banner39

01.02.2013, 09:06

300 bin kişilik baltacı ordusu!

Mübarek'in geride enkaz bıraktığını söylemek bile gerçekler karşısında çok hafif kalır.  Derinlere inmeye gerek yok birkaç rakamı alt alta getirdiğinizde Mısır'ın korkunç yüzüyle karşılaşırsınız. Mursi Almanya'ya ziyarette bulundu ve orada yaptığı bir değerlendirmede Mısır'da 300 bin kadar baltacı/maganda bulunduğunu ve bunlardan 100 bininin Kahire'de aktif olduğunu söyledi.  Mısır'da baltacılar ordusu var ve ülkeyi her an karıştırabilirler. Genelkurmay Başkanı Sisi'nin dediği gibi Mısır'da devlet de bu çekişmenin ve tazyikin altında kalabilir. Şimdi bir de baltacıların maskelileri çıktı. Black Bloc olarak anılıyorlar.  Kimileri bunların gerisinde İsrail parmağı arıyor.  Ne olursa olsun Mursi iktidar ve Mısır sorunları karşısına acınacak bir haldedir.  Zaman baskısı altında. Onun dışında bir tarafı yatıştırdığınızda diğer taraf patlak veriyor.  Mısır'ı bu hale getirenler Mursi'ye karşı hiç insaflı değil.  Milli Kurtuluş Cephesi olarak anılan Baradey ve Hamdin Sabbahi ve Amr Musa'dan oluşan tahrip kalıpları fırsatını bulduklarında Mursi'ye çullanıyorlar ve onu bir kaşık suda boğmak istiyorlar. Laik kesimlerin Mursi'ye karşı genel suçlamaları ülkeyi İslamlaştırması veya İslamileştirme gündemine sahip olmasıdır. Özel suçlama ise ülkeyi İhvanlaştırma. Gerçekten de Mursi'nin böyle bir rüyası olsa bile böyle bir imkanı var mı? Müslüman Kardeşler devrim patlak verdiğinde verdikleri bir söz vardı. Mısır'ı cemaatin yönetmeyeceğini söylemişlerdi.  Bu çoğulculuğa açık bir yönetim tarzı benimsedikleri anlamına geliyor.  Keza dönüşüme açık bir yapıyı yeğledikleri anlamına da geliyor. Lakin karşı tarafın Müslüman Kardeşleri iktidarda görme tahammülü de yok.  Onları getiren sandık sistemine bile küfrediyorlar.

*

Vasat Partisinden ve bazı selefi partilerden bile bazı kesimler Müslüman Kardeşlerin ülkeyi İhvanlaştırma projesine sahip olduklarını düşünüyor ve geniş kesimlere kapalı oldukları kanaatini serdediyorlar.   Köyü, kasabayı ve ülkeyi insanın tanıdıklarıyla yönetmesi kolayına gelir.  Buna yandaşlık diyorlar. Gerçekten de Türkiye, İran ve Sudan gibi muhafazakar veya İslami olarak tanınan rejimlerin genelinde Arapların 'muhabat' dedikleri bir kayırma ve kendinden olanları öne çıkarma ve liyakatı geri plana itme gibi bir refleks olduğu söylenebilir.  Büyük fitne günlerinde Hazreti Osman'a ( Radıyallahu Anhu) isnat edilen suçlamalardan birisi de buydu.  Hazreti Osman'ın akrabalarını çeşitli makamlara getirmesinin şuurlu bir tercih olmadığı ifade edilir.  Kimilerine göre yaşlılığın bunda etkisi olabilir.  Onun ötesinde Haşimiler ve Emeviler Kureyş'in iki büyük aşiretidir.  Aralarındaki asabiyet rekabeti de şiddetlidir ve İslami tarihinin iki yakasını ayıran hususların başında geldiği muhkem bir kanaattir. Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer'in başarıları iki küçük kabileye mensup olmaları ve herkese eşit mesafede durabilecek bir pozisyona sahip olmaları ve buna musait bir arka plandan gelmeleridir.  Hazreti Osman ve Hazreti Ali'nin ise çevresinden kopmaları mümkün değildir.  Kimileri son iki halifenin de musap oldukları devahi ve felaketleri buna bağlar.  Zamanla bu çekişme alanlarına bazı yeni unsurlar ilave edilmiştir.

*

Günümüze dönecek olursak; Müslüman Kardeşler 'ülkeyi cemaat yönetmeyecek' dedi ama süreç böyle gelişmedi. Abdulmünim Ebu'l Futuh gibiler 'bu sözler cemaati bağlar ama beni bağlamaz' diyerekten  fırsatçılıkla siyasi yarışta yerlerini aldılar ve bu durum  İhvanı şaşkınlığa uğrattı.  Bunun üzerine cemaat adına gayri resmi adaylar yerine Hayret Şatır ve ardından Muhammed Mursi'yi resmi aday olarak  siyasi vitrine sürdüler.  Böylece siyasetin, beklenmedik ve tali faktörler nedeniyle ideal zeminde kalmadığı ve kalamadığı görüldü.  Geçmiş dönemlerde hem Mısır'da hem de Fas'ta İslami kesimler seçimlere var güçleriyle asılmıyorlardı.  Bentler aşılınca eski siyasi ihtiyatta ortadan kalkmış oldu.

Gerçekten de Mursi İhvancılık yapıyor mu?  Belki kolayına geliyor ve yapmak istiyor ama yapamıyor.  TRT Türkiye Kanalında yapılan Bila Kuyut/ Sınırsız programında  İsam Nacih'in de ifade ettiği gibi, Mısır'da 300 bin baltacıya ilaveten 6 milyon civarında memur var.  Bu memurlar ordusunun büyük çoğunluğu  çalışmak için değil maaşını almak ve ballı kaymağı olan rüşveti cebe indirmek için var.  Onlar için Mursi ne kadar hızlı yıpranırsa o kadar iyi. Zira eski alışkanlıklarını rahatça icra edebilecekler.  Çalışıyor gibi yapıp durumdan vazife çıkartacak ve rüşvetleri ceplerine indirecekler.  Düşünün Türkiye'de iki milyon memura karşı Mısır'da 6 milyon memur var.  Mursi'nin asıl sıkıntısı da ekonomik çöküntü.  Kısa vadede toparlanma imkanı yok. Üstelik Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkeler Mursi'yi devirmek için oluşan uluslar arası bir kampanyanın parçası durumundalar.

Bundan dolayı Mısır'ın İhvanlaştırılması gerçekler karşısında ancak bir hayal olarak kalabilir.  Nitekim, Tarık el Humeyyed'in ( 27 Ocak 2012, Eş Şark el Avsat) Batılı kaynaklara dayanarak yazdığı gibi, İhvan devlet organlarını ele geçirmiş falan değil. Bürokrasi, teknokrasi, polis, resmi basın ve iş dünyasına İhvan kendi damgasını vurabilmiş değil. Hepsi yerli yerinde duruyor. Bu kolay bir işte değil.  Evet, Mısır'ı cemaat yönetmesin bu doğru da lakin kimse de elini taşın altına koymak istemiyor! Mursi ne yapsın?  Yapmak için kimse ortada yok ama iş yıkmaya gelince herkes seferber.  Allah Mursi'nin yardımcısı olsun ve Mısır'ı korusun!

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?