Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


01:41, 14 Aralık 2017 Perşembe
Güncelleme: 01:05, 28 Eylül 2017 Perşembe

  • Paylaş
İttihatçıların içinden çıkan Arap milliyetçisi, Aziz Ali el-Mısri
İttihatçıların içinden çıkan Arap milliyetçisi, Aziz Ali el-Mısri

Cemal Abdünnasır ve Enver Sedat gibi Mısır tarihinde önemli rol oynayan liderler aziz Ali El Mısri'nin öğrencileridir

İsmail Çal - Dünya Bülteni / Tarih Dosyası

Türk milliyetçisi olarak bilinen İttihatçıların içinden bir de Arap milliyetçisi çıkmıştı. Bu kişi aslen soyu Mısır kölemenlerine (Çerkez) dayanan, 1870 Kahire doğumlu Aziz Ali el-Mısri idi. Arap milliyetçiliğinin önemli liderlerinden sayılır. Mısır Devlet başkanı Cemal Abdünnasır 1965 yılında onu ''Mısır Devriminin Manevi Babası'' ilan ederek, Nil Kolyesi nişanı ile ödüllendirmişti.

Harp okulunu 1904 yılında bitirmişti. Sınıf arkadaşlarından en önemlisi Enver Paşa'dır. İlk görev yeri Makedonya'da ki 3. Ordu oldu. Burada özellikle Bulgar , Rum, Arnavut eşkiyaları ile mücadele etti. Makedonya uluslar arası bütün ajanların cirit attığı her türlü ihtilalci fikrin yoğun olduğu bir yerdi.  Bu ortamdan fazlasıyla etkilenen  Aziz Ali el-Mısri, Enver Bey ile birlikte İttihat ve Terakki'nin ilk üyelerinden oldu. II.Meşrutiyetin ilanı için çalıştı. 1909 'da çıkan 31 Mart Olayı'nda Hareket Ordusu'nun bir müfrezesini kumanda etti ve isyanın bastırılmasında önemli katkılarda bulundu. Daha sonra onu önce Yemen isyanında(1910) ve arkasından diğer İttihatçı subaylar ile birlikte binbaşı rütbesi ileTrablusgarp'ta görmekteyiz.(1911)

İttihat ve Terakki'nin içerisinde önemli görev üstlenen ve lider kadronun yanında bulunan Aziz Ali el- Mısri  daha sonra kendisini Arap milliyetçiliği fikrine kaptırdı. O diğer arkadaşları ile sürekli bir rekabet içerisindeydi. Özellikle de Enver Bey'in ön planda olması onu rahatsız ediyor, kendisinin Arap kökenli olmasından dolayı hak ettiği yerde olmadığını düşünüyordu. Ayrıca Arapların Türk toplumu tarafından aşağılandığını ileri sürüyordu.

Hatta Cemal Paşa ile bir konuşmasında Cemal Paşa'nın Arap Milliyetçiliğinin devlete ve hilafete zarar verdiğini söylemesi üzerine konu hakkında ki düşüncelerini şöyle ifade etmişti ''-Arapların yerden göğe kadar hakları var. Siz Türkler, biz Araplar hakkında şimdiye adar imhadan, aşağılamaktan, küçümsemekten başka ne yaptınız ki, İstanbul'da köpekleri çağırmak için "Arap!.. Arap!.. Arap!.." dersiniz. En karmaşık meseleleri izah için "Arapsaçı gibi" dersiniz. "Ne Arap'ın yüzü!.. Ne Şam'ın şekeri!", tabiri daima kullandığınız sözlerdendir. Şairinizin "Şam'dan çıktığım akşama, dedim Şam-ı Şerif" mısrası en beğendiğiniz kinayelerdendir. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Meşrutiyetten sonra bilhassa Arapları aşağılamak için Bağdat umumiyetle Irak bölgesinin yıkıcı Hülagü'nün neslinden bir ahlaksız Tatarı, Şam ordusuna müşir (mareşal) tayin ettiniz. Arapların Tatarlar aleyhindeki öfke ve kinini bilmez değilsiniz. Hal böyle iken, Osman Paşa'yı 5. Ordu Müşirliğine göndermek, Arapları tahkir etmekten başka şeye yorulmaz"(1) demiştir.

Bu düşünceler ile Türk Milliyetçiliği fikrinden uzaklaşmış ve Arap Milliyetçiliği düşüncesini benimsemişti. Onun Arap Milliyetçiliği çalışmaları 1909'da İstanbul'da kurulmasında önemli rol oynadığı gizli el-Kahtaniye örgütü ile resmiyet kazandı. Bu cemiyet Avusturya-Macaristan İmparatorluğu benzeri bir Türk-Arap federasyonunu savunmaktaydı. Yani bir nevi özerklik istiyordu.

İstanbul'da 1913 yılında sadece Arap subayların üye olabildiği el-Ahd (Yemin) diye bir örgüt kurdu. Bu örgütün amacı el Kahtaniye örgütü ile aynıydı. Kısa sürede Arap bölgelerinde teşkilatlandı. Örgüt Osmanlı Ordusunun atama dairesine sızmaya çalıştı. Bu faaliyetteki amaç Arap kökenli subayların Arap memleketlerine tayinin çıkarılmasını sağlamaktı. Böylece bu Arap subaylar aracılığı ile belirli bir süre sonra bu bölgelerde yönetime el konulacaktı. Tabi ki Osmanlı Hükümeti onun çalışmalarından haberdardı ve çalışmalarını takip ediyorlardı.

Trablusgarp'ta ki bazı yanlış tutum ve davranışları nedeniyle tutuklandı ve idama mahkum edildi.(2) Ancak Cemal Paşa'nın araya girmesi ile affedildi. 1914 yılında Osmanlı Ordusundan ayrılmak zorunda kaldı ve Mısır'a sürgün edildi. O gazetelere verdiği beyanatında Enver Paşa ile ayrılışının gayet dostane olduğunu belirtmişti. I.Dünya Savaşı sırasında Şerif Hüseyin tarafından Arap Orduları Kumandanı ve Harbiye nazırı olarak atandı. Fakat Osmanlı Devletine karşı savaşmak istemediğinden dolayı bu görevinden ayrıldı ve İngilizleri de hayal kırıklığına uğrattı. Çünkü o bağımsız bir Arap devleti değil bir federasyon istiyordu.

Aziz Ali el-Mısri 1926 yılında kurulan Mısır Harp Akademisi Kumandanlığına getirilmiştir ve uzun süre bu görevde kalmıştır. Arap milliyetçisi olmasına rağmen İttihatçılık düşüncesinden hiç kopmamıştır. Dolaylı da olsa Mısır'ın siyasal yaşamında oldukça etkili olmuştur. Cemal Abdünnasır ve Enver Sedat gibi Mısır tarihinde önemli rol oynayan liderler onun öğrencileridir.

Acaba bu kişilerin Enver ve Cemal isimlerini taşımasının yaptığı çağrışım sadece bir tesadüf müdür? Daha da ilginci Cemal Abdünnasır'ın 23 Temmuz 1952'de yaptığı darbenin tarihinin II.Meşrutiyet'in ilan tarihine denk gelmesi nasıl yorumlanmalı?

Kaynak

1)Aziz Ali El-Mısri Ve Osmanlı Devletine Karşı Faaliyetleri (Ömer Osman Umar-web.firat.edu.tr/sosyalbil/dergi/arsiv/cilt13/sayi1/419-436.pdf)
2)Aziz El Mısri'ninin İdam Konusu İleride ele Alınacaktır.

 



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
Teşekkür
Malik DAĞLI
İsmail bey yine akıcı bir yazı olmuş.Topal Osman agayla ilgili bir yazı bekliyorum.
26/02/2011, 19:56