Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


22:16, 17 Kasım 2017 Cuma
Güncelleme: 00:05, 04 Ekim 2013 Cuma

  • Paylaş
Kabe anahtarı kime emanet edilmiş ?
Kabe anahtarı kime emanet edilmiş ?

Yeni anahtar, 1400 yıldan beri Kâbe’nin anahtarını elinde bulunduran Mekke’nin meşhur Eş-Şeybi ailesinin büyüğü Şeyh Abdülkadir eş-Şeybi’ye teslim edildi. Peki Kâbe anahtarı ve onu koruma görevi bu aileye nasıl geçmişti?

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası

Suudi Arabistan Mukaddes Mekanlar Başkanlığı, Kâbe-i Muazzama’nın anahtarının paslandığı gerekçesiyle mekanın yıkandığı merasiminin ardından değiştirildiğini açıkladı. Yeni anahtar, 1400 yıldan beri Kâbe’nin anahtarını elinde bulunduran Mekke’nin meşhur Eş-Şeybi ailesinin büyüğü Şeyh Abdülkadir eş-Şeybi’ye teslim edildi. Peki Kâbe anahtarı ve onu koruma görevi bu aileye nasıl geçmişti?

 
   

Tevhid inancının sembolü, Müslümanların kıblesi ve yeryüzünde inşa edilmiş ilk mabed olan Kâbe, Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeniden yapıldıktan sonra “Hacc” ibadeti için insanların ziyaretine açıldı. Böylece Mekke’de günümüze kadar süregelen Kâbe hizmetleri de başladı. Kâbe’yi ziyaret, Hz. İbrahim zamanın­dan putperestliğin yayılışına kadar tevhid esaslarına uygun olarak sürdürüldü.

Mekke’nin ve Kâbe’nin idaresi Hz. İsmail’den bir nesil sonra Cürhümlüler Kabilesi’nin eline geçti. Bir süre sonra Güney Arabistan’dan gelen Huzâa Kabilesi, Cürhümlüleri mağlup ederek onları şehirden çıkardı. Kabile Reislerinden Amr B. Luhay, Kâbe ve Mekke’nin idaresini eline alınca Tevhid inancını bozarak putperestliğin yayılmasına zemin hazırladı. Mekke’de putperestliğin başlamasıyla müşrikler Kâbe ve çevresine çok sayıda put dikerek burayı puthâneye çevirmiş; fakat hiçbir zaman bu mekânı putlara nisbet etmemişlerdi. Putlara tapınmakla birlikte “Beytullah” olarak gördükleri Kâbe’nin imarına çalışmışlar ve gelenlere hizmet etmeyi sürdürmüşlerdi. 5.yüzyılın ilk yarısına gelindiğinde İslam Peygamberi Hz. Muhammed (S.A.V)’in beşinci kuşaktan dedesi olan Kusay B. Kilab liderliğindeki Kureyş Kabilesi, Huzâalıları mağlup ederek yönetimi devraldı ve Kâbe hizmetleri de Kureyş Kabilesi’ne geçmiş oldu.

 
   

Kusay B. Kilab, kabilesini şehirde topladıktan sonra idare için düzenlemelere başlayarak, Mekke’nin yönetimi (Darü’n-nedve idaresi), başkumandanlık (kıyade), sancaktarlık (liva), Kâbe’nin bakımı, kapısının ve anahtarlarının muhafazası (hicabe veya sidane), hacılara su temini (sikaye) ve hacıları ağırlama (rifade) hizmetlerini uhdesinde topladı. Ölmeden evvel de bu hizmetleri iki oğlu, Abdüddâr ve Abdümenâf arasın­da paylaştırdı. Mekke’nin yönetimi, Kâbe’nin bakımı, kapısının ve anahtarlarının muhafazası ile sancaktarlık görevlerini büyük oğlu Abdüddâr’a; başkumandanlıkla hacıları ağırlama ve onlara su temini hizmetlerini de diğer oğlu Abdümenâf ‘a verdi.

 
   

Mekke’nin fethinden sonra eskiden beri devam ettirilen bu hizmetlerden uygun olanlar, Hz. Muhammed (S.AV.) tarafından ibka edildi ve Kâbe’nin bakımı, kapısının ve anahtarlarının muhafazası görevini, amcası Abbas ile Hz. Ali’nin istemesine rağmen o sırada hala bu görevde bulunan Abdüddâr soyundan Os­man B. Talha’dan almayarak onunla birlikte amcasının oğlu Şeybi B. Osman’a verdi. Ve bu aile bugüne kadar, yönetimler, devletler, halifeler, sultanlar, emirler, padişahlar ve valiler değişse de, anahtarlar ve kilitler zaman zaman yenilense de hep Kâbe kapısının ve anahtarlarının muhafızı olarak kaldı.

 
   

Kâbe, Hz. İbrahim tarafından kapı yeri boş olarak inşa edilmiş ve ilk kapılar rivayetlere göre: Cürhümlüler veya veya Himyerîler’den III. Esed, 606 yılında Kâbe’yi yeniden inşa eden Kureyşliler tarafından takılmıştı. Mekke’nin Emevi ordularınca kuşatıldığı ve Kâbe’nin zarar gördüğü savaşta Abdullah B. Zübeyr,  binayı yenilemiş ve kapıyı çift kanatlı bir kapı ile değiştirerek karşı duvarına da ikinci bir kapı açtırmıştı. Daha sonra Mekke’ye giren Haccâc b. Yûsuf es-Sekafî, Halifenin onayıyla yaptırdığı tamir esnasında ikinci kapıyı tekrar duvarla ördürerek kapatmış ve bugün de mevcut olan kapı yerini yükselterek yenilemişti. Emevi ve Abbasi Halifeleri, Tahiriler, Musul Atabegleri, Memluk Sultanları tarafından altın ve değerli madenlerle kaplanan, değiştirilen, yenilenen kapı ve kilitleri, Osmanlı Padişahları tarafından da elden geçirilmişti. 

 
   

Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Mısır’ı fethinin ardından Osmanlı idaresine girmeye başlayan Hicaz ve Mekke-Medine’den padişaha tabiiyet bildirilmiş ve Harameyn’in anahtarları gönderilmişti. Kendilerini “Hadimü’l-Harameyn” Mekke ve Medine’nin hizmetkârı olarak gören Osmanlı padişahları, Kâbe’ye karşı hürmetlerinin bir gereği olarak, eskiyen örtülerini, oluklarını, kilitlerini, anahtarlarını yenileriyle değiştirmişler, eskilerini ise bir hatıra ve emanet olarak muhafaza etmişlerdi. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde de farkı dönemlere ait çeşitli madenlerden imal edilmiş Kâbe’nin kilit ve anahtarları, olukları, Hacerü’l-Esved muhafazaları sergilenmekte.

Kaynaklar:

Casim Avcı (Ed.), Hz. Muhammed, İstanbul, 2007.

Ahmet Ağırakça (Komisyon), İslam Tarihi, İstanbul, 2010.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş