Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


05:09, 24 Ekim 2017 Salı
Güncelleme: 17:52, 20 Temmuz 2010 Salı

  • Paylaş
İlk öldürülen gazeteci Hasan Fehmi’ydi
İlk öldürülen gazeteci Hasan Fehmi’ydi

İttihat ve Terakki iktidara geldiği günün ertesi kendisine muhalif olan gazeteci Hasan Fehmi'yi öldürmüştü.



Abit Yaşaroğlu-Dünya Bülteni / Tarih Servisi


Balyoz iddianamesinin kabul edilmesi ile birlikte ülkemizdeki öldürülen gazeteciler konusu yeniden gündeme geldi. Konu gündeme gelince hatırlanacak ilk kişi tabi ki Hasan Fehmidir.

Çünkü Türkiye’de işlenen ilk gazeteci cinayeti II. Meşrutiyet’in hemen ertesinde gerçekleşmişti ve İttihat ve Terakki karşıtı gazeteci Hasan Fehmi Bey 6 Nisan 1909 tarihinde Galata Köprüsü üzerinde katledilmişti.

Kimdi Hasan Fehmi şimdi onu hatırlayalım ; Mülkiye mezunu Hasan Fehmi Bey, istibdat yönetimine karşı çıktığı için, Siyasal Bilgiler'i bitirdikten Mısır’a sürgüne gönderildi. Mısır’dan Paris’e geçen Hasan Fehmi Bey orada İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin mensuplarıyla tanıştı. Prens Sabahattin ve çevresini de burada tanıdı. Meşveret’te yazıları yayınlandı. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra diğerleri gibi Hasan Fehmi Bey de İstanbul'a dönerek Mevlanzade Rıfat'ın yayınladığı "Serbesti" gazetesinin yönetimini aldı. Niyeti yeni yönetim ile çalışmaktı. Beklediği olmadı. İstanbul’da pek çok şey birbirine karışmıştı, pek çok Jön Türk dışlanmıştı. Hasan Fehmi Bey, İttihad Terakki’nin dışladığı isimler arasında yer aldı.

Hasan Fehmi Bey bir gün başyazarı olduğu Serbesti gazetesinde bir belge yayınladı. Belge, İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin eski rejimin görevlilerinden şantajla para sızdırdığını ortaya çıkarıyordu. İttihatçılar, bunun üzerine hem Hasan Fehmi’yi susturmak hem de başkalarına ibret olması için suikast planladılar. Aslında İttihat ve Terakki Cemiyeti özgürlükleri genişletme ve daha fazla özgür ortamı sağlamayı hedef edindiğini açıklamış ve muhtelif aracılarla bu konuda reklamını yapmıştı. Ancak, iktidara gelen İttihat mensupları geçmişe oranla çok daha fazla tahammülsüz ve eleştiriye kapalı bir tutum sergilediler.

Hasan Fehmi Bey, bu yayından sonra 6 Nisan 1909 gecesi, Galata Köprüsü üstünde arkadaşının yanında öldürüldü. 6 Nisan 1909’u 7 Nisan’a bağlayan gece, Serbesti gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi ile Şakir Bey Galata köprüsünün orta yerinde silahlı saldırıya uğramışlardı. Parlak düğmeli siyah bir kaput giymiş, yakasında kırmızı işaret bulunan kara bıyıklı bir şahıs “Al Mevlan!” diye bağırarak Şakir Bey’e bir el ateş etmiş ardından Hasan Fehmi Bey’e üç kurşun sıkmıştı. Şakir Bey, kendisini katil sanan polis tarafından zorla karakola götürülürken, gerçek katil Eminönü tarafına doğru koşarak gözden kaybolmuştu.

Mevlanzade Rıfat Bey’in sahibi olduğu Serbesti gazetesi ve Hasan Fehmi Bey, İttihat ve Terakki (İTC) yönetimine karşı sert muhalefetleriyle tanınıyorlardı. Katilin ‘Al Mevlan!’ seslenişi, aslında Mevlanzade Rıfat Bey’i öldürmek istediğini, Hasan Fehmi’nin Rıfat Bey’e benzerliği yüzünden saldırıya uğradığını düşündürüyordu

Olay büyük tepkiye yol açtı. Babıali’ye yürüyen talebeler, Sadrazam Hüseyin Hilmi Paşa’ya çıkıp, ‘her iki başında ikişer askerin nöbet tuttuğu bir köprüde işlenen cinayetin hükümetten habersiz olamayacağını’, siyasi cinayetten iktidarı sorumlu tuttuklarını belirttiler ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Makedonya dağ kanunları ile yönetilemeyeceğini söylediler.

8 Nisan günü çıkan gazeteler İttihatçılar’a ateş püskürüyordu. Hasan Fehmi Bey’in başyazarlığını yaptığı Serbesti Gazetesi “Basın özgürlüğünün ilk kurbanı ömrünü sürgünlerde geçirmiş olan hürriyet evlatlarından Hasan Fehmi Bey’in ruhuna fatiha” başlığıyla çıkmıştı.

Volkan Gazetesi, olaydan sonra Mevlanzâde Rıfat Bey Zabtiye Nezareti’ne olayın aydınlatılması için müracaat ettiği zaman, ilginç bir konuşmanın olduğunu iddia eder. Mevlanzâde, nezarette Meclis-i Mebusan Reisi Ahmed Rıza Bey’i görmüş ve cinayeti ona söyleyince “Şahsiyat ile uğraşanların akıbeti böyle olur” cevabını almıştı.


Serbestî Gazetesi, cinayeti tel’in için bir miting düzenlemek istemiş ve gazetelerde ilân edilmişti. Miting daha sonra Pazar gününe ertelendi ve İttihatçılar’a muhalif gazeteler katillere lanet okuyup, herkesi mitinge çağırdı.

Cenazenin kaldırılacağı gün muhteşem bir kalabalık vardı. On binlerce kişi cenazeye katılmıştı. Tabut: “Vallâhu azîzün zü’ntikam” işlemeli örtülerle bağlanmıştı... Ayasofya Meydanı kaynıyor.Binlerce kişilik insan selinin parmakları ucunda, İkinci Mahmud Türbesi’ne götürülüp, cenaze defnedildi. Bu suikastın ardından gerginlik gittikçe arttı. Tarihe 31 Mart Vakası olarak geçen, 13 Nisan 1909’daki ayaklanma gerçekleşti.
 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş