Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


06:50, 19 Şubat 2018 Pazartesi
Hakan Özoğlu

Hakan Özoğlu
07:08, 09 Ocak 2012 Pazartesi


ABD İsrail’e kuşkuyla bakıyor


  • Paylaş

Uzun bir zamandır üzerinde çalıştığım bir kitap için ABD arşivlerinde çalışıyorum. Bulduğum belgeler arasında kitabımla ilgili olanları bir gruba, olmayanları da ileride kullanmak üzere başka bir gruba ayırırım genelde. Bazı okuyucuların hatırlayacağı gibi ilginç olduğunu düşündüğüm bu belgelerin bazılarını daha geniş halk kitlelerinin okuması açısından Açık Görüş’te yayınlıyorum. Genellikle belgelerin daha popular bir çerçevede halka sunulması en büyük amacım olduğu için yazdıklarımın yorum ağırlıklı olmamasına dikkat ediyorum. Daha sonra internetten takip edebildiğim kadarı ile benim sunduğum bu belgeleri çok değişik ve hatta bazen birbirine zıt yorumlarla kullanan yazıları da hem ilgi hem de bazen gülümseyerek okuyorum. Bir politik amacım olmadığı için hakkımda yorum yapanların beni bir kategoriye hapsetmek konusundaki çaresizliklerini görmek beni pek memnun etmiyor değil. Adımı kimi zaman İslamcı, kimi zaman siyasal Kürtçü, kimi zaman Türk milliyetçisi sıfatlarının yanında görmek beni şaşırtmıyor artık. Hatta bazen, “sen kimsin kime hizmet ediyorsun” türünde mesajlar da aldığım oluyor. Bakalım aşağıda sunacağım belgeyi okudukları zaman kimler beni hangi kategoriye yerleştirecek. Bilindiği gibi her ABD Başkanı’nın görev yaptığı süreyi kapsayan bir arşivi ve kütüphanesi var. Ben John F. Kennedy kütüphanesindeki belgelere bakarken -ki bunlar internette mevcut- “Çok Gizli” ibaresi ile arşivlemiş 1963 yılında yazılıp 1996 yılında halka açılan bir mektup (ARC indentifier: 193608) buldum. Dediğim gibi bunlar halka açık. Beyaz Saray’dan Milli Güvenlik Danışmanı McGreorge Bundy tarafından ABD Dışişleri Bakanı, Atom Enerji Komisyonu Başkanı ve CIA direktörüne hitaben yazılan “Orta Doğu’daki Nükleer Kapasite” başlıklı mektup aşağıdaki gibi:

Başkan (Kennedy) acil olarak mümkün olan her şeyin yapılıp İsrail’in nükleer programı ve Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin (Mısır) gelişmiş silah programları hakkında istihbaratımızın artırılmasını ve bu silahların ithalatı konusunda sağlam değerlendirmeler yapılmasını istiyor. Bu bağlamda (Başkan), İsrail’in reaktör kompleksinin bir sonraki gayri resmi denetiminin hemen ve büyük bir titizlikle yapılmasını arzu ediyor.

İsrail ve Mısır’ın nükleer silah geliştirilmesine yönelik programları ve bunların destabilize edici etkisini göz önüne alan Başkan, Dışişleri Bakanlığından böyle programların önüne geçilmesi için teklifler hazırlanmasını ve ilgili hükümetlerden bu konuda daha açık güvenceler alınmasını ve ayrıca bu konunun ülkemizde (ABD) ne kadar dikkate alındığının onlara bildirilmesini istiyor.

İsrail’in nükleer gücü

Bu mektubun analizine geçmeden önce, ABD Başkanı Kennedy’yi böyle bir direktif vermeye itenin ne olduğuna bakalım. Bunun izlerini zamanın CIA Direktörü John A. McCone’un 25 Mart 1963 tarihinde Başkan ile yaptığı bir görüşmede bulabiliriz. Bu görüşme sırasında Kennedy McCone’a İsrail ile Mısır arasındaki silahlanma yarışı ile ilgili olarak İsrail’in nükleer gücünün ne olduğunu sorar. CIA Direktörü de 6 Mart 1963 kendisine sunulan “İsrail’in Nükleer Kabiliyetinin Doğurabileceği Sonuçlar” başlıklı “Çok Gizli” statüsünde yazılmış raporu Kennedy’ye verir.  Bu raporun özetinde nükleer İsrail’in ABD Arap dünyası ile ilişkilerinde bir problem olacağı yazılıdır. Sovyetlerin de bunu değerlendirip Arap ülkelerine kontrollerinin SSCB’de olacağı nükleer füzeler yerleştirmesi ihtimalinin yüksek olduğu da bu raporda vardır. Bunun üzerine Başkan Kennedy yukarıdaki mektubun yazılmasını onaylar.

Bu iki paragraflık mektuptan aslında manüplasyona çok açık sonuçlar çıkartmak mümkün. Mesela acele ile okunduğunda bu mektup İsrail’in nükleer silahları olduğunun bir kanıtı olarak ileri sürülebilir. Özellikle birinci paragraf neredeyse bunu teyid eder mahiyette. Ayrıca 22 Mart 1963’te yazılan başka bir raporda İsrail’in bir nükleer programı olduğunu ima ediyor. Bu rapor da bir İsrail reaktörünün kontrolü için denetimin yapılmasını istiyor. Bu raporda bu reaktörün yerini belirttiğini sandığım iki cümle gizliliği kaldırılmadığı için çıkarılmış. Peki birinci paragraftan Mısır’ın da bir nükleer programı olduğunu çıkarabilir miyiz? Bence birinci paragraftan kesin olarak çıkarabileceğimiz şey ABD’nin İsrail’de bir nükleer program ve bunu destekleyecek bir reaktör kompleksi bulunduğu kanısında olmasıdır. “Bir sonraki gayrı resmi denetim” sözü böyle bir denetimin daha önce de yapıldığını, dolayısıyla ABD’nin bu konuda sanıdan daha öte bir bilgiye sahip olduğunu ispatlar nitelikte. İlk paragrafta cümlenin “İsrail ve Mısır’ın nükleer programı” yerine “İsrail’in nükleer programı ve Birleşik Arap Cumhuriyeti’nin (Mısır) gelişmiş silah programları” şeklinde yazılması bize Mısır’ın gelişmiş silah programlarının nükleer olmadığı fikrini veriyor. Ama ikinci paragrafta Mısır’ın da böyle bir nükleer arayış içinde olabileceği bildiriliyor. 22 Mart 1963 tarihli yukarıda belirttiğim rapor ise bu gelişmiş silahların Alman yardımı ile geliştirilen karadan karaya atılan ve nükleer olmayan füzeler olduğunu anlıyoruz.

Yukarıdaki mektubun önemi şu. İran’ın olası nükleer programı için günümüzde uluslararası alanda büyük bir kampanya başlatan ABD, 1960’lardaki İsrail ve önemsiz bir derecede Mısır için aynı şüpheleri taşımasına rağmen bunu uluslararası alana taşımıyor. Bunu neden yaptığının spekülasyonunu okuyucuya bırakayım ama şuna ben cevap vereyim. Bu mektup İsrail’in 1963 yılında bir nükleer programı olduğunun kanıtı. Ama nükleer silahlarının olduğunun kanıtı değil. Gerçi pek çok insan için bu mektup, eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın Saddam Hüseyin’in nükleer silahları konusunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda sunduğu “kanıt”lardan daha sağlam bir belge, ama şüpheci ve objektif yaklaşım bize bu mektup için “kanıt” deme lüksünü vermiyor. Yine de Negev çölündeki Dimona şehrindeki nükleer reaktörün o zaman ABD’nin radarında olduğunu bu raporlardan öğreniyoruz.

ABD şimdi ne düşünüyor?

Bilindiği gibi, Mısır 1958 yılında Suriye ile birleşip Birleşik Arap Cumhuriyeti adını aldı. Bu birliktelik 1961 yılında sona ermesine rağmen Mısır, Birleşik Arap Cumhuriyeti adını 1971 yılına kadar kullandı. Bu mektubun yazıldığı 1963 yılında Mısır ve İsrail arasında gerginlikler yaşanıyordu. Anladığımız kadarıyla ABD İsrail’in de nükleer bir güç olmasından kaygı duymuş. Acaba şimdilerde hala böyle bir kaygı var mı? Günümüzde İsrail’in nükleer gücünün ne olduğunu merak edenler için yukarıdaki belgeler bir sonuç olmasa da bir başlangıç olabilir.

Gelelim birinci paragraftaki ben kimim ve böyle şeyleri neden yazıyorum sorusuna. Ben bir tarihçiyim. İşim belge okumak ve yazmak. Bazı insanlar akşamları roman okur, ben çekirdek çıtlatıp çay eşliğinde önümdeki binlerce sayfalık arşiv belgelerini okuyorum. Bunların arasından bazen kısıtlı bir akademik çevreden daha geniş bir kitlenin okumasını istediğim belgeler de çıkıyor. Ben de bu belgelerin kime ve hangi politik görüşe hizmet edeceğine bakmadan yazıyorum. Bu aralar erken cumhuriyet dönemi ile ilgili belgeler okuyorum. Neler çıkıyor neler.  Bu yazıyı okuyanlar beni bir kategoriye koymadan önce beklerlerse daha iyi olur. Belki bir sonraki belge daha başka şekilde kategorilendirmeyi gerektirebilir.

[email protected]

Doç. Dr. HAKAN ÖZOĞLU / Central Florida Üniversitesi

Kaynak: Star



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş