banner39

KGAÖ-ŞİÖ zirveleri ve bölge güvenliği

Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) ve Şangay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) zirvelerinde en önemli gündem Afganistan oldu. Tüm boyutlarıyla bölge güvenliğini değerlendiren liderler, KGAÖ üyelerinin güneyden gelen tehditlere karşı hazırlıklı olduğuna dikkati çekerken, ŞİÖ'nün genişleyerek küresel boyutta ağırlık kazandığını ifade etti.

AA Analizleri 23.09.2021, 12:33
KGAÖ-ŞİÖ zirveleri ve bölge güvenliği

Hint-Pasifik bölgesinde suların ısındığı bu dönemde Orta Asya ülkelerinden Tacikistan, 16-17 Eylül tarihlerinde başta Rusya ve Çin olmak üzere büyük güçlerin başını çektiği örgütlerin zirvelerine ev sahipliği yaptı. ABD ve müttefiklerinin Afganistan'dan çekilmesinin ardından gözler burada düzenlenen Şangay İşbirliği Örgütüne (ŞİÖ) ve Rusya’nın liderliğindeki Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütünün (KGAÖ) zirvelerine çevrildi.

KGAÖ zirvesinin Sonuç Bildirgesi'nde bölge güvenliği, nükleer silahların yayılmasının ve uzayın silahlanmasının önlenmesi gibi geniş kapsamlı konular yer alıyor. Ayrıca KGAÖ Sonuç Bildirisi’nde, üye devletlerin tek taraflı zorlayıcı kısıtlayıcı tedbirler uygulamasını kınadığı belirtilerek Rusya’ya uygulanan yaptırımlar eleştiriliyor.

KGAÖ, “Rusya’nın eski SSCB ülkeleriyle bir çatı altında ortak güvenlik alanı oluşturma çabası” şeklinde nitelendirilirken, ŞİÖ ise bölge ülkeleriyle sınır sorunlarını çözmek üzere kurulan ve Çin ile Rusya’nın başını çektiği bir örgüt. Esasen örgüte üye devletlerin başta Afganistan olmak üzere bölge ile ilgili sorunlara yönelik ortak tutum ve görüş sergilemesi bekleniyordu. Ancak zirveden kısa süre önce Rusya, Çin ve Hindistan liderlerinin zirveye gelmeyecekleri ancak çevrimiçi katılacakları açıklanmış ve zirvelerin verimliliği konusunda tartışmalar başlamıştı. Rus Parlamentosu Duma seçimleri öncesinde gerçekleşen zirveye Rus lideri Vladimir Putin negatif PCR testine rağmen çevrimiçi olarak katıldı. Kovid-19 salgınının başlamasıyla ülke içindeki gezilerine devam eden ancak ülkeden çıkmayan Çin lideri Şi Cinping de ŞİÖ zirvesine çevrimiçi katılım sağladı. Cinping ile Afganistan konusunda farklı görüşlerinden ötürü yüz yüze buluşmak istemeyen Hindistan Başbakanı Narendra Modi de aynı şekilde toplantıya çevrimiçi katıldı.

KGAÖ, Rusya’nın eski SSCB ülkeleri (Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Beyaz Rusya ve Ermenistan) ile bir çatı altında ortak güvenlik alanı oluşturma hedefiyle kuruldu. KGAÖ’nün otuzuncu, ŞİÖ’nün ise yirminci yıldönümüne denk gelen zirvelerin arifesinde 15 Eylül’de üye ülkelerin Dışişleri ve Savunma Bakanları ile Güvenlik Konseyi Genel Sekterlerinin ortak toplantıları da gerçekleştirildi. Çin ve Rusya’nın yanı sıra Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın üye olduğu ŞİÖ, Özbekistan’ın üyeliğe kabul edildiği 2001 tarihine kadar “Şangay Beşlisi” olarak adlandırılıyordu. Ancak 2001 yılında Özbekistan’ın örgüte üye olmasıyla üye sayısı altıya çıktı. 2005’te düzenlenen ŞİÖ zirvesinde ise ABD’nin Özbekistan’da 11 Eylül sonrası açtığı üssün kapatılması istenmiş; gözlemci üyeler İran, Pakistan ve Hindistan’ın da resmi üye yapılması gündeme gelmişti.

ŞİÖ bünyesindeki ülkelerin Rusya ve Çin’in yanı sıra yeni üyelerden Pakistan’ın bölgeye dair önemli endişeleri bulunuyor. Bunların başında Putin’in ifadesiyle ABD’nin Afganistan’dan “kaçışı” ve ülkede bıraktığı siyasi istikrarsızlığın yanı sıra son teknoloji silahların varlığı geliyor. Pakistan özelinde ise temel endişeyi terör gruplarının varlığı oluşturuyor. 

2017’ye gelindiğinde ise Hindistan ve Pakistan’ın ŞİÖ'ye katılmasıyla örgütün işlevselliği hakkında önemli tartışmalar başladı. Zira bu yeni üyelerin aralarında sınır anlaşmazlıkları halen devam ediyor. Aynı zamanda bölgedeki ağırlıkları bakımından bu ülkelerin bölgedeki güç dengesini nasıl değiştirilebileceği merak konusu olmuştu.

Bugün de dünya ve bölgenin bir numaralı gündem maddesi olan Afganistan’ın ŞİÖ’de gözlemci statüsünde bulunması bölge ülkelerini harekete geçirerek bu zirvelere olan ilgiyi artırdı.

İstikrarsızlığın kaynağı Afganistan ve komşuların endişeleri

Zirveden birkaç gün önce Pakistan İstihbarat Servisi (ISI) Direktörü Faiz Hamid’in Afganistan'ın durumunu görüşmek üzere bölge ülkelerinin istihbarat şeflerini İslamabad'da ağırladığına dair haberler gündeme geldi. Söz konusu toplantıya Rusya, İran, Çin, Kazakistan, Türkmenistan ve Özbekistan istihbarat şefleri de katıldı. Daha önce ise ABD ve İngiltere'nin istihbarat yetkililerinin, Afganistan'ın durumunu görüşmek üzere Pakistan’ın Genelkurmay Başkanı ile bir araya geldiği biliniyordu.

ŞİÖ bünyesindeki ülkelerin Rusya ve Çin’in yanı sıra yeni üyelerden Pakistan’ın bölgeye dair önemli endişeleri bulunuyor. Bunların başında Putin’in ifadesiyle ABD’nin Afganistan’dan “kaçışı” ve ülkede bıraktığı siyasi istikrarsızlığın yanı sıra son teknoloji silahların varlığı geliyor. Pakistan özelinde ise temel endişeyi terör gruplarının varlığı oluşturuyor. İslamabad yönetimi, Pakistan Talibanı’nın (TTP) uzun süredir Afganistan’da konuşlandığını ve sınır ötesi saldırılar düzenlediğini belirtiyor. 2007'de kurulan terör örgütü TTP, o tarihten bu yana Pakistan'da sivil ve askerleri hedef alan saldırılar gerçekleştirdi. Bu nedenle Pakistan, Taliban’ın Afganistan’ın büyük kısmında kontrolü sağlamasının ardından bu saldırıların son bulmasını umuyor. Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesiyle 4 Eylül’de ISI Direktörü Hamid'in, Taliban liderleriyle görüşmek üzere Kabil’i ziyaret ettiği de söyleniyor.

ABD ile ilişkilerde denge

Çin ve Rusya liderlerinin ŞİÖ zirvesine çevrimiçi katılmalarının nedeni yalnızca Kovid-19 salgını ve Rusya’daki seçimlerle ilgili olmayabilir. Bahsettiğimiz gibi ŞİÖ, 2005’te Özbekistan’daki ABD üssünün kapatılmasından sonra, Batı ve NATO karşıtı bir örgüt olarak algılanmaya başlanmıştı. Şimdi ise ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra yapılan ilk zirve, bölgede güç dengesinin yeniden kurulacağı bir dönemde gerçekleşmiş oldu. Bu bağlamda her iki güç, ABD ile daha yapıcı ve verimli ilişkiler kurulması gerektiğini idrak etmişe benziyor.

Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinden sonraki bir ay içerisinde Çin ve Rus basınında ABD yeterince yerden yere vuruldu ancak artık mevcut durum çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği anlaşılmışa benziyor. Afganistan’dan çekilen ABD’nin, dünya siyasetinden çekilmediği gerçeğini göz önünde bulunduran bölge güçleri, ABD ile ilişkilerde bir denge gözetmeleri gerektiklerinin farkındalar. Öyle ki zirveden birkaç gün önce gerçekleşen Joe Biden-Şi Cinping telefon görüşmesinde de bu hususa vurgu yapıldı. Çin lideri, dünyanın gelecekteki kaderinin Çin-ABD ilişkisine bağlı olduğunu kaydetmiş, olası bir Çin-ABD çatışmasının sadece iki ülkeyi değil tüm dünyayı etkileyeceğini belirtmiştir.

“Barış Misyonu” ve “Zapad 2021” tatbikatları

Öte yandan bu olumlu mesajların yanı sıra bölge ülkeleri ve büyük güçler gövde gösterisi yapmaya devam ediyorlar. Bu kapsamda, düzenlenen zirvelerin öncesinde Rusya’nın güneyinde ŞİÖ çerçevesinde ortalama iki yılda bir yapılan “Barış Misyonu 2021” adlı ortak terörle mücadele komuta ve kurmay tatbikatı başlamıştı. Orenburg bölgesindeki Donguz eğitim sahasında gerçekleşen bu tatbikata 4 binden fazla askerin katıldığı bildirildi. 25 Eylül'e kadar devam edecek olan tatbikatta Rusya, Çin, Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan ve Özbekistan yer alıyor.

Dahası, bu tatbikatların yapıldığı sırada 10-16 Eylül'de Rusya-Beyaz Rusya ile "Zapad-2021" adlı tatbikatları düzenlendi. Batı komşularını tedirgin eden bu tatbikata bazı KGAÖ ve ŞİÖ ülkeleri de katıldı. Ermenistan, Hindistan, Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Sırbistan, Tacikistan, Sri Lanka ve Pakistan askerlerinin da yer aldığı tatbikatta ortak hedeflerin bulunması da dikkat çekici. Her iki tatbikatta da insansız hava araçları (İHA) ile mücadele ve kitle imha silahlarına karşı koruma için yeni yöntemler geliştirilmesi üzerinde duruldu. Savaş eğitimi sırasında ise, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) topraklarındaki ve sınırlarındaki askeri-siyasi durum göz önünde bulundurulur. "Barış Misyonu 2021" tatbikatının planı, 28 Temmuz'da Duşanbe'de gerçekleşen ŞİÖ ülkelerinin savunma bakanlarının toplantısının ardından 2021 yazında belirlenmiş olmasına rağmen, Afganistan'daki durumdan etkilenerek uygulanıyor.

28 Temmuz'daki Savunma Bakanları toplantısı sırasında Rusya Federasyonu Savunma Bakanı Sergey Şoygu, katılımcıların ortak komuta ve kontrol ekipleri kurmanın yanı sıra "uluslararası teröristler tarafından kullanılan yeni taktiklere karşı koyma yöntemlerinde ustalaşmaları” gerektiğini vurgulamıştır. Dolayısıyla tatbikatlar sırasında, özellikle insansız hava araçlarıyla mücadele, bilgi güvenliğinin sağlanması, kimyasal ve biyolojik silahlarla terör saldırılarının önlenmesi gibi görevlerin değerlendirildiği anlaşılıyor.

KGAÖ’den Afganistan’daki barış sürecine destek

KGAÖ zirvesinin Sonuç Bildirgesi'nde bölge güvenliği, nükleer silahların yayılmasının ve uzayın silahlanmasının önlenmesi gibi geniş kapsamlı konular yer alıyor. Ayrıca KGAÖ Sonuç Bildirisi’nde, üye devletlerin tek taraflı zorlayıcı kısıtlayıcı tedbirler uygulamasını kınadığı belirtilerek Rusya’ya uygulanan yaptırımlar eleştiriliyor.

NATO’nun 5. maddesine benzer bir maddesi olan örgüt, Kolektif Güvenlik Antlaşması’nın 4. maddesi uyarınca saldırgan güçlerin askeri harekatlarına son vermesini sağlamak için gerekli önlemler alabilecek askeri bir yapıdır. Dolayısıyla askeri işbirliği önemli bir yer de duruyor. Son zirvede bu konu ayrıca ele alınmış ve üye devletlerin askeri-teknik iş birliği alanlarında savunma işletmelerinin/şirketlerinin iş birliğine dayalı bağlarının oluşturulmasına daha fazla önem vererek, kolektif güçlerin modern silahlar, askeri ve özel teçhizat ve araçlarla donatılmasına özen gösterecekleri kaydedilmiştir. KGAÖ üyelerinin silah/mühimmat yenilenmesi ve geliştirilmesi gibi konular ele alınmış ve anlaşmalar imzalanmıştır.

Sonuç Bildirgesi'nde ayrıca Afganistan’la ilgili endişeler dile getirilirken, terör ve uyuşturucudan uzak barışçıl ve bağımsız bir ülke olması için Afganistan’daki barış sürecine yardım çağrıları yenilenmiş ve bunun için genişletilmiş “Troyka” (ABD, Rusya ve Çin+Pakistan) ve Moskova formatı gibi mekanizmaların devreye sokulması gerektiği belirtilmiştir. Hatırlatalım; “Moskova Formatı” olarak adlandırılan Afganistan'a ilişkin istişareler, 2017 yılında Rusya, Afganistan, Çin, Pakistan, İran ve Hindistan'ın özel temsilcilerinin katıldığı altılı danışma mekanizması temelinde oluşturulmuştu.

ŞİÖ zirvesinin sonuçları

Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) son tahminlerine göre, 2030 yılına kadar ŞİÖ üye devletlerinin gayrisafi yurtiçi hasılalarının toplamı, dünya ekonomisinin yüzde 30-40'ına denk gelecek. Ancak aynı zamanda, ŞİÖ üye devletlerinin aralarındaki karşılıklı ticaret hacmi, toplam dış ticaret hacminin sadece yüzde 5'i kadar. ŞİÖ'nün kendi gelişimi için potansiyelini tam olarak kullanamadığı görülüyor. Bu muazzam potansiyeli gören üye devletler bunu kullanmak istiyor.

Bu kapsamda ŞİÖ üye devletleri Devlet Başkanları Konseyi toplantısının ardından geniş kapsamlı 30 belge imzalandı. Bu belgeler, yeni üye/diyalog ortağı üyelik sürecinden askeri güvenlikte üç şer; terörizm, ayrılıkçılık ve aşırıcılık ile mücadeleden, bilgi güvenliği, gıda, finans, eğitim, kültürel miras, çevre, Kovid-19 salgını gibi konularda anlaşmalar sağlanmıştır. Önümüzdeki günlerde ayrıntılarının beli olacağı bu antlaşmalarla şimdiye kadar askeri bir yapıdan ziyade siyasi, kimi zaman da ekonomik bir örgüt izlenimi veren yapının daha kapsamlı ve güçlü hale geleceği bekleniyor.

Çin’in ağırlığını dengelemek için Hindistan, Pakistan’ın ardından İran’ı da örgüte dahil eden Rusya, kendi elini güçlendirmenin peşinde. Bu zirvenin önemli sonuçlardan biri de ŞİÖ’nün Rusya, Kazakistan ve Kırgızistan’ın içinde olduğu Avrasya Ekonomik Birliği ile Mutabakat Antlaşması imzalanmasıdır. Taraflar, ticaret politikası ve ticaretin kolaylaştırılması, gümrük politikası, sanayi ve tarımsal sanayi kompleksi, ekonomi ve finans, enerji, taşımacılık, uluslararası ticaret, yatırımlar, dijitalleşme ve bilgi ve iletişim teknolojileri, teknik düzenleme gibi alanlarda yetkileri dahilinde iş birliği yapmayı amaçladıklarını duyurdular.

Öte yandan, bölge ülkelerinin Afganistan’da Taliban hakimiyetine karşı homojen bir tutum sergilemediğini belirtmek gerekiyor. Bu kapsamda Hindistan’ın yanı sıra zirvelere ev sahipliği yapan Tacikistan’ın da Taliban’a sıcak bakmadığı biliniyor. Nitekim zirvelere Taliban temsilcileri davet edilmedi. Afganistan’la ilgili ŞİÖ bildirisinde, "Üye devletler, Afgan toplumundaki tüm etnik, dini ve siyasi grupların temsilcilerinin katılımıyla Afganistan'da kapsayıcı bir hükümet kurmanın gerekli olduğunu düşünmektedir" ifadelerine yer verildi. Ayrıca ŞİÖ üyeleri bölge ve komşu ülkelerin Afganistan'a ve Afgan mültecilere sağladığı uzun süreli konukseverlik ve etkin yardımın önemini vurgulayarak, onların memleketlerine dönüşlerinin onurlu, güvenli ve sürdürülebilir olmasını kolaylaştırmak için uluslararası toplumun aktif çabalarının önemli olduğunu vurguladılar.

2018 zirvesinde Çin liderinin "Şangay ruhu ortak mirasımız, ŞİÖ ise hepimizin ortak ailesi” ifadesi, Çin ve Rus medyasında sıklıkla kullanılmıştı. Afganistan’a yapılan yardımın yanı sıra Pekin yönetiminin “aile içi” yardımlaşma çerçevesinde üye ülkelere yardımları da öne çıkıyor. Bu kapsamda Çin, örneğin Kırgızistan’a, toplumsal ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi için yaklaşık 100 milyon dolar ve bir milyon doz Kovid-19 aşısı tahsis etmeye hazır olduğunu açıkladı. Ayrıca Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun inşası konusunun da gündeme geldiği biliniyor.

Sonuç olarak, Afganistan gündemi ile toplanan KGAÖ ve ŞİÖ liderleri, bölge güvenliğini -askeri, ekonomik ve siyasi- tüm boyutlarıyla değerlendirdiler. KGAÖ çerçevesinde üyelerin güneyden gelen tehditlere karşı hazırlıklı olduğu bir kez daha vurgulanırken, ŞİÖ’nün ise genişleyerek küresel boyutta ağırlık kazandığı ortaya konulmuş oldu.

AA/Doç. Dr. Ainur Nogayeva

banner53
Yorumlar (0)
17
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?