Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


17:06, 25 Nisan 2018 Çarşamba
Güncelleme: 12:55, 17 Temmuz 2012 Salı

  • Paylaş
Libya'nın zor imtihanı: Seçimler istikrarı temin edebilecek mi?¹
Libya'nın zor imtihanı: Seçimler istikrarı temin edebilecek mi?¹

UGK’nın Kaddafi sonrası süreci yönetmeye ve yönlendirmeye muktedir olamadığı bir vakıadır. Böyle bir genel durum ister istemez seçimleri ülkenin istikrar arayışında önemli bir unsur haline getirmiştir

Levent Baştürk / Dünya Bülteni / Libya

Birinci Bölüm:

Libya’da Muammer Kaddafi rejimine karşı başlatılan 17 Şubat ayaklanmasını müteakiben patlak veren iç savaşın ardından gelen NATO müdahelesinin beraberinde getirdiği rejim değişikliği ülkeye istikrar getirmemiştir. İsyan sürecine liderlik eden ve Kaddafi’nin devrilmesinden sonra Libya’nın yönetiminden sorumlu olan Ulusal Geçici Konsey (UGK) milislerin silahsızlandırılmasını ve milis güçlerin ve çeşitli aşiretlerin birbirleri arasındaki çatışmaların engellenmesini sağlayamamıştır. İlaveten, UGK çeşitli ekonomik sorunların halledilmesinde zaafiyet gösterdiği gibi merkeze – Trablus’a- çeşitli taleplerde bulunan bölgesel muhalif unsurlarla da yapıcı bir diyaloğa girmekte başarsız kalmıştır. Kısaca UGK’nın Kaddafi sonrası süreci yönetmeye ve yönlendirmeye muktedir olamadığı bir vakıadır. Böyle bir genel durum ister istemez seçimleri ülkenin istikrar arayışında önemli bir unsur haline getirmiştir.

7 Temmuz 2012 seçimleri sadece totaliter bir rejimden halkın iradesine dayanan yeni bir rejime geçişin arayışı açısından değil, aynı zamanda ülkeye istikrar ve düzeni getirecek bir dönüm noktası olması bakımından da önem kazandı. Seçimler sonrasında oluşacak Milli Meclis yeni anayasanın hazırlanması sürecinde oynayacağı rolün[2] yanısıra, ülke 2013 genel seçimlerine yol alırken bir yasama meclisi işlevi de görecektir. Ayrıca Milli Meclis’e seçilen kişilerden oluşacak  temsil kabiliyeti ve halk nazarında belli bir meşruiyeti olan yeni hükümetin ülke yönetiminde sorumluluğu üstlenmesi söz konusu olacaktır.

SEÇİM ÖNCESİNİN BELİRSİZ ORTAMI

Geçmişte Bosna, Afganistan ve Irak örneklerinde gördüğümüz gibi, dış müdahele sonrası dönemde Libya’da bir türlü bir siyasi istikrar ortamı oluşturulamadı. 8 Ekim 2011’de Kaddafi’nin yakalanıp öldürülmesi de ülke içinde yaşanan çalkantılı süreci sona erdiremedi. Aksine, Kaddafi’nin yakalandktan sonra oldukça hor bir muameleye tabi tutulup öldürülmesi merkezi hükümet fonksiyonunu yüklenen UGK’nin Kaddafi sonrası dönemdeki zayıf idaresinin erken işaretlerinden birisi idi. Kaddafi sonrasının oldukça kaotik bir görüntü sunan siyasi manzarası UGK’nin merkezi otoriteyi temin etmede gösterdiği zaafiyeti sebebiyle her geçen gün derinleşti ve seçimlerin gerçekleştirilebileceği konusunda kuşkulara yol açtı. Kaddafi sonrası dönemde yaşanan emniyet buhranı ve iktisadi meselelere karşı UGK yönetiminin kifayetsiz kalması UGK hükümetinin sık sık protestolara maruz kalması sonucunu doğurdu. Diğer yandan UGK, sürekli şekilde milis güçlerinin isyan tehditlerine muhatap olmak zorunda kalmıştır. Abdurrahman El Kib’in başbakanlığını yaptığı geçiş hükümeti milis güçlerinin silahlardan arınmasını teminde başarısız olduğu gibi petrol üretimi iç savaş öncesinin rakamlarına yaklaşmasına rağmen ekonomide de başarılı bir idare gösteremedi. Hükümetin bu kifayetsizliği halkta tepkilere yol açmış ve hükümetin ve UGK’nin şeffaf olmamakla ve yolsuzlukla suçlanmasına sebep olmuştur.

