Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


11:38, 25 Nisan 2017 Salı
14:43, 13 Şubat 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Fransa'nın seçiminde yükselen güçler, tedirginlikler
Fransa'nın seçiminde yükselen güçler, tedirginlikler

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yer alması kesin gözüyle bakılan Marine Le Pen'in dışında ikinci ismin kim olacağı seçim gününe kadar belirsizliğini koruyacak gibi

Sinan Özdemir | Brüksel

Fransa cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlanıyor. Sağın ve solun en popüler/etkili isimleri, başta Cumhurbaşkanı François Hollande, saf dışı kalırken gölgede bekleyenler sahnenin en ön sırasında yerlerini almayı başardılar. Ortaya çıkan bütün isimler içinde tanıdık tek yüz kırk yıldan bu yana ırkçı ve dışlayıcı söylemleriyle ilerleyişini sürdüren Ulusal Cephe'nin Başkanı Marine Le Pen. Avrupa, Fransa'nın seçiminde bir ilkin yaşanıp yaşanmayacağını merak ediyor. Son on ayda gerçekleşmeyeceği söylenen siyasi kırılmaların gerçekleşmiş olması olasılığı artırıyor. Geçen yıl, Haziran referandumunda önce kamuoyu yoklamaları İngiltere'nin Avrupa Birliği'nde kalacağı yönünde sonuçlar açıklarken yanılması veya Amerika'nın seçiminde Hillary Clinton'un kazanacağına kesin gözüyle bakılırken Donald Trump'ın sandıktan çıkması Fransa için de benzer bir senaryonun mümkün olup olmadığı sorusunu sorduruyor.

Avrupa Birliği üyeleri Ulusal Cephe'nin kazanması durumunda Brexit sonrası bir Frexit'in gündeme gelebileceğinden endişe duyuyor. Zaten Le Pen de kazanması durumunda AB ile bütün ipleri koparacağını her fırsatta ifade ediyor. Fransa'ın seçimi bu minvalde bütün ilgilerin odağı olması anlaşılır. Avusturya veya Hollanda'nın seçiminden farklı ; çünkü Fransa'nın AB içindeki konumu ve ağırlığı (ikinci ekonomisi) gözönünde bulundurulduğunda ayrılması durumunda doldurulması güç bir boşluk bırakacaktır. Ne var ki, çelişkili görünmekle birlikte, İngiltere'den sonra Fransa'nın avro'dan ve AB'den ayrılması Angela Merkel'in çok vitesli Avrupa fikrini hayata geçirmesinde pozitif etki de yapabilir. Le Pen'lerin Rusya ile olan yakın temasları jeopolitik dengeleri etkileyeceği gibi NATO'nun Doğu Avrupa siyasetini de ters yüz edecektir. NATO'ya mesafeli duran Ulusal Cephe'nin kazanması Baltık Cumhuriyetleri, Polonya ve Ukrayna için kabus anlamına geliyor.

İç politikadaki belirsizlik Le Pen'in vaad ettiği "Önce Fransa" projesinden çok sağda yaşanan siyasi depremin etkili olduğu söylenebilir. Cumhuriyetçiler'de, sonbaharda gerçekleşen ön seçimde bir eski cumhurbaşkanı (Nicolas Sarkozy) ve başbakanı (Alain Juppe) yenerek sessiz bir dönüş gerçekleştiren François Fillon'un (Sarkozy dönemi başbakanı) 7 Mayıs seçimlerinde cumhurbaşkanlığına seçileceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Ancak cumhurbaşkanlığı rolüne girmeye hazırlanırken Fransa'nın yüz yıllık gazetesi "Le Canard Enchaine" in bir ay önce Fillon ve ailesi hakkında duyurduğu yolsuzluk iddiaları bütün hesapları bozdu. "Penelopegate" olarak isimlendirilen suçlamalara yüksek yargı el atmak durumunda kaldı. Büyük bir olasılıkla zamanla gündemden düşeceğini düşünerek sessizliğe gömülen Fillon on beş gün sonra sessizliğini bozduğunda birinci sıradan üçüncü sıraya gerilemişti. Böylece birinci sıraya Le Pen yerleşti.

Fillon, akraba kayırmacılığı ; haksız kazanç elde etmekle suçlanıyor. Eşini ve çocuklarını çalışmadıkları halde çalışmış gibi gösterdiği iddia ediliyor. Penelope Fillon'un (eşi) çalışmadan alınabilecek en yüksek maaşı almış olması ve yine en yüksek tazminatla "ayrılması" Fransız kamuoyunu şoke etti. Çocukların durumu da çok farklı değil. Tam olarak ne iş yaptıkları anlaşılmadı. Oğul Fillon'un Sarkozy'nin seçim kampanyası çerçevesinde yardımcı olduğu ; kızının da 2009'da yayımladığı kitaba kaynak eser toplamakla görevlendirildiği ifade edildi. Çocukları gibi eşi Penelope'nin önce Paris'te çalıştığı söylendiyse de daha sonra Paris'ten uzakta seçim bölgesinden işleri idare ettiği ileri sürüldü. Medya ve siyaset konuyu tartışırken Fillon'un iddialar karşısında onbeş gün sessiz kalaması şüpheleri artırdı. Üçüncü hafatanın başında organize ettiği basın toplantısında Fransızlardan özür dilemekle yetinmesi ve adaylıktan çekilmeyi düşünmediği ifade etmesi ilk saatlerde parti içinde fırtınayı dindirdiyse de 48 saat geçmeden yeni iddiaların ortaya saçılması Cumhuriyetçiler'de paniğe sebep oldu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybedebilecekleri fikri hızla yayılırken aday değişikliğine getirebilecekleri kulislerde konuşulmaya devam ediyor.

Fransa'da yaşananlar Alman siyasasının da gündeminde. Alman sağı Fillon'u aynı siyasi aileye mensup olmanın ötesinde, sunduğu acı reçeteler sebebiyle (mali disiplin), iyi bir ortak olabileceğini düşünüyordu. Öyle ki ön seçim zaferinden sonra Berlin'de Angela Merkel tarafından kabul edildi. Merkel doğrudan destek vermediyse de kabul etmesi güçlü bir işaret olarak değerlendirildi Ancak son iddialardan sonra Alman sağı Fillon'dan uzaklaşarak anketlerde ikinci sıraya yerleşeren ve bütün siyasi hesapları Le Pen gibi alt üst eden Emmanuel Macron'a çevirdi. Hollande hükümetinin ekonomi bakanı olan Macron görev süresi dolmadan istifa ederek yeni bir siyasi oluşumun öncüsü oldu. Ne sağ ne de sol ailesine mensup olan Macron merkezde yer alarak hem sağdan hem de soldan oy toplamayı başarıyor. Ulusal Cephe'nin alternatifi olarak pazarlanıyor,

Almanya gibi İngiltere de Fransa'nın seçimini yakından takip eden devletler arasında yer alıyor. İngiltere beklenen domino etkisinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini beklerken, Ulusal Cephe Brexit sonrası bir Frexit'in mümkün olabileceğini fikrini kabul ettirmeye çalışıyor. İngiliz sağı Fransa'da yaşanan siyasi çalkantıların faturasını elitlere keserken, Fillon’dan umudunu kesmiş, yirmi yıl önce Tony Blair'in makus talihi yenmesi gibi, Macron'un son umut ışığı olduğuna inanıyor. İngiliz basının Macron'u yere göğe sığdıramaması ekonomi bakanlığı döneminde kurduğu iyi ilişkilerle açıklanabilir. Tercihini Macron'dan yana kullansa da Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayacağı bu süreçte muhaliflerden herhangi birinin kazanması işini kolaylaştıracaktır.

Son kertede, son haftalarda yayımlanan anketlere rağmen, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yer alması kesin gözüyle bakılan Marine Le Pen'in dışında ikinci ismin kim olacağı seçim gününe kadar belirsizliğini koruyacaktır. Ulusalcıların (Ulusal Cephe, aşırı sol) ve globalleşme taraftarlarının (Cumhuriyetçiler, sosyalistler, yeşiller...) yarıştığı bu seçimde hangi taraf kazanırsa kazansın Fransa siyasi kokuşmuşluğu ortadan kaldırmak için beşinci cumhuriyetten altıncı cumhuriyete yelken açmak durumunda kalacaktır!



İlgili Konular fransa seçim
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş