Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


23:29, 18 Ekim 2017 Çarşamba
Güncelleme: 00:50, 26 Mart 2013 Salı

  • Paylaş
Topkapı Sarayı, "Saltanat Kapısı" kitabeleri
Topkapı Sarayı,

Başta padişah olmak üzere tüm devlet görevlilerine ve saraya girip çıkan, önünden geçen herkese verilen bu anlamlı mesajlar kitabelere ünlü hattatlar tarafından nakşedilmiştir. İşte, Topkapı Sarayı, Bâb-ı Hümâyûn Kapısı kitabeleri..

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

Fatih Sultan Mehmed tarafından inşasına başlanan “Sarây-ı Cedîd-i Âmire” yani “Topkapı Sarayı”nın ilk giriş yeri olan ve III. Ahmet Meydan Çeşmesi ile Ayasofya Camii’nin karşısında yer alan bu abidevî kapı, “Bâb-ı Hümâyûn” ve “Saltanat Kapısı” adlarıyla bilinir. Sarayı, şehirden ayıran 1400 metre uzunluğundaki surların, yani “Sûr-u Sultânî”nin en büyük merasim kapısıdır. Bu nedenle sanatsal değeri yüksek, güzel, zarif ve çift taraflı yazılarla süslenmiştir. Bir Fatih devri yapısı olan kapı ve müştemilatı, Sultan Abdülaziz devrinde köklü değişikliklerle tamir ve restore edilerek günümüze kadar gelmiştir.

Osmanlı İmparatorluğu’nun idare merkezi olan saray ile şehrin bağlantısını sağlayan “Bâb-ı Hümâyûn”, İslami bir gelenek ve anlayışın eseri olarak mesaj dolu yazılarla donatılmıştır. Başta padişah olmak üzere tüm devlet görevlilerine ve saraya girip çıkan, önünden geçen herkese verilen bu anlamlı mesajlar kitabelere ünlü hattatlar tarafından nakşedilmiştir. İşte, Topkapı Sarayı, Bâb-ı Hümâyûn Kapısı kitabeleri:

“Fatih” ve “Fetih”e yapılan vurgu

Kapının ön cephesinde yer alan kemer alınlığı ve inşa kitabesi Fatih devrinin ünlü hattatı “Ali Bin Müridü’s-Sûfî-Ali Bin Yahya Sûfî tarafından yazılmıştır. İnşa kitabesinde dört satır halinde celî sülüs hatla Arapça olarak:

 
   

“Hâzihî kal’atun mübâreketun ussise bünyânuha a’lâte’yîdin minallâhi ve rıdvânin ve russisa erkânuha bi-teş’idin minhu bi-emri sultani’l-berri ve hakanu’l-bahri ve zıllıllahili’s-sakaleyn ve avnillâhi beyne’l-hâfikayn kahramânu’l-mâivettin fatih-i kal’ati Kostantin Ebu’l-Feth Sultan Mehmed Han Bin Sultan Murad Han Bin Sultan Mehmed Han halledallahu-teâlâ sultanehu ve a’lâ fevka’l-ferkadeyni mekenehû fi-târîh-i şehr-i Ramadane’l-mübarek senete selasin ve semanine ve semaniyeti(semene)mietin”

Tercümesi:“Bu mübarek bir kaledir ki Allah’ın te’yid ve rızasıyla kuruldu ve erkânı emn ü emanıyla kuvvet buldu. Karaların sultanı denizlerin hakanı, iki âlem için Allah’ın gölgesi, doğuda ve batıda Allah’ın yardımı, denizlerin ve karaların kahramanı, Kostantin Kalesi’nin fatihi Sultan Mehmed Han oğlu Sultan Murad Han oğlu Ebu’l-Feth Sultan Mehmed Han’ın Allah ü Teâlâ saltanatını daim eylesin ve mevkiini kuzey yıldızlarının fevkinde etsin.Sekiz yüz seksen üç senesi Ramazanü’l-Mübarek ayında inşa edildi.”Yazılıdır. İslam dünyası açısından da büyük öneme haiz İstanbul'un fethi olayı, saray kapısı üzerinde bu kitabe ile kayda geçirilmiş, bir çağı kapayarak yeni bir çağ açan Fatih’ten övgü ile bahsedilmiştir.

Cennet bahçesine benzetilen bir Saray

En üstte yer alan kemer alınlığında, ön ve arka cephelerde çift taraflı olmak üzere:

 
   

“Besmele-i Şerîf” ile Hicr Suresi’nin 45 “Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler içinde ve pınarlar başındadır.” 46 “Onlara, “Girin oraya esenlikle, güven içinde” denilir.” 47 “Biz, o cennetliklerin kalplerindeki kinleri çıkarır atarız. Hepsi kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıya otururlar.”48 “Onlara orada hiçbir yorgunluk dokunmaz, onlar oradan çıkarılacak da değillerdir.” Ayetleri sanatla ön cephede: “Ketebehu ez’âfü’l-abd Ali Bin Müridü’s-Sûfî”, arka cephedeki hattat Abdülfettah imzasıyla yazılarak bugüne ulaşmıştır.  Böylece bu ayetlerle kapıdan girip çıkan herkese ahiret ve cennet hayatı hatırlatılarak sarayın da adeta bir cennet bahçesi olduğu düşündürülür. Yöneticilerin de Allah’a karşı sorumluluk bilinci taşıyan adil kimseler olması gerektiği hatırlatılır.

Kemer anahtar taşında sonraki dönemde konulmuş, Sultan II. Mahmud’un:

 
   

“Mahmud Hân Bin Abdülhâmîd El-Muzaffer Dâimâ Adlî”

İstifli, Hattat Râkım Efendi tarafından çekilen tuğrası vardır. Ayrıca kapının üzerindeki Ay yıldız motifleri de dikkat çekicidir.

Osmanlı devlet felsefesinin taşa işlenmiş hali

Bâb-ı Hümâyûn’un sağ ve solundaki tek satırlıkkitabeler de Osmanlı devlet felsefesinin adeta bir dışa vurumu, taşa işlenmiş halidir.  İbarelerin taşıdığı derin anlam ve mesaj, okuyan herkese ve dünyaya bir ilan gibidir. Ön cephede sağ kitabeden başlamak üzere:

 
   

“Es-Sultân-ı zıllullâhi fi’l-arz, ye’viileyhi külli mazlûmîn”

“Sultan, Allah’ın yeryüzündeki gölgesi ve dünyadaki bütün mazlumların da koruyucusudur.”

Yazılıdır. Birinci kitabedegerçek hükmedenin Allah olduğu, bu hâkimiyetin devredilemeyeceği, Allah’ın Osmanlı sultanlarını (yöneticilerini) doğrudan doğruya teçhiz ettiği ve onların kendilerine bahşedilen bu güçle dünyada adaleti sağlamalarıiçin Allah’ınbir aleti oldukları, ikinci kitabedede Osmanlı Sultanı’nın, dini, dili, ırkı, mezhebi, rengi ne olursa olsun zulme uğramış bütün insanların koruyucusu olduğu mesajı verilmektedir.

Kapının arka cephesinde istifli:

 
   

Hicr Suresi’nin 45, 46, 47, 48. Ayetleri altına yine Kur’an-ı Kerim’den Saff Suresi’nin 13 “Ve(bakın, Allah size) gönülden seveceğiniz başka bir şey daha (bağışlayacak): (bu dünyada) Allah’ın yardımı ve yakında gerçekleşecek bir zafer; (Ey Peygamber, bunu (bütün inananlara müjdele.)” Ayeti bulunur. Bu kitabe de ön cephedeki “Fatih ve Fetih”e yapılan vurguyu Kur’an-ı Kerim ile teyid eder.

Bab-ı Hümayun’un arka cephesinde, sağ ve solunda yer alan kitabelerde ise:

 
   

“La ilahe illallah El-Meliku’l-hakku’l-mübîn, Muhammedu’r-Resulullahsâdıku’l va'di’l-emîn”

“Apaçık gerçeğin sahibi Allah'tan başka ilah yoktur. Emin ve sözünün eri olan Muhammed Allah'ın Resulüdür.” Zikri yazılıdır.

Bu kitabe ile de: Allah’ın dışında hiçbir ilahın ve cismani bir otoritenin olmadığı dile getirilerek, şirk reddedilmekte ve adeta padişahlara (yöneticilere)kendilerinin değil Allah’ın, mülkün yani her şeyin, dünyanın ve devletin gerçek sahibi “Melik”, Muhammed (SAV) inde onun elçisi olduğu hatırlatılmaktadır.

 

Kaynaklar:

Midhat Sertoğlu, Osmanlı Tarih Lugatı, İstanbul, 1986.

Ekmeleddinİhsanoğlu (Editör), Osmanlı Devleti ve Medeniyeti Tarihi, c.I İstanbul.1994.

Cemil Meriç, Bu Ülke, İstanbul, 2006.

M. Enis Kamer, Topkapı Sarayı, Bab-ı Hümayun Kapısı, Arapça kitabesinin okunuşu ve tercümesi, İstanbul, 2012.

 



İlgili Konular osmanlı kitabeleri
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş