banner39

Karşılıklı beklentiler ışığında Türkiye ve İsveç ilişkileri

Hem Türkiye’nin hem de İsveç’in aslında istedikleri belli; kendi güvenliklerini sağlamak. Bunun sağlanması da iki ülkenin güvenlik kaygılarını giderecek karşılıklı adımların atılmasına bağlı.

AA Analizleri 11.11.2022, 15:09
Karşılıklı beklentiler ışığında Türkiye ve İsveç ilişkileri

Türkiye ve İsveç arasındaki ilişki, 28 Haziran 2022 tarihinde Madrid'de gerçekleştirilen NATO Liderler Zirvesi'nde Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasında imzalanan üçlü muhtıra sonrasında karşılıklı beklentilerin yazılı bir metne dökülmesi ve anlaşmaya atılan imzalar neticesinde yeniden şekillenmeye başladı.

İsveç'in yeni yönetiminden gelen açıklamalar, hem İsveç'te hem de Suriye'de PKK-YPG terör örgütüne desteğini keseceğini net bir dille anlatıyor

11 Eylül 2022 tarihinde gerçekleştirilen seçimlerde, PKK-YPG silahlı terör örgütünü destekleyen politikalar yürüten Başbakan Magdalena Andersson'un merkez sol koalisyonunun sağ partilerden oluşan bloğa karşı seçimi kaybetmesi, haziran ayında alınan kararlara ve sürecin geleceğine yönelik yeni hükümetin politikasının ne olacağını gündemimize getirmişti. Bu açıdan kafalardaki soru işaretlerini kaldıracak ve netleştirecek resmi ziyaret, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daveti üzerine Türkiye'ye İsveç'in yeni Başbakanı Ulf Kristersson'un gelmesiyle gerçekleşti. İsveç'in NATO'ya üyelik süreciyle ilgili Türkiye'den beklentisi ve bu sürecin işlemesi için Türkiye'nin terörle mücadelesinde İsveç'ten beklentisi bu toplantının ana başlıklarıydı.

Türkiye'nin İsveç'ten beklentileri

Türkiye'nin, NATO'nun genişleme politikasıyla bir sorunu yok. Türkiye, NATO'nun açık kapı politikasını ve yeni üyelerle genişlemesini destekleyen ve hatta bazı aday ülkeleri askeri olarak NATO standartlarına ulaşması için de bizzat hazırlamış 70 senelik bir üye. Peki durum böyle iken Türkiye neden NATO'nun İskandinavya genişlemesine, yani Finlandiya ve İsveç'in NATO üyeliklerine yönelik çekincelerini ifade ederek, belli beklentileri yerine getirildiği takdirde bu iki ülkenin üyeliklerini destekleyeceğini açıklamıştı?

Türkiye’nin İsveç ile ilgili eleştirisi, PKK terör örgütüne ve onun Suriye kolu olan YPG’ye verdiği destek. Bu açıdan Ankara, İsveç’ten terörle mücadelesinde Türkiye’nin talep ve beklentilerine destek vermesini ve dayanışma içinde olmasını istiyor. Bu yüzden de haziran ayında imzalanan muhtıranın tam anlamıyla somut bir şekilde uygulanması da Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi için olmazsa olmazı olarak belirtiliyor. Bu muhtırada yer alan teröristlerin iadesi konusunda bazı somut adımlar atıldı. İsveç’in Türkiye’ye uyguladığı silah ambargosu da bu muhtırada söz verildiği gibi kaldırıldı. Tabii Türkiye’nin muhtırada yer alan beklentileri arasında her ne kadar de facto Avrupa Birliği (AB) üyelik süreci donmuş olsa da AB’ye aday ülke olarak AB güvenlik politikaları ve kurumları içinde yer almasını sağlayacak meselelerde İsveç ve Finlandiya’nın kendisine desteği yer alıyor. Buradan özellikle kasıt, AB’nin savunma birliği olan PESCO (Kalıcı Yapısal İşbirliği). O yüzden 7-8 Kasım tarihlerinde gerçekleşen resmi ziyarette Türkiye-AB ilişkileri ve İsveç’in bu yönde olabilecek katkısı, Rusya-Ukrayna Savaşı ekseninde bölgesel ve küresel gelişmeler ve iki ülkenin ilişkilerine etkisi de bu toplantının diğer başlıklarıydı.

Süreç olumlu seyrediyor

İsveç’in yeni Başbakanı Kristersson’un 7-8 Kasım Türkiye ziyaretinde Türkiye’ye terörle mücadele konusunda yardım edeceklerini ve İsveç’in "PKK’yı terör örgütü olarak tanıdığını" ifade etmesi bu sürecin olumlu yönde seyrediyor olduğunu gösteriyor. Bu açıklama ilk değildi. Öncesinde de İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström, Türkiye’nin PKK’nın Suriye ayağı olarak tanımladığı YPG ile de arasına mesafe koyacağını açıklamıştı. İsveç’in yeni yönetiminden gelen açıklamalar, hem İsveç’te hem de Suriye’de PKK-YPG terör örgütüne desteğini keseceğini net bir dille anlatıyor. İsveç’in NATO’ya üye olmasının hayati öneme sahip olduğunu belirten İsveç Başbakanı, üçlü muhtırayı tam olarak uygulayacaklarını söylüyor. Nitekim bunları söylerken de İsveç’in NATO üyeliğini onaylayacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) de onay sürecini ocak ayından önce tamamlamasını bekliyor. TBMM onayı olmaksızın İsveç’in NATO’ya üye olamayacağını hatırlatmakta fayda var. Diğer taraftan, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç Başbakanından önce yapmış olduğu Türkiye ziyaretinde bu konu üzerinde durmuş ve 2022 yılı sonuna kadar Finlandiya ve İsveç’i NATO üyesi olarak görmek istediklerini dile getirmişti.

Ankara ise 1 Ocak itibarıyla İsveç’te yürürlüğe girecek terörle mücadele yasasının nasıl uygulanacağını gördükten sonra karar vermek istiyor. Tabii bu sürece etki edecek başka bir gelişme de 8 Kasım tarihinde ABD’de gerçekleşen ara seçimler ve Temsilciler Meclisi ve Senatoda, yani Amerikan Kongresindeki değişiklikler. Bu değişikliklerin Türkiye’nin F16 satışı ve modernizasyonu konusundaki beklentilerini karşılayıp karşılayamayacağı meselesi önem taşıyor. Yıl bitmeden tüm bu meselelerin istenilen düzeyde gelişmesi, herkes için kazan-kazan durumu ortaya çıkaracak ve 24 Şubat'ta Ukrayna’yı işgal eden Rusya’ya karşı NATO dayanışması ve caydırıcılığının da önemli bir parçası olacaktır.

Hem Türkiye’nin hem de İsveç’in aslında istedikleri belli; kendi güvenliklerini sağlamak. Bunun sağlanması da iki ülkenin güvenlik kaygılarını giderecek karşılıklı adımların atılmasına bağlı. Böylece daha gerçekçi bir durum ortaya konulacak ve süreç kazan-kazan bir neticeyle sonuçlanabilecek. Ancak unutmamak gerek ki atılacak somut adımların geçici değil kalıcı ve sürekli olması da Türkiye’nin üzerinde durduğu bir diğer önemli konu. Tabii diğer NATO üye devletlerinin de Türkiye’ye savunma alanında ve onun terörle mücadelesinde gösterecekleri dayanışma ve destek de bu sürecin olumlu seyrine etki edecek diğer faktörler olarak önemini koruyor.

AA/Doç. Dr. Aylin Ünver Noi

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?