Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:46, 29 Mayıs 2017 Pazartesi
Güncelleme: 11:30, 12 Mart 2017 Pazar

  • Paylaş
İstiklal Marşı'nın kabul edilmesi
İstiklal Marşı'nın kabul edilmesi

Milletimizin dâhilî ve haricî istiklâli uğrunda girişmiş olduğu mücadelâtı ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı müsabakaya vaz’ edilmiştir.

Emre Gül / Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti kurulduktan sonra, çeşitli ülkelerden yabancı temsilcilerin Ankara’ya gelişleri ve temaslarında ülkelerinin resmi milli marşları çalınmaktaydı. Bu durum bizde de bir resmi marş ihtiyacını ortaya çıkardı. Ayrıca Milli Mücadele’nin devam ettiği zorlu ve mübarek günlerde herkes kişisel emellerini ve hırslarını bir tarafa bırakarak memleketin kurtuluşu düşüncesi etrafında toplanmış bulunuyordu. Halka bu mücadeleyi anlatmak ve onları davet etmek ve cepheleri dolaşarak askerlere moral vermek üzere “İrşat Encümeni”ne bağlı heyetler kurulmuştu.

İrşat Encümeni üyelerinin çalışmalarıyla bu mukaddes mücadelenin büyüklüğünü ve heyecanını terennüm edecek bir marşın yazılıp bestelettirilmesi için “Maarif Vekâleti” memleketin bütün şairlerini harekete davet etti. Dönemin Milli Eğitim Bakanlığı adına Kazım Nami Duru, bir ilan metni kaleme aldı. Hâkimiyet-i Milliye ve Açıksöz Gazetelerinde de yer alan bu ilanda şöyle denilmekteydi:

“Türk Şâirlerinin Nazar-ı Dikkatine,

Maarif Vekâleti’nden:
Milletimizin dâhilî ve haricî istiklâli uğrunda girişmiş olduğu mücadelâtı ifade ve terennüm için bir İstiklâl Marşı müsabakaya vaz’ edilmiştir. Hür ve meşgul memleketlerimizde bütün erbâb-ı kalemi hizmete davet ederiz. İthaf olunacak âsâr içinden biri, iki ay sonra 23 Kânûn-ı evvel 1336’da Maârif Vekâleti nezdinde bir hey’et-i edebiye tarafından intihap olunacaktır. İntihap olunacak eserin yalnız güftesi için beş yüz lira mükâfât vardır. Yine lâakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilâhare ayrıca müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar, yapılacağı yer Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi Maârif Vekâleti’dir.”

Mehmed Akif ve Hamdullah Suphi Beyler

Bu duyurunun ardından her taraftan güzel şiirler yağmaya başladı. Sürenin sona ermesinin ardından gelen 724 parça şiir içinden bazıları seçilerek meclis üyelerine ve orduya dağıtıldı.

Maarif  Vekâleti bu şiirlerin hepsini itina ile okuyup değerlendirmiş ve takdir etmiş ise de asıl aradığı şiiri bulamamıştı. Mücadelenin büyüklüğü nispetinde kuvvetli bir şiir, gönülleri heyecanla tutuşturacak heyecanlı bir ses istiyordu. Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, bu şiiri ancak bütün bu heyecanları ve nağmeleri ruhunda duyan ve yaşayan, şiirlerini “ en yüksek ilahi bir belagatle yazan” Mehmed Akif Bey’in yazabileceğini biliyordu. Bu amaçla, verilecek para ödülü sebebiyle müsabakaya katılmamış olan Mehmed Akif’e başvurdu. Hasan Basri Çantay’ın da ısrarları üzerine Mehmed Akif, Taceddin Dergâhı’na kapandı. O günleri Eşref Edip şöyle anlatıyordu:

“Bu marşı ne vakit okusam, Taceddin Dergâhı’nda üstadın bu şiiri yazarken düşündüğü zamanları hatırlarım: Odanın bir tarafına çekilmiş, elinde ufak bir kâğıt…

Tefekküre dalmış, ara sıra bir kelime yazıyor… Bazen yazdığını çiziyor… Sonra tekrar yazıyor, bazen saatlerce düşünüyor. Üstad şiirini yazmak için çok zaman sarf ederdi. O sehl-i mümteni dediğimiz şiirler öyle kolay kolay olmuyordu. Bazen bir beyit üzerinde günlerce uğraştığı olurdu.” Nihayet Âkif, şiirini bitidikten sonra imzasız olarak, Maârif Vekâleti’ne gönderdi. “…17 Şubat 1337(1921) Perşembe sabahı her mısraında Türk ve İslam ruhunun ulvi ve mübarek hisleri ile titreyen ve “Kahraman Ordumuza” ithaf edilen bu abidevi sanat eseri Sebilürreşad’ın baş sayfasında yayınlandı. 21 Şubat’ta ise Kastamonu’daki Açıksöz Gazetesinde neşrolundu.



İstiklal Marşımızın yayınlandığı ilk gazete olan “Açıksöz Gazetesi”nin o günkü nüshası. Marşın baş tarafında “ Şair-i a’zam ve muhterem Mehmed Akif Bey Efendi üstadımız (İstiklal Marşı) unvanlı bir beda-i nefiselerinin ilk neşri şerefini gazetemize lutuf buyurdular. Her mısraında Türk ve İslam ruhunun ulvi ve mübarek hisleri titreyen bu abide-i sanatı kemal-i hürmet ve mubahatla derc ederiz” yazılıdır.

1 Mart 1337(1921) ‘de Hamdullah Suphi Tanrıöver’in güçlü sesiyle meclis kürsüsünden okunduğu zaman ise milletvekillerinin alkışlarıyla meclis inliyordu. Ruhlar heyecan içinde ve tek bir kalp gibi çarpıyordu. Mehmed Akif ise mahcubiyetinden başını kollarının arasına sokmuş, sıranın üzerine yumulmuştu. Okunan mısralar herkesin imanını yükseltmiş, Milletin hürriyet ve istiklalinin dünyalar durdukça parlayacağına bütün gönülleri inandırmıştı. Herkes bir ağızdan haykırıyordu. “Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır Hakka tapan milletimin istiklal! Marşın her mısraı her kıtası sürekle alkışlarla karşılanıyordu. Meclisin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda İstiklal Marşının resmen kabulü merasimi yapıldı. Birçok takrir ve konuşmalardan sonra bütün meclisin ve halkın takdirini kazanan Mehmed Akif Bey’in şiiri kabul edildi ve Maarif Vekili tarafından bir defa daha meclis kürsüsünden okuması teklif edildi. Tüm üyeler ayağa kalkarak büyük bir vecd ve heyecan içinde olduğu halde marş tekrar okundu. Marşın oylamasının yapılacağı sırada saat 17. 45 Mehmed Akif heyecan ve mahcubiyetinden mecliste duramamış ve salona çıkmıştı. Marş, yapılan oylama sonucunda ekseriyet-i azime yani “ezici çoğunlukla” kabul edildi ve 21 Mart 1921 Pazartesi tarihli Ceride-i Resmiye’de “Resmi Gazete”de yayımlandı.

21 Mart 1921 tarihli Ceride-i Resmiyye-Resmi Gazete’nin ilk sayfası. İstiklal Marşı’nın kabul edildiğine dair kanun. Sayfanın en altında “Kabul tarihi: 12 Mart 337 İctima 6 Celse 2” yazıyor.
Kaynaklar:

Eşref Edip, Mehmed Akif, 1938.

Kâzım Nâmi Duru, Cumhuriyet Devri Hatıralarım,1958.

Muhiddin Nalbandoğlu, İstiklâl Marşımızın Tarihi, 1964.

Yard.Doç.Dr. Halim Serarslan, Hamdullah Suphi Tanrıöver,1995.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş