Dünya Bülteni Haber Portalı

Dünya Bülteni Haber Portalı Dünya Bülteni Haber Portalı


02:28, 18 Şubat 2018 Pazar
Güncelleme: 12:20, 10 Kasım 2010 Çarşamba

  • Paylaş
Osmanlıda mehter
Osmanlıda mehter

Osmanlı mehter bölüğü savaşan alanlarda savaşan Osmanlı askerinin motivasyonunu arttırıyordu.

 

Ayda Sarıkaya-Dünya Bülteni / Tarih Servisi

Mehterhane, kökü çok eski Türk devlet ve ananelerine bağlı, yerinde bir tabirle 'alaturka bando takımı'dır. Osman Nuri Engin 'Maarif Tarihi' adlı eserinde : 'Mehter ismi farsça mahi-ter den gelir ki buda yeni ay-hilal demektir. Mehterler bir hilal gibi açılarak bu ismi almışlardır.'diyor. Güzel bir bakış açısı olmasına rağmen Türkçede mehter telaffuz edilen bu kelimenin aslı, kavas anlamına gelen farsça mihter kelimesinden gelmektedir.

Osmanlı İmparatorluğu'nda azamet ve haşmetin ifadesi olan 'mehterhane',Konya Selçukilerinden Alaettin 'in Osman Gazi'ye gönderdiği bağımsızlık alametleri arasında bulunan bir davul ile kurulmuş ve yüzyıllar boyunca zengin bir teşkilat haline gelmiş ve 1826 da yeniçeri ocağı ile beraber kaldırılmıştır.

Bir mehter takımı bir davul,1 zurna,1 çift dümbelek,1 borazan ve 1 zil olmak üzere 5 aletten oluşuyordu. Bir takıma bir kat denirdi; hassa mehterhane yani padişahın bandosu dokuz kat mehterhane idi. Yani 9 davul,9 zurna,9 çift dümbelek,9 borazan ve 9 zilden oluşuyordu. Mehterhanenin başında bir mehter başı, bando şefi ve bunun da bir muavini bulunurdu ki bu yüzden dokuz kat hassa mehterhane 47 kişiden oluşurdu.

Mehterhane yukarıda da belirtildildiği gibi tek sıra üzerine hilal şeklinde açılarak ayakta çalardı, yalnız dümbelekçiler bağdaş kurup otururlardı ve sağdan sola doğru dümbelek, zurna, davul, zil ve borazan olarak dizilirlerdi.

Hassa mehterhane, saray teşkılatına bağlı bir ocak olup koğuşları Topkapı sarayı yanında Demirkapı'da büyük bir meşkhaneydi ve 150-200 kişiden oluşurlardı ki çoğu da yetiştirilmek üzere olan gençler ve çocuklardı; bütün saray teşkilatında olduğu gibi, hassa mehterleri ocağına eli ayağı düzgün gençler alınırdı; şu farkla ki mehter olmaya Türk çocuklar asla rağbet etmezlerdi. Hemen hepsi acemi oğlanlar arasından seçilenler,taşralı veya şehirli Ermeni ve Rumlardan oluşurdu.

Mehterlerin renk ve biçim bakımından göz alacak bir kıyafeti vardı; mehterbaşı ile her sazbaşı arkalarına yerine göre kırmızı kaput ya da çuha, başlarına beyaz tülbent sarılmış kırmızı kavuk, bacaklarına yine kırmızı çuhadan yapılmış çağşır ve ayaklarına sarı pabuçlar giyerlerdi. Diğer fertler ise başlarında beyaz tülbent sarılmış yeşil kavuk,sırtlarına mor,lacivert veya siyah çuhadan yapılmış biniş,kırmızı bezden çağşır ve kırmızı pabuç giyerlerdi.

Hassa mehterlerinden başka sadrazamın, bilfiil valilik yapan vezirlerin ve yeniçeri ağasının da mehterhanesi vardı; sadrazam mehterhanesi 9 kat, diğerlerinin ki 7 şer kat mehterhane idi.

Ordu sefer çıkacağı zaman, İstanbul'da büyük bir alay oluşturulurdu ki buna ordu alayı denirdi. Ordu alayına ordu ile beraber sefere gitmek için görevlendirilmiş esnaf da geçerdi ya da padişahın bir evladı dünyaya geldiğinde, şehzade veya sultana hediyelerini takdim edecek esnaf payitahtta  bir alay gösterirdi; işte bu alaylar vasıtasıyla İstanbul'daki esnaf Balat veya Ayvansaray'ın Çingene sazendelerinden beşer veya üçer kat mehterhaneler oluşturarak 'Alay Köşkü'nde bulunan padişahın huzuruna giderlerdi. Bu kayıtlardan esnafında birer takımı olduğu anlaşılmamalıdır; esnaf mehterhaneleri para ile bir gün için tutulmuş toplama takımlarıdır.

Mehterhanelerin asıl görevi ise harp meydanlarındaydı; vezirlerin takım takım mehterhaneler döğdürerek eyaletleri askerleriyle doldurması savaşlara ayrı bir renk katardı.



Yasal Uyarı: Yayınlanan yazı ve haberin tüm hakları Dünya Bülteni'ne aittir. Özel izin alınmadan yazı ve haber hiçbir şekilde kullanılamaz. Ancak yazı ve haberin bir kısmı aktif link verilerek alıntılanabilir.

  • Paylaş

Yorum
lay lay lom
hilal akan
bilgiler güzeldi.TŞKR
29/12/2010, 16:23
süper
hilal akan
bravo
29/12/2010, 16:12