banner39

Fransa'da bölgesel seçimlerin gösterdikleri

Emmanuel Macron ve Marine Le Pen gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için öne çıkan adaylar diye düşünülüyordu ancak her iki isim de bölgesel seçimlerde hiçbir yerde kazanamadı. Öte yandan seçimlere katılım rekor seviyede geriledi ve bu durum seçim sonuçlarından çok daha fazla gündeme geldi.

AA Analizleri 07.07.2021, 18:22
Fransa'da bölgesel seçimlerin gösterdikleri

Fransa’da gerçekleştirilen iki turlu bölgesel seçimler ülkedeki siyasi atmosfere ve 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair önemli mesajlar verdi. Seçimlere katılım rekor seviyede düşük kalırken seçim sonuçları Emmanuel Macron ve Marine Le Pen için ciddi hayal kırıklığına sebep oldu. Gelecek yıl Nisan ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en güçlü iki aday olarak değerlendirilen Macron ve Le Pen’in, bölgesel seçimlerde hiçbir yerde kazanamadıkları görülürken, eski bakan Xavier Bertrand gibi siyasi aktörler ön plana çıktı.

Seçmenlerin sandığa gitme oranının bu kadar düşük olması, 10 ay sonra yapılacak başkanlık seçimlerinin provası olacağı şeklindeki görüşleri de elbette boşa çıkardı. Zira rekor oranda düşük katılımın gerçekleşmesi, siyasi partilerin aldığı oy oranları üzerinden başkanlık seçimi projeksiyonu yapmayı da ciddi ölçüde zorlaştırdı.

Seçimlere dair en dikkat çeken husus katılım oranıydı. İlk turda seçmenlerin yüzde 32’sinin, ikinci turda ise yüzde 34’ünün katıldığı bölgesel seçimlerde rekor seviyede düşük katılım gerçekleşti. 2015 yılında yapılan seçimlere katılım yüzde 50 civarındayken bu seçimlere katılım oranının bu kadar düşük olması, seçim sonuçlarından daha fazla tartışılan bir konu oldu

Seçimlere düşük katılım oranları özellikle gençlerde yaygın. Fransa’daki 18-24 yaş arasındaki genç nüfusun yüzde 90’ının oy kullanmaya gitmediği göz önünde bulundurulduğunda gelecek yıl seçimlerde gençleri sandığa götürebilmenin sonuçlarda oldukça belirleyici olacağı açık. Genç nüfusu mobilize ederek sandığa götürebilecek parti başkanlık yarışında ciddi oranda güç elde edecek.

Ulusal yönetimin provası olan bölgesel yönetimlerde aşırı sağın varlık gösterememesinin, Fransa’da aşırı sağın yükselişine etki edeceği açık. 

Bunların yanı sıra Sarı Yelekliler gibi toplumsal hareketliliğin çok olduğu Fransa’da seçimlerde bu denli düşük katılım gerçekleşmesi, Fransız seçmeninin politikaya ve politikacılara dair inançlarının ve beklentilerinin her geçen gün azaldığını gösteriyor. Söz konusu düşük katılım bir yandan temsil sorunu ortaya çıkarırken, diğer yandan Fransızların politikaya ve politikacılara yabancılaştığını ve artık oy vererek değil, tepkilerini oy vermeyerek göstermeye başladıklarını ortaya koyuyor.

2017’de aşırı sağcı Le Pen ile cumhurbaşkanlığı yarışına girerek ipi göğüsleyen Emmanuel Macron, 2022 seçimlerinde kendisini aynı şeyin beklediğini düşündüğünden her geçen gün sağ seçmene daha fazla göz kırpar hale gelmişti. Bölgesel seçimler Macron’un bu stratejisinin tam anlamıyla iflas ettiğini de gözler önüne serdi. Aşırı sağ siyasete yönelik artan iltifatları, Müslümanlara yönelik sert söylemleri ve Türkiye’ye yönelik suçlayıcı açıklamaları, Le Pen’den oy çalmayı beraberinde getirmek şöyle dursun, partisinin ciddi şekilde oy kaybetmesine neden oldu ve hatta Le Pen çizgisinin meşru bir hale gelmesine olanak sağladı.

Her seçimde hayal kırıklığı oluşturanlar ve kaybedenler olduğu gibi, başarılı olup kendini gösteren aktörler de ortaya çıkar. Macron ve Le Pen’in aksine Fransa’daki yerel seçimlerde kendini gösteren kişi merkez sağ LR’den Xavier Bertrand oldu.

Aşırı sağa karşı ittifak

Seçimlerden en güçlü çıkan parti 13 bölgeden 7’sini elinde bulunduran merkez sağdaki Cumhuriyetçiler Partisi (LR) oldu. Özellikle Le Pen’in güçlü olduğu Provence-Alpes-Cote d’Azur’da sol seçmenin merkez sağ adayı destekleme kararı, bir yandan Fransa aşırı sağını bölgesel seçimlerde başarısızlığa iterken, diğer yandan cumhurbaşkanlığı seçiminde benzer ittifakların yapılıp yapılamayacağı tartışmasına kapı araladı. Her ne kadar beklenilen başarıyı gösteremese de çeşitli bölgelerde Le Pen’i durdurmak için ittifakların oluşturulması ve kimi adayların yarıştan çekilmesi, Le Pen liderliğindeki aşırı sağın önümüzdeki seçimlerde de belirleyici olacağını ve önemli siyasi odaklardan biri haline geleceğini gösteriyor.

Ulusal yönetimin provası olan bölgesel yönetimlerde aşırı sağın varlık gösterememesinin, Fransa’da aşırı sağın yükselişine etki edeceği açık. Le Pen’in tabiriyle yapılan “doğal olmayan ittifakların” aşırı sağın yerel zeminde başarı göstererek doğrudan halka hizmet etmesini, seçmenlerine dokunarak somut projeler ortaya koymasını ve gelecekte çok daha güçlü bir siyasi odak haline gelmesini şimdilik engellediği görülüyor.

Fakat elbette Le Pen liderliğindeki hareketin bölgesel seçimlerde beklenilen performansı gösterememiş olması, başkanlık seçimlerinde de benzer bir sonucun ortaya çıkacağı düşüncesine sebep olmamalı. Ulusal seçimlerde aşırı sağın çok daha mobilize olabildiği ve gençler arasında artan desteğe sahip olduğu biliniyor. Ayrıca yerel seçimlerde kolaylıkla yapılabilen siyasi ittifakların, başkanlık seçimlerinde aynı kolaylıkta yapılamayacağının altı çizilmeli.

Yeni güçlü aktör: Bertrand

Her seçimde hayal kırıklığı oluşturanlar ve kaybedenler olduğu gibi, başarılı olup kendini gösteren aktörler de ortaya çıkar. Macron ve Le Pen’in aksine Fransa’daki yerel seçimlerde kendini gösteren kişi merkez sağ LR’den Xavier Bertrand oldu. Aşırı sağa karşı oluşturulan ittifakın mimarı olarak da nitelendirilen Bertrand, 2022 seçimlerinde Macron’a karşı aday olacağını açıklamıştı. Bertrand’ın gösterdiği başarıdan sonra cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeni bir aktör olarak ortaya çıkabileceği ve her geçen gün daha fazla eriyen Macron’a karşı güçlü bir direnç sergileyebileceği yazılmaya başlandı bile.

Elbette seçimlerde gösterdiği başarı Bertrand’ı partisinde de cumhurbaşkanı adaylığı için oldukça güçlü bir konuma getirdi. Özellikle Macron ve Le Pen cephesinin seçimlerden bu kadar zayıf bir sonuçla çıkması, Cumhuriyetçilerin ve Bertrand’a cumhurbaşkanlığı seçimleri için ihtiyaç duyduğu ivmeyi kazandıracaktır. Bunların yanı sıra 2017’de olduğu gibi seçimlerin Macron ve Le Pen arasında ikinci tura gitmesi durumunda Cumhuriyetçiler Partisinin oylarının belirleyici olacağı ayrıca belirtilmeli.

Sonuç olarak Fransa, oldukça düşük katılımın gölgesinde Macron’un aşırı sağa göz kırpan siyasetinin çöktüğü, konjonktürel ittifaklarla Le Pen’in liderliğindeki aşırı sağın sınırlandırıldığı ve yeni aktörlerin kişisel başarılarıyla ön plana çıktıkları bir seçim geçirdi. Seçmenlerin sandığa gitme oranının bu kadar düşük olması, 10 ay sonra yapılacak başkanlık seçimlerinin provası olacağı şeklindeki görüşleri de elbette boşa çıkardı. Zira rekor oranda düşük katılımın gerçekleşmesi, siyasi partilerin aldığı oy oranları üzerinden başkanlık seçimi projeksiyonu yapmayı da ciddi ölçüde zorlaştırdı.

AA

banner53
Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?