Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:05, 18 Kasım 2017 Cumartesi
Güncelleme: 14:28, 10 Kasım 2017 Cuma

  • Paylaş
TBMM’den Sultan Mehmed Reşad’a vefâ…
TBMM’den Sultan Mehmed Reşad’a vefâ…

Kültür Sanat Editörümüz İbrahim Ethem Gören, Sultan V. Mehmed Reşad Uluslararası Sempozyumunu ve Sergi etkinliklerini tertip eden TBMM Müzecilik ve Tanıtım Başkanı Fahrettin Gün ile hasbıhal etti.

İbrahim Ethem Gören / Dünya Bülteni 

Osmanlı İmparatorluğu'nun Cihan Devleti’nin 35’inci padişahı ve 114’üncü İslam Halifesi  Sultan V. Mehmed Reşad doğumunun 137’inci yılı münasebetiyle Dolmabahçe Sarayı’nda 2-4 Kasım tarihlerinde düzenlenen sempozyum ve sergilerle yâd edildi.

Sultan Mehmed Reşad Han özelinde şimdiye kadar düzenlenen en geniş katılımlı ve büyük organizasyon olan etkinliklerde Osmanlı halifesi tüm yönleriyle değerlendirildi.

19 oturumda düzenlenen “Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu”na 15’i yurt dışından olmak üzere 78 akademisyen, eskilerin “efradını cami a’yarını mani” dedikleri tarzda tebliğler sundu.

SULTAN V. MEHMED REŞAD DÖNEMİ TÜM YÖNLERİYLE ELE ALINDI

Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumunun oturumlarında Sultan V. Mehmed Reşad ve onun hükümdarlığı ile döneminin ekonomik durumu, yönetim biçimi, dış politikası, edebî ve sanat akımları, önde gelen sanatçıları ve edebiyatçıları, sosyal ve dini hayatı, eğitim politikaları, dönemin milliyetçilik tartışmaları, şehircilik, arşiv kaynakları, hukuki düzenlemeler, istihbarat faaliyetleri, askeri politikalar, Sultan’ın Rumeli seyahat detayları ele alındı.

Organizasyon Heyeti sempozyum programı dâhilinde oturumların dışında da bir dizi etkinlikler planlanladı. Bu çerçevede; sergi, konser gibi programlar ve bunların yanı sıra, sempozyuma özel hazırlanan Sultan V. Mehmed Reşad ve dönemini konu alan bir belgesel gösterimi gerçekleştirildi.

Etkinlik çerçevesinde iki sergi Tarih ve sanatseverlerin ilgisine sunuldu. Mezkûr sergilerden ilki, 1 Kasım 2017 Çarşamba günü açılışı gerçekleştirilen “Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemini Fotoğraf Sergisi”ydi.

Dolmabahçe Sarayı İdari Bina’da ziyaretçileriyle buluşan fotoğraf sergisinde  Milli Saraylar’ın koleksiyonlarından fotoğraflar izleyicilerini II. Meşrutiyet döneminin siyasal ve sosyal olaylarının tam orta yerine götürdü. Sergide fotoğrafların yanı sıra kartpostallar,  gazeteler ve mecmualardan alınan çok sayıda görsel malzeme ait oldukları dönemi, yeni bir bakış açısıyla günümüz insanının irfanına sundu. Sultan Mehmed Reşad ve dönemini fotoğraflar üzerinden anlatan ve belgeleyen sergi ve sergi kataloğundaki konular; Ailesi, Hükümdarlığı, Hereke, Bursa, İzmit ve Edirne Gezisi, Rumeli Gezisi ve Cenaze Töreni olmak üzere 5 ana başlıkta ele alınarak kendi içinde kronolojik bir sıralamaya tabi tutuldu.

Bir diğer sergi de Dolmabahçe Sarayı Sanat Galerisi’nde yine 1 Kasım 2017 Çarşamba günü açılışı yapılan“Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönem Objeleri” isimli etkinlikti. Sergide Milli Saraylar Koleksiyonu’nda bulunan silah, hokka takımı, sofra takımları, dekoratif tabaklar, tütün tabakası gibi monogramlı ve tuğralı eserler Sultan’ın hayatına dair teferruatı anlatan şahsî eşyaları yer aldı.

MEHMET RUHİ BEY İMZALI SUTAN’IN GAZİLİK UNVAN TABLOSU DİKKATLERİ ÜZERİNE ÇEKTİ

Sultan V. Mehmed Reşad’ın, Ayasofya’da düzenlenen bir törenle gazilik unvanını aldığını gösteren Ressam Mehmed Ruhi Bey’in tablosu da sergide yer alan eserler arasında dikkatleri üzerine çekti.

Sempozyum, 3 Kasım Cuma günü Cemal reşit Rey konser Salolu’nda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Bandosu ve Mehter Takımı tarafından gerçekleştirilen  “Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Osmanlı Marşları Konseri”yle bir nevi taçlandı.

1909-1918 yılları arasında kullanılan ve Italio Selvelli tarafından bestelenen, Osmanlı Cihan Devleti’nin son resmi marşı olma özelliğini haiz Reşadiye Marşı çalındığında CRR’yi dolduranlar kendilerini Dolmabahçe Sarayı’nın tam orta yerinde buldu!

Sultan V. Mehmed Reşad Uluslararası Sempozyum ve Sergi etkinliklerine dair bu sempozyumu tertip eden TBMM Müzecilik ve Tanıtım Başkanı Fahrettin Gün ile hasbihal ettik.

İbrahim Ethem Gören: Fahrettin Bey, öncelikle gerçekleştirdiğiniz başarılı organizasyon için tebrik ediyorum. Sempozyum ve sergilere geçmezden önce Sultan Mehmed Reşad Han’dan bahis açalım dilerseniz. Kimdir V. Mehmed Reşad Han?  

Fahrettin Gün: Sultan Abdülmecid ve Gülcemal Kadınefendi’den dünyaya gelen Mehmed Reşad Efendi, 2 Kasım 1844’te Padişah'ın on sekiz erkek evladının yaş sırasına göre üçüncüsü olarak Çırağan Sarayı’nda doğar.

Çırağan Sarayı’nda dünyaya gelen Sultan Mehmed Reşad’ın ailesiyle ilgili mâlûmatta olduğu gibi Hünkâr'ın şehzadelik ve veliahdlık dönemine ait bilgiler de maalesef sınırlıdır. Sultan’ın Farsçayı ve Arapçayı merak ettiğinden bu lisanlarda güçlü bir konuşma ve yazma becerisine sahip olduğu kaynaklarda belirtilmektedir. Diğer taraftan biraz Fransızca bilgisinin yanında Türkçeyi de pek güzel konuşan Padişah'ın, kendisini dinleyenlere haz verecek bir üslûba sahip olduğu bilinen bir husustur.

SULTAN MEHMED REŞAD KESKİN BİR HAFIZAYA SAHİPTİ

Sultan Mehmed Reşad, keskin bir hafızaya da sahipti. Ecdadının tarihini en ince ayrıntılarına kadar bilmesi bir yana, sohbetlerinde geçmişte meydana gelmiş gündelik hayata dair olayları dahi bütün teferruatıyla hatırlaması ve anlatması bu zekâsına delil olarak gösterilebilir.

Sultan'a atfedilen ayırt edici diğer bir vasıf da alçakgönüllü, zarif bir karaktere sahip olmasıydı. Susmak ve dinlemek ise onun iki önemli özelliğiydi. Sultan, uzun süren şehzadelik ve veliahdlık döneminde Mesnevî okumuş, muhtemelen bu istidadı Farsçaya olan hâkimiyetinde belirleyici olmuştu.

Bir Padişah olan Sultan Mehmed Reşad, dönem itibariyle dünyanın yeniden şekillendiği zor bir zamanda hükümdarlık görevini icra etmeye çalıştı. İktidarı süresince  “ikinci adam” gibi geri planda bırakıldı ve sarayda kendi halinde sade bir yaşantısı oldu.  

Sultan Mehmed Reşad’ın zaten siyasete müdahil olması dönemin baskın iktidarı İttihad Terakki karşısında şansının olmadığı aşikârdır.

İyi niyeti, temiz kalpliliği, yardım etme ve kalp kırmamaya dönük yaşantısı, ecdadının tarihine olan merakı, herkese karşı olan nezaketi, en yakınındaki adamlarının en ufak üzüntülerinde dahi sürekli hatırlarını sorması ve hatta kendi yediği yemekten sevdikleri insanların evlerine göndererek ikramlarda bulunması, çok sevdiği redingotunu giymeye özen göstermesi, gelenek, örf ve âdetlere olan bağlılığı, ağzından en ufak bir kötü söz çıkmaması, mütevekkil ve mütedeyyinliği, dervişmeşrebliği, Mevleviliği Sultan'ı kendisinden “emin” olunan bir kişi yapmaya yetmiştir.

OSMANLI TEBAASINI BİR ARADA TUTMAK İÇİN ELİNDEN GELEN GAYRETİ GÖSTERDİ

II. Meşrutiyet döneminin ilk padişahı olan Sultan Mehmed Reşad’ın Osmanlı tebaasının beraberliği, harici ve dâhili siyasetin bütünlüğü noktasında elinden geleni yapmıştır: Yurt içi gezileri, Cuma selâmlıkları ve bilhassa Rumeli seyahati arzu edilen ve bir ülke politikası haline gelen birlik ve beraberliğin tesisine yönelik siyaset, Padişah'ın başarıyla tatbik ettiği uygulamalardı.

Sultan Mehmed Reşad tahta geçtiğinde sağlığı çok iyi durumda değildi.

Bunun yanında tecrübe ettiği acı verici olaylar da muhtemelen sağlığını kötü etkilemişti. Başta Sultanı olduğu ülkenin felaketten felakete sürüklenmesi, Trablusgarp’ın elden çıkması, Balkanların kaybı, Birinci Dünya Savaşı yenilgisi, bunların yanı sıra daha çocukluğunda çok sevdiği babası Sultan Abdülmecid’in ölümü, ileriki yıllarda çok sevdiği ortanca oğlu Şehzade Necmeddin Efendi’nin vefâtı, sürekli mütevekkil görünen Hünkâr'ın kendi içinde yaşadığı ve bedenine ağır gelen kırılma anlarıydı.

Acı verici olayların yanında katılmak zorunda kaldığı teşrifatların yoğunluğu ve bunların gerektirdiği protokol kuralları da Padişah'ın yorgunluğunda etkili olmuş olmalıdır.

Yurt dışından gelen misafirleri karşıladığı bu törenlerin yanında Padişah'ın başta Rumeli gezisi olmak üzere İzmit ve Bursa’ya yaptığı ziyaretler de yorgun bedenini daha da ağırlaştırmış olsa gerektir.

Yetmiş dört senelik hayatın içine, pek çok şeyin yanında dokuz sene süren bir iktidarı da sığdıran Sultan Mehmed Reşad, 3 Temmuz 1918’de vefât etmiştir,

Sultan Mehmed Reşad vefat ettiğinde henüz büyük bir yıkımla neticelenecek olan Büyük Cihan Harbi’nin sonuçlarını görmemişti.

Mütevekkil ve mutasarrıflığı ölümünden önce İstanbul Eyüp’te kendi türbesini yaptırmasına ve yanına da bir ilkokul inşâ ettirerek su ve çocuk seslerini yattığı yerden duyabilme amacına mâtuftu.

SULTAN MEHMED REŞAD ÖRNEK BİR DEVLET ADAMIYDI

35’inci Osmanlı Sultanı devrinin ve bugünün insanına neler söylemiştir?

Az önce de bahsettiğim üzere yaşantısıyla, ahlâkıyla, mütevazılığiyle, hoşgörüsüyle örnek olan bir devlet adamıdır Sultan Mehmed Reşad. İki şeyiyle övündüğünü belirtmiştir. Bunlardan ilki sofradan midesinin üçte birini doyurmadan kalkması, diğeri ise kazaya kalmış namazlarının olmaması…

En büyük korkusu ise ‘hâl edilmek’ olmuştur. Çünkü amcası Sultan Abdülaziz ve ağabeyi Sultan II. Abdülhamid ‘hâl edilmiş’tir. Dualarından biri de “Ya Rabbi beni hâl edilmekten muhafaza et” şeklindedir.

SEMPOZYUM FİKRİ TBMM BAŞKANI İSMAİL KAHRAMAN’A AİT

Etkinlik fikri nasıl ortaya çıktı? Kaç kişilik bir ekiple ne kadarlık bir çalışmanın ürünü var organizasyonda?

Malumunuz Milli Saraylar TBMM Başkanlığına bağlıdır. Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu’nun fikri TBMM Başkanı İsmail Kahraman Beyefendi’nin fikridir. Dahası Sayın Başkanın, Osmanlı Devlet adamlarının sempozyumlarını vefât değil, doğum günlerinde yapılması gibi bir prensibi vardır. Dolayısıyla geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz Doğumunun 174. Yılında Sultan II. Abdülhamid Han ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu’ndan sonra Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Uluslararası Sempozyumu’na karar verdi. Müzecilik ve Tanıtma Başkanı olarak Sayın Başkandan 23 Aralık 2016 tarihinde olur alarak sempozyuma başladık. Takriben 10 ayı aşan bir hazırlık süreci oldu.

Müzecilik ve Tanıtım Başkanlığı, bünyesinde 40 yakın müze araştırmacısı, koleksiyon sorumlusu ve araştırmacı bulunan bir başkanlıktır. Dolayısıyla sempozyuma TBMM Müzecilik Tanıtım Başkanlığı’nın yanı sıra Restorasyon ve Teknik uygulamalar, Personel ve Mali işler Başkanlıklarının da katkısı oldu. Ben buradan bütün emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Uluslararası sempozyum 2 Kasım, Perşembe günü başladı ve 3 gün boyunca Dolmabahçe Sarayı’nın 2 salonunda; Medhal Salonu ve Meşkhane Salonu’nda gerçekleştirildi. 20 oturum yer aldı. Sempozyuma 78 akademisyen katıldı. Katılımcı akademisyenlerden 17’si 8 farklı ülkeden geldi.

TARİHİMİZİ BİLMEK ZORUNDAYIZ

Sempozyumun amacına dair neler söylemek istersiniz?

Amacımız Osmanlı Cihan Devleti’nin son süreci olan 1908-1918 yıllarını incelemekti. Sultan V. Mehmed Reşad’ı merkeze alarak Osmanlı’yı çöküşe sürükleyen İttihad ve Terakki’nin devleti uçuruma sürüklemesi konu edildi. Bizim tarihimizin en bilinmeyen bir Sultan’ını konu edindik.  Tabii bunları yaparken hareket noktası Dolmabahçe Sarayı’nda yaşayan devlet adamlarıydı. Sultan Abdülmecid Sempozyumu da yapılmıştı. Geçen yıl Sultan II. Abdülhamid Sempozyumu, Şimdi de Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Sempozyumu…

TARİH BİR MİLLETİN HAFIZASIDIR

Unutulmasın ki biz tarihimizi bilmek zorundayız.  Tarih bir milletin hafızasıdır. Tarih, mazi ile istikbal arasında bağ kurmaktır, geçmişinden ders çıkarıp geleceğe daha güvenli bakmaktır. İşte bu bilince, bilgiye biz tarih şuuru diyoruz. Bu şuur her millet için elzemdir. Mehmed Zeki Pakalın’ın ifadeleriyle söylersek:

“Tarihin birçok faydaları vardır. Bunlardan biri de okuyucuları iyiliğe teşvik etmesi, kötülükten kaçınmayı öğretmesidir. Tarih, gerçi bir ahlâk kitabı değildir. Fakat bazı ahvâlde, ahlâka âid pek çok kitabın temin edemeyeceği faydayı tarih temin eder.

“İçtimai ilimlerden olan ahlâkî eserlerde; iyilik yapılması, fenalıktan çekinilmesi yazılmakta, bunların fayda ve zararları da izah olunmaktadır. Fakat bu izahlara misâl verilmediği için tesiri âni olamaz. Zamanla vicdanlarda yer etmek şartı ile müessir olabilir. Hâlbuki tarih, hâdiseleri tesbit ettiği için iyiliğin iyi, kötülüğün kötü tarafını, bir fotoğraf adesesinin bir cismi canlandırışı gibi canlandırır. Bu canlandırışın tesiri ise hem ânidir, hem devamlıdır; çünkü hâfızada yerleşir.”

Tarih konusunda, tarihi şuur noktasında çok hassas ve duyarlı olmamız gerekiyor. Hiç şüphesiz bunun nedeni tarihin geleceğe ışık tutan bir işleve sahip olması ve milletimize istikamet göstermesinden kaynaklanmaktadır.

Bahsettiğiniz amaçlara ne kadar ulaşıldı?

Bahsettiğimiz amaç noktasını kamuoyuna bakıyorum. 

Yayınlara değinecek olursak…

Yayın noktasında ben çıtayı zorladığımızı düşünüyorum. Tam on adet yayın yaptık.  Düşünebiliyor musunuz bir sempozyum için on adet kitap. Amerika’da Princeton Üniversitesi’nde hocalık yapan Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu, Sempozyumun açılış konferansında “Sultan V. Mehmed Reşad” biyografisinin olmadığına dikkat çekti. Oysa biz söz konusu biyografiyi kaleme almıştık. Dolayısıyla hakkında yayın olmayan Sultan V. Mehmed Reşad’la ilgili on eser yayınlanmış oldu…

On eser önemli, istirham etsem isimlerini belirtir misiniz?

Tabii ki İbrahim Ethem Bey, memnuniyetle.

1-    II. Meşrutiyet ve Sultan Mehmed Reşad Dönemi Kronolojisi

2-    Meşrutiyet Sarayının Çelebi Padişahi Sultan V. Mehmed Reşad’ın Hayatı

3-    Sultan V. Mehmed Reşad ve Halefinin Sarayında Gördüklerim. (3. Cilt)

4-    Sultan Mehmed Reşad’ın Rumeli Seyahati Albümü.

5-    Milli Saraylar Dergisi Sultan V. Mehmed Reşad Özel Sayısı (Sayı 16)

6-    Sultan V. Mehmed ve Dönemi Sergi Kataloğu

7-    Sultan ve Cemiyet (Sultan II. Abdülhamid ve İttihat Terakki Mücadelesi)

8-    Osmanlı Arşiv Belgelerinde Sultan Reşad ve Dönemi.

9-    Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Fotoğraf Albümü

10- Milli Saraylar Sempozyum Özel Bülteni (sayı 6)

Bir külliyat neredeyse. Okuma imkanınız oldu mu bu tetebbuatı?

Tabii ki okudum. Bu süreçte bu eserlerin bazılarını 4 ya da 5 kez okuduğumu söylemeliyim. Editörlük çalışmaları kitaplardan ikisi için ortak olmak üzere, diğerleri tarafımdan yürütüldü. Tabii bunun nasıl zorlu ve güç bir şey olduğunu söylememe sanırım gerek yok.

İNSANLARIMIZ TARİHLERİNE SAHİP ÇIKIYOR

Eyvallah. Program yoğun bir ilgiyle takip edildi. Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz?

İnsanımız tarihine sahip çıkıyor. Yavaş yavaş az da olsa bir okuma olgusu başlıyor. Bu şüphesiz sevindirici. Tabii batıyla kıyaslamamak kaydıyla. İkincisi TBMM ayrıcalıklı bir kurum. Ayrıca TBMM Başkanı İsmail Kahraman Beyefendi’nin himayelerinde yapılmasının yanı sıra onun kültürel kişiliği ve birikimi de etkili. Tabii sempozyumu bizzat takip etmeleri de çok önemli bir etken…

TOPLUMUN ÖN YARGILARINI ANLAMAK ZOR!

Sempozyumda sizin dikkatinizi celp eden hususlar neler oldu?

Sempozyuma bir kesim “Osmanlı’nın ismi dahi bilinmeyen bir Sultanını anmak da nereden çıktı!” eleştirisi yaparken, muhafazakâr kesimden bazı eş dost “neden İttihad ve Terakki?” sorusunu iletti.

Gerçekten toplumun ön yargıları anlamak zor. İttihad ve Terakki Fırkası bir batılı diplomatının deyimiyle “İyi niyetli çocuklar, Osmanlı’nın yönetimini ele aldılar. İşler yolunda. Merak edilecek bir şey yok” ifadesi her şeyi ortaya koyuyor.

İTTİHAD VE TERAKKİ BASİRETSİZ YÖNETİMİYLE OSMANLI’YI 8 YILDA UÇURUMA SÜRÜKLEDİ

İttihad ve Terakki basiretsiz, beceriksiz yönetimiyle 8 yılda Osmanlı Devletini uçuruma sürükledi. Trablusgarp, Balkan Savaşları, I. Dünya Harbi ve Osmanlı’nın çöküşünün serencamı… Suçlu bütünüyle İttihad ve Terakki…

Babiali baskınları, kişisel menfaatleri uğruna her türlü yolsuzluk, hırs, enaniyet, bencillik, ve istibdadın her türlüsü: İşte İttihad ve Terakki…

Malumunuz İttihad ve Terakki Cemiyeti yöneticileri devlet yönetiminde deneyimsiz ve  tecrübesiz olmalarına karşı idareye doğrudan el koyup yönetime hükümran olmuşlardır.  Bu durum yabancı basında “…Osmanlı Devleti için artık başka yıkma nedenleri kurgulamaya gerek yok…”  şeklinde, acı ama bir o kadar da gerçek yorumlara yol açmıştır.

TBMM NEZDİNDEKİ TARİHİ ESERLER EMANET ŞUURUYLA UYGUN KOŞULLARDA ÖZENLE MUHAFAZA EDİLİYOR

Sergilerle günümüz insanlarını Cihan Devleti’nin son yıllarına götürdünüz. Milli Saraylar’da bulunan Sultanların hususi eşyaları, yağlı boya tabloları, hokka takımları, tuğralı eserleri sair zamanlarda nasıl muhafaza ediliyor?

Milli Saraylar 12 Saray, Kasır, Köşk ve iki fabrikadan oluşuyor. 95 binden fazla objeye sahip. Bahsi geçen objeler uygun koşullarda koruyor. İklimlendirmeden tutunda bağıl neme varıncaya kadar her türlü iç ve dış etken hesap edilip uygun koşullarda, depolarda bu tarihi miras özenle korunuyor. Gelecek nesillere bırakılması için hem mekân bağlamında, hem de eser bağlamında restorasyon faaliyetleri sürüyor.

Daimi bir sergi yahut katalog düşünülebilir mi?

Malumunuz biz Sultan Mehmed Reşad Sempozyumu çerçevesinde hem resim sergisi, hem de Saray Koleksiyonları Müzemizde obje sergisi açtık. Bu sergiler bir ay boyunca ziyaretçilerle buluşacak.

Kataloğa gelince… Biz iki sergimizin de kataloğunu yayınladık. Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Fotoğraf Albümü. 204 sayfadan oluşuyor. Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi sergi kataloğumuz ise 208 sayfadan oluşuyor.

İlgilenenler nasıl temin edebilir?

Bu çalışmalar Dolmabahçe Sarayı’ndaki satış ofislerinden temin edilebilir.

Bundan sonra ne tür çalışmaları hedefliyorsunuz?

Biz Müzecilik bağlamında çok önemli bir icraata imza attık. Daha bu basına duyurulmadı. Elektronik Rehberliğe geçtik. Hem de hiç ücret almadan. Bugün Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayına gelenler 17 dilde bu rehberlik hizmetinden faydalanıyor. Diğer kasır ve köşklerimizde ise üç dilde bu hizmeti veriyoruz. Kısaca müzecilik faaliyetlerinde hızla ivme kazanıyoruz.

Sempozyuma gelince… TBMM Başkanı İsmail Kahraman Beyefendi, Sultan V. Mehmed Sempozyumu’nun son oturumu olan 20. Oturumda startı verdi. 2019 yılının 8 Şubatında Sultan Abdülaziz ve Dönemi Sempozyumu’nu gerçekleştireceğiz inşallah.

İnşallah. Tarihi nasıl belirlediniz?

Bahsi geçen tarih Sultan Abdülaziz’in doğum günü.

Başka neler yapıyorsunuz?

Haftalık Saray Konferanslarımız sürüyor. Tabii aylık Dolmabahçe Konferansları da… Bunun yanı sıra yayın faaliyetleri de var. 30’dan fazla proje Milli Saraylar Yayın Kurulu olarak benim başkanlığımda devam ediyor.

GÜN: YAKIN ZAMANDA MÜZECİLİK EĞİTİMİNE BAŞLAYACAĞIZ

İngilizce, Fransızca, Arapça, Osmanlıca, Farsça kurslarımız da devam ediyor.

Yakın bir dönemde Müzecilik eğitimine başlıyoruz. Hâsılı, Milli Saraylar olarak Müzecilik olarak, Restorasyon olarak yoğun bir faaliyet içindeyiz.

Sizin ilave etmek istediğiniz hususlar nelerdir?

İnşaallah Sultan II. Abdülhamid’de olduğu gibi bu sempozyumda da sunulan tebliğleri yayınlayacağız. Sanırım 2018’in mart ayı gibi Sultan V. Mehmed Reşad ve Dönemi Sempozyum tebliğleri kitaplaşmış olacak.

Son olarak okuyucularımıza nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

TBMM Mili Saraylar olarak bizi takip etmeleri, yayınlarımızı okumaları ve tarihi miras olarak Saray, Kasır ve Köşklerimizi ziyaret etmeleri…

İlginiz için teşekkür ediyorum.

Ben de teşekkür ederim İbrahim Ethem Bey.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş