banner15

Sudan’ın kırılgan siyasi geleceği: Ekonomi politik ve toplumsal etkileşimler

Ülke içindeki şirketler ağının büyük bölümünü askerlerin kontrol altında tutması, toplumsal huzursuzluklar ve Batılı ülkelerin somut adımlar atma konusunda sahip oldukları çekincelerden dolayı verdikleri desteğin ancak söylem seviyesinde kalması, geçici hükümetin önündeki önemli engeller olarak sıralanabilir

Sudan’ın kırılgan siyasi geleceği: Ekonomi politik ve toplumsal etkileşimler

KAAN DEVECİOĞLU

Sudan’da anayasal yönetime geçiş, Nisan ayındaki devrimden bu yana derinleşen ekonomik kriz, hayat şartlarında yaşanan dramatik düşüş, iç siyasi dengesizlikler, toplumsal hareketler ve kabilevî unsurlar arasındaki anlaşmazlıklar gibi olumsuz koşulların gölgesinde gerçekleştirilen tasfiyelerle toplumdaki huzur ve refah ortamının iyice kırılganlaştığı bir süreç halinde yaşanıyor. Buradan hareketle bu yazı Sudan’ın siyasi geleceğindeki ekonomi politik ve toplumsal etkileşimleri, yabancı aktörlerin konumlarını ve tutumlarını anlamlandırmaya gayret ediyor.

Sudan kırılgan ülkeler endeksindeki en kırılgan beş ülke arasındaki konumunu 16 yıldır koruyor. 2011 yılında Güney Sudan’ın ayrılmasıyla birlikte petrol gelirlerinin yüzde 75’ini kaybeden Sudan, takip eden süreçte ABD ambargosunun da kaldırılmamasıyla ekonomisinde büyük gerileme yaşamış ve bu süreç protesto hareketlerine de neden olmuştu. Nisan ayında ordunun yönetime el koyması ve Ağustos 2019’da Abdullah Hamduk’un başbakan olmasıyla birlikte siyasi, ekonomik ve sosyal alanlarda reformlar yapılmış olsa da kayda değer bir iyileşmenin aksine, devrim öncesine göre kötüye doğru bir gidiş görülüyor. Örneğin Sudan Merkez Bankası’nın verilerine göre, Aralık 2018’de başlayan protestolar öncesinde 1 dolar yaklaşık 18 cüneyhken, bugünlerde 55 cüneyhden işlem görüyor. Ancak gayri resmî piyasada 1 doların yaklaşık 180 cüneyh olduğu belirtiliyor. Bu bağlamda, eğer geçici hükümet yapısal reformların gerçekleştirilmesinde yavaş kalırsa, değişim ve dönüşümden rahatsız gruplar arasındaki ayrışmalardan faydalananlar olabilir.

- Sudan bugüne nasıl geldi?

Ömer el-Beşir rejimi 1989 yılında gerçekleştirilen darbeyle iktidara gelmiş, 19 Aralık 2018’de başlayan ve ordunun 11 Nisan 2019’da yönetime el koymasıyla sonuçlanan halk protestolarıyla ülkedeki hakimiyetini yitirmişti. Söz konusu 30 yıllık iktidar sürecinde Sudan iç çatışmalara, dış müdahalelere, güneyin ayrılmasına, ekonomik ve toplumsal buhranlara sahne olmuştu. Yaşanan sorunların temelinde askeriye, Ulusal Kongre Partisi ve siyasal İslam ideolojisinden müteşekkil bir sac ayağı üzerine kurulu cunta yönetimi yatmaktaydı. Bu yapı sivil görünümlü bir yönetime sahip olsa da, askeri cunta ülkenin ekonomik yapısında büyük bir etkiye sahipti. Örneğin orta veya büyük ölçekli yatırım yapmak istenildiğinde, bakanlarla veya generallerle pragmatik ortaklıklar kurulması gerekiyordu. Bu ortaklıklar ülkedeki kabilevî unsurlar üzerinden adam kayırma, rüşvet ve yolsuzluğu sıradanlaştırmaktaydı. Bu bağlamda, ekonomik sorunlara ve 2011, 2013 ve 2016 yıllarında gerçekleşen halk hareketlerinde onlarca insanın öldürülmesine, el-Beşir rejiminin yıllarca sürdürdüğü kapalı ve ayrıştırıcı sisteme bir karşı duruş anlamı taşıyan Sudan’daki Aralık 2018’de başlayan protestoların hedefi, söz konusu yapının tasfiyesi ve adil, şeffaf ve hesap verebilir bir yönetim talebiydi. Fakat gelinen noktada bu taleplerin devletin yeni karar alıcıları nezdinde gerçek manada bir cevap bulduğunu söylemek pek mümkün değil.

11 Nisan 2019’da yönetimi devralan ve Askeri Geçiş Konseyi’nin (AGK) kurulduğunu açıklayan ordu ile protestoların organizasyonunu sağlayan çatı kuruluş Özgürlük ve Değişim Güçleri Birliği’nin (ÖDBG) ortaklığı hızlı ve arzu edilen bir şekilde etki gösteremedi. Ayrıca ÖDBG’nin talebiyle AGK Başkanı Orgeneral Avad bin Avf’ın istifa etmesi ve yerine (daha önceki görevi Suudi Arabistan’ın koordinasyonunda Yemen Sudan Birliği komutanlığı olan) Abdulfettah el-Burhan’ın gelmesi, akıllara bu süreçte bir Körfez operasyonu yaşanıp yaşanmadığı sorusunu getiriyordu. Burhan AGK başkanlığını devraldıktan sonra, yapısal reformları kastederek “el-Beşir iktidarının temsil ettiği tüm sembollerin kökünü kazıyacağız” ifadesini kullanmış ve böylece ÖDBG’nin öfkesini bir parça dindirmeyi arzulamış olsa da, protestocu gençler sivil ağırlıklı bir geçiş yönetimi oluşturulmadan evlerine dönmeyeceklerini belirtiyorlardı.

Sudan gençliğinin bu kararlı duruşu sonuç verdi ve Başbakan Hamduk yönetiminde 39 aylık bir geçiş hükümeti kurularak göreve başladı. Bu sürenin sonunda ise demokratik ve şeffaf bir seçimle sivil yönetime geçiş öngörülüyor. Ancak söz konusu anlaşmayla önemli bir dönemeci daha geride bırakan Sudan’ın, ağır ekonomik sorunlar ve toplumsal ihtilaflardan oluşan karmaşık bir sınırlılıklar yumağını çözmesi gerekiyor. Bu noktada Sudan geçiş hükümetinin söz konusu sınırlılıkları aşabilmesi için iç ve dış aktörlerle kuracağı ilişkiler önem arz ediyor.

- Siyasi geçişin politik ekonomisi

Ömer el-Beşir’in 30 yıllık askeri iktidarını sona erdiren Nisan 2019 devrimi, Sudan’a halka hesap veren, demokratik ve şeffaf bir sivil rejimin doğmasına yönelik büyük bir umut aşıladı. İkinci bir umut aşısı da Ağustos 2019’da Hamduk’un geçiş konseyinin başbakanı olarak yemin etmesiyle yapıldı; fakat o günden bugüne, ülkenin toplumsal ve ekonomik yapısında bir iyileşmeden ziyade ne yazık ki bir kötüye gidiş söz konusu. Örneğin enflasyon oranı 2019 yılındaki dönüşümün de etkisiyle yüzde 80’den yüzde 50’ye düşmüşken, mevcut durumda yaklaşık yüzde 80’e geri yükselmiş durumda. 2019’da 175 milyar dolar olan gayri safi yurtiçi hasıla (GSYİH) ise Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre 2020 yılı sonunda yüzde 7 civarında bir düşüşle 163 milyar dolara gerileyecek.

Tüm bu olumsuzlukların yanı sıra, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) vaka sayıları her geçen gün hızla artıyor ve son aylarda Doğu Afrika ülkelerinde ortaya çıkan çekirge sürüsü istilasının Haziran ayı sonlarında Sudan’a varacağı tahmin ediliyor. Söz konusu felaketler bağlamında, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı yaklaşık 9 milyon Sudanlının insani yardıma ihtiyaç duyacağını tahmin ediyor. Dolayısıyla zaten ciddi makroekonomik zorluklarla mücadele eden ülkenin bir de doğal felaketlere uğramasının onulmaz yaralar açabilecek olması, uluslararası toplumun bu ülkeye daha fazla destek vermesini gerektiriyor. Zira Sudan’ın istikrara kavuşması sadece ülke için değil, bölge için de fayda sağlayacaktır. Unutulmamalı ki Sudan da Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki ülkelerden biri ve Doğu Akdeniz’in ardılı olan Kızıldeniz jeopolitiğinde önemli bir konuma sahip.

Ekonomik kalkınma uzmanı Hamduk’un başbakan olduğunda gerçekleştirdiği ilk ve kritik atamalardan biri, Temmuz 2019’da Economic Research Forum’da yayınlanan makalesinde Sudan’ın 10 yıllık kalkınma planını ve uygulanacak üç aşamalı reform paketini açıklayan Dünya Bankası ekonomisti Dr. İbrahim el-Bedevi’yi maliye bakanlığına tayini olmuştu. Ancak bu atama ÖDBG’nin solcu muhaliflerini rahatsız etmişti. Bu kapsamda ÖDBG ekonomi komitesi Bedevi’nin 2020 bütçe teklifini reddederek, maliye bakanından üç aylık geçici bir bütçe önerisi yapmasını istemiş ve hükümet bir ekonomi konferansı çağrısında bulunmuştu. Dolayısıyla hükümetin 2020 bütçesini belirleme hedefi akim kalmış oldu. Bu kapsamda Hamduk ülke içindeki anlaşmazlıkları aşmak ve ekonomik ilerleme sağlamak için, kamu desteğini geri kazanmak amacıyla “Sudan için ayağa kalk” kampanyasını başlattı ve bu hamle her bir aktör tarafından olumlu karşılandı. 

Sudan ekonomisinin toparlanması için, içeride olduğu kadar küresel ve bölgesel aktörler tarafından da desteklenecek kapsamlı bir mutabakat vizyonunun ortaya konulması gerekiyor. Bu kapsamda Sudan’ın siyasi geçiş sürecinde ihtiyaç duyduğu teknik destek ve finansman yardımının sağlanması maksadıyla, bazı Batılı ve bölgesel aktörlerin de yer aldığı “Sudan’ın Dostları Grubu” kurulmuştu. Grup içindeki birkaç Avrupa Birliği (AB) ülkesi Kovid-19 yardımları da dahil olmak üzere 250 milyon avroluk bir kalkınma yardımında bulunulacağını açıkladı. Ayrıca ABD de Sudan’ı “terörizmi destekleyen devletler listesinden” çıkardığını açıkladı. Hamduk ve Bedevi IMF ve Dünya Bankası’ndan kalkınma kredileri almak için Washington ve Avrupa ülkelerine ziyaretler gerçekleştirdiler. Söz konusu ziyaretlerin Avrupa ülkelerinden olumlu karşılık bulduğunu söyleyebiliriz, fakat ABD’nin iç siyasi mekanizmalarından geçmesi gereken zorlu bir süreci ifade eden bu aşamada, Sudan’ın -resmi yaptırımlar olmasa da- “terörizmi destekleyen ülkeler” listesinden çıkarılması, ülkenin yabancı yatırımcıya cazip kılınması açısından çok önemli bir gelişme.

Sonuç olarak, ülke içindeki şirketler ağının büyük bölümünü askerlerin kontrol altında tutması, toplumsal huzursuzluklar ve Batılı ülkelerin somut adımlar atma konusunda sahip oldukları çekincelerden dolayı verdikleri desteğin ancak söylem seviyesinde kalması, Sudan’ın sivil kanadının önündeki temel engeller. Diğer tarafta da Sudan ordusuyla arasında anlaşmazlıklar olan, Hızlı Destek Kuvvetleri Başkanı ve Darfur’daki katliamlardan sorumlu olduğu iddia edilen Muhammed Hamdan Dagalo (Hamideti) üzerinden Sudan’ı kontrol altında tutmak isteyen Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi bölgesel aktörler var. Fakat Aralık 2018 ve öncesindeki protesto gösterilerinde Sudan gençliğinin sergilediği önderlik ve ülkenin demografik verileri, hükümetin sivil kanadının orta vadede avantajlı bir konuma geleceğine işaret ediyor. Nitekim ülkenin yüzde 41’i 15 yaşın altında, yüzde 20’si 15-24 yaş aralığında, yüzde 31’i 25-64 ve sadece yüzde 4’ü 55-64 yaş arasında.

Buradan hareketle, Sudan’ın yakın tarihinden çıkarılan dersler ışığında, toplumun demokratik evrensel ilkelere sahip, şeffaf ve halka hesap veren bir sivil yönetim talebi gözden kaçırılmamalı ve söz konusu gençliğin temsilcilerinin benzer tarihsel deneyimlere sahip, karşılıklı çıkarları gözetecek ülkelerle ortaklık kurması gerekmektedir.

[Afrika Koordinasyon ve Eğitim Merkezi (AKEM) koordinatör yardımcısı olan Kaan Devecioğlu politik ekonomi ve Sudan özelinde Afrika konularında yoğunlaşan çalışmalarını Afrika Araştırmacıları Derneği’nde (AFAM) sürdürmektedir]

YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48