Mehmet Akif Ersoy’a cenaze töreni bile çok görülmüştü | Tarihten olaylar | | Dünya Bülteni Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


11:18, 23 Haziran 2018 Cumartesi
Güncelleme: 16:16, 12 Mart 2018 Pazartesi

  • Paylaş
Mehmet Akif Ersoy’a cenaze töreni bile çok görülmüştü
Mehmet Akif Ersoy’a cenaze töreni bile çok görülmüştü

'3 gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulundan Emniyet Müdürlüğüne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti. “ Ne sıfatla resmi makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı sormuştu. Cevabım yaklaşık olarak şöyleydi:

Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

Türkiye’nin İstiklal mücadelesinin sembol isimlerinden Mehmet Akif Ersoy I.Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili olarak görev yapmıştı. Mehmet Akif Anadolu’nun birçok şehrinde camilerde verdiği hutbelerle halkın milli duygularını coşturmuş ve halkın milli mücadeleye destek vermesinde önemli rol oynamıştı. Kurtuluş Savaşını destanlaştırarak yazdığı İstiklal Marşı’nı da millete armağan etmişti. 

1923 yılında Ankara’dan İstanbul’a dönen Mehmet Akif Abbas Halim Paşanın daveti üzerine kışı geçirmek üzere Mısır’a gitti. 1926 yılına kadar kışları Mısır’da geçiren Mehmet Akif’e 1925 yılında Türkiye’ye döndüğünde Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından Kur’an’ın Türkçeye tercümesi teklifi yapıldı.  Uzun süre bu teklifi reddeden Mehmet Akif ısrarlar karşısında kabul etti. 6-7 yıl kadar üzerine çalışma yaptı. Ancak 1932 yılı Ramazanında teravih namazından sonra Kur’an yerine Türkçe tercüme okunması kendisinde yapacağı tercümenin Kur’an yerine okutulma endişesini doğurdu. Bu endişe üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapmış olduğu sözleşmeyi feshetti. 

1926 kışından itibaren Mısırdan dönmeyen Mehmet Akif Kahire yakınlarındaki Hilvan’a yerleşti. Kahire’deki “Câmi-ül Mısriyye" adlı üniversitede Türk Dili ve Edebiyatı dersleri veren Mehmet Akif maddeten sıkıntılı bir hayat yaşadı. 1936 yılında rahatsızlanan Akif hava değişimi için önce Lübnan’a sonrasında ise Antakya’ya gitti. Ancak hastalığının ilerlemesi üzerine 1936 yılının haziran ayında istanbul’a gelerek tedaviye burada devam etti.  İstanbul’da bulunduğu süre içinde eski dostları, sevenleri tarafından sık sık ziyaret edilen Mehmet Akif, 27 Aralık 1936 tarihinde Beyoğlu’ndaki Mısır apartmanında kaldığı dairede hayatını kaybetti. Gazeteler ertesi günü Akif’in vefat haberini verdiler. 

Ertesi günü Beyazıd Camisindeki cenaze namazına onu seven binlerce genç ve dostları katıldı. Akif’in cenaze namazı için herhangi bir resmi bir tören hazırlanmamıştı. Cenazeye resmi kişilerden ve kuruluşlardan katılan hiç kimse olmadı.  Mehmet Akif’in Cenaze namazına bir hukuk fakültesi öğrencisi iken katılan Prof.Dr.Sulhi Dönmezer  5 Ocak 1987 de Tercüman gazetesinde  “ Akif’in Cenaze Töreni” başlıklı yazısında o günü şöyle anlatacaktı :

‘…O zamanların ülkemizde egemen tek partinin otoriter düzeni içinde kimse idare ile çelişkiye düşmek istemediği için basında Mehmet Akif’in yurda dönüşü ve hastalığının seyri hakkında pek fazla haber yayınlanmazdı…. 

Bizler alana geldiğimizde, namaz saatinin yaklaşmış bulunmasına rağmen bir tabuta rastlamadık, hep birlikte bekliyoruz. Birden lokantanın ön kısmını bir cenaze otomobilinin geldiğini gördük, iki kişi üzerine örtü dahi konmamış bir tabutu indirdiler. Yoksul bir fakirin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşlar yardıma teşebbüs ettiler. Fakat tabutun Mehmet Akif'e ait bulunduğu anlaşılınca bir anda yüzlerce genç ağlamaya başladı. …Gençler hemen Emin Efendi Lokantasının bayrağını alarak tabutun üstüne örttüler. Sonra merhumun bir kısım arkadaşları gelmeye başladı ama ne vali, ne belediye reisi ve ne de tek partinin zimamdarlarından hiç kimse ortalarda yoktu.” 

 
   

Cenaze törenine katılan Midhat Cemal Kuntay ise Beyazıd meydanındaki dakikaları şöyle anlatıyor:

‘Cenaze Beyazıd’dan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok; bir cenazenin geleceği belli değil.  Çok sonra birkaç kişi göründü biraz sonra çıplak bir tabut geldi. Bir fıkara cenazesi olmalı dedim. O anda Emin Efendi Lokantasının sahibi Mahir Usta, elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda yüzlerce genç peyda oldu. Üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım.’ 

O tarihlerde Milli Türk Talebe Birliğinde görevli bulunan Prof.Dr. Abdülkadir Karahan da cenazeye katılmış ve bir konuşma yapmıştı. ‘Akif’in Ebediyete Uğurlanışı ve Sonrası’ başlıklı bir yazıda hatıralarını anlatan Karahan cenaze töreni sonrasında başına gelenleri şöyle anlatıyordu : 

‘Burada bir olaya daha değinmek isterim. Benim o eşi az bulunur Milli Marşımızın eli öpülecek şairimizin kabir başındaki hitabemi, takdir yerine adeta tekdirle karşılanmak istenmesini ben bugün bile bir muamma gibi çözemediğimi de işaret etmek isterim.Çünkü 3 gün sonra beni Yüksek Öğretmen Okulundan Emniyet Müdürlüğüne istediler. Bir şube müdürü beni sorguya çekti. “ Ne sıfatla resmi makamların törene gerek görmediği bir şairin kabri başında konuşma yaptığımı sormuştu. Cevabım yaklaşık olarak şöyleydi: Ben herhangi bir şairin değil, Türk Bayrağı göndere çekilirken, yazdığı İstiklal Marşı ile göklere seslenen bir zatın kabri başında milletimizin duygusunu, saygısını dile getirdim. Beni buraya çağırmakla hata işlemiş bulunuyorsunuz.”

Dönemin yöneticileri her ne kadar Mehmet Akif'e bir cenaze töreni hazırlamamış olsalar da sevenleri ve binlerce üniversite öğrencisi onu son yolculuğunda el üstünde Edirnekapı mezarlığına kadar taşıdı. 

 

Kaynaklar : M.Ertuğrul Düzdağ, Mehmet Akif Ersoy, Kültür Bakanlığı Kültür Eserleri.

                    Mithad Cemal Kuntay,”Mehmed Akif,Hayatı-Seciyes-Sanatı-Eserleri

                   



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
Her şer de bir hayr vardır
Mete Hakan
Bir Müslümanın cenazesi fazla gecikmeden defnedilmelidir. Resmi tören, bando, protokol vs. olmaması İslami açıdan çok çok evladır. Allah taksiratlarını affetsin.
07/04/2018, 03:30
Etme bulma
filolojik_destan
Koca padişaha baykuş dersen, kızıl sultan dersen, çanakkaledeki aziz şehitler için bir şiirinde heder oldu kanları dersen böyle kötü duruma düşer insan.
17/03/2015, 12:56
AKİF
Enver
işte asımın nesli bu olsa gerek mekanın cennet olsun MEHMET AKİF ERSOY biz sana layık olamadığımız için utanıyoruz.
04/01/2015, 18:11
yüce şair
mehmet gürsoy
senin kıymetini bazı insanlar anlayamamış veya anlamak istememiş olsa bile senin Yüce Türk milletinin kalbinde ve ALLAH' ın yanında ayrı bir yerin olsa gerek .Mekanın cennet olsun
24/06/2014, 11:51
Ahlaksızlık
Tarihsever
Mehmet Akif'e yapılanları gönüllerinin hazmetmiş olması edepsizlik,saygısızlıktır. Sen İstiklal Marşı'nın yazarı ol,verilen ödülü kabul etme,günlerini gecelerini hasta yatağında acılar çekerek geçir sağlığında gelmiyor hadi ama cenaze namazına da devlet erkanından kimse gelmesin? Türkiye'nin geçmişi yazarlara yapılan haksızlıklarla doludur. Sürgünler,cezaevleri...Kimsenin yanına kalmaz.Mehmet Akif Ersoy'dan biz razıyız,rabbim de razı olsun.
31/03/2014, 10:20
dönemin yönetimi CHP ve onun zihniyeti.
sadık ETGİ
bana diyorlarki neden CHP'Yİ sevmiyorsun..! benim ÇANAKKALE şehidime, benim TÜRK BAYRAĞIMA bu kadar güzel övgüler ve methiyeler dizmiş benim İSTİKLAL MARŞIMI bu kadar güzel yazmış MEHMET AKİF ERSOY'a bu zulüm ve saygısızlığı yaptığı içinonu ve onun zihniyetin sevmiyorum.. mekanın cennet olsun MEHMET AKİF ERSOY..
10/09/2013, 23:05