banner39

"Taliban'ın direnişi Ümmet için büyük bir kazanım oldu"

Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya, 20 yıllık bir direnişle ABD ve NATO gibi devasa güçleri Afganistan’da bozguna uğratan Taliban’ın direnişinin Ümmet için büyük bir kazanım olduğunu, küçümseyen, arkasında birtakım bit yeniği arayan yaklaşımların hastalıklı yaklaşımlar olduğunu dile getirdi.

Afganistan 24.09.2021, 07:35
"Taliban'ın direnişi Ümmet için büyük bir kazanım oldu"

Özgür-Der tarafından 2021-2022 yılı için düzenlenen “Afganistan’da Yaşananlar ve Yansımaları” paneli Ali Emiri Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Programın konuşmacıları gazeteci yazar Selahattin Eş Çakırgil, Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya olurken programın yöneticiliğini ise Murat Ayar üstlendi. 

Afganistan’da Taliban’ın 20 yıllık mücadelesinin sonunda elde ettiği zafer kritize edilirken konuşmacılar Afganistan ve Taliban’a dönük eleştirel yaklaşımları yorumladı.

Gazeteci yazar Çakırgil, Afganistan tarihine ışık tuttuğu müzakeresinde, “Afganistan neresidir denince bilmeyenimiz yoktur. Dağlık coğrafyası ile meşhur bölgede yer alan Hindi Kuş dağları Hintlilere mezar olurken zaman içerisinde nice imparatorluklar gelip bu dağların içerisinde yaşayan insanlara yenildi. Burası tarih boyunca savaşlar bölgesi oldu. Dolayısıyla derler ki; Afganistan diye bir bölge yoktur. ‘Figan’ kelimesinden gelen bir yer yani, acılarla yoğrulmuş bir topraktan bahsedilir.”

Çakırgil, Afganistan tarihini şu sözlerle aktardı:

“Hindi Kuş dağları süreç içerisinde Hintlilerin işgal için geldikleri dağlarda öldürüldüğü yerlere verilen bir isim haline geldi. Ziraata elverişli olmayan topraklarda, zorlu koşullar içerisinde oldukça çetin bir mizaca sahip 35 milyondan fazla insan yaşamakta bugünlerde orada.

Peştunlar, Tacikler, Hazaralar, Şiiler, Özbekler ve kimi Türk etnisitelerine ait birçok kimlikten insan bu coğrafyada yıllarca hem kendi aralarında hem de düşmanlarına karşı amansız bir mücadele verdi. Afganistan bölgesinde yaşayan insanların okuryazarlıkları oldukça azken, bir o kadar da çok güçlü etnisitelere ve bilgine ev sahipliği yaptı.  

Oldukça az okuyan bir kitlenin yaşadığı bu coğrafyadan onlarca bilgin çıktı. Ali Şir Nevai, Rudeti, Cemalledin Afgani gibi kitleleri etkileyebilen insanlar bu coğrafyanın önemli değerleri olarak hafızalara kazındı.

Babür Şah hatıratında onlarca yıl bu bölgede yaşayan Müslümanların nasıl kıyıma uğratıldığı yazarken, on yıllarca süren savaşlarda insanların nasıl bir birini boğazladığı aktarıldı. Mezarı şerif gibi şehirlerde Müslümanların cesetleri üst üste atılarak gövde gösteri yapılırken yıllar geçtikçe birçok imparatorluğa bu topraklar mezar oldu.

Hintlilerin işgali esnasında Hindu Kuş dağları Hintlilere mezar olurken, İngilizlerin işgalleri boyunca 25 binden fazla İngiliz’in öldüğü kayıtlara geçti. Ardından Rusların 1979’da giriştiği ve 10 yıl süren işgali boyunca binlerce Rus öldürüldü. ABD de 2001’de giriştiği işgalden yenik ayrılan diğer bir imparatorluk olarak 20 yıl süren işgalini yenilgiyle sonuçlandırdı.

Yüzlerce yıldır bu coğrafyanın insanları dört bir yandan gelen sömürgeciler ile mücadele etmiş ve hepsini yenilgiye uğratmıştır. Afganistan toprakları birçok ülkeye mezar olurken aynı zamanda kendi evlatlarını kaybetti. Özellikle işgal için gelen ülkeler ile savaşılırken içerde de savaşlar yıllarca devam etmişti. Kâfirlerin istilası bu son yüzyıla ait değildi. İçerde ve dışarıda Afganistan coğrafyasında yaşayan Müslümanlara düşmanlar her daim çıkmıştı.

Son yüzyıla baktığımızda ise, 1920’de Emanullah Han diye bir isim ön plana çıkmaktadır. Emir Habibullah Han’ın oğlu olan Emanullah İngilizlerle savaşmıştır. O dönemlerde dikkat çeken tanıdık bir isim de o coğrafya için savaşanlardan birisi olmuştur: Enver paşa. İslam orduları Başkomutanı olarak Tacikistan/Afganistan bölgesinde Duşembe yakınlarında komünistlere karşı savaşa giriştiklerinde alnından yediği kurşunla hayatını kaybeden Paşa İttihatçılar arasında kendisine ayrı bir yer edinen bir isim olarak hatırlanır.

1920’lerde Behçe-i Saka olarak anılan Habibullah Kalakani yönetimi ele geçirir ve Emanullah ülkeyi terk eder. Behçe-i Saka nasıl oldu da Afganistan'a hakim oldu? Gelir gelmez okulları kapattı, birçok yasaklar getirdi. Ve kendince bir devrime girişti. Behçe-i Saka 9 ay hükümette kalır ardından öldürüldü. Nadir Şah da yönetimdeyken öldü. Oğlu Zahir Şah çok uzun bir süre 40 yıl ülkeyi yönetti.

Türkiye’den Rauf Orbay’ın kardeşi Kazım Orbay ile Türkiye ile Afganistan arasında yeni bir ilişki kurulur. Afgan ordusunu modernleştirmesi için Türkiye tarafından gönderilen Orbay Afganistan’da uzun süre kalır. Afganistan 1973’e kadar Zahir Şah tarafından yönetildi. Damadı olan Davut Han tarafından darbe ile yönetimden indirildi. 5 sene de ülkeyi Davut Han yönetti.

Ardından Nur Muhammed Tereki ülkeyi yönetmeye başladı. Komünist darbe ile yönetimi devir alan Tereki birçok katliama imza attı. Müslümanlara hayatı zindan etmeye çalışan Tereki 25 000 kişiyi 27 Nisan 1978 de Herat’ta öldürdü.

Müslümanlar ellerinde ne varsa silahlanarak komünist yönetimi yıkmaya çalıştı. Bir yandan da kapitalizm, komünist yönetime karsı mücadele ediyordu. Sovyetler Birliği 1 sene dayanan bu yönetimin yerine 2 sene ile yetinecek olan Hafizullah Emin’i iktidar koltuğuna oturttu. Her halef kendinden öncekini öldürerek koltuğu devir alıyordu.

“Komünist olmasa da itaat etmek zorunda olan bir Afganistan hayali”

Sovyetler itaat eden komünist olmasa da olur dedikleri bir Afganistan istiyordu. Sovyet Rusya, iktidarda dayanamayan kukla yönetimlerin yerine yeni bir kukla olan Necibullah'ı iktidara getirdi.

Sovyet Rusya'nın etkisi altında bir yönetime sahip olan Afganistan’da Hazarşahlar, Tacikler, Özbekler ve Peştunlar sürekli bir çatışma ve rekabet içerisinde Afganistan’da yaşamaya çalışıyordu. Birçok İslami yapı, şahıs, etnisite veya grup Müslümanlık adına bir birleriyle çatışmalara girmiş ve yıllarca süren iktidar mücadelesi ile Afganistan’da iktidarsız bir ortamı tetiklemişlerdi.

Sürekli devam eden bitecekmiş gibi durmayan bu savaşları gören Pakistan ordusu: Rusya'nın Afganistan'ı ele geçirdikten sonra Hint Okyanusuna ulaşmasından korkuyordu.

Buna engel olmak için gruplar arası savaşlar bitecek gibi görünmüyorken; medreselerde okuyan 13-14 yaşında Afganistan’ı terk eden Pakistan'da yaşayan ve 30’larına gelen medreselerde okuyan Afganistanlı gençleri eğiterek “talibleri eğiterek” Taliban’ın kuruluşunu iyi niyetlerle gerçekleştirdi. Pakistan istihbarat ordusu tarafından eğitilen gençler Afganistan'da istikrar sağlayacak bir yapının yani Taliban adını alan talibler oldu. Taliban da bir kaç ay süre de Afganistan'ı ele geçirdi. Ve birçok yere saldırılarda bulundu. İran konsolosluğunu basarak 13 kişiyi bir anda katletti. Yıllar geçtikçe Taliban etkisini Afganistan da iyice hissettirdi. İlk yönetimi döneminde (90’larda) halk üzerinde kötü bir yönetim ve izlenim bıraktı. Zoraki bir hükümet kuruldu. Ancak tabi ki bu hükümet tutunamadı. ABD işgali ve içerdeki savaşlar nedeniyle Taliban geri çekilmek zorunda kaldı. 2001 işgalinin ardından 20 yıl boyunca da savaşmaya devam etti. Taliban 2021’de ABD’yi resmen yenerek Kabil’e hiç silah sıkmadan ve herkesi affettiğini belirterek girdi. Taliban 90’lardaki gibi değildi. Hazara Şiilerini ziyaret ederek onların Aşura programlarına katıldılar. İran, Türkiye, Katar ve Çin ile ilişkilerini geliştirmeye çalışırken tüm dünyaya eskisi gibi olmadığını ancak İslami bir yapıdan asla vazgeçmediklerini açıkça gösterdiler."

"Afganistan’da yaşanan gelişmelere hamdetmemiz gerekiyor"

Küresel güçler ve medyanın kendi müfsid değerleri üzerinden Taliban’a yönelik karalayıcı bir imaj çizdiğini, Müslümanların bir kısmının da bu imajın etkisinde kaldığını hatırlatarak konuşmasına başlayan Rıdvan Kaya, Afganistan’da yaşanan gelişmelere hamdetmemiz gerektiğini, kimi çevrelerde ihtiyatlı olma adına aşırı kuşkucu ve karamsar bir tavrın görüldüğünü, oysa üzülmemize neden olan konularda üzüldüğümüz gibi, sevincimize vesile olan hadiselerde de sevincimizi yansıtmamızın doğal olduğunu belirtti. 20 yıllık bir direnişle ABD ve NATO gibi devasa güçleri Afganistan’da bozguna uğratan Taliban’ın direnişinin Ümmet için büyük bir kazanım olduğunu, küçümseyen, arkasında birtakım bit yeniği arayan yaklaşımların hastalıklı yaklaşımlar olduğunu söyledi.

Batı’da ABD’nin yenildiği itiraf edilirken Türkiye’de kimi kesimler “ABD yenilmiş olamaz” havasında!

Rıdvan Kaya ABD ve Batı’da Amerikan ordusunun yenildiği hususunda herhangi bir tartışma olmazken Türkiye’de Taliban’ın zaferinin ardında başka planlar, hesaplar arama tavrının yaygınlığının çok dikkat çekici olduğunu, bunun emperyalist güçleri adeta Kadiri Mutlak olarak görme saçmalığının bir uzantısı olduğunu söyledi.

Kaya bu spekülatif mantığın geçmişte de Afganistan’da yaşanan büyük direnişi doğru yorumlayamamaya yol açtığını söyledi. Bu minvalde Kızıl Ordu’nun işgali karşısında Afgan halkının ve mücahitlerin 10 yıl boyunca verdikleri büyük direnişi anlamaktan ve takdir etmekten aciz zihniyetin Sovyetler Birliğini çöküşe götüren direnişi ABD yardımına bağladığını, Sovyetler Birliği ordusunun çöküşünü Stingerlerle açıklamaya kalktığını, oysa Stingerlerin çok sonra ABD tarafından kendisine yakın görülen bazı gruplara verildiğini ama bu zamana kadar Afgan direnişinin zaten Sovyetleri perişan duruma düşürdüğünü hatırlattı.  

“Afganistan'a imparatorlukların mezarı denir”

Afganistan’da önce İngilizlerin büyük hezimete uğradığını, ardından Sovyetlerin ve şimdi de ABD ve NATO’nun zelil duruma düştüğünü söyleyen Rıdvan Kaya bunca bedele ve kazanılan büyük zafere rağmen kalıplaşmış bir kibirle Taliban’ı tahkir etmeye kalkışan, narkoşeriat gibi utanç verici bir kavram telaffuz eden ya da Taliban önderlerinin ABD tarafından planlı bir şekilde hapisten bırakıldığı yalanını tekrarlayanların iftiraya alet olduklarını ve tövbe etmeleri gerektiğini hatırlattı.  

Hala Guantanamo’da Müslümanların tam bir hukuksuzlukla esir tutulduklarını ama kimsenin bu zulmü konuşmadığını belirten Kaya, aynı şekilde işgalcilerce katledilen kadınları, çocukları asla gündemlerine almayanların gece gündüz Taliban’ın kadın haklarını ihlal edeceğinden yakınıp, örtünme  ve had cezaları vb. tartışmalar üzerinden karalama kampanyası yürüttüklerini söyledi.

“Sayısız yalan ve manipülatif bilgi ile Taliban üzerine olumsuz bir imaj çizilmeye çalışılıyor”

 “Taliban’dan eylem yapan kadınlara dayak”, “Taliban sakal kontrolü yapıyor” vb. iddiaların çokça tekrarlandığı, hatta “Taliban insanların kollarını açarak vücut kıllarının yönüne göre abdest alıp almadığını kontrol ediyor” türünden saçmalıkların kolayca alıcı bulduğunu ifade eden Kaya, ABD tarafından özgürleştirilmiş 40-50 kadının Taliban’ı protesto için Savunma Bakanlığına yürüyüp, Taliban’la savaşırken öldürülen askerler için çiçek bırakmaları gibi bir eylemin benzerine dünyada herhangi bir yönetimin izin vermesinin mümkün olup olmadığının sorgulanmasının gerektiğini söyledi.

Taliban’ın hem önceki iktidar sürecinde, hem de uzun direniş döneminde çok önemli bir birikim elde ettiğini belirten Rıdvan Kaya, Taliban’ın en önemli hasletlerinden birinin güçlü bir istişari yapıya sahip olması, komutanlarının tümünün aynı zamanda savaşçı olarak cephede yer almaları ve lider merkezli değil, ilke merkezli bir hareket olmaları olduğunu vurguladı.

“Taliban’ı yargılamak bize mi düşüyor?”

Taliban’ı kimi kesimlerin insafsız ve hadsiz bir şekilde yargıladığına dikkat çeken Kaya şunları söyledi: “Müslümanlar adına Taliban'ın başarısını karalamak adına kimi isimler çıkıp yalan yanlış beyanlarda bulunuyor. Birileri kendilerini teftiş makamında görüp birilerinden hesap sorma noktasında kendilerini yetkili görüyor. Oysa bizim şu soruyu sormamız gerekiyor: ‘Biz niye yargılama, takdir makamındayız da onlar yargılanan konumunda? Biz hangi hak, birikim ve fedakârlığımız ile Taliban'ı yargılıyoruz? Onları sürekli testten geçmesi gereken, ne yapacaklarına çok güvenilmeyen şüpheliler konumunda sunan kesimler acaba kendileri hangi testten geçmişler?”

Taliban’ın bugün de dün de onurlu davrandığını 20 yıl önce ABD dayatması karşısında her şeylerini yitirme pahasına geri adım atmamalarının büyük bir gösterge olduğunu belirten Kaya “iktidar için herkesin her şeyini feda ettiği ortamlara şahit olan bizlerin, ilkeleri için iktidarlarını terk etmeyi göze alan bu kardeşlerimizin fedakarlığını ve samimiyetini görmemiz gerekiyor” diye konuştu.  

Taliban’ın tam 20 yıl boyunca kendisiyle savaşmış ve her türlü zulmü, işbirlikçilik ve ihanet suçunu işlemiş unsurları bile Resulullah’ın (s) sünnetine uyarak affedebildiğini ama buna rağmen bazı İslami çevrelerin Taliban’ı sert ve aşırı olmakla itham ettiğini hatırlatan Rıdvan Kaya 15 Temmuz hadisesi sonrasında ortaya çıkan acımasız, merhametsiz ortamın aynı çevrelerce nasıl da rahat bir şekilde içselleleştirilebildiğine ve düne kadar eş, dost, akraba, komşu olarak görülen sayısız insanın en sert şekilde cezalandırılmalarına, mağdur edilmelerine onay verilebildiğine dikkat çekti.

Taliban’ın ne ölçüde sahih bir İslam anlayışını temsil ettiğini ve ortaya koyduğu modelin ne kadar gerçek sağlıklı olabileceğine yönelik tartışmalar yürüten Müslümanların dönüp kendi anlayış ve pratiklerinin sıhhatini sorgulamalarının daha hayırlı olacağını vurgulayan Rıdvan Kaya kardeşlerimizi yargılamadan önce kendi muhasebemizi yapmamızın elzem olduğunu belirtti.

HAKSÖZ HABER

banner53
Yorumlar (0)
16
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?