banner39

Kriz şartlarından yararlanan Hizbullah kendi ekonomisini inşa ediyor

Giderek güç kazanan Hizbullah, siyasi kamplaşmaların yol açtığı siyasi tıkanıklığı aşamayan Lübnan’da devlet otoritesinin tesisi açısından büyük risk taşıyor. Vatandaşların devlete yabancılaşması, yönetim zafiyeti, hükümet kurmaya yönelik tüm girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması ve finansal sistemin çöküşü gibi faktörler Hizbullah’ın daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlıyor.

AA Analizleri 28.07.2021, 13:16
Kriz şartlarından yararlanan Hizbullah kendi ekonomisini inşa ediyor

Modern tarihinin en ağır ekonomik bunalımlarından birini yaşayan Lübnan’da, 16 Temmuz tarihinde karaborsada dolar, 22 bin 883 Lübnan poundu ile tüm zamanların en yüksek düzeyini gördü. Bugün karaborsada güncel dolar kuru ise 16-17 bin Lübnan poundu seviyesinde. 2019 yılı Ekim ayından bu güne ülke parasının dolar karşısındaki değer kaybı ciddi boyutlara ulaştı, Lübnan poundu yaklaşık yüzde 95 değer kaybetti.

Beyrut Amerikan Üniversitesi Kriz Gözlemevi’ne göre, ülkede gıda fiyatları son iki yılda yüzde 700, son bir ayda ise yüzde 50’den fazla arttı ve ülke nüfusunun yarısından fazlası günde 3,60 dolar olarak tahmin edilen yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Dünya Bankası’nın yayınladığı son rapora göre ise Lübnan, 1850’lerden bu yana en kötü mali krizlerden biri ile mücadele ediyor. Lübnan ekonomik krizi, 1857–2013 yılları arasında yaşanan en şiddetli on küresel kriz içerisinde ilk üçte yer alıyor. Dünya Bankası verilerine göre 2019 yılındaki yüzde 6,7’lik daralmanın ardından Lübnan ekonomisi 2020 yılında yüzde 20,3 daraldı ve muhtemelen 2021 yılında da yüzde 10 daralacak. 2018 yılında 55 milyar dolar olan ülke gayrisafi yurtiçi hasılası 2020 yılında 33 milyar dolara kadar geriledi. Kişi başına düşen gelir dolar bazında yüzde 40 civarında azaldı. Rapor Lübnan için “ufukta yeni bir dönüm noktası” olmadığını vurguluyor.

Hizbullah'ın kriz koşullarından yararlanarak güç kazanması, siyasi kamplaşmaların yol açtığı siyasi tıkanıklığı aşamayan Lübnan'da devlet otoritesi açısından ciddi riskleri de beraberinde getiriyor.

Ülkede baş gösteren gıda, su ve yakıt kıtlığı, yaşanan elektrik kesintileri ve yetersiz sağlık hizmetleri göz önüne alındığında, durum giderek daha da iç karartıcı bir hal alıyor. Ülkenin en baskın siyasi gücü olan Hizbullah ise öncelikle kriz şartlarından yararlanmaya çalışıyor ve hatta etkisini daha da genişletecek faaliyetlerde bulunuyor. Ülkedeki siyasi tıkanıklıktan faydalanan Hizbullah, halka devletin artık sağlayamadığı temel hizmetleri sağlıyor, yarı bankacılık hizmetlerini genişletiyor, daha ucuz mallara ulaşmak için Irak, İran ve Suriye’den kaçakçılık yapıyor ve tarımsal projeler geliştiriyor.

Derinleşen ekonomik krizde Hizbullah’ın girişimleri

İlk olarak, Lübnan bankaları daha krizin başlangıcında önlem amacıyla kapatıldığında ve dolar hesapları dondurulduğunda, Hizbullah’ın yarı bankacılık hizmeti gören Karz-ı Hasen Derneği, İslam hukukuna uygun olduğu söylenen krediler ve karşılıklı garanti fonları ile halka nakit para tedarik etmek için devreye girdi. Kurum, para değiştirmeye benzer bir faaliyet olarak dolar karşılığında altın alıp-satılması, düşük bir ücret karşılığında altın depolanması ve müşterilerin ihtiyaç duyduklarında dolar çekebilmeleri için şehirlerdeki ATM sayılarının artırılması gibi faaliyetlerde bulundu. Hizbullah bu gayriresmî faaliyetleriyle insanların, Lübnan bankaları yerine kendi kurumlarını tercih etmesini amaçlıyordu. Ekonomik durum daha da ağırlaştığı ve siyasi istikrarsızlık devam ettiği için daha fazla vatandaş, karaborsaya kıyasla dolara daha ucuz bir şekilde ulaşabildiği Hizbullah kurumlarına yönelmek zorunda kaldı.

Hizbullah yarı bankacılık hizmetinin yanı sıra belirli şehirlerde yiyecek, içecek, kıyafet ve mobilya gibi çok çeşitli malların satıldığı bir kooperatif marketler zinciri açtı. İlk olarak Lübnan’ın güneyindeki Cünye’de açılan ve “en-Nur” adı verilen bu süpermarket zinciri daha sonra Bekaa Vadisi ve örgütün etkin olduğu ülkenin güneyindeki birçok şehre yayıldı. Marketlerde yer alan ürünlerin çoğunun Irak, İran ve Suriye’den kaçakçılık yoluyla getirildiği biliniyor. Getirilen mallar içerisinde temel gıdalar, ev eşyaları, temizlik malzemeleri ve giyim eşyaları yer alıyor. Gümrük vergisi ödenmeden ülkeye sokulan bu ürünler rakip marketlere kıyasla daha düşük fiyatlara satılıyor. Marketlerden ürün satın alabilmek için Hizbullah temsilciliklerine başvurularak “es-Seccad” adlı kartlara sahip olunması gerekiyor. Lübnanlıların bu karta sahip olabilmek için aylık 1 milyon 500 bin Lübnan poundundan (karaborsada yaklaşık 75 dolar) daha az gelir elde ediyor olması gerektiği belirtiliyor. Bu koşulu sağlayan kişilere 300 bin poundluk alışveriş yapma imkânı sunan kartlar veriliyor. Belirtilen meblağ Lübnan’da özellikle yoksul kesim için büyük önem taşıyor. Uzun vadede bu kartlar ile Hizbullah’ın sunduğu sağlık hizmetlerine de indirimli fiyatlarla erişebilme imkânı sağlanacağı ifade ediliyor. Hizbullah bu girişimi ile bir yandan halk tabanındaki desteğini genişletirken bir yandan da Lübnan pounduna kolay erişim imkânına sahip oluyor.

Ayrıca ülkede giderek vahim bir hal alan gıda güvenliği riskine karşı Hizbullah, tarım ürünlerini en düşük maliyetle üretmek için çeşitli tarım programları uygulamaya başladı. Bu girişim, 2020 yılı Temmuz ayında Lübnan Hizbullah’ı Genel Sekreteri Hasan Nasrallah tarafından mevcut mali zorluklarla başa çıkmak adına tasarlanan bir “tarımsal cihat” olarak nitelendirilmişti. Bu proje, Hizbullah’ın sivil ve askeri altyapılarının kurulması ve inşa edilmesi ile görevlendirilen ve örgütün en önemli yürütme kollarından biri olarak bilinen Cihad el-Bina Vakfı tarafından uygulanmakta. Özellikle Güney Lübnan’da teşvik edilen bu projede toprak tahsisi ve fide dağıtımlarının yanında besi hayvanları için yem desteği de veriliyor.

UNICEF Lübnan Temsilcisi’nin yaptığı açıklamalara göre, Lübnan’da insanların yüzde 71’i son derece kritik seviyede (günlük 35 litreden az) su tüketiyor. 2020 yılı öncesinde günlük 165 litre suya erişim sağlayan yaklaşık 1,7 milyon insanın günümüzde yalnızca 35 litre suya erişim sağladığı tespit edildi. Bu veriler göz önüne alındığında günlük erişilebilen su miktarında yüzde 80 düzeyinde bir düşüş yaşandığı görülüyor.

Ülkede kamu hizmetlerindeki sıkıntılar nedeniyle suyun dağıtımında da sık sık kesintiler yaşanıyor. Bununla birlikte su sistemlerinin bakım maliyetlerinin karşılanamaması durumunda su tedarik sistemi tamamen çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Su tedarik sisteminin çökmesi durumunda su maliyetlerinin yüzde 200 oranında yükseleceği tahmin ediliyor. Lübnan halkının mevcut durumda bu maliyeti karşılaması mümkün değil. Tam bu noktada yine Hizbullah’ın, belirli bölgelerde ücretsiz içme suyu dağıttığı, ihtiyaç halinde kullanılması için su kuyuları kazdırdığı ve ekonomik krizin gidişatına göre halka aylık aboneliklerle uygun fiyatlı su hizmeti sağlayacağı ifade ediliyor.

Bu girişimler ne anlama geliyor?

Hizbullah, küresel salgının yıkıcı etkileri ve her geçen gün daha da derinleşen ekonomik krizle çok daha kırılgan ve savunmasız bir hale gelen Lübnan’ın özel durumunu bir fırsata çevirmeye çalışıyor. Kapsamlı şekilde organize ettiği geniş bir refah hizmet sistemi ile daha fazla güç ve tanınma imkânı elde eden Hizbullah’ın, yeni bir ekonomi inşa ederek kendisini bir bakıma devletin yerine ikame etmeyi amaçladığı belirtiliyor.

Hizbullah’ın kriz koşullarını lehine kullanarak güç kazanması, siyasi kamplaşmaların yol açtığı siyasi tıkanıklığı aşamayan Lübnan’da devlet otoritesinin tesisi açısından ciddi riskleri de beraberinde getiriyor. Lübnan vatandaşlarının devlete yabancılaşması, yönetim zafiyeti ve hükümet kurmaya yönelik tüm girişimlerin başarısızlıkla sonuçlanması ve finansal sistemin çöküşü gibi faktörler Hizbullah’ın daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayan en önemli etkenler oldu. Hizbullah’ın bu yeni stratejisinin, kendisine hem Lübnan devleti hem de İran tarafından daha fazla özerklik tanınmasının yolunu açması muhtemel.

AA

banner53
Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?