Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


15:05, 22 Mayıs 2018 Salı
13:02, 12 Şubat 2018 Pazartesi

  • Paylaş
Can Acun Zeytin Dalı'nda neler olduğunu anlattı
Can Acun Zeytin Dalı'nda neler olduğunu anlattı

Türkiye’nin Suriye'deki Zeytin Dalı Harekatı ile ilgili hamleyi niçin yaptığı, neyi amaçladığına dair ilk günden bu yana gelişmeleri yakınen takip eden SETA Dış Politika Araştırmacısı Can Acun, Bursa Birlik Vakfı'nın Cuma Meclisinde gündeme dair değerlendirme yaptı

Tarih sahnesine yeniden ve güçlü bir şekilde dönen Türkiye’nin beka sorunu olarak gördüğü Zeytin Dalı Harekâtı, sadece ülke içinde değil, bölgede ve hatta tüm dünyada da gündem konusu olmaya devam ediyor.

Türkiye’nin bu hamleyi niçin yaptığı, neyi amaçladığı çeşitli kişiler tarafından dile getirildi ve dile getirilmeye devam ediliyor.

SETA Dış Politika Araştırmacısı Can Acun da, sahayı yakından tanıyan, olayları olabildiğince içerden bilen biri olarak hem bölgede olan biteni hem de Türkiye’nin bölgede ne yapmaya çalıştığını anlattı Birlik Vakfı Bursa Şubesinin Cuma Meclisinde.

Sahada olup aktörleri tanıyoruz

Öncelikle düşünce kuruluşlarının işlevlerine değinen Can Acun, sohbetine “Bir düşünce kuruluşu alarak siyasi karar alıcılara alternatif dış politika oluşturmak ve sahayı doğru yansıtarak medyaya referans oluşturmak amaçlarımız arasında. Ben devrim sonrası Mısır’daydım ve biz SETA olarak orada önemli bir rol üstlendik. Denebilir ki İhvan-ı Müslimin ile hükümetimiz arasında irtibatı biz sağladık.” sözleriyle başladı.

Can Acun “Düşünce kuruluşlarında görev alanların en önemli özelliği sahadaki aktörleri tanıyıp onlara dokunabilmek. Bu anlamda, düşünce kuruluşları çok önemli bir işleve sahiptir. Ben devrimden sonra uzun süre Mısır’da çalıştım. Mısır’dan sonra Suriye’ye geçtim ve orada saha çalışmaları yapıyorum. Bu gece de genelde Türkiye’nin Suriye politikasına, özelde de Zeytin Dalı Harekâtı’na değineceğim.” diyerek konumunu kayda geçirdi.

Suriye özelinde durum farklı

Can Acun, bölgeyi ve Suriye özelini “Suriye’yi Arap Baharı’nı yaşayan diğer ülkelerden ayıran bazı şeyler var. Öncelikle Suriye, bir azınlık rejimi tarafından yönetiliyordu. Suriye’de Arap Baharı Dera bölgesinde ortaya çıktı. O bölgede duvarlarda Esed rejimi karşıtı yazılarla devrim Suriye’de kendisini göstermeye başladı. Sonra kuzeydeki Kürt yoğunluklu bölgelerde gösteriler yapıldı. Rejim de bu gösterilere en iyi bildiği şeyle, şiddetle karşılık verdi.” cümleleriyle resmetti.
Şiddet işe yaramadı, ayrışma hızlandı

Sözlerine “Ama bu kez şiddet işe yaramadı. Ülkedeki yapısal farklılıklar, ülkeyi bir ayrışmaya sürükledi. Ordudaki bazı Sünni subaylar ordudan ayrılarak ÖSO’nun çekirdeği olan yerli orduyu oluşturmaya başladılar. Bu dönemde Türkiye “Despotik rejimlerdense halk iradesinden yana tavır alma” ilkesel kararı gereğince rejime mesafe koydu. Bu dönemde Ahmet Davutoğlu, Esed rejimiyle iyi ilişkilerini kullanarak onlara tavsiyelerde bulundu ama rejim Türkiye’ye verdiği sözleri tutmadı. Sonunda Türkiye, rejimi tanımama, muhalifleri muhatap alma noktasına geldi.” diye devam eden Can Acun, Türkiye’nin süreçteki rolüne değindi.

Bölgedeki aktörler kimlerdi

“O dönemde Avrupa ve ABD de muhaliflere destek veriyordu. Rusya ve İran rejime çok ciddi destek verdi hatta İran Devrim Muhafızları ile sahaya indi. Tam bu dönemde ilginç bir şekilde DAEŞ Suriye’ye girmeye başladı. DAEŞ nedense muhaliflerin elindeki bölgeleri ele geçirmeye başladı. Bu arada muhaliflerin İslami kimliği baskın çıkmaya başlayınca ABD ve diğer Batılı ülkeler muhaliflerin karşısında yer almaya başladı. Bu arada ABD muhaliflere karşı kullanabilecekleri bir aparat aramaya başladılar ve bunu PKK’da buldular.” cümleleriyle bölgedeki aktörleri kısaca tanıttı Can Acun.

Türkiye, politikasını revize etti

Bölge dinamiklerinin değişmesini “Rusya ve İran’ın rejimi, ABD’nin PKK’yı desteklemesi karşısında Türkiye, politikasını revize etti ve tüm desteğini muhaliflere verdi. Burada Türkiye, bir Kürt bölgesi oluşturulması girişimini gördü ve bu girişime karşı politika üretmeye başladı. Bu politikanın gereği olarak Rusya ile Astana Süreci’ni başlattı. Sürecin temel amacı ülkenin toprak bütünlüğünü korumak, ülkede çatışmasızlık bölgeleri oluşturarak barışı tesis etmek ve ABD’nin etkisini kırmak olarak değerlendirilebilir.” cümleleriyle açıkladı Can Acun.

PKK, bölgenin aparatıdır

“Bu süreçte Rusya, nüfuzunu artırmaya çalışırken Türkiye de muhaliflere destek vermeye ve özellikle de sınırında tehdit oluşturacak PKK merkezli bir yapılanmayı engellemeye odaklandı.” cümleleriyle bölgede PKK’nın işlevine değinen Can Acun, sözlerine “Suriye eskiden beri PKK’yı kullanan bir devletti. İran da PKK’nın İran kolu olan PJAK ile gerektiğinde anlaşarak gerektiğinde savaşarak onu Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullandı. ABD şu anda PKK’yı düzenli ordularla savaşacak bir güç haline getirmeye çalışıyor. Bu güç gerektiğinde Türkiye, gerektiğinde İran ve gerektiğinde diğer sınır devletleriyle ABD adına savaşacak biçimde araçsallaştırılıyor ve bu güç şu anda Suriye’nin dörtte birini kontrol ediyor.” şeklinde devam ederek PKK’nın konumunu tespit etti.

PKK nedense enerji bölgelerinde

Can Acun, başka güçlerin bir aparatı olan PKK’nın aslında ne işe yaradığını “PKK’nın hâkim olduğu bölgelerin çoğu, aynı zamanda enerji kaynaklarının da olduğu bölgeler. PKK Suriye’nin enerji bölgelerinin yarısını elinde tutuyor denebilir. PKK’yı kullananların temel amacı, bu örgütü Afrin üzerinden diğer kantonlarla birleştirmekti. İleride rejim zayıfladığında da Lazkiye üzerinden Akdeniz’e inmek hedefleri vardı. Türkiye bu olan biteni gördüğü için 15 Temmuz darbe girişiminin hemen ardından 24 Ağustos’ta Fırat Kalkanı Harekâtı’nı başlattı. Harekâtla Türkiye hem PYD ve hem de PYD ile savaşıyor görüntüsü altında onunla işbirliği yapan DAEŞ’i engellemek istiyordu ve bunda da başarılı oldu. İlk etapta yaklaşık 2200 kilometrekarelik bir alan hem DAEŞ hem de PKK unsurlarından temizlendi.” cümleleriyle anlatarak Türkiye’nin sahaya inişi ve bu inişin sebebini açıkladı.

15 Temmuz darbe girişiminin amacı neydi

Can Acun, 15 Temmuz darbe girişiminin macera arayan bir grubun girişimi olmadığını, bu girişimin arkasında uluslararası büyük planların olduğunu ve Türkiye’nin bu planları nasıl bozduğunu “Böylelikle Türkiye kendisine yapılan darbe girişimini de yanıtlamış oldu çünkü darbe girişiminin asıl amacı, yeniden dizayn edilen bölgede Türkiye’yi etkisiz hale getirmekti. Şimdi de Türkiye, Zeytin Dalı harekâtıyla ikinci aşamayı başlattı. Zeytin Dalı Harekâtı, Türkiye tarihindeki en kapsamlı harekâttır. Tam yetmiş iki uçak aynı anda havalanarak belirlenen hedefleri vurdu. Türkiye akıllı bir hamleyle stratejik önemde olan dağlık noktaları ele geçirerek işe başladı. Aynı zamanda lojistik merkezi olarak çok önemli olan Minniğ Havaalanı’nı vurdu.” sözleriyle anlattı.

Zorluklar bekliyor bizi

Yapılan harekâtın zorluğunu “Şunu bilmeliyiz: PKK yaklaşık yedi yıldır bu harekâta kendini hazırlıyordu. Sığınaklar, anti tank silahları, beton kuleler, yer altı sığınakları hep bunu gösteriyor. Bu harekât aslında gecikmiş bir harekât. Daha önce yapılmalıydı ama yapılmama sebeplerini hepimiz biliyoruz. Türk ordusunun çok hızlı ve az bir kayıpla ilerlediğini görüyoruz. Bu, ordumuzun başarısı olduğu kadar artık iyi eğitilmiş olduğunu gördüğümüz ÖSO desteğiyle de açıklanabilir. Ama bölge zor bir bölge ve karşımızda yedi yıldır bu harekâta kendini hazırlayan, asimetrik savaşta uzmanlaşmış bir terör örgütü var.” cümleleriyle açıklayan Can Acun, bu harekâtın önemli sonuçlarını anlatmaya başladı sonra.

Afrin’de başarılı olmalıyız ki örgüt çözülsün

“Kabul etmek gerekir ki PKK şu anda ABD’nin para ve silah desteğiyle ayakta duruyor. Ordumuzun PKK’yı Afrin’den atması, PKK’nın artık sürdürülemez bir örgüt olduğunu herkese gösterecektir.” diyen Can Acun, Ordumuzun mutlaka başarılı olması gerektiğini de “Bunun için Ordumuz Afrin’de başarılı olmalı ve örgütü bölgeden temizlemelidir. Bunu yaptığı anda, bu, domino etkisi gösterecek ve PKK unsurları diğer bölgelerden de hızla temizlenecektir. Çünkü PKK şu anda Suriye’nin dörtte birini kontrol ediyor görünse bile, toplumsal tabanı olmayan bir örgüt. Yaklaşık % 5’lik bir tabanı var ve bölgedeki diğer unsurlar ona muhalif. Örgütün Afrin’de yenilip zayıflamasıyla diğer bölgelerde çözülmesi daha hızlı olacaktır. Şu anda PKK’nın kontrolündeki bölgelerin % 60’ı demografik olarak Arap nüfusun oluşturduğu bölgelerdir. Buradaki aşiretler PKK ile mücadele etmek için moral destek bulacak ve bu psikolojik üstünlükle PKK’ya karşı harekete geçeceklerdir. Zaten bu gidişatı okuduğu için rejimin de PKK’ya karşı hamle yapmaya başladığını gördük. Türkiye Afrin’den sonra Menbiç’te bu temizliği yapacak ve sınırını güven altına alacak. Bunu yaparken de mümkün olduğunca ülke bütünlüğünü koruyarak kendisine yakın muhalif unsurların kazanımlarının zarar görmesine izin vermeyecektir.” cümleleriyle açıklayarak harekâtın Türkiye için gerçekten beka sorunu olduğunu kayda geçirdi.

PKK neyin peşinde

Türkiye’nin hamlesiyle gelinen noktayı ve PKK’nın durumunu da “Gelinen şu noktada PKK unsurları, askeri olarak harekâta direnemeyeceklerini biliyorlar. Onların da stratejisi, kendi milislerini sivil kıyafetle sahaya sürüp tüm dünyaya “Türkiye sivilleri öldürüyor.” mesajı verdirerek kara propaganda ile uluslararası camianın Türkiye’ye karşı baskı kurmasını sağlamak olarak görünüyor. Bölge zor bir bölge, gelişmeler her an değişiyor. Gelecekte ne olacağını bugünden öngörmek mümkün değil ama biz Türkiye’nin her hâlükârda başarılı olacağını görüyor, bunu diliyoruz. Afrin’in ne olacağı bize gelecek konusunda iyi bir fikir verecektir. Eğer PKK uluslararası baskı unsurlarını devreye sokup orada kalmaya devam ederse varlığını tahkim ederek “Ben bölgedeyim ve bölgenin gerçeğiyim.” diyecek. Temizlenirse de bu temizlik bir domino etkisi göstererek onun yok olmasına yol açacaktır.” sözleriyle açıklayan Can Acun, sohbetine bu sözlerle son verdi.



Ahmet Serin

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş