İsrail'in Gazze'ye son saldırısına kapsamlı bir bakış / Levent Baştürk | Ortadoğu | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


16:19, 25 Haziran 2018 Pazartesi
10:09, 29 Kasım 2012 Perşembe

  • Paylaş
İsrail'in Gazze'ye son saldırısına kapsamlı bir bakış / Levent Baştürk
İsrail'in Gazze'ye son saldırısına kapsamlı bir bakış / Levent Baştürk

Batılı ve de "beyaz" anti-Filistin /anti-Hamas bakış açısının Türkiye'de sadece, İslam ve Müslümanlara ve de haliyle Araplara karşı önyargılı çevrelerde değil, medya alanında oldukça etkin olan muhafazakar / dindar bir çevrede de revaç görmektedir.

Levent Baştürk / DUBAM

İsrail'in 14 Kasım günü Hamas'ın askeri kanadının kumandanı Ahmed el-Cebari'nin öldürmesini takip eden İsrail'in hava saldırısı sonucunda Gazze yoğun bir bombalama kampanyası ve yıkıma maruz kaldı.  Gazze'deki direnişçi grupların roket ile verdiği karşılık sonucunda tırmanan catışmalar 21 Temmuz günü saat 21:00'de yürürlüğe giren ateşkes ile –düşük ölçekli bazı İsrail tarafından gelen ihlalleri saymazsak- son buldu. Hamas ve Gazze'deki diğer direniş örgütlerini terörist olarak kabul eden ABD, Kanada ve AB üyesi ülkelerinin çoğu İsrail saldırganlığını meşru müdafaa olarak kabul edip çatışmanın sorumlusu olarak Hamas ve diğer Filistinli direniş örgütlerini gösterdiler.

BAZI DİNDAR-MUHAFAZAKARLAR İÇİN HASBARA LUGATININ CAZİBESİ

İlginç olan şu ki, bu Batılı ve de "beyaz" anti-Filistin /anti-Hamas bakış açısının Türkiye'de sadece, İslam ve Müslümanlara ve de haliyle Araplara karşı önyargılı  çevrelerde değil, medya alanında oldukça etkin olan muhafazakar / dindar  bir çevrede de  revaç görmesidir. "Kurbanı suçlama" diyebileceğimiz bu tarz ilginçtir ki "hasbara lugatı"nın terim ve kavramları ile yapılmaktadır. İsrail'le Türkiye'nin ilişkilerinin iyi tutulmasını bir dış politika önceliği olarak gören bu anlayışa göre, Mescid-i Aksa/Kudüs'ün kaderiyle doğrudan ilgili olan Filistin meselesi bir "bataklık" olarak görülmektedir. Dahası, bu sorunu sahiplenen Türkiye Müslümanların statükoyu sorgulayan tavırları ve eleştirileri "herşeyin altında Batı'yı arıyorsunuz", "Filistinliler de rahat dursun", "eğer Filistinliler silaha sarılmak yerine evlerinde otursalar şu ankinden daha kötü durumda olmazlardı", "İsrail'in Filistin tarafında muhatap alabileceği bir lider yok"  ve "İsrail'i karşımıza almanın bedeli Türkiye'nin bölgede marjinalleşmesidir" gibi gerekçelerle küçümsenebilmektedir.

DEVAMI İÇİN TIKLAYINIZ



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş