Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


20:45, 24 Eylül 2017 Pazar
15:46, 03 Aralık 2015 Perşembe

  • Paylaş
Brzezinski ABD Rusya ilişkilerinden umutlu
Brzezinski ABD Rusya ilişkilerinden umutlu

Soğuk Savaş dönemini muhafazakâr bir taraftan değerlendiren Brzezinski, bu sefer nedenlerin farklı olduğunu belirtiyor

1970’lerin sonlarına doğru Jimmy Carter’ın ulusal güvenlik danışmanlığını yapmış biri olarak, Zbigniew Brzezinski, “Soğuk Savaş şahini” olarak ün yaptı. Brzezinski ayrıca, daha barışçıl bir tutuma sahip olan ve daha sonra protesto ederek istifa eden Dışişleri Bakanı Cyrus Vance ile girdiği ünlü kavgaları ile de tanınıyor.

Brzezinski bazı cepheleri Sovyet Bloğuna karşı geri çekme konusunda harekete geçirmişti ve 1980 yılında Moskova Afganistan’ı işgal ettiğinde, Sovyet gücünü azaltmak amacıyla, Carter’ın mücahitlere fon sağlama sürecine başlaması için diretmişti. Fakat bugün, Birleşik Devletler ve Rusya arasındaki gerginlik yeniden kızışmış olsa bile, Brzezinski Moskova ve Washington arasındaki ilişki konusunda çok daha umutlu. ABD ve Rusya’nın çıkarlarının birçok noktada buluşturulabileceğini iddia ediyor. Brzezinski bu hafta Politico Magazine National gazetesi editörü Micheal Hirsh’e konuştu.

Michael Hirsh: Rus jetlerinin Türkiye tarafından ateş edilerek düşürülmesi ile ilk defa bir NATO üyesi bir Rus uçağını düşürmüş oldu. Rusya ve Batı arasındaki diğer gerginlikleri de göz önüne alınca, bu konu sizi endişelendiriyor mu?

Zbigniew Brzezinski: Bu gerilimler ciddi ama ölümcül değil. Bir bakıma, eğer sağduyu ve zekalarını kullanabilirlerse, faydalı bir şey yaptıklarını bile kanıtlayabilirler. Bu durum, sadece kötü giden bölgesel sorunları çözmek için değil, genel olarak, üç süper gücün hakim olduğu küresel sistemin yıkıcı sonuçlarını da yok etmek için bir yol açabilir.

MH: Neden bunun mümkün olabileceğini düşünüyorsunuz?

ZB: Batı’nın, son dönemde Orta Doğu’dan gelen haberlere çok sakin yaklaştığını düşünüyorum, ama aynı zamanda, Rus uçağının düşürülmesinden sonraki tehditlere boyun eğmiyorlar. Dahası, Rusların kendisi, derin bir nefes alarak, krizleri büyütmenin bir anlamı olmadığını fark etti. Olabilecek en kötü sonuç, Rusya’nın kendisini tecrit ettiği ciddi bir çatışma. Aslına bakılırsa, büyük güçleri arasında meydana gelen bir gelişmenin eşiğindeyiz. Bu gelişme sadece Türkiye-Rusya çekişmesi ile değil, daha geniş bir bölgesel şiddeti önlemek için sağlıklı bir uzlaşma sağlamakla da ilgili.

MH: “Sağlıklı” derken ne demek istediğini biraz açabilir misiniz?

ZB: Kimsenin, bu çekişmenin kızışmasının, gerçekten yıkıcı sonuçları olan büyük bir çatışma ile eşdeğer tuttuğunu düşünmüyorum. Ekim ayının başlarında, Financial Times’a yazdığım bir yazıda, bölgenin geleceği için Rusya’nın ciddi bir müzakere içine girmesi gerektiğini yazdım. Bence, nükleer güçler arasındaki ilişkilerin zayıflığı nedeniyle ortada olan ortak tehdit göz önünde tutulursa, daha önce [Viena’daki görüşmelerde] yapılmış olması gereken şeyi, şimdi yapıyoruz.

MH: Ruslar Esad’ı desteklese ve Amerikalılar onu ekarte etmeye çalışsa bile, Suriye üzerinde bir uzlaşma olabileceğini mi düşünüyorsunuz?

ZB: Rusya için Suriye üzerinde Esad’la ilgili büyük bir ulusal çıkar söz konusu değil. Onun istifa etmesinde de, ABD için büyük bir ulusal çıkar yok. Fakat büyük bir ABD-Rusya koalisyonunun engellenmesinde ortak bir çıkar söz konusu. Belki çok naif yaklaşıyorum fakat bence bu durumlardan birinin riske atılması çok dramatik olmayacaktır. Birkaç haftadır, muhalefet Ukrayna konusunda haklı görünüyor. Ben de bu yüzden, Ukrayna sorununun güvenlik sağlanana kadar, “Finlandiyalaştırılması” gerektiği konusunda [Ukrayna’nın bağımsızlığını devam ettirmesi fakat NATO’ya katılmaması anlamında], hem Rusya hem de bizim için uzlaşmayı destekledim. Şimdi görüyoruz ki geçici olarak böyle olması daha doğru.  

MH: Ekim’de yazdığınız makaleyle kıyaslayınca çok daha pozitif konuşuyorsunuz. Makalede Amerika’nın Orta Doğu’daki güvenilirliğinin sağlanması için ve bölgenin tehlikede olmasından dolayı “stratejik cesaret” gösterilmesi gerektiğini, çünkü Rusya’nın saldırılarının IŞİD’i hedef almadığını, Beşşar Esad’a yardım ettiğini yazmıştınız. Şimdi daha mı iyimsersiniz?

ZB: ilk raporlar Rusya’nın, ABD desteğine bağlı yerel güçlerin peşinde olduğuna işaret ediyordu. Onları uyarmak zorundaydık, ve bunu yaptığımızı düşünüyorum. Bu sefer verilen tepki hesaplanmış gibi geliyor. Putin’in önce burnundan soludu ama sonra sorunu çözmeye yönelik konuşmaya başladı. Türkler çekişmeyi abartmayarak, metanetli ve çetin olduklarını kanıtladılar. … Aslında sonuç olarak iki tarafın gösterdiği tepkiler de daha makul bir hale geldi. Türkiye’de uçağın vurularak düşürülmesinin bizim tarafımızdan gerçekleşmemiş olmasının büyük bir şans olduğunu düşünüyorum. Putin’in bunu sindirmesi çok daha zor olurdu. Ve bu hadisenin Körfez ülkelerinde meydana gelmediği için mutluyum. Rusya’nın burada tepkisi çok daha büyük olurdu. Körfez ülkelerinin ise karşılık verme kapasitesi çok düşük. Bu durumda ABD’nin güç desteği sağlaması kaçınılmaz olurdu.

MH: Rusya’nın Birleşik Devletler’e karşı, bir diğer büyük güç olan Çin’le işbirliği yapması konusunda endişelenmeli miyiz?

ZB: Öyle düşünmüyorum. Kısa vadede Çin’in jeostratejik çıkarları için çatışma karşısında istikrarı gerektiriyor. İstikrar “Tek Kuşak, Tek Yol” programını sürdürebilmesi için gücünü sürekli arttırıyor. Bu program ile; Çin’in Hint Okyanusu’na, oradan deniz ve tren yolu ile Orta Asya’ya, buradaki ülkeler aracılığıyla da Batı’ya ulaşımı kolaylaşıyor, böylece, dikkatli bir şekilde gitgide Orta Asya’da Rusya ve Çin arasındaki güç dengesi, Çin’i daha güçlü bir pozisyona getirecek şekilde kaymış oluyor. Rusya bu konuda hiçbir şey yapamıyor. Ve bölgedeki ülkeler bu durumu hoş karşılıyor; ama Kırgızistan hariç. Onlar Moskova destekli Avrasya Birliği’nin bir parçası haline geldiklerinde, bağımsızlıklarını kaybedeceklerini biliyorlar…

Çin kamusal olarak tarafsız davranma konusunda çok başarılı, ama özelde, ya bir tarafa ya da diğerine yardım ediyor. Son dönemde de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üyesi olması için Ukrayna’nın yararına oy kullandılar.

MH: “Soğuk Savaş Şahini” olarak biliniyorsunuz. Şimdi de ABD ve Rusya’nın çıkarlarının bazı noktalarda çakıştığını düşünüyor gibisiniz.

ZB: Evet, doğru. Orta Doğu’daki durum tamamen kontrolden çıkarsa, öncelikle İran ile daha yeni tamamlanan uzun dönem anlaşma tehlikeye düşer. Bu da İsrail için ciddi sorunlar yaratabilir ve İsrail liderliğinde, askeri yolları tercih edecek, en az birkaç kişi var. Bu, bölge için çok tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Ayrıca bölge dışından gelecek güçlü tepkileri de kışkırtabilir. Rusya ve Batı’nın uzun süredir devam eden ortak çıkarları var. Esad’ın “intikal”inin kaygı yaratması kadar, hala bunun için yapılan birçok müzakere söz konusu. Ama iki tarafın da ona Esad’a bağlı hayati çıkarları olduğunu düşünmüyorum.

MH: Fakat bazı Rusya uzmanları Putin’in amacının Rusya’nın büyük güç statüsünü yeniden kazanması olduğunu ve bunu başarmadan bu işin peşini bırakmayacağını düşünüyor.

ZB: Bu belki onun meselelere irrasyonel bir şekilde bakmasının sonucu olabilir. Başlarda haberlerde son derece kızgın görünüyordu. Ama sonra savaş için çok istekli olmadıkça ortamı kızıştırmanın bir anlamı olmadığının farkına varması uzun sürmedi.

Dünya Bülteni için çeviren: Cansu Gürkan



İlgili Konular Zbigniew Brzezinski
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
TERÖRİST RUSYA
Hüsamettin ŞENER
ABD AMBARGOSU RUSYA GİBİ TERÖRİST BİR DEVLETİ YIKILMA NOKTASINA GETİRDİ. PETROL GELİRLERİ DÜŞEN RUSYA YIKILMAMAK İÇİN ORTADOĞUDA PETROL BÖLGESİNDE KARIŞIKLIĞI KURCALIYORKİ BU BÖLGENİN PETROL ÜRETİM KAPASİTESİ DÜŞSÜN. PETROL PARA ETSİN BU SOYGUNCU,SOYKIRIMCI TERÖRİST DEVLETTE YIKILMASIN. ONUN İÇİN KATİL HAİN ESED'E CİNAYETLERİNDE YARDIMCI OLUYOR. SEVİYESİZ FARS HAİNLERİNİDE KULLANARAK.
10/12/2015, 10:43