banner39

28.05.2008, 09:25

AB: kriz-uzlaşı-kriz-uzlaşı-kriz... YAZARLAR


 
 
AB ile her ilişki krizlerle baş etme kapasitesi anlamına gelir. Bu, üye olmak isteyen ülkeler için de geçerli, işbirliği sürdüren ülkeler için de. Örneğin AB-Rusya ilişkileri bu krizlerin en fazla yaşandığı alana işaret eder.

Taraflar arasında, enerji, kültür ve güvenlik alanlarını kapsayan bir anlaşma yapılsın dendi, ne krizler yaşandı. Baltık ülkeleri güvenlik konusundaki cümleleri beğenmedi, metni veto etti, Rusya enerji alanındaki AB tutumunu samimi bulmadığını açıkladı, buna benzer bir dizi sorun yaşandı ve sonunda yaklaşık iki yıl uğraştıktan sonra ortaklık anlaşmasının anlaşması sağlandı.

Bununla birlikte, AB ve kriz lafları yan yana geldiğinde genel olarak içinde Türkiye'nin bulunduğu cümlelerin sayısı da az değil. Her belge, her toplantı, her görüşme krizle başlar, uzlaşıyla biter. Bu sefer de öyle oldu.

Türkiye-AB ilişkilerinin en üst organı olan Ortaklık Konseyi, Türkiye, AB üyesi ülkeler, AB Komisyonu ve AB Konseyi temsilcilerinin katılımıyla iki yıl aradan sonra yeniden toplandı. Konsey'de Türkiye'nin ve AB'nin birer oy hakkı bulunur ve taraflar birer ortak tutum belgesi hazırlar. Bu belgeler karşılıklı olarak müzakere edilir ve toplantı sonunda karara dönüşür. Kararların bir kısmı tavsiye ve temenni biçimine olsa da, bir kısmı kesin ve bağlayıcı niteliktedir.

Ortaklık Konseyi öncesinde, ortak tutum belgesi hazırlanması için ön çalışmalar yapılır ve genellikle de krizler bu aşamada çıkar. Bu kez, önce Türkiye, açılması beklenen Şirketler Hukuku ve Fikri Mülkiyet Hukuku fasıllarına ilişkin tutum belgelerini sundu, ardından AB de ortak tutum belgelerini hazırlamaya başladı. Tam bu sırada hem AB üyesi bazı devletler, hem AB Komisyonu hem de Türkiye, Fransa'nın 'tutumu'na dolandı.

Fransa, daha önce AB belgelerine girmemesi için çalıştığı 'katılım' ve 'üyelik' ifadelerinin ortak tutum belgesinde de bulunmamasını istedi. Kısaca Fransa, Türkiye üye olmasın anlamına gelen cümlelerin resmi belgelere girmesinden yana. Gayet tabii Türkiye, 'Fransa'nın 'tutumu' kabul edilirse, ortak tutum kabul edilemez ve toplantı falan da olmaz' diye karşılık verdi, kriz çıktı. Zavallı dönem başkanı, kim bilir kaçıncı kez, Türkiye ve Fransa'yı aynı anda uzlaştıracak formül arayışına girişti. Sonunda katılım yerine katılım hazırlığı, üyelik yerine üyelik hazırlığı kelimeleri keşfedildi ve hazırlıklar tamamlandı, taraflar masaya oturdu.

Krizlere çözüm üretme kapasitesi bakımından AB çok önemli bir örnek. AB, bir yandan üye ve adaylar arasındaki uluslar arası krizlerin uzlaşıyla çözülme alanı, bir yandan da ülkelerin iç krizlerinin. Ortak tutum belgesinde yer alan ve birçok kişinin iç işlerine karışma dediği konular, esas olarak bugün Türkiye'de yaşanan krizlerden çıkış yollarını gösteren bir araç. AB'nin tavsiyesi, hatta uyarısı demokrasi hakkında ve demokrasi de 'uzlaşma' anlamında kullanılıyor. Uzlaşma ise, farklı beklenti, uygulama, anlayış ya da çaba içinde olan kişi ve kurumların, krizleri bertaraf edecek biçimde davranma alışkanlığı kazanması olarak ifade buluyor.

Türkiye, bu tavsiyeleri benimserse iç krizlerini aşabilir ve muhtemelen Fransa'nın önünde de daha dik durabilir. Ancak aynı kurallar Fransa için de geçerli ve doğrusu birçok AB ülkesi ve Komisyon Fransa ile ne yapacaklarını şaşırmış durumda. Bununla birlikte Türkiye'ye karşı sürdürülen uzlaşmaz tavrın vadesi doluyor gibi. Her Türkiye karşıtı atakta, Fransa diğer bazı üyelerin hışmına uğruyor ve geri adım atıyor. Belli mi olur, bir gün Türkiye'yi en fazla desteklemek zorunda kalan ülke Fransa haline gelebilir. Buna çalışmak lazım.


 
 Kaynak: Star

 

Yorumlar (0)
23
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?