banner39

Afganistan'ın kısa tarihi ve Taliban'a kalan silahlar

Gaste24 yazarı Hakan Kılıç, "Süper güçler mezarlığı Afganistan'ın kısa tarihi ve Taliban'a kalan silahlar" başlıklı bir yazı kaleme aldı. Kılıç, yazısında ABD'nin geride bıraktığı kayda değer silahları değerlendirdi.

Afganistan 06.09.2021, 10:35
Afganistan'ın kısa tarihi ve Taliban'a kalan silahlar

Hakan Kılıç'ın yazısı: 

Afganistan tarihine baktığımızda İngiltere, Rusya ve son olarak ABD gibi süper güçlerin işgallerini, iç savaşları ve bitmek tükenmek bilmeyen iktidar kavgalarını görürüz. Hafta sonu Afganistan’ın son 150 yıllık tarihi üzerine biraz okuma yaptım. Birkaç doktora tezi inceledim ve öğrendim ki Afganistan’ın suçu sadece jeopolitik konumu, lityum gibi değerli maden yatakları veya dünya eroin arzının daha doğrusu haşhaş üretiminin %60-70’ini yapması değilmiş. Esas mesele zengin doğalgaz ve petrol yataklarıymış. Ben doğalgaz kısmını bu derece ağırlıklı olduğunu bilmiyordum, belki sizler biliyorsunuzdur.

Kısaca özetlemek gerekirse (1): “Dünya siyasi tarihinde, Afganistan’ın öncelikli bir yeri vardır. Bunun başlıca nedeni, Afganistan’ın kıtalararası ve bölgelerarası stratejik bir coğrafya’da yer almasıdır. Çin, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Pakistan ve İran arasında yer alan Afganistan, Orta Asya, Sıcak Sular ve Ortadoğu’ya giriş-çıkış için en uygun kavşak noktası olduğu gibi; İslam, Çin ve Hint kültürlerinin de tam buluşma noktasındadır. Afganistan’ın kontrolü için, 18. ve 19. yüzyıllarda Rusya ve İngiltere arasında “Büyük Oyun” olarak adlandırılan siyasi, askeri ve ekonomik çatışmalar yaşanmıştır. Önceleri İngiltere tarafından kontrol altına alınan Afganistan, bağımsızlığını kazandığı 1918 yılından itibaren Rus nüfuzuna girmiş, 1979 yılında Ruslarca resmen işgal edilmiş, Batı ve İslam ortak cephesi kurularak, ancak 9 yıllık bir mücadeleden sonra Ruslardan arındırılmıştır. Afganistan 11 Eylül 2001 tarihinde ABD’deki İkiz Kulelere ve Pentagon’a karşı yapılan terör saldırılarını, bu ülkede üslenmiş bulunan Usame Bin Ladin ve onun liderliğindeki El Kaide terör örgütünün düzenlediği iddiasıyla, ABD tarafından işgal edilmiştir (7 Ekim 2001). 1995 yılından 2001 yılına kadarki süreçte; ABD, Pakistan, Taliban, Petrol Şirketleri, Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri arasında yaşanan ilişkiler incelendiğinde, 2001 yılından bu yana şiddetli bir direnişe rağmen, işgalin süreci ve nedeni daha iyi anlaşılacaktır…”

Afganistan tarihinde en çok şaşırdığım olayları ise dipnotta belirttiğim bir tez çalışmasından özetler halinde sizlere aktarmak istiyorum:

-1928 yılı Nisan ayı sonlarında Türkiye’yi ziyarete gelen Emanullah Han Atatürk’ten çok yakın ilgi görmüş ve ikinci Türk-Afgan ittifakını imzalayarak tam bir işbirliğiyle Türkiye’den ayrılmıştır. Afgan ordusunu Türk ordusu tarzında yapılandıran Türk askeri teknisyenleri, Afgan devletinde ve halkında var olan sevgiyi günümüze kadar adeta kurumsallaştırmışlardır. 1937 yılında bölge ülkeleri arasında imzalanan Sadabat Paktı ile ilişkiler uluslararası boyuta taşınmıştır. Türkiye’nin 1952 yılında NATO’ya üye olması nedeniyle, askeri teknisyenlerini geri çekmesi ve bunun üzerine Afganistan’ın askeri öğrencilerini Sovyet Harp Okullarına göndermesi, Afganistan’ın bundan sonraki tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. Çünkü askeri eğitim için Sovyet Harp Okullarına gönderilen Afgan öğrencilerinin çoğu, birer devrimci olarak geri dönüp kültürlerini ve ülkelerini Sovyet sistemine dönüştürmeye çalışmışlardır…

-Davut Han’ın 1973 yılında solcu subaylar ile birlikte darbe yaparak ikinci kez iktidara gelişi Afganistan’da tüm felaketlerin başlangıcı olarak görülmektedir…

-Davut Han’ın, Rusya’dan uzaklaşarak Karmal ve Terakki gibi kişileri de idama götürmeye çalışması, Rusların tamamen hâkim oldukları ordudaki adamlarına düğmeye basma emrini vermelerine neden olmuştu. 27 Nisan 1978 yılında solcu subaylar ve KGB ajanları başta Muhammed Davut Han olmak üzere otuz kişilik tüm ailesini öldürerek Afganistan’da darbe yaptılar. Muhammed Davut Han’ın öldürülmesinden sonra yerine geçen Hafizullah Âmin de Sovyetlerin istediği gibi çıkmayınca, Sovyet komandolarınca Kabil‘in Kuzeyindeki Dar-ül-Aman Köşkünde 28 Aralık 1978 yılında tüm aile fertleriyle birlikte öldürüldü. Yerine Moskova’dan Babrak Karmal getirilmişti. Karmal daha uçakta iken SSCB’yi Afganistan’ı “huzur ve barış” için kontrole davet etti. Ruslar, Karmal’ın daveti üzerine, 27 Aralık 1979 yılında 85.000 kişilik bir orduyla, Afganistan’ı karadan ve havadan işgal ettiler. ABD, SSCB’nin işgaline karşı direnişe geçen mücahitlere tam destek vermeye başladı. ABD bir yandan Pakistan üzerinden Afganistan’daki mücahitlere silah yardımı yaparken diğer yandan da Kızılordu’nun Afganistan’a gönderdiği Müslüman askerlere, Radio Liberty ve Radio Free Europe’un yerel dillerdeki yayınlarıyla Orta Asya ve Azerbaycan halklarını “dinsiz” Sovyet yönetimine karşı ayaklanmaya çağırıyordu. ABD’nin bu girişimi yanında Suudi Arabistan, Mısır, Kuveyt ve Katar radyolarına yaptırılan bölgeye yönelik İslamî içerikli yayınlarla olaya İslami cihad havası verilmeye çalışılıyordu. SSCB’nin Afganistan işgali üzerine, ABD, SSCB’yi çevreleyen “Yeşil Kuşak” projesini uygulamaya soktu…

-SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesi üzerine aktif bir şekilde başlayan ABD’nin Afganistan ilgisi Şubat 1989’a kadar sürdü. ABD’nin bu süreci takiben 1994 yılına kadar, Afganistan’ı adeta istikrarsızlık için nadasa bıraktığı görülmektedir.

(Bunun sebebi ABD’nin en başından doğalgaz yatakları ve Rusya-Çin’e karşı bölgede kalıcı üslenme ve erken uyarı-dinleme tesisleri kurma planı olabilir.)

-BM raporlarına göre Rus birliklerinin ülkeye girdiği 27 Aralık 1979’dan ülkeden son Rus askerinin çekildiği Şubat 1989’a kadar süren savaşta, yaklaşık iki milyon insan ölmüş, iki milyon kişi yaralanmış, beş milyon kişi de göçmen durumuna düşmüştür. Ülkedeki 10 milyon mayın yüzünden de 400.000 insan hayatını kaybetmiştir…

(Tabii olarak bu kadar olmasa da ABD işgalinde de aynı şeyler yaşanmıştır. Sayı olarak daha az olsa da nitelik aynıdır.)

-Taliban Hareketi ve Taliban’ın Doğuşu Afganistan’da doğan bölge tarihinde ilk Taliban hareketi değildir…Taliban’ın doğuşu, 19. asra kadar gitmektedir.

-Sovyet işgali döneminde askeri eğitim ile birlikte dini eğitim de almış olan mücahitlerin yedek kuvveti olan Deobant ve Aligarh medreselerine katılan gençler de, son derece katı kurallar içeren dini bir eğitimden sonra, İslami bir Devleti kurmak için askeri eğitime de tabi tutulmuşlardı. Ancak işgalin bitmesinden sonra, ABD Afganistan’ı unutmuştu. ABD’nin desteklediği Mücahit grupları da kendi yörelerinde küçük devletler kurmaya başlamışlardı. Taliban, bu hareketlerin dışında kalmıştı. Söz konusu gruplar, 1988–1995 yılları arasında birbirleriyle sayısız savaşa girişmişlerdi. Bu çatışmalarda, sadece 1992–1995 yılları arasında yaklaşık 30 bin kişi ölmüş ve 100 bin kişi de yaralanmıştı

Yazının devamı...

banner53
Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?