banner39

23.05.2011, 02:44

1967 sınırları

İsrail ile Arap komşuları arasındaki 1967 Savaşı bölge açısından en önemli dönüm noktalarından biriydi. Sadece 6 gün süren bu savaşta İsrail, Mısır, Suriye ve Ürdün ordularını yenmiş, topraklarına yeni topraklar katmıştı. Mısır'dan Sina Yarımadası'nı, statüsü belli olmayan Gazze'yi, Suriye'den Golan Tepelerini ve Ürdün'den de Doğu Kudüs ve Batı Şeria'yı almıştı.


Daha sonra Mısır ile vardığı 1979 Camp David Anlaşması sonucu Sina'yı terk etmiş, Gazze'den de tam olarak 2005'te geri çekilmişti. Böylece bu iki bölge 1967 öncesi duruma dönmüştü.

Ancak Golan, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'ün işgal statüsü de hâlâ devam ediyor. Kısacası, İsrail bu işgal statüleriyle İsrail-Suriye, İsrail-Ürdün sınırlarını tam kontrol ediyor; Gazze'de ise artık sınırı kontrol edemiyor. Bu sınır bugün Mısır ve Hamas'ın kontrolünde bulunuyor.

Bu bakımdan 1967 sınırları bugün sadece Suriye-İsrail (Golan)-İsrail-Ürdün sınırlarında geçerli olmaya devam ediyor. Bir süredir yeniden gündeme gelen 1967 sınırları bugün işte bu şekilde bulunuyor.

Esasen muhtemel bir Filistin-İsrail barışı ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması çerçevesinde 1967 sınırlarının esas alınması uzun süredir üzerinde konuşulan bir konu. Kuartet, Amerika ve diğerleri bu sınırların esas alınmasını istiyorlar; bazen bunu açıkça, bazen de kapalı biçimde ifade ediyorlar. Kısacası, bugün milletlerarası camiada bu konuda belli bir mutabakat meydana çıkmış bulunuyor.

Bu mutabakatın milletlerarası geçerlilik kazanması yüzünden 1967 sınırları geçen hafta Başkan Obama'nın da Arap dünyasındaki son halk hareketleri (ya da sivil devrimler) ve Filistin-İsrail ihtilafını ele alan uzun ve önemli konuşmasının son bölümünde de yer bulmuş, Obama tarafından resmen barış için coğrafi esas olarak ilan edilmiş bulunuluyor.

'... İhtilafın kilit konuları mutlaka müzakere edilmelidir. Bu müzakerelerin esası açıktır: Yaşayabilir bir Filistin, güvenli bir İsrail. Amerika, müzakerelerin Filistin'in İsrail, Ürdün ve Mısır ile kalıcı; İsrail'in de Filistin ile yine kalıcı sınırların meydana çıktığı iki devletle sonuçlanması gerektiğine inanmaktadır. Biz İsrail ve Filistin sınırlarının karşılıklı mutabakatla varılacak sınır mübadelesi ile 1967 sınırlarını esas alması gerektiğine inanıyoruz, ki böylece her iki devlet için de güvenli ve tanınmış sınırlar ortaya çıkmış olacaktır. Filistin halkı kendini yönetme hakkına sahip olmalı ve tam potansiyeline egemen ve coğrafi bütünlük içinde ulaşmalıdır.'

İşte bu cümlelerle Amerika ilk defa bir başkanı tarafından resmen barış için 1967 sınırlarının esas alınması gerektiğini ilan etmiş bulunuyor. Amerika daha önce başka resmi yetkililer tarafından 1967 sınırlarını muğlak bir şekilde telaffuz etmişti elbette. Mesela en son Dışişleri Bakanı Bayan Hillary Clinton 2009'da 'taraflar iyi niyetli müzakereler sonucu mutabık kalınacak toprak mübadelesi ile 1967 sınırlarını esas alan bir Filistin devletinin kurulmasının önünü açabilirler' mealinde konuşmuştu.

Bu bakımdan Obama yönetiminin muhtemel bir barış ve Filistin devletinin kurulması için 1967 sınırlarını esas olarak gördüğünü açıklaması elbette ihtilafta yeni bir diplomatik dönüm noktasına, yeni bir merhaleye işaret ediyor. Ancak Obama 1967 sınırlarından ve İsrail'in sınırlarından söz ederken Golan'dan hiç söz etmemiş bulunuyor. Burası da elbette dikkat çekici bir husus olarak ortada duruyor.

Ne var ki, esasta Filistin'in haklı, meşru ve tarihi taleplerinin büyük bölümünü dikkate almayan bu 1967 sınırları sözü dahi Netanyahu ve yönetimini çok rahatsız ve tedirgin etmiş bulunuyor. Nitekim, Netanyahu bu yüzden Obama'yla geçen hafta yaptığı görüşmede bu sınırların 'savunulamaz' olduğunu açıkça söyleyerek Obama'ya bir kere daha (diğeri Yahudi yerleşimleri konusu) karşı çıkmış, meydan okumuş bulunuyor. Kısacası, İsrail bugünkü yönetiminin 1967 sınırlarını barış için esas almayacağını ilan etmiş oluyor.

Sonuçta, 1967 sınırları konusu en azından bugünkü Netanyahu yönetimi iktidarda kaldığı müddetçe üzerinde konuşulmayacak bir konu olarak şimdilik askıya alınmış bulunuyor ve bu yüzden Obama'ya rağmen Filistin-İsrail barışı hayli uzak görünüyor. Acı, ama gerçek bugün işte yalın bir şekilde böyle ortada duruyor.


[email protected] 


 Kaynak: Zaman

 

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?