banner39

'Türkiye'nin güvenlik sınırlarının başladığı yer Afganistan'dır artık'

Yeni Şafak yazarı Yusuf Kaplan, "Afganistan’da İngilizlerin rolü: Taliban’ın gelişi, Türkiye’nin kuşatılması ve İran’ın önünün açılması…" başlıklı bugünkü yazısında, "Türkiye’nin bu kez Afganistan üzerinden bir kez daha kuşatılmasının önüne set çekmek için rolümüz ne kadar düşük gibi gözükse de Türkiye’nin Afganistan’da aktif olarak bulunması, konumunu ve rolünü derinleştirmesi, ülkemizin ve bölgemizin geleceği ve güvenliği açısından hayatî önem taşıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Afganistan 23.08.2021, 12:06
'Türkiye'nin güvenlik sınırlarının başladığı yer Afganistan'dır artık'

Kaplan'ın yazısı şöyle:

Afganistan’da Taliban, ülkenin yönetimini ele geçirdi. Ülkenin her yerine yerleşti.

Amerikan yönetimi, askerlerini, ajanlarını, adamlarını, kuklalarını geri çekti güç belâ! Bütün dünyaya rezil oldu Amerika! Yaşananlar, dünyaya nizam veren süper güç Amerika’nın çöküşünün de göstergeleri aynı zamanda.

Hem çekilme biçimine hem de Taliban yönetimine ülkeyi terk etme biçimine dikkatle bakıldığında bu gerçeği görebilmek zor olmasa gerek.

AMERİKA, UYGAR BARBARLIĞIN TEMSİLCİSİ!

11 Eylül mührünün herkesin gözüