Suu Çii'nin BM'yi manipülasyon çabaları | ANALİZ

Tüm dünya Myanmar'ı sistematik, korkunç uluslararası suçlar işleyen bir ülke olarak görürken BM, suç mahallerine erişim sağlamaya çalışıyor.

Suu Çii'nin BM'yi manipülasyon çabaları | ANALİZ

Dr. Maung Zarni

Myanmarlı lider Aung San Suu Çii, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği Myanmar Özel Temsilciliğine yeni atanan Christine Schraner Burgener ile 13 Haziran'da yapılan ilk toplantıda 700 binden fazla Müslümanın terk etmek zorunda kaldığı Arakan'daki "gerçek durumun" anlaşılması çağrısı yaptı.

"Gerçek durum" tabiri aklıma eski günleri getirdi. 13 yıl önce, daha sonra Myanmar istihbarat servisinin başına geçen Korgeneral Myint Swe, yazılarım, çıktığım yayınlar, siyasiler ve diplomatlarla yaptığım görüşmelerde takip etmem gereken yaklaşımı anlatırken gerçek durum ifadesini kullanmıştı.

O zamanlar Myanmar'daki cunta rejimine karşı ABD'de 17 yıl mücadele ettikten sonra doğduğum topraklara daha yeni dönmüştüm.

Zamanla Myint Swe'nin gerçek durumdan kastının ne olduğunu anladım. Benden basitçe ordunun ağzıyla konuşmamı istiyordu.

Ordunun kastettiği gerçek durum tabirinde o ülkenin insanlarının yaşadıklarının yansıtılıp yansıtılmadığı önemli değildi. 2007'deki pasif "Saffron İsyanı"nda ülkenin ekonomik sıkıntılarına odaklanan politikalar üretilmesi çağrısında bulunan Budist keşişleri katleden, 2008'deki Nergis kasırgasında milyonlarca kişiye acil yardım yapılmasını engelleyen de aynı orduydu.

Askeri hükümetin gaddarlığı ve insafsızlığını gözler önüne seren bu iğrenç olayların merkezinde yer alan Myint Swe, bugün ülkeyi yöneten ordu destekli Ulusal Demokrasi Birliği'nin (NLD) başkan yardımcılığı görevini yürütüyor.

Myint Swe, 2016'da Arakan'da yapılan ve 100 binden fazla Arakanlı Müslümanın yerinden edilmesine yol açan güvenlik operasyonlarının ardından, Aung San Suu Çii önderliğindeki NLD hükümeti için Maungdaw bölgesindeki şiddet olaylarına ilişkin kurulan ulusal soruşturma komisyonunun başında yer aldı. Bu süreçte Myint Swe, acımasızlıkları gayet net bir şekilde kanıtlanan Myanmar güvenlik güçlerini aklamak için uğraştı.

Ordu hakkındaki çirkin gerçekleri görmezden gelen ve inkar eden Suu Çii, Dalay Lama, Desmond Tutu, Nobel ödüllü kadınların yanı sıra Washington Post, Times, Guardian ve New York Times gibi dünyanın önde gelen gazeteleri tarafından kınandı.

Bosna Kasabı Slobodan Miloşeviç'in davasında da yer alan Lahey'deki Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi (ICTY) eski savcısı Sir Geoffrey Nice ve BM'nin Myanmar özel Raportörü Yanghee Lee gibi önde gelen uluslararası hukuk yetkilileri, eski bir insan hakları savunucusu olan Suu Çii'nin üst düzey askeri yetkililer ve hükümet yetkilileri ile kendini sanık sandalyesinde bulabileceğine işaret etti.

Suu Çii'nin performansı 6 yıldır kötüye gidiyor

2012'de Arakanlı Müslümanlara yönelik büyük şiddet olayların patlak vermesiyle Myanmar hükümetinin Müslüman azınlığa karşı yıllardır sürdürdüğü sistematik baskılar, tüm dünya kamuoyunun dikkatini çekti. O zamandan bu yana geçen 6 yılda Aung San Suu Çii liderliğinin performansı daha da kötü bir hal aldı.

O zamanlar Arakanlı Müslümanlar konusunda sessiz kalma stratejisini benimseyen Suu Çii, şu anda bu konuda inkar etme, görmezden gelme, gerçekleri kasıtlı çarpıtma ,iki yüzlülük gibi stratejiler izliyor. Suu Çii, tüm dünyaya gerçek durumun sahada anlaşılacağını söylüyor.

Suu Çii'nin Arakan Komisyonu kalkanı

Aung San Suu Çii, merkezi Japonya'da bulunan ve Myanmar hükümeti yanlısı NHK'ya 5 yıl sonra ilk kez özel röportaj verdi. Suu Çii, Myanmar ordusunun 1970'lerden bu yana gayet iyi bilinen sistematik baskılarını "yüzyıllar öncesine dayanan toplumsal çatışma" olarak niteledi ve "dünyada çok az kişinin tarihsel konuları" bildiğini savundu.

Tüm dünya Myanmar'ı sistematik korkunç uluslararası suçlar işleyen bir ülke olarak görürken BM, suç mahallerine erişim sağlamaya çalışıyor.

Suu Çii hükümeti, 2016'da BM İnsan Hakları Konseyine bağlı olarak kurulan Uluslararası Araştırma Misyonuna ilk günden bu yana karşı çıktı. Bunun yerine BM'nin eski Genel Sekreteri Kofi Annan başkanlığında bir Arakan Komisyonu kuran Suu Çii, komisyonu hem liderliği hem de ülkesini haklı olarak hedef alan sert uluslararası eleştirilere karşı bir kalkan olarak kullandı.

Myanmar'ın Arakanlı Müslümanlara karşı işlediği suçları gündeme getirenlere karşı zorbalığa ve tehdide başvurmaktan da utanmayan Suu Çii şimdi de hükümetinin, Kofi Annan önderliğindeki Arakan Komisyonunun tavsiyeleri uyarınca Arakan'daki durumu iyileştirmek için yapıcı eylemlerde bulunduğunu iddia ediyor ancak Annan komisyonunun resmi olarak Arakan eyaletindeki insan hakları ihlallerini ya da Myanmar'ın işlediği uluslararası anlaşma ihlallerini araştırma gibi bir görevi yok. Suu Çii, ayrıca Arakan Komisyonunun Arakanlı Müslümanların etnik adı olan Rohingya kelimesini kullanmasını da yasakladı.

Suu Çii'nin "sadece bir bölgedeki küçük bir Müslüman nüfusun değil, tüm ülkenin geleceğini düşünmek zorundayız" bahanesine sığındığını fark etmek zor değil.

Eski bir insan hakları simgesi olan Suu Çii şimdilerde, Arakanlı Müslümanların yaşam hakkı ve gazeteciler de dahil olmak üzere Myanmar'daki tüm insanların haklarının savunulması için çaba gösteren dünyayı açık bir şekilde küçümsüyor.

Aung San Suu Çii, Arakanlı Müslümanlara karşı işlenen suçlarda Myanmar askeri liderleriyle kendi isteğiyle yaptığı iş birliğinden dolayı sorumlu tutulmalı. Suu Çii'nin işlediği suçlar, artık sadece sessiz kalmak ve Arakanlı Müslümanların "huzuru ve güvenini' sağlama sorumluluğunu yerine getirmemek değil.

BM Myanmar'ın yalanlarını desteklemeye son vermeli

Myanmar'daki BM görevlileri ve elçilerinin yapması gereken ise gerçek durumunun takipçisi olmak. Ne kadar geçici olurlarsa olsunlar uluslararası aktörler, Suu Çii'nin ekonomik kalkınma, yoksulluğun önlenmesi, yüzlerce yıllık toplumsal çatışma gibi söylemlerini ve Arakan'daki kriz konusundaki marjinal tavrını benimsememeli.

Suu Çii'nin gözetiminde ve suç ortaklığında işlenen insanlık suçları karşısında, BM Myanmar'ın yalanlarını desteklemeye son vermeli ve Myanmar'daki "kırılgan demokratik geçiş sürecini" desteklediği gerekçesiyle hükümetin işlediği insanlığa karşı suçlar için Uluslararası Ceza Mahkemesi önününde hesap vermesi zorunluluğunu görmezden gelmemeli.

BM, Suu Çii'nin insanlığa karşı suçlar ve yargı bağımsızlığına ilişkin yeterli donanıma sahip olmayan ve temelde işlevsiz kalan bir ceza yargılama sisteminde suçları örtbas eden bir başka sorgulama komisyonu oluşturmasına da izin vermemeli.

Kaynak: AA

Güncelleme Tarihi: 18 Haziran 2018, 14:58
YORUM EKLE

banner33

banner37