’da yaşanan sermaye hareketliliğinin serbestleşmesiyle birlikte Türkiye’ye yabancı sermaye akışı başladı.
Dünya para piyasalarından borçlanmasıyla birlikte Türkiye kredi derecelendirme sürecine başladı.
İlk olarak Türkiye 1989’da derecelendirme notu aldı, ancak Yankee Bond ve Japonya’da Samurai Bond ihraç edilmesi sebebiyle kredi notunun açıklaması 1992 yılına kadar ertelendi.
1992’den 2013’e kadarki olan sürede Standard&Poor’s Türkiye’ye ilk kez not veren kredi derecelendirme kuruluşu oldu.
Bir sonraki sırada Moody’s ,ardında da Fitch not verdi.
Türkiye 1990’ların başında Moody’s ve S&P ‘a göre yatırım yapılabilir seviyede yer aldı.
Dünya çapında yaşanan krizler ve siyasi sorunlar sebebiyle kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu aşağı yönlü hareketlendirdi.
2001 yılında yaşanan bankacılık kriziyle birlikte kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu spekülatif seviyeye kadar geriletti.
2004 yılından sonra Türkiye ekonomisinin toparlanmasıyla birlikte kredi derecelendirme kuruluşları, Türkiye’nin notunu yukarı yönlü hareketlendirdi.
2013 yılında, Moody’s ve S&P Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılamaz seviyesinde belirlerken Fitch yatırım yapılabilir seviyesine çıkardı.
2014 yılında; Moody’s kredi derecelendirme kuruluşu, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyesine çıkardı.
Fitch Türkiye’nin kredi notunu 2013 yılındaki gibi BBB seviyesinde tutarak kredi notunda artış yapmadı ve durağan şekilde belirledi.
S&P ise Türkiye’nin kredi notunu BB+ olarak belirleyip durağan olan not görünümünü negatife çevirdi.
2015 yılında, Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu değiştirmedi.
Fitch ise Türkiye’nin kredi notunu BBB- ile yatırım yapılabilir seviyede tutup kredi notu görünümünü ise durağanda tuttu.
S&P de Türkiye’nin kredi notunu BBB- seviyesine indirdi.
2016 yılında; Moody’s ve Fitch Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyesinde bulunan notunu ve negatif görünümünü değiştirmedi.

SON DURUM

2017 yılı Ocak ayında Standard & Poors (S&P), Türkiye'nin kredi notu görünümünü "durağan"dan "negatif"e düşürdü; "yatırım yapılamaz" düzeyde olan "BB" notunu değiştirmedi.
Fitch de Türkiye’nin ‘BBB-’ ile yatırım yapılabilir seviyede olan kredi notunu ‘BB+’ ile spekülatif seviyeye indirdi.
Fitch’in kararı öncesinde ise 20 Temmuz’da Türkiye’nin ‘BB+’ seviyesindeki notunu ‘BB’ye düşüren ve not görünümünü negatif yapan ve kasımda görünümü durağana çeviren diğer bir kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s’un kararı geldi. S&P Türkiye’nin görünümünü yeniden negatife indirdi.

Kredi derecelendirme şirketlerinin Türkiye notları şöyle:

Son değerlendirme tarihi Görünüm Kredi Notu
------------------------------------------------------------------------------------------
Fitch 28 Ocak 2017 Negatif BB+ (Yatırım yapılamaz)
S&P 27 Ocak 2017 Negatif BB (Yatırım yapılamaz)
Moody's 23 Eylül 2016 Durağan Ba1 (Yatırım yapılamaz)

VE SONUÇ

15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişiminin ardından kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri notçuların ne kadar siyasi davrandıklarını ortaya çıkardı.
Darbe girişiminin halk tarafından püskürtülmesinin pozitif olarak algılanması gerekirken notun düşürülmesi ve notun düşürülmesinin ardından yabancı yatırımın artarak gelmesi kredi derecelendirme kuruluşlarına olan güvensizliğin en belirgin işareti oldu.



İlgili Konular Türkiye ekonomisi
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş