Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:37, 20 Ağustos 2017 Pazar
17:08, 02 Ocak 2017 Pazartesi

  • Paylaş
Endülüs'te 500 yıl sonra yeni İslami dönem
Endülüs'te 500 yıl sonra yeni İslami dönem

İspanya'da Junta Islamica Cemiyeti bünyesinde çalışmalar yapan Hashim Cabrera'nın dilinden Endülüs ve Müslümanlardan kalma tarihi bir kalenin de bulunduğu Al-Mudavvar köyü...

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

İspanya'daki İslam hakimiyetinin son temsilcisi Gırnata Emirliği 2 Ocak 1492'de düşmüş ve böylece buradaki İslam varlığı sona ermişti. Endülüs'ün düşüşün yıldönümü sebebiyle daha önce Dünya Bülteni'nde yer alan ve Mücahid Yıldız tarafından gerçekleştirilen röportajı önemine binaen yeniden yayımlıyoruz.

Müslümanların adeta tamamen yok edilip bitirildiği Endülüs'te aradan geçen yüzyıllardan sonra 70'li yıllardan beri İspanyol Müslümanların sayısında giderek bir artış görülüyor. Özellikle İspanya'nın güneyindeki Endülüs topraklarında gerek Kuzey Afrika'dan gelen göçmenler, gerekse Endülüslü gençlerin İslam'a olan merakı sayesinde, onlarca tarihi eseriyle hemen her yerde İslami motifleri bulabileceğiniz bu ülkede adeta yeniden İslam neşvü neva bulmaya başlamıştır.

Kurtuba'ya yaklaşık 25 km mesafede bulunan Almodovar köyündeki gelişmeler ise İspanya'nın 20. ve 21. yüzyıldaki İslam'la olan ilişkilerine yeni bir boyut kazandırmış. Burada Mansur Escudero ve arkadaşları tarafından kurulan 'Junta Islamica' cemiyetinin zorlu çalışmaları ve gayretleri sonrası İslam dini İspanya devleti tarafından resmen tanınmış. Bu çalışmalara bizatihi aktif olarak katılan Hashim Cabrera bize hem Endülüs'ün geneli hakkında hem de Müslümanlardan kalma tarihi bir kalenin de bulunduğu Al-Mudavvar hakkında özet bilgiler verdi.

Hashim Ibrahim Cabrera, 1954'de Sevilla'da doğdu. Çocukluğu ve gençliği Kurtuba'ya bağlı Almodovar köyünde geçti. Daha sonra buradan ayrıldı. 1972'de ressamlığa başladı ve dünyanın farklı ülkelerini gezip dolaştıktan sonra 1983'te tekrar Almodovar'a geri döndü. Bu tarihten sonra da bu köyde yaşamaya ve burada çalışmaya devam ederken yine dünyanın değişik ülkelerine seyahatler yaptı.

Resim çizmenin yanında fotoğraf sanatçılığı da yapan Cabrera yüzlerce makaleye de imzasını attı. Cabrera sanatsal çalışmalarında kültür ve doğa ile birlikte çağdaş problemleri de ele alıyor. Verdiği konferanslarda, ders ve seminerlerde sadece sanatın kendisini anlatmakla yetinmemiş, onun etik ve filozofik bağlantıları üzerinde de durmuştur.

Almodovar del río, İspanya'nın Kurtuba eyaletinde bulunan bir yerleşim yeri. Endülüs devrinde ki ismi 'mudawwar' yani yuvarlak kapı idi.  Ya da yuvarlak kale olarak tanınan bu köy küçük bir 'medina' ve her zaman Kurtuba'nın, yani Kurtuba Halifeliğinin giriş kapısı olmuştur.

Aynı zamanda yeraltından çıkarılan değerli madenler, herşeyden önce gümüş sayesinde geleneksel bir önem taşımaktadır.  Ayrıca Endülüs ve Kurtuba Halifeliğinin kroniklerinde Al Mudavvar şeriflerin, yani Kurtuba'nın asillerinin siyah Ayı avına çıktıkları yer olarak bilinir.

Bunun yanında Almodovar'ın, eski adı ile Al-Mudavvar'ın hemen yanından geçen büyük nehir ile, yani Guadalquivir: Guad al Kabir ile olan bağlantısını açıklamak çok önemli.

Al-Tisi Mudavvar her zaman Kurtuba'ya, Kurtuba Halifeliğine bağlı bir şehirdi. Kurtuba'yı Sevilla ve Atlantik denizine bağlayan, yani Kurtuba'nın en önemli yollarının birinin üzerinde bulunmakta. Bu nedenle, Al-Mudavvarın halkı her zaman meşgul (geçici) olmuş ve (satıcılar gibi) çok farklı insanların buluşma noktası olmuştur.

Köyün çok iyi korunmuş ve yenilenmiş Endülüs devrinden kalma bir kalesi var.

Bazıları Al-Mudavvar, yani 'daire' isminin bu kalenin içinde 9. yüzyıldan kalan ve böylece kalenin en eski kapılarından biri olan yuvarlak bir kapıdan geldiğine inanıyorlar.

AL-MUDAVVAR'IN YAKIN TARİHDEKİ İSLAMİ GELİŞİMİ ÜZERİNE

Önce şunu söylemek gerekir: İspanya'daki bu değişim 500 yıl süren otoriter bir politik dönemden sonra olmuştur. Bu 500 yıl Katolik dinin hükmettiği bir dönemdi ve İspanya için demokratik döneme geçiş sadece 30 yıllık diktatörlükten değil, 500 yıllık dini monopolden sonra gerçekleşmiştir.

Bu tarihi gerçek İslam'ın eski Endülüs'e geri dönüşünün ilk adımlarını büyük bir şekilde etkilemiştir.

70'li yılların insanı olarak bizler 20 yaşlarında gençler idik. Bu yıllarda üniversiteye gidiyorduk ve yeni ufuklar arıyorduk. Bu ufukları ruhaniyette aramaya başladık. Doğudan (Orient) gelen bütün geleneklere büyük ilgimiz vardı. Bazı Müslümanlarla tanıştık ve İslam'a olan ilgimiz, özellikle tasavvuf ve sufizm yollarına olan ilgimiz arttı. Sonunda İslam'ı kabul ettik ve Müslüman olduk Elhamdulillah. Ve böylece Endülüs'te İslam yeniden başlamış oldu.

Bu başlangıçta sosyal ve ruhani olarak temsilci olduğumuzun bilincindeydik.

Ve yine gözönüne getirmek gerekir ki, İslam'ın İspanya'ya, eski Endülüs'e geri dönüşü, 500 yıl boyunca her türlü dini hürriyetin yasak olduğu bir toplumun içinde gerçekleşmiştir.

İspanya devleti Müslümanların ve Yahudilerin kovulmasıyla kurulmuş ve bu temel dönemden sonra modern İspanyol kimliği oluşmuştur.

Yani Katolik olmayanlara karşı olan önyargılar her yerde mevcuttu.

Konuşulan konular ve hakeretler sayesinde Müslüman ya da Yahudi olmak imkansız gibiydi.

Yavaş yavaş zamanın koşup geçmesiyle beraber bu yeni nesil Müslümanlar olarak bu yolda yürürken çağdaş İspanya'da İslam hakkında birçok tecrübeler edindik.

Politik açıdan muazzam bir güç taşıyan semboller gibi. Mesela Kurtuba Camiinin Müslümanlara açılmasının ve cemaat olarak namaz kılınmasının taleb edilmesi gibi.

Bu talebimize başka hiçbirşeye göstermedikleri sertlikte tepki göstermişlerdi.

Ve böylece bir çok sınırlarla ve bir çok zorluklarla karşı karşıya kaldık. Bu zorluklar İspanyolların zihniyetinden ileri geliyordu.

Ama aynı zamanda halkta bir duygu karmaşası yaşanmaktaydı.

Bir yandan İslam'ı eskiden tanıdıkları bir şey olarak fark ettiler. Yani kendilerinden bir parça olduğunu hatırladılar, bir yandan ise korktular ve reddetmek istediler.

Çünkü tarihi baskı hala çok büyüktü. Hala bir 'moro' öz kültürüne yabancı ve  değişik bir şey olarak algılanıyordu.

Ve önceden söylediğim gibi bir çoğu (yeni gelişmeler karşısında) sevgi hissettiler.

Çağdaş Endülüs'te bir çok Katolik ya da dinsiz (agnostik) yani Müslüman olmayan bu halk hayatlarında ve özellikle duyarlılıkta bir çok İslami özellikler taşımakta.

Herhangi bir Müslüman, düşünce yönlerin ve hayatı yorumlama şekillerinin İslami, yani Kuran ve Peygamberimizin (s.a.v.) Sünnetinden geldiğini anlayabilir.

Cabrera'nın yanındaki kişi cemaatin kurucusu Dr. Mansur Escudero (vefat etti)

CEMAAT NASIL OLUŞTU?

Junta Islamica burada ilk kurulan derneklerden biri olarak demokratik gelişimde büyük bir rol almıştır. İspanyol federal devletinin İslam'ı din olarak tanıması için yapılan müzakerelerde başrolü oynamıştır.

Birebir olmasa da çok yakın bir şekilde bu müzakerelerde Mansur Escudero, Abdennur Coca ve Abdelkarim Carrasco ile beraber bulunmakla onurlandım. Amacımız İslam'ın 500 yıl sonra bu ülkede yeniden tanınmasıydı. Bu müzakereler çok zor ve sert oldu. Bu zamanlarda İspanya'da yeni bir anlayış, yeni bir düşünme tarzı olan İslam'ı yaşamak çok zordu. İslam'ı yaşamak ve İslam dinini uygulamak. Ama bu müzakereler aynı zamanda göçmenlerin de İspanya'ya girmesiyle beraber İslam'ın bu topraklara geri dönüşüyle aynı zamana denk gelmişti.

Junta İslamica bu politik ve organize işlerinin dışında bir de basın yayın işleri ile meşgul olmuştu. İletişim için projeler başlatılmış ve büyük çaba göstererek ictihad edilmiş, bizim toplumumuzda İslam en kolay ve en iyi bir şekilde nasıl uygulanabilir diye araştırmalar yapılmıştı. Şimdi ve burada, bu kültür ve bu toplumda nasıl Müslüman olmalıyız. Bunu araştırıp bulmak bizim işimizdi.

Bu çalışmalarda yayıncılık işleri geliştirildi ve önemli dökümantasyonlar ve yayınlar yer aldı. Misal olarak: 'El mensaje del Qur'an de Muhammad Asad' (Kuran Mesajı - Muhammad Asad) ya da 'Historia del Genocidio de los Musulmanes, Cristianos Unitarios y Judíos en España de Ahmad Thomson' (Müslümanlar, tek tanrıya inanan Hristiyanlar ve Yahudilerin İspanya'da katledilişi)

ve 'Colleccion Shahada' (Şehadet Kolleksiyonu)'nda yer alan 'Çağdaş dünyada İslam, Siyer ve dini bilgiler gibi konuların ele alındığı kitaplar yayımlandı.

Ve ayrıca direktörü olmakla şereflendiğim bir dergi yayınlanmaktaydı. 'Verde İslam' (Yeşil İslam)

Bu dergi sonradan bir internet sayfasına dönüştürüldü ve şimdi www.webislam.com'da yer almaktadır.

Bu yaygın çaba sayesinde, her şeyden önce ictihad çabası sayesinde, bazı bilgiler elde edilmiş, gerekli ve faydalı olan ilk adımlar atılmıştır. Ve inşaallah ve maşaallah Müslümanların bu ülkede bu topraklardaki hayatlarını kolaylaştırmaktadır.


Al Mudavar köyü ve Endülüs kalesi

Bizi çok meşgul eden sorunlardan biri İslam ve demokrasi arasındaki ilişkiydi. Bu konu hakkında bir çok araştırmalar yaptık ve yazılar yazıldı. Bu çalışmaların sonucu şu an İspanyolca basıldı.

20 yıllık bu çabamız, 20 yıllık araştırmalarımız ve yaptığımız ictihadi, yani İslam'ı kaynağından öğrenme çabasının sonuçları, şu an Arap devriminde, bütün İslam dünyasında, özellikle Türkiye'deki gelişmelerde de görülüyor. Yani bizim bugünün İspanyol Müslümanları olarak yaptığımız  araştırmalar ve vardığımız sonuçlar bu ülkelerdeki anlayışa çok benziyor.

Bu belgeler şu an internette mevcut, tercüme edilmiş olabilir. Sanıyorum ki içinde yaşadığımız devletler için ilginç referans olabilirler.

Bizi çok meşgul eden ve biraz polemik olarak görünen bir başka sorun ise İslam'da kadının yeri ve hürriyeti idi. Bununla beraber İslami feminizmin gelişmesi vesaire vesaire.

Azınlıkların sorunları, göçmenlerin sorunları ile ilgilendik. Çok ilginç analiz çalışmalarından biri ise İslam'ın, yani İslam dininin kendisinden kaynaklanan ve sadece kültürel geleneklerin ayrımı idi.

Bu çalışmaların hepsi elhamdulillah çok faydalı bir meyve verdi. Herşeyden önce pratik sorulara cevaplar vermekte ve günlük hayatımızı kolaylaştırmakta. Bize bu çoğunluğu müslüman olmayan toplumda yaşamamıza çok yardım etmekte.

Bu köyü örnek olarak ele alırsak burada ve İspanya'nın genelinde gayrimüslimlerin Müslüman olan  İspanyollara karşı yaklaşımı nasıl oldu?

İspanyol Müslümanlar olarak biz normalde Müslüman olmayan ailelerden geliyoruz. Şehadet getirip sonradan Müslüman olduk. Ailelerimizin çoğu Hristiyan ya da dinsiz.

Benim ailem Müslüman olduğumu öğrendiklerinde geçici bir moda gibi karşıladılar. Doğudan gelen bir felsefe gibi, nasıl desem yoga gibi mesela. Bu yüzden fazla önem vermediler. Ama aradan zaman geçtikce, yani yedi sekiz sene içinde benim hayatım gittikçe İslamileşti. Namaz, Ramazan, Edeb ve davranışlarım değiştikce belli bir uzaklaşma hissettim.

Akıllarında bulunan klişe ve önyargılardan kaçınamadılar. Entelektüel, sanatçı bir insan nasıl olur da İslam'ı, eskilerden kalma bir dini kabul eder, bunu kavrayamadılar. Özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra genel olarak toplum ve aileler, İslam'a karşı daha da soğuk durdular. Müslümanları düşman gibi görmeye başladılar.

Size kendi hayatımdan küçük ve komik bir hikaye anlatabilirim.

Ben 30 yıldır bu köyde yaşıyorum. Herkes beni tanır. 11 Eylülden birkaç gün sonra sokakta bir arkadaş gelip bana 'Sen Usame bin Ladin taraftarı mısın?' diye sordu. Aman Allah! Bu inanılmaz bir şey. Seni tanıyan bir insan gerçekten de senin bir terörist olabileceğini, yani bir düşman, bir tehlike olabileceğini düşünmekte.

Sonralardan çok şükür durumlar sakinleşti. Gördüğümüz savaşlara rağmen, Afganistan'da, Irak'ta, Libya'da ve başka ülkelerde gördüğümüz bunca korkular, bunca savaşlara rağmen Subhanallah yine de insanlar yavaş yavaş inshallah kendilerince sonuçlar elde ediyor. Çünkü artık aradan yıllar geçmiş ve bu köy halkı yıllardır Müslümanlar ile beraber yaşamakta. Nasıl yaşadığımızı, nasıl davrandığımızı ve nasıl olduğumuzu bilmekteler.

Bu köyde Müslümanlar olarak hiçbir problem yaşamıyoruz. Tamamen uyum içinde yaşıyoruz. Köyün özel bayramlarına katılıyoruz, sosyal hayata katılıyoruz, karşılıklı bayramlarımızı kutluyoruz.

Büyük şehirdeki hayatı bilmiyorum, çok uzun zamandır bu köydeyim, ama burası gibi küçük yerlerde herkes birbirini tanır ve müslümanlar için sorun yoktur.

İspanya'nın geneline baktığımızda, İslami gelişme nasıl bir görünüm arzediyor, müslümanlar çoğalıyor mu?

İspanya'daki müslümanların sayısı tam olarak bilinmemekte, ama bir buçuk milyon olduğu tahmin ediliyor. Bunun içerisinde İspanyol Müslümanların sayısı, yani sonradan Müslüman olanlar ve onların çocuklarının sayısı tahminen 300 bin veya 200 bin arası.

İlk başta hızlıca yükselen bir sayıydı ancak son zamanlarda bu yükseliş yavaşladı. Özellikle göçmenlerin kriz nedeni ile azalmalarından dolayı. Yine de Müslümanların sayısı İspanya'da çoğalmakta. Biz aileler kurduk, çocuklarımız var ve aynı zamanda buraya yerleşen göçmenlerin de aileleri var. Çoğalmaktayız.

Müslümanların buradaki problemleri çoğunlukla büyük şehirlerde yaşanıyor. Bu şehirlerde Müslümanların sayısı çok daha yüksek. Mesela Barselona ve özellikle Katalonya'da olduğu gibi.

Müslüman göçmenler zamanında bu şehirlere gelmişler. Kriz ve bütün Avrupa'da görülen sağ politikanın gelişmesi yüzünden İslamofobi gelişmekte ve Müslümanları düşman ve yabancı gibi görmekteler.

Ama benim kanaatimce bu problemler özellikle krizin çok etkili olduğu yerlerde görülmekte. Mesela eskiden İspanyollar tarafından sevilmediği için göçmenlerin çalıştığı işler şimdi kriz nedeniyle daha fazla taleb görmekte ve böylece göçmenler ve İspanyollar arasında bir rekabet oluşmakta. Ama bu sorunlar ekonomik sorunlar, dini ve politik sorunlar değil.

Türkiye'ye iletmek istediğiniz mesajlarınız nelerdir?

Öncelikle buradan o mucizevi ülkede yaşayan bütün Türklere çokça selamlar göndermek isterim.

Ve onlarla, Allah'ın bana müslüman olarak yaşamaya çalıştığım bunca yılda verdiği en önemli  sonucu paylaşmak istiyorum.

O sonuç şudur: Aslında insanlığın değişmesi, toplumun İslam'a dönmesi, her birimizin içini değiştirmesi ile başlar.

Demek istiyorum ki, dünyada dili, kültürü ne olursa veya yaşadığı yer neresi olursa olsun, müslümanların İslam'ın bu iç boyutunu yeniden bulmaları gerekiyor. Yani İslami değerleri yeniden kalbimize nakşetmemiz gerekiyor.

Fıkıh ve tüm dini bilgiler hakkında bütün dünyada okullar bulunmakta. Öğrenmek isteyen herkes İslam'ı öğrenebilir. Ama asıl önemli olan hayat okulunda öğrenmektir. Allah (c.c.)'ın bize Peygamberimiz (s.a.v.) aracılığı ile gönderdiği bu Kuran'dan öğrenmektir.

Dilerim ki, Allah bizi merhametli eylesin, nefsimizi yani kendimiz ile ahenk içinde yaşamamızı ve bize, örneğimiz Rasulüne (s.a.v.) daha da yakın olmamızı nasib etsin. O Allah ki, bütün insanların dostudur ve bütün duaları kabul edendir.

Bu anlamda İslam'ın bu hümanist, bu muhteşem ve entelektüel boyutunu,  insanlığın bu ruhani  boyutunu yeniden keşfetmemizi dilerim.

Ve elhamdülillah, Allah'a, bu arkadaş ve kardeş olduğumuz bu topluma yaptığım duam budur. Elhamdülillah ve Şükran lillah

Bütün dünya müslümanları olarak Türkiye için büyük ümitler beslemekteyiz. Çünkü sadece son Halifeliğin bulunduğu yer değil aynı zamanda batılılaşmaya başlayan ilk İslam ülkesi olmuştur. Politik, kültürel ve toplumsal olarak ilk batılılaşanlardan olmuştu. Bu yüzden Türkiye çağdaş ve modern dünyada çağdaş İslam'ın tecrübesini yaşamış. Ve hepimiz ümitle Türkiye'nin şu anki gelişmelerini izliyoruz.

Bu toplumun demokratik tecrübeleri üzerinde gelişmekte olduğunu ve yeniden Ümmet ve Cemaat anlayışına vardığını görmekteyiz. Ve yıllarca süren ve sadece İslam ümmetine değil bütün insanlığa zulmeden otoriter sistemden kaçışını takip ediyoruz.



İlgili Konular Endülüs
Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş