Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


09:09, 28 Mart 2017 Salı
12:47, 12 Temmuz 2010 Pazartesi

  • Paylaş
Osmanlı dönemi Musul Petrolleri meselesi
Osmanlı dönemi Musul Petrolleri meselesi

Osmanlı'da Musul petrolünün önemini kavrayıp hem padişah nezdinde hem de Meclis nezdinde önlemler almaya çalıştı.


Tarık Yalçın-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Musul, Müslümanların hakimiyetine Hz. Ömer döneminde girmiştir. Emevilerin, Abbasilerin hakimiyetinden sonra kısa bir süre Tolunoğullarının, Hemdanilerin ve Ukaylilerin hakimiyetinden sonra, Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in Bağdat seferleri ile 1057’de Selçuklaın hakimiyetine girmiştir. Irak Selçukluları, İlhanlılar, Celayirliler, Karakoyunlular, Safevilerin idaresini kabul eden Musul, Yavuz Sultan Selim’in Safevilerle yaptığı Çaldıran Savaşı ile Osmanlı Devletinin hakimiyetine girmiş bu hakimiyet 1526’da İngiltere ile yapılan Anakara Antlaşmasıyla sona Ermiştir.

Musul petrolleri ile ilgili Osmanlı Devletinde ilk belge 4. Murat’ın 1640 tarihli fermanına dayanmaktadır. Bu fermana göre Musul’da ki petrol yataklarını işletme imtiyazı Neftçizade adında Kerküklü bir aileye verilmiştir. Bu aile 19. Yüzyılın sonuna kadar devlete ödemek zorunda olduğu vergi karşılığında petrol yataklarını işletmiş, ham petrol ve ürünleri halka satmışlardır.

Mithat Paşa’nın Bağdat valiliğine Musul petrollerinin önemi pek anlaşılamamıştır. İngiltere’nin Musul’daki petrol çalışmalarına izin veren Mithat Paşa, petrol arıtma tesisi kurmasına rağmen bu ilk rafineri daha sonra ilgisizlikten kapanmıştır. Petrolün henüz yaygın bir kullanımının olmayışı, kömürün daha değerli olması Osmanlı yöneticilerinin petrol konusunda ihmallerine neden olduğunu Oxford Üniversitesi’nden Stephan Longriog “Oil in the Middle East” adlı eserinde belirtmektedir.

Abdülhamit Musul petrollerini özel mülkiyetine almış


Nevin Yazıcı “Musul Sorunu” adlı eserinde Osmanlı yöneticilerin petrolün önemini kavradıklarını, yabancı şirketlerin Musul’da petrol arama faaliyetlerini yakından izlediklerini, raporların bir nüshasının saraya gönderildiğini söylüyor.Tahsin Paşa gibi bazı saray yöneticileri de Musul petrolünü kendi denetimine geçirmek için Musul vilayetinin tamamında petrol arama ruhsatı alarak bir Alman şirketiyle petrol aramalarında bulunmuş.

Musul petrolleri meselesini yakından takip eden II. Abdülhamit, Hazine Dairesi başkanının teklifi ile 1898’de Musul petrollerini şahsi mülkiyetine katmıştır. Abdülhamit’in şahsi hazinesinden ödeme yapılarak alınan Musul petrollerinden elde edilen gelirle demiryolları ve okullar yapılmıştır. Ayrıca Abdülhamit, petrol arama çalışmalarının Osmanlı mühendisleri kontrolünde yapılması için irade(özel ferman) çıkarttırmıştır. Abdülhamit’in petrolleri özel mülkiyetine geçirmesinden sonra Kerkük, Bağdat ve Musul’da Kanber Ali, Bin İncir Karadağ, Tel-Keyyare petrol kaynakları bulunmuştur.

Mithat Paşa’nın İngiliz şirketlerine verdiği petrol Arama ruhsatı Abdülhamit tarafından iptal edilerek Alman şirketlerine verilmiş, ayrıca Alman şirketinin Konya’dan Bağdat’a kadar demiryolu döşemei mecburi tutulmuş, şirketin verdiği taahhütleri yerine getirmemesi üzerine arama lisansı feshedilmiştir.

Abdülhamit, 1907’den 1909’a kadar tek bir devlet şirketi yerine birkaç devletin Osmanlı şirketleriyle birleşerek petrol arama lisansı alabilmelerine müsaade etmiş böylelikle Devlet-i Aliye hem kar etmiş, hem de devletler arasındaki rekabetten faydalanmıştır.İngiliz D’archy, Alman Deutche BBank, İngiliz Shell, Amerikan Development ve Osmanlı şirketleriyle ortaklıklar kurarak lisans sahibi olabilmişler.

İttihat ve Terakki, petrolleri devlet hazinesine devretti

İttihat ve terakki yönetimi iktidarı devralınca Musul petrollerinin mülkiyetini Abdülhamit’in has hazinesinden alarak devlet hazinesine devretmiştir. Fakat bu uygulama, petrollerin hızla İngiliz şirketlerin kontrolüne geçmesini sağlamıştır. Abdülhamit döneminde yabancı şirketlerin payı yüzde 15 iken 1913’de bu oran yüzde 75’e çıkmıştır. Dış borçlarını ödeme zorluğu çeken Osmanlı yönetimi, insiyatifi yabancı şirketlere bırakmak zorunda kalmıştır. İngiltere, I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı devletinin Almanya yanında savaşa girmesi üzerine Alman şirketlerinin lisansına el koyarak, Fransa’yı petrol arma işletme imtiyazına dahil etmiştir. İngiltere’nin Musul petrollerindeki payı yüzde 55, Fransa’nın yüzde 25 olurken Türk tarafınınki yüzde 20’de kalmıştır. İngilizlerin kira sözleşmleri ile Musul petrolleri üzerinde inisiyatif kurmalarına tek tepki Sadrazam Said Halim Paşa’dan gelmiştir.

Toynbee Kürt devleti kurulmasını teklif ediyor


İngilizler, Mondros Ateşkes Antlaşması’nın 7. maddesine dayanarak savaşarak alamadıkları Musul’u işgal etmişler ve Musul petrollerini kendi şirketlerine tamamen devretmişlerdir. Fransızlar, Sykes-Picot antlaşmasına göre Musul’un Fransa’nın hakimiyetinde kalması gerektiğini savunarak Musul petrolleri üzerinde daha fazla hak iddia etmişlerdir.

Tarihçi ve devlet adamı Arnold Toynbee, Fransızların bu iddialarında haklı olabileceklerini bunu önlemenin tek yolunun İngiltere’nin mandaterliğinde bir Kürt devleti kurulması gerektiği ve Musul’un yeni Kürt devletine bağlanmasıyla petrollerin İngilizlerin denetimin devam edeceğini ileri sürmüştür. Toynbee, Musul halkının çoğunluğunun Türklerden oluşması nedeniyle bölgeye Suriye ve diğer bölgelerden Kürt nüfusun getirilmesinin zaruri olduğunu söyleyerek Osmanlı Devleti ile yapılacak barış görüşmelerinde Kürt kartnın kullanılması gerektiğini söylemiş.

Toynbee’nin görüşlerini dikkate alan İngiltere, San Remo, Londra Konferansı ve Sevr görüşmelerinde Musul ve çevresini içine alan bir Kürt devletinin kurulmasında ısrarcı olmuştur. Saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı’nın Musul petrolleri üzerindeki hakları da sona ermiştir.
 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş