Dünya Bülteni Araştırma Masası
Necmettin Erbakan’ın 54. Hükümet’in başbakanı olduğu dönemde Türkiye’nin daveti üzerine , İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla 22 Ekim 1996'da İstanbul’da "Kalkınma İşbirliği Konferansı” düzenlenerek kalkınmakta olan 8 ülkeyi ifade eden D-8’in ilk adımı atıldı. Bu konferansın ardından hazırlık çalışmaları mahiyetinde kurulan üç Komisyon ve iki Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısının ardından 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul Çırağan Sarayı’nda yapılan Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi ile D-8 resmen kuruldu. D-8 ülkelerinin toplam nüfusu 900 milyonu buluyor. Başka bir ifadeyle dünya nüfusunun yüzde 14’ünü oluşturuyor.
D-8’in üç ana organı var: Zirve, Konsey, Komisyon ve Genel Sekreterya. İlk üç organın faaliyetlerini İstanbul’da bulunan İcra Direktörlüğü sağlamıştı. İcra Direktörü olarak atanan ilk kişi, 2006 yılına kadar Emekli Büyükelçi Ayhan Kamel’di. İcra Direktörlüğü Mayıs 2006 tarihinde yapılan D-8 9.Bakanlar Konseyi Toplantısı’nda Genel Sekreterliğe dönüştürüldü. Bu toplantıda alınan kararlara göre, 2006 yılında Sekretarya’ya Endonezya tarafından Genel Sekreter, İran tarafından Direktör ve Türkiye’den de İktisatçı atanmıştır.
Zirve, devlet ve hükümet başkanlarının iki yılda bir gerçekleştirdikleri toplantılardır ve D-8'in en üst düzey karar alma organıdır. Konsey, üye ülkelerin Dışişleri Bakanlarının katılımı ile gerçekleştirilen toplantılardır. Komisyon, Üye ülkelerin kıdemli uzmanlarından oluşan ve eşgüdüm çalışmalarını yürüten kurul toplantılarıdır. Genel Sekreterlik ise D-8 Grubunun çalışmalarına sekretarya hizmetleri sunar.
D-8’in amaçlarına gelince, Türkiye Dışişleri Bakanlığı web sitesinde anıldığı özet şekliyle “kalkınma yolundaki ülkelerin dünya ekonomisi içindeki konumlarını iyileştirmek, ticari ilişkilerini çeşitlendirmek ve ticaret alanında üye ülkelere yeni imkanlar yaratmak, uluslararası seviyede karar verme mekanizmalarına güçlü biçimde katılımlarını sağlamak ve halklarının yaşam seviyesini yükseltmektir.” “D-8 üyelerinin hepsinin aynı zamanda İKÖ üyesi olup, yine İKÖ içinde teknolojik ve ekonomik kalkınma düzeyleri, ticari potansiyelleri ve nüfusları itibariyle önde gelen ülkeler arasında yer almaktadırlar.” “Güney-Güney diyalogu çerçevesinde gelişme yolundaki ülkeler arasında oluşturulan işbirliği örneklerinden biri olan D-8, üye ülkeler arasında ekonomik ve ticari işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir oluşumdur.” “D-8 çerçevesinde işbirliği esas itibariyle sektörel bazda yürütülmektedir. Türkiye sanayi, sağlık ve çevre; Bangladeş kırsal kalkınma; Endonezya yoksullukla mücadele ve insan kaynakları; İran bilim ve teknoloji; Malezya finans, bankacılık ve özelleştirme; Mısır ticaret; Nijerya enerji; Pakistan ise tarım ve balıkçılık alanındaki işbirliği çalışmalarını koordine etmektedir. “
D-8 üyeliği, “grubun hedeflerini, ilkelerini benimseyen ve ortak bağları paylaşan diğer gelişmekte olan ülkelere de açık olmakla beraber” kurulması üzerinden 13 yıl geçen D-8’e atfedilmiş en büyük misyon, İslam havzasında siyasi ve jeopolitik toparlanmanın aracı olmasıdır. Bunun, dünya genelinde barışın korunmasına hizmet edeceği düşünülmektedir ve hatta “barış için D-8 şart” bile denilmektedir. D-8'lerin bayrağında, D-8'lerin temel ilkelerini sembolize eden 6 tane yıldız var ve bu altı ilke, bu büyük misyonu da içerir. 54. Türk hükümeti başbakanı Necmettin Erbakan’ın ifadesiyle “bu prensipler sadece D-8’lerin kendi prensipleri değil, Yeni Bir Dünya'nın kurulmasının da temel esaslarıdır.” Altı ilke şunlar:
Savaş değil, barış!
Çatışma değil, diyalog!
Çifte standart değil, adalet!
Üstünlük değil, eşitlik!
Sömürü değil, işbirliği!
Baskı ve tahakküm değil, insan haklan hürriyet ve demokrasi!
D-8,son yıllarda en başarılı adımları “pazarları liberalleştirme” ve “dünya ekonomisiyle daha iyi bütünleşme” yönünde atıyor. Bunların yanısıra da kuruluş amaçları doğrultusunda çalışmalar sürdürüyor şüphesiz ama mesela bir D-8 üyesi olan İran’ın sivil nükleer programı üzerinde yürüyen tartışmalara bizzat D-8 bir aktör olarak katılamıyor. İşte bu, bir uluslararası örgüt olarak D-8’in, uluslararası ilişkilerde halen bir analiz birimi olmadığını gösterir ve bir aktör olarak etkinliğini ve yetkinliğini ispatlaması gerektiğine işaret eder. Bu durum, D-8’in, kendisine atfedilen büyük misyonu ifa etmekten en azından “şimdilik” uzak olduğunu da telkin ediyor.
Bir analiz birimi olacak yetkinlikte aktör olamayışının nedenleri hakkında birçok şey söylenebilir, oluşumun teknik mahrumiyetlerine, altyapı yoksunluklarına işaret edilebilir. Ama önümüzde çok kısa bir önce yaşanmış bir örnek varken şu an bunu yapmaya galiba gerek yok: D-8'in İstanbul'daki 13. kuruluş yıldönümü nedeniyle Haziran 2010’da gerçekleştirilen toplantıya, Türkiye dışında hiçbir üye ülkenin üst düzey temsilcisi katılmadı ki “iç ve dış menşeyli kaygıların varlığını, düşük şevk düzeyini ve irade zaafiyetini” gösterir. Diğer tüm eksiklikler yine buradan kaynaklanmaktadır. Ama gene de D-8’den yüksek beklentisi olanlara, beklenti çıtasını aşağı düşürmeye kalkmaksızın, kuruluş ilke ve amaçları doğrultusunda çalışmayı sürdürmek, eldeki sorunları halletmek ve sadece ileriye bakmak düşer.









Kılıçdaroğlu'nun aciz kaldığı an-VİDEO
Kılıçdaroğlu, İsrail televizyonunda-VİDEO
Novi Pazar'da arazi gerilimi-VİDEO 
































