Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


23:21, 18 Ekim 2017 Çarşamba
Güncelleme: 01:00, 28 Haziran 2017 Çarşamba

  • Paylaş
Yeniçerilerin tarihi
Yeniçerilerin tarihi

Osmanlı fetihlerinde en önemli rolü oynamış ve devletin temel dinamiklerinden biri olan Yeniçerilerin menfi manadaki siyasi ve sosyal etkileri İkinci Mahmud'la ortadan kaldırılmıştı

Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Bütün İstanbul esnafı ve büyük şehirdeki bir çok insanın usule bakılmaksızın ocağa kaydedilmesinden sonra, şehrin asayiş ve inzibatından sorumlu yeniçeriler,türlü rezalet,ırz ve namus tecavüzleriyle İstanbul'un altını üstüne getirdiler ki yerinde tabiriyle bu azgınlıkların en taşkın devri de, III.Selim, IV. Mustafa ve II.Mahmut zamanı oldu ve ocakların kanlı bir şehir muharebesiyle yıkıldığı 1825 yılına kadar devam etti. Bugünkü polis karakolları yerinde olan yeniçeri kollukları içinde türlü kepazeliğin yapıldığı bir yer halini aldı.Bu dönemde Alemdar Mustafa Paşa 'Kırcalı Askeri'denilen Rumeli ayanlarının milisleriyle şehre hakim olup yeniçerilerin gözünü yıldırmış,rezaletleri ortaya çıkmış bazı yeniçeri eşkıyasını amansızca tepelemiş,'Sekban'adıyla yeni bir asker ocağı kurmuş fakat kendi gaflet ve gururu yüzünden yeniçerilerin ani bir baskınına uğrayarak ateşe verilen Babıali de intihara mecbur olmuş ,meydan yine yeniçerilere kalmıştı.

Balta Asmak Ve Zorba Dövüşleri

Yeniçeri zorbaları İstanbul limanına gelen bütün mal ve erzak gemilerinin komisyonculuğunu, bıçaklarının kuvvetiyle ele geçirmişlerdi.Yeniçeri zorbaları limana bir gemi geldi mi açıkta demir attıysa sandalla ,bir iskeleye palamar verdiyse hemen gemiye atlayıp mensup olduğu ortanın nişanını ve kendi adını taşıyan bir levhayı geminin burnuna asardı.Geminin yükü ne olursa olsun mal ve erzakın sahibi ve geminin kaptanı tahliye ve satış işine karışamazdı.Bu işi o zorba yapar ve tutar parasından dilediği aslan payını alırdı.Gemilere asılan bu zorba nişanlara 'Balta' denilirdi ki halk arasında musallat olma yerine kullanılan 'balta olma' tabiri buradan kalmıştır.Geminin yükü kuvvetli ise bıçağına ve avanesine güvenen bir başka zorba önce takılan baltayı indirir yerine kendi nişanını asar ve derhal kanlı bir kavga başlardı.Bir tarafın öbür tarafı sındırmasına 'bıçak altından geçirme' enirdi.Bazen de sırf külhanbeylik güdülerek zorbalar arasında bilhassa Galata'da Hendek içinde günü ve saati ve şahitleri de tespit edilmek suretiyle yatağanlar,palalarla Frenklerin düellosu gibi yeke yek dövüşürlerdi.Bu dövüşlerin çoğu ölümle sonuçlanırdı.

Zorba Küfeleri

İstanbul'un yaş sebze ve meyve ticaretine hakim olmak isteyen zorbalar kendilerinin nişan ve işaretlerini taşıyan hususi küfeler yaptırmışlardı;bunları büyük şehre sebze ve meyve sevkeden Marmara iskelelerinden ayarladıkları yerlere gönderirlerdi.Ürünlerin sahipleri mallarını bu küfelere yüklemeye ve yeniçeri zorbasının göndereceği paraya razı olmak zorundaydılar.Hatta bir seferinde bir yeniçeri zorbası Karamürselli bahçıvanlara pusula göndererek 'mal şu kadar eksik çıktı,hamaliye ve kantariye masrafları şu tuttu,küfelerimizin kirası bu kadar,bana daha şu kadar borcunuz vardır' diye yazmıştı.Bahçıvanlar da ibret olmak üzere Karamürsel'de kahvehanenin duvarına asmışlardı.

Semer Devirmek

Yeniçeriler arasında bir yoldaşın mensup olduğu ortayı bırakıp başka bir ortaya geçmesine semer devirmek denilirdi. Bu hal terk edilen orta yoldaşlarına karşı en ağır hakaret sayılır,semer deviren yeniçeri muhakkak öldürülür ve bu yüzden iki yeniçeri ortası arasında kanlı boğuşmalar olurdu.Mesela Galata yeniçerilerinden 25.orta yoldaşlarından biri 1810 da yine Galata'ya mensup 71.ortaya semer devirdiğinden,iki taraf mağaza,dükkan ve depoların kepenklerini kırarak şarap,su ve yağ varillerinden,fıçılarından,dolu erzak çuvallarından sokaklarda siperler yaptılar.Karşıdan silah seslerini duyan İstanbul yeniçerileri de taraftar bulundukları bu iki ortadan birine yardım için kayıklarla Galata'ya geçti ve kavga iki gün boyunca sürdü.

Tahmis Zorbaları

O zamanlar kahve değirmende çekilmez; kavrulduktan sonra Tahmisteki (kahve dövülen ve satılan yer)büyük miri dibeklerde dövülürdü. Saf kahveye nohut ve benzeri şeyler katmamaları için dibekçilerin başında her gün ihtiyar yeniçeri ustalarından dört kişi bulunurdu. Tahmis dibeklerinde kahvecilere ait her gün en az iki bin okka kahve dövülürdü.Yeniçeri ustaları ellerinde kahve ile gelenleri 'var dolaş falan zaman gel'diye dibek başından uzaklaştırırlar ve sonra getirilen saf kahveye yarı yarıya nohut katarlar,aradaki farkın karını dibekçilerle paylaşırlardı.

Kızıl Bayram Ve Tulumbacılar

O devirlerde sık sık çıkan yangınlardan birçoğunun da ocaklı eşkıya tarafından konulan kundaklarla çıktığı söyleir; zira her büyük yangın bu gibi zorbalar için bir yağma vesilesi olurdu, bundan ötürü yagına 'Kızıl Bayram' denilirdi.Yeniçeri tulumbacılarına gelince,yangınlarda yalnız kendilerine fazla para ve bahşiş vadeden zengin kimselerin konaklarını koruyarak ateşin yayılmasını önlemeye çalışmazlar,ateşten gayet uzak bir yeri beklerler de ,ateş tehdidi altında bulunan bir fakirin çatısına hortum tutmazlardı.

Hamamlar Ve Külhanbeyleri

Özellikle Fındıklı Hamamı, Tophane'de Kılıçalipaşa Hamamı ,Yamalı Hamam,Karaköy Hamamı,Galata'da Buğuluca Hamam,Çeşmemeydanı'nda Sokullu Mehmet Paşa'nın Yeşil Dirtekliş Hamamı,Unkapanı'nda Azepler Hamamı,Hacıkadın Hamamı,Küçükpazar Hamamı,Tahtakale'de Rüstempaşa Hamamı,Bahçekapıda Sultan Hamamı,Yeni Cami'de Haseki Hamamı,Yıldız Hamamı,Hocapaşa Hamamı,Kadırga Hamamı,Aksaray Hamamı gibi çarşı ve Pazar ortasındaki hamamlara kendini bilenler girmezdi.Hatay düşüp gidenler başlarına bir bela gelmeden çıkamazlardı;en azından kesesi ya da saati alınır,şikayet etmeye kalksa dayak yerdi.Geceleri de bu hamamların içi bekar uşakları tarfından iskan edilir,türlü sebeplerle sık sık kanlı olaylar yaşanırdı.Bu hamam zorbaları ilk defa 'külhanbeyi'ünvanını almışlardır ve ilk külhanbeyleri de Gedikpaşa Hamamı'nın bekar odalarından çıkmışlardır.

Yeniçerilerin İtlik Kıyafeti

Yeniçerilerin azgınlık devri kıyafetlerini,devrin vakanüvisleri şöylece tarif ederler:'yeniçerilik adı ile çoluk çocuğa tecavüz eden manav,hamal,kayıkçı,börekçi,simitçi ve köşe başı kabadayılarından olup paskalya ve domuz kırımında,sokkalarda abalarını yayarak geçen Hıristiyanlardan birer ikişer para almaya tenezzül eden utanmazlar,hangi ortaya mensup ise kluna ve baldırına o ortanın nişanını nakşettirir,güya görenler korksun diye kolları sıvalı gezerler;başlarına bir endazeden uzun acayip bir sarık sarıp sokak ve pazarlarda itlikten kinaye baldırları çıplak dolaşırlardı.'Yeniçeriler arasında son dönemlerde bilhassa 'Cezayir Kesimi'elbiseler moda olmuştu.Yazın beyaz dimiden,kışın da beyaz yünlüden diz kapağının bir karış üstündediz çağşırı,belde kırmızı şal kuşak, nar çiçeği necef taşından olan düğmeleri daima çözük mintan,bağır zülfü dedikleri göğüs kılları mutlaka görünecekti.Ayrıca ayakta da kırmızı Galata yemenisi şartı.Bu yemeninin özelliği üstünün gayet kısa olmasıydı;ayak parmaklarının dipleri görünürdü yani yemeniyi sadece parmak uçları tutardı.Birbirleriyle it dalaşı yaptıkları zaman yemeniyi ayaktan fırlatıp tabanı yağlamak kolay olurdu.

Melek Girmez Sokağı

Üsküdar'da Büyük İskele ve Balaban İskelesi, Galata'da Çeşmemeydanı ,Tophane ve Salı Pazarı tarfaları,UnkapanI,Tahtakale,Bahçekapı yeniçeri eşkıyasının arı kovanı gibi kaynaştığı yerlerdi. Buralardan güpegündüz kadın,kız ya da erkek çocuk şöyle dursun koca delikanlılar bile geçemezdi.Buralardaki bekar odaları gerçek anlamda cinayet ve fuhuş yuvasıydı.Hele Bahçekapı'da boydan boya uzanan bekar odalarına Melek Girmez Sokağı adı verilmişti.1812 yılında II.Mahmut veba salgınından istifade ederek bu bekar odalarını yıktırtmış ve bahsi geçen sokağın üzerine bir cami yaptırarak adını Hidayet Camii koymuştu.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş