banner39

Fransa’da polis şiddetinin yol açtığı siyasi kriz

Polis şiddeti görüntülerinin sansürlenmesine imkan verecek yeni güvenlik yasa tasarısının yol açtığı infial devam ederken, yürütme ile yasama arasında iplerin gerilmesi siyasi bir krize de zemin hazırlıyor

AA Analizleri 01.12.2020, 11:40
Fransa’da polis şiddetinin yol açtığı siyasi kriz

AKIN ÖZÇER

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un başı son dönemde dertten kurtulamıyor. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadelede günlük 62 binle pik yapan ve toplamda 2,2 milyonu aşan vaka sayıları nedeniyle çalışan nüfusun dışında halkını eve hapsetmek zorunda kalan Macron salgının doğurduğu ekonomik ve toplumsal sorunlarla boğuşurken, dış politikada da yanlış tercih yaptı. Ülkesindeki yarım milyon Ermeni seçmeni tatmin etmek amacıyla sahada ve masada gücü olmadığı halde Karabağ sorununda uluslararası hukuku çiğneyerek Erivan’ın yanında yer almayı yeğledi. Sonuçta Fransa’nın uluslararası alandaki saygınlığını yerle bir etti.

Macron’un bu kez karşı karşıya kaldığı kriz çok daha büyük. Genç İçişleri Bakanı Gérald Darmanin’in girişimiyle Milli Meclis’ten geçen “global güvenlik” yasa tasarısının basın özgürlüğünü kısıtlayan 24. maddesiyle adeta koruma altına alınmaya çalışılan polis şiddetiyle başı dertte. Çünkü Ocak ayında Senato’nun onayına sunulacak yasa tasarısına ve özellikle söz konusu maddesine çeşitli kesimlerden tepkiler gelirken, siyahi müzik prodüktörü Michel Zecler’in Paris’te ikisi tutuklanan dört polis memurunca şiddete maruz kaldığını ortaya koyan görüntüleri içeren bir videonun yayımlanması ortalığı karıştırdı. Loopsider adlı internet sitesi tarafından yayımlanan ve Zecler’e ırkçı hakaretler içeren bu videodan rahatsızlık duyan ve Fransa için utanç verici olduğunu açıklayan Macron, geçen Perşembe başbakan tarafından 24. maddenin metnini yeniden kaleme almakla görevli bağımsız bir komisyon kurulması kararı aldı. Ama bu karar aşağıda değerlendireceğimiz gibi yürütme ile yasama arasında ipleri germiş bulunuyor. Ancak bu konuya geçmeden önce tartışmalı maddenin ne öngördüğüne ve toplumda yol açtığı tepkilere bakmakta yarar var.

- Tartışmalı madde ne öngörüyor?    

Söz konusu madde, bir operasyon çerçevesinde bir polis ya da jandarma mensubunun “yüzünün veya kimliğinin belirlenmesine yol açacak herhangi bir işaretin fiziki ve psikolojik bütünlüğüne zarar vermek amacıyla yayınlanması” halinde 1 yıl hapis ve 45 bin avro para cezasına mahkûm edilmesine hükmediyor. İçişleri Bakanı Darmanin televizyon programlarına çıkıp, bu maddenin akredite medya mensuplarınca olayların filme çekilmesini yasaklamadığı görüşünü savunuyor ama bu maddenin şiddet uygulayan memurların kimlikleri ortaya çıkacak bahanesiyle olası polis şiddeti görüntülerini sansürlemeye elverdiğine kuşku yok. Nitekim aralarında AFP, Le Figaro, Liberation, Le Parisien’in de yer aldığı büyük medya kuruluşları daha 10 Kasım günü Le Monde’da yayımlanan “Hazırlanan global güvenlik yasasının 24. maddesi bilgilendirme özgürlüğünü tehdit ediyor” başlıklı bir bildiriye imza koymuşlardı. Bildiride özetle bu maddeyle yeni bir suç ihdas edildiği ve savunulanın aksine polis şiddetinin görüntülenmesinin ve yayınlanmasının caydırılacağı vurgulanıyor ve polis şiddetini gösteren görüntülerin sadece akredite medya kuruluşlarınca değil, insan hakları savunucuları ve sivillerce de yayınlanmasının demokrasinin gereği olduğunun altı çiziliyordu. 

- Polis şiddeti devam ediyor

Aslında Michel Zecler’in dört polis memurunca şiddete maruz bırakılmasını gösteren videonun yayımlanmasından önce de polis şiddeti dolu dizgin devam ediyordu. Hatırlanacağı gibi 23 Kasım’da Paris Republique (Cumhuriyet) meydanında gösteri yapan mülteciler de tekme tokat dağıtılmış ve bu görüntüler toplumda infiale yol açmıştı. Bazı gazetecilerin de bu şiddetten nasibini alması üzerine Sınır Tanımayan Gazeteciler, Paris Emniyet Müdürü Didier Lallement hakkında şikâyette bulunmuştu. Her ne kadar Darmanin arkasında durduğunu açıklamış olsa da eleştiri okları artık Lallement’ın üzerinde odaklanmış bulunuyor. 

Polis şiddetine tepkiler sadece medyatik ve hukuki düzeyde kalmış değil. Geçen Cumartesi günü salgın önlemlerine karşın İçişleri’ne göre 133 bin, göstericilere göre 500 bin kişi, yasa tasarısını protesto etmek üzere Fransa’nın 70 kentinde sokaklardaydı. Paris’teki ufak çaplı çatışmalar dışında sakin geçen gösterilerde “Film çekmek korumak demektir”, “Otoriter sapmaya hayır” pankartları taşındı ve Darmanin istifaya davet edildi. İçişleri bakanı ise bu gösterilerde 37 polis ve jandarma memurunun yaralandığını belirterek, güvenlik güçlerine karşı gösterilen şiddetin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Ancak göstericiler devletin asli görevinin polisini değil, vatandaşını korumak olduğunun altını çiziyor.

- Siyasi krize doğru

Polis şiddeti görüntülerinden rahatsız olan Macron’un bağımsız komisyon kararı ise, yukarıda belirttiğimiz gibi, yürütme ile yasama arasındaki ilişkileri germiş durumda. Bu karara en büyük tepkiyi veren ise Macron’a yakın ve partisi Cumhuriyet Yürüyüşü Hareketi (LREM) mensubu Ulusal Meclis Başkanı Richard Ferrand. Yasa yapma görevinin Meclis’e ait olduğunu belirten Ferrand bu karara adeta baş kaldırıyor. Cuma sabahı Başbakan Jean Castex’e gönderdiği mektupta, yürütmenin yasama işlerini başka bir organa devredemeyeceğini vurguluyor. Ana muhalefete (Cumhuriyetçiler-LR) mensup Senato Başkanı Gerard Larcher de aynı görüşte olduğunu ve bağımsız komisyon kurulmasından vazgeçilmesi gerektiğini açıklamış bulunuyor.

Başbakan Castex, Ferrand’a cevabi mektubunda söz konusu komisyonun parametrelerine girmeyeceğini belirterek, komisyonun başında İnsan Hakları Ulusal Danışma Komisyonu (CNCDH) Başkanı Jean-Marie Burguburu’nun olmasının öngörüldüğünü ve kendisinin bilgilendirme özgürlüğü ile güvenlik güçlerinin korunması gereğini bağdaştıran bir formül bulmaya çalışacağını açıklıyor. CNCDH, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun “Paris İlkeleri” başlıklı 20 Aralık 1993 tarih ve 48/134 sayılı kararına uygun olarak tamamen bağımsız çalışan bir kurul. Ama sivil toplum mensubu, hukukçu ve nitelikli şahsiyetlerden oluşan üyeleri yüksek yargı organlarının görüşü alındıktan sonra başbakanlık kararnamesiyle atanıyor. Dolayısıyla bu kurulun yürütmeden bağımsızlığı tartışmalı. Ancak bulunacak formülün sonuçta yasamanın her iki kanadının onayına sunulması da kaçınılmaz.

Yürütme ve yasama arasındaki bu kriz, konunun özünden çok iki erkin kendi görev sınırları ile ilgili. Aşılması gereken asıl önemli sorun ise Macron ile Darmanin arasında öze ilişkin görüş farklılığı. Darmanin polis teşkilatını ve bu çerçevede Meclis tarafından onaylanmış olan 24. maddeyi ölesiye savunuyor. Ama bu otoriter çizgi diğer bakanları da rahatsız etmiş durumda. Le Monde’a yansıdığı kadarıyla bazı bakanlar kulislerde krize yol açan 24. maddenin de bağımsız komisyon önerisinin de sahibinin “Gérald” olduğundan dert yanıyor. Sadece onlar da değil, Macron’un da Darmanin’in tutumundan rahatsız olduğu, Elysee ile Place Beauveau (İçişleri) arasındaki ilişkilerin gerildiği konuşuluyor. Hatta Elysee’ye yakın bazı kaynaklar Darmanin’e “ortalığı yatıştırması” ve “saçmalamayı bırakması” mesajının gittiğini fısıldıyor. 

Bununla birlikte, Macron’un göstericilerin talep ettiği gibi Darmanin’i görevden alması pek beklenmiyor. Fransa’da giderek yaygınlaşan görüş, Macron’un sağ kesimin adamı olan Gérald Darmanin’e, güvenlik konusuna öncelik veren bu kesimden oy almak için ihtiyaç duyduğu yönünde. Hatta ortalığı yakıp yıkan vandalların arasına karıştığı göstericilere karşı polisin korunmasını esas alan 24. maddenin arkasında bizzat Macron’un bulunduğu yönünde. Ancak bu girişim, azınlıkta olsa da ırkçıların da bünyesinde yer aldığı polis teşkilatını vandallardan korumak isterken, halk arasında “polisin polisi” olarak adlandırılan Ulusal Polis Soruşturma Birimi’nin (IGPN) yetersizliği nedeniyle polis şiddetinin artmasını kamçılama riski taşıyor. Daha da önemlisi, ayrıca demokrasinin temelini oluşturan ifade ve basın özgürlüğüne de onarılması güç bir darbe indiriyor.

[“Agur, ETA artık yok” (Aralık 2018), “Çoğul İspanya: Anayasal Sistemi ve Terörle Mücadele Modeli” (2006) ve “Euskal Herria: İspanya Siyasi Tarihinde Bask Milliyetçiliği” (1999) kitaplarının yazarı olan Akın Özçer emekli Dışişleri mensubudur]

banner53
Yorumlar (0)
25
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?