Emniyet buhranı ülkenin güneyindeki Afrika kökenli siyah kabileler ile Arap kabileler arasında çatışmaların çıkması ve değişik aşiretlere bağlı milis güçleri arasındaki gerilimlerin artması nedeniyle daha fazla derinleşmiştir. Kaddafi döneminde ihmal edilen ve ülkedeki doğal kaynakların büyük kısmına sahip olan doğu bölgelerinden gelen otonomi talepleri seçim öncesi istikrarsızlık manzarasını daha belirgin hale getirmiştir. 7 Temmuz seçimleriyle oluşturulacak mecliste üye dağılımının Batı için 102, Doğu için 60 ve Güney için 38 olarak açıklanması Doğu’da seçimlerin boykot edilmesi yönünde seslerin yükselmesine yol açmıştır. Seçimlerin meşruiyetini tehlikeye sokacak şekilde bir gelişmeye yol açacak bu durumun önüne geçmek isteyen UGK hemen seçimler öncesinde bir hukuki düzenleme yaparak Anayasa’yı yapacak komisyonda her bölgeden eşit sayıda 20’şer üye olacağını açıklamıştır.

SİYASİ REKABET ORTAMININ KURUMSALLAŞMAMIŞ OLMASININ YARATTIĞI GÜÇLÜKLER

Seçim öncesi Libya’daki durum adeta bir siyasi tıkanıklık manzarası arz etmektedir. Bu ortamda seçimler Libya halkı için bu tıkanıklığı açabilecek bir fırsat olarak belirmiştir. Umut kadar endişenin de hakim olduğu böyle bir ortamda Batı basınında devamlı olarak seçimlerin güvenliğine yönelik kaygılara yer veren yorumla yer almıştır. Böyle bir ortamda UGK’nin daha önce 19 Haziran olarak belirlenmiş seçim takvimini 7 Temmuz’a kaydırması seçimlere yönelik kaygıların adeta haklı çıktığı gibi bir intibaya yol açmıştır.

Ancak UGK yaptığı açıklamada seçimlerin ertelenme nedeninin ülkede yaşanan geçiş dönemi istikrarsızlığından ziyade ülkede demokratik kurumlaşma yokluğunun ve demokrasi tecrübesinin olmayışının ortaya çıkardığı altyapı eksikliklerinden kaynaklandığını ifade etmiştir. Adayların seçimlere katılabilmek için gerekli olan işlemlerin tamamlanabilmesi için hala zamana ihtiyaçlarının olması ve seçmen kayıtlarının zamanında bitirilememiş olması seçimlerin tehir edilmesindeki en büyük sebeplerdir. Adayların eski rejimle herhangi bir organik bağlarının olmadığını ispat yükümlülükleri olduğu gibi, seçmenlerin de seçimlerin prosedürü konusunda yeterince bilgilendirilmeleri zorunluluğu vardır. Siyasi partilerin 1972 yılında yasaklanmış olduğu Kaddafi Libyasında bir siyasi muhalefet geleneğinin ve yapılanmasının oluşmasına hiç bir şekilde hayat hakkı tanınmamıştır. Bu sebeple partilerin teşkilatlanmalarini sağlamaları uzun zaman aldığı gibi, seçim kampanyalarını yürütme konusunda da tecrübesizlikten kaynaklanan önemli sorunlar yaşamaları söz konusu olmuştur. Seçimlere hazırlık devresinde seçmen olmaya muktedir Libya nüfusunun ancak yüzde 80’i seçmen kaydını yaptirabilmiş, 100’den fazla siyasi parti seçimlere katılma hakkını kazanmış ve 3000 kadar bağımsız aday seçimlere katılmaya hak kazanmıştır.

Demokratik kurumlaşmanin kifayetsizliginden kaynaklanan seçim sürecine ilişkin yaşanan sorunlar siyasi oluşumların bir kısmını seçimlerin bir oldu bittiye getirildiğini iddia etmelerine yol açmıştır. Popüler destek tabanı Misrata olan Vatan için Birlik Partisi lideri Abdurrahman Suvehli’ye göre UGK kendi içinden gelen siyasi oluşumların –yani Mahmud Cibril ile Ali Tarhuni’nin öncü isimler olduğu Milli Güçler Koalisyonu’nun- seçimden kazançlı çıkması için seçimleri aceleye getirmiştir. Mevcut şartlarda ne siyasi partiler yeterince teşkilatlanma ve halka inme fırsatı bulabilmişler ne de seçimler konusunda halk yeterince aydinlatilmiştır. Bu şartlarda gidilen seçimlerde, Suvehli’ye göre Kaddafi dönemine bir daha dönmek istemeyen halk haliyle Kaddafi’ye karşı isyan ve Kaddafi sonrası süreçte en fazla ismini duyduğu ve resmini en fazla gördüğü adaya oy verme durumuyla karşı karşıya bırakılmıştır. Ayrıca UGK kasıtlı olarak kendi kontrolündeki medyada kendi istedikleri oluşum ve kişiler dışındakilere fazla yer vermemiş ve adeta halkı belli bir mecrada oy vermeye yönlendirmeye çalışmıştır. Suvehli seçimlerin en erken iki yıl sonra yapılması gerektiğini iddia etmiş ve bu seçimlere ise UGK’nin tasfiye edilmesinden sonra kurulacak olan bir milli mutabakat hükümetinin öncülüğünde gidilmesi gerektiğini savunmuştur.

Öte yandan isyan sürecinin geçici hükümetinin başbakanı Mahmud Cibril’in desteklediği 60’a yakın partinin/oluşumun ittifakından oluşan Ulusal Güçler Koalisyonu’nun önde gelen partilerinden birinin başı ve ilk dönem UGK hükümetinin Petrol ve Maliye Bakanı olan Ali Tarhuni ise geçiş sürecini başarılı bir şekilde idare edemeyen ve otorite boşluğunun doğmasını engelleyemeyen UGK’nin Kaddafi sonrası dönemde artık ülkeyi yönetme meşruiyetini kaybettiğini ve bir an önce seçimlere gidilerek halktan idare etme onayını almış bir hükümetin tesisini elzem görmüştür.

Seçimler öncesi Libya’ya bakıldığında yukarıda aktardığım liderlerin görüşlerinde haklılık payı olduğu görülecektir. Ancak seçimlerle hangi siyasi formasyonun ne kadar desteğinin olduğunun net olarak belli olmadığı bır ortamda kurulacak olan bir milli mutabakat hükümetinin anlaşmazlıkların önüne geçmede yetersiz kalacağını kestirmek zor değildir. Bu nedenle de 7 Temmuz’da yapılmış olan seçimlerin zamanlamasının halkın genelinin beklentilerine de uygun düştüğünü iddia etmek yanlış olmayacaktır. <<>>

İKİNCİ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ



[1] Bu yazı Libya’da seçimleri izlemem sırasında edindiğim kanaatlerin ve Saliha Ziya’nın Libya’daki son gelişmeler üzerine hazırlamış olduğu çalışmaların bir ortak ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Kendisine teşekkür borcumu burada ifa etmek zarureti hissediyorum.

[2] Ayrıca oluşturulacak olan bir anayasa komisyonunun hazırlayacağı anayasa metninin Milli Meclisçe üçte iki çoğunlukla onaylanması zarureti var.  Anayasa taslağının hazırlanması için Milli Meclis’in içinden 60 kişilik bir anayasa komisyonunun seçilmesi öngörülmüştü. Ancak seçimlerden bir kaç gün önce UGK  kimsenin beklemediği bir düzenleme yaparak bu 60 kişinin de seçimlerle seçileceğini ilan etti.



İlgili Konular Levent Baştürk Libya
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş