Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


20:45, 24 Eylül 2017 Pazar
Güncelleme: 00:18, 02 Ocak 2016 Cumartesi

  • Paylaş
Müzemmil Eyüb Tekur ile Keşmir üzerine
Müzemmil Eyüb Tekur ile Keşmir üzerine

Keşmir Dış İlişkiler Enstitüsü Başkanlığı ve Keşmir’in İslam Konferansı Temsilciliğini de yürütmüş olan Müzzemmil Eyüb Tekur ile bölgedeki gelişmeleri konuştuk

Deniz Baran/ Dünya Bülteni

Ümmetin “unutulan” yarası Keşmir’e dair son zamanlarda medyaya daha sık haberler düşmeye başladı. Normal şartlarda uluslararası basında kendisine yeterince yer bulamayan Keşmir’den hem olumlu hem olumsuz gelişmelerin art arda gelişi sebebiyle Keşmir meselesine dair bir hareketliliğin olduğu anlaşılıyordu. Hindistan lideri Modi’nin İngiltere ziyaretinde karşılaştığı büyük protestolar ise meselenin daha da gündeme taşınmasına ve küresel düzlemde (tabii Türkiye’de de) Keşmir meselesine dair daha büyük bir ilginin uyanmasına sebep oldu. Geçtiğimiz hafta Keşmirli bazı liderlerin Pakistan’a yaptığı ani ziyaret ve ardından yapılan açıklamalar ilgiyi daha da arttırdı. Bütün bu gelişmeler üzerine ben de daha önce Keşmir konusunda danıştığım aktivist dostum, Kashmir Institute of International Affairs Başkanlığını ve Keşmir’in İslam Konferansı Temsilciliğini de yürütmüş olan dostum Müzemmil Eyüb Tekur ile olan bitenlere dair konuştuk.

Deniz Baran: Keşmir’den son zamanlarda artan sayıda olumsuz haberler geliyor, baskının arttığına dair bir atmosfer gözlemlenebiliyor. Neler oluyor bize anlatır mısın?

Müzemmil Eyüb Tekur: Üzücü olan şey, bu olanlar yeni değil. On yıllardır süregelen hikâye… BJP’den (Hindistan’daki iktidar partisi) seçilen, Hindistan’ın yeni başbakanı göreve başladığında ondan önce gelmiş olanların BJP en son Vajpayee liderliğinde iktidar olduğu zaman başlattığı iyi işleri sürdüreceğine dair umut vardı.  Keşmir için en iyi zamanların geleceği düşünüldü çünkü diyaloğa açık bir ortam ve mükemmel çözüm fırsatları yakalanacaktı. Fakat Başbakan Modi ile birlikte durum sadece Keşmir’de değil tüm Hindistan’da karmakarışık oldu. Her taraftaki azınlıklar daha fazla korkmuş ve baskı altında hissediyorlar. Mesela sığır eti yasağını ele alalım. Bir sinirli, Hindu ayak takımı başka bir adamı sırf şüpheye dayanarak linç etti ve öldürdü. Ve adamın evinde sığır eti dahi yoktu. Asıl ironik olansa Hindistan dünyanın en büyük sığır eti ihracatçılarından biri. Hindistan, bir paradokstan ibaret. Eğer Keşmir gibi bir çatışma alanındaysan, hâlihazırda Hindistan’da neler olup bittiğine baktığında durumu hâyâl edebilirsin. Sadece Müslümanların değil tüm azınlıkların canı yakılıyor. RSS zamanında kalma radikal bir arka plâna sahip olan BJP’nin iktidarında da Keşmir’in bir kez daha acı çekmeye devam edeceğini bekleyebiliriz. 

Sayeed Geelani gibi kanaat önderlerinin ev hapsinde olduğunu, yine öne çıkan figürlerin ortaya çıkmaktan imtina ettiğini duyduk. Bunlar doğru mu? Doğru ise sebebi nedir?

Öncelikle seçimlerden önce Keşmir’de neler olduğuna bakalım. Neredeyse tüm özgürlük yanlısı liderler hapishanelere atıldı veya ev hapsine tıkıldı ve polis, seçimler boykot edeceğine veya seçimler sırasında problem çıkaracağına inandığı birçok genci gözaltına aldı. Bu Keşmir için işleyen hukuk düzeni, sadece şüpheye dayanılır ve keyfi kurallar uygulanır; suça dahi bulaşmamış insanlar gözaltına alınıp hapsedilir. Aslında Indian Express’te yazanlara göre Geelani, 5 yıldır ev hapsinde ve Cuma namazlarını dahi kılmasına izin verilmiyor. Bu tip toplumsal liderlerin uğradıkları zulme dair düzenli şekilde haberler duyuyoruz ancak sıradan insanlar da acılar çekiyor. Çocuklar var, ÇOCUKLAR… Duruşma yapılmaksızın hapse atılan hatta daha kötüsü, öldürülen 8 yaşında dahi çocuklar var. Daha yeni babasının kucağında iken vurulup öldürülen 3 yaşında bir çocuğumuz oldu. Başka çocuklar ölümcül olmayan silâh olarak adlandırılan ancak cildin altına giren saçma mermilerle vuruldu. O saçma mermilerin vücudun içinde patlayıp orada kaldığı ve yaralının ölüm tehlikesi sebebiyle amleiyatla alınamadığı saklanıyor. Keşmir’deki her ailenin buna benzer ya da daha kötü bir hikâyesi var. Dokunulmamış kimse yok. 

Geçenlerde okuduğum bir makalede Hindutva (Hindu paramiliter milliyetçi hareketleri) faaliyetlerinin arttığı ve gizli bir el tarafından bu durumun desteklendiği yazıyordu. Bu durum hakkında görüşlerin nedir?

Onların ideolojisinin ne olduğu gayet iyi belgelenmiş durumda: Müslümanları ve Hindu olmayanları öldür. Kendilerinin üstün olduklarına inanıyorlar, Nazilerin düşüncesinden hiçbir farkı yok. Silâh kullanmak, öldürmek ve aşırıcı değerlerin peşinde olmak üzere eğitiliyorlar. Ve inançlarını baz alarak gerçekleştirdikleri eylemlerden sonra çok nadiren sorumlu tutuluyorlar. Yakınlarda Mehdi Hasan, BJP/ RSS lideri Ram Madhav ile Al Jazeera için röportaj yaptı ve Hindistan’ın bu insanların iktidarı altında ne olduğu gerçeğini ortaya çıkardı. (Röportaj için: https://www.youtube.com/watch?time_continue=9&v=m1W-oXZ_31U)

Irkçı, bağnaz ve aşırıcı bir örgüt. Hindutva Hareketi, IŞİD kadar tehlikeli bir örgütlenme çünkü ikisi de sınırlarını genişletmek ve onlar gibi olmayan insanlar ile azınlıkları öldürmek istiyor.

Geçmişte Gujarat Katliamında yer almış olan Hindistan Cumhurbaşkanı Modi seçilirken Pakistan’dan da destek almıştı? Modi zamanında daha iyiye giden bir şey oldu mu Keşmir problemine dair yoksa baskı daha da arttı mı?

Yine aynı noktaya, Keşmirli liderlerin hangi sebeple Modi iktidarında daha iyi bir vaziyet beklediğine geliyoruz. Çünkü BJP en son iktidarda olduğunda, müzakereleri başlatıp diyalog zemini hazırlamak isteyen Vajpayee liderdi. Ancak göründüğü kadarıyla Modi bu mirasa ihanet ediyor ve kendi yolunu oluşturmak istiyor, Hindutva ve aşrılık yanlısı RSS kökenine inanıyor. Pakistan Başbakanı Navaz Şerif de Keşmirli liderler ile aynı umudu taşımış olabilir ancak unutmayalım ki büyük resme baktığımızda Hindistan ve Pakistan düşmandır ve birbirlerine karşı garezleri vardır. Pakistan Başbakanının zeytin dalı uzatıp yeni ve iki tarafın birbirinden ekonomik, politik, diplomatik ve askeri alanda faydalanabileceği bir dost eli uzatmış olması gayet olası.  Keşmir yüzünden iki ülke de büyük problemler yaşıyor. Ayrıca inanıyorum ki Keşmir’e dair hassasiyeti atalarından kalma bir şekilde taşıyan Navaz Şerif, bu iki süper gücün arasındaki savaşı bitirmek istedi. Umuyorum ki iki ülke farklılıklarını ve egolarını bir kenarda bırakabilir.  

Modi, İngiltere’yi ziyaret ettiğinde büyük protestolar oldu ve sen de o protestoların içindeydin. Bize bu protestolardan bahseder misin biraz, bir neticesi oldu mu?

Protestoların Hindistan’a ve Başbakanı’na güçlü bir mesaj yolladığına inanıyorum. Neftet ve düşmanlık içeren değil; umut, beklenti ve adalete, barışa, güvenliğe dair talep içeren bir mesaj. Protestolarda sadece Keşmirliler ve Müslümanlar yoktu. Sıhlar, Hristiyanlar, Gujaratlılar, Panjabiler vs. de vardı. Belki de protestoların doğrudan bir etkisi olmadı ama bu protestolar sayesinde Hindistan’daki ve Batı’daki ana akım medyada protestoya katılanların endişeleri yer aldı. Olanlar, insanları konuşmaya, tartışmaya, düşünmeye zorlandı ve en azından konu hakkında bilgisi olmayanlara oradaki insanların meseleleri vurgulanmış oldu. Protestolardan beri Keşmir problemi sadece Hindistan’a değil İngiltere ve ABD’ye de yönlendiriliyor. Buralarda meselenin tüm taraflarınca dersler organize ediliyor ve hatta Al Jazeera gibi haber kanalları da daha önce belirttiğim gibi bu etkinliklere dâhil oluyor. 

Keşmir’deki hükümet geçen yılki selde müdahalede bulunma konusunda çok etkisiz kalmıştı. O zamandan bu zamana bir şey değişti mi? Keşmirlilere artan baskıya karşı herhangi bir inisyatif sergileyebiliyorlar mı?

Keşmir Hükümeti’nin bağımsız bir topluluk olmadığı hatırlanmalı, ülke içerisindeki bir şehir gibi düşünülmeli. Kesin bir otonom yetkisi olmakla birlikte çoğunlukla ülkenin başında olanlardan talimat alıyor. Bu şekilde Keşmir Hükümeti, tamamen merkezi hükümete yani Hindistan’a bağlı durumda. Ayrıca not etmek gerekir ki tüm bütçe ve direktifler merkezden gelmekte. Bu yüzden sel felaketinden önceki ve sonraki yetersizlik sadece Keşmir Hükümeti’nin değil aynı zamanda afetzedeler için ödenek sözü verip bu sözünü asla yerine getirmeyen  Hindistan Hükümeti’nin de yetersizliğidir.

Keşmir Hükümeti içindeki partiler arasındaki herkesin inandığı tek bir seçenek var: Hindistan ile beraberlik. İnsanlar bu partilere Hindistan ile beraber olmak istedikleri için oy vermiyor ancak insanların yol, su, elektrik, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçları mevcut. Fakat oy veren insanlara bunlar dahi nadiren sağlanıyor. Keşmir probleminin çözümü gibi uzun vadeli hedefler var ve bunun yanında kısa ile orta vadeli hedefler de var, insanların hayatını iyileştirmek gibi. Hiçbiri başarılı bir şekilde yönlendirilmiyor, her şey için Hindistan’ın insafına kalmış durumdayız veya en azından yerelde insanları temel ihtiyaçları temin etmek üzere destekleyecek sivil toplum örgütlerinin.

Geçtiğimiz haftalarda Keşmirli bazı siyasi liderlerin Pakistanlı yetkililerle görüşme yaptığını biliyoruz. Gündem ve talepler neydi? Bir sonuç verecek mi bu görüşmeler?

Uluslararası destek ve Keşmir’in avukatlığının yapılması. Pakistan epeydir Keşmirlilerin ve Keşmir halkının isteklerini temsil eden liderlerin müttefiki ve Pakistan hükümeti ile meseleler, potansiyel stratejiler tartışılıyor. Pakistan ayrıca Afganistan’da, Sind’in güneyinde ve tabii ki Keşmir’in doğusunda kendi problemleriyle karşılaşıyor. Onların Keşmir’e verecekleri destek dünyadaki devletlerin bizim yüzleştiklerimize dikkatini yöneltmesi için çok önemli. Pakistan tarih boyunca İslam İşbirliği Örgütü üyesi olan birçok Müslüman halkı destekledi fakat çok az ülke bunu yapıp Pakistan’a desteğe geldi. Keşmirliler, Pakistan olmaksızın daha da fazla acı çekeceğimize inanıyor fakat bizler dünyadaki her bir bireyin Keşmir’i savunma sorumluluğunu taşıması gerektiğine inanıyoruz. Filistin, Irak, Afganistan, Libya, Suriye, Sudan vs. için yaptıkları gibi. 

En son röportajımızı yaptığımız zaman Keşmir-Hindistan bölgesinde henüz El Kaide şube açmıştı ancak sen bu hareketin fazla taraftar bulamayacağını söylemiştin. Ancak baskının ve zulmün olduğu birçok coğrafyada bu tip hareketlerin hızla palazlandığını gördük son 1 yılda. Hâlâ aynı fikirde misin?

Bu soruyu en son sorduğun zamana nazaran El Kaide daha makûl duruyor. IŞİD yüzünden… Fakat şimdi bile açıklamamın arkasında duracağım ve Keşmirliler’in doğasında şiddet ve aşırılığın yeri olmadığını söyleyeceğim. Zengin tarihimiz, kültürümüz ve geleneklerimiz bunun kanıtı. Biz Sufi bir mirastan geliyoruz ve doğal olarak barışa ve harmoniye meyilliyiz. Bu çatışma ortaya çıkmadan önce Keşmir’de Hindular, Sıhlar, Budistler ve Hrıstiyanlar gibi azınlıklar mevcuttu ve hepimiz toplumsal bir harmoni içerisinde, mutlu bir şekilde yaşıyorduk. Evet, aşırıcılığın önünü açan ve bunu savunan bazı çıkıntı unsurlar var ama kendini fark ettirecek ölçüde değil ve onlardan söz etmeye dahi değmez. Var olmadıklarını varsayabiliriz. 

Modi henüz 25 Aralık’ta Pakistan’ı ziyaret etti. Kabul etmeliyiz ki bu ziyaret, Pakistan ve Hindistan’ın karşılıklı ilişkileri bakımından büyük bir adım. Peki bu ziyaretin Keşmir için anlamı nedir?

Umuyoruz ki bu görüşmeler barış ve diyalog doğrultusunda ileri gitmeye vesile olur. Bu ziyaret beklenmeyen bir ziyaretti fakat bu iki halkın liderlerinin strateji üzerine tartışıp bir formül ortaya koymalarını ve Keşmirliler’i bir nükleer çatışmaya dönme potansiyeli bulunan bu çatışmanın bitmesi için müzakerelere dâhil etmelerini bekliyorduk. 

Teşekkürler... 



İlgili Konular Keşmir
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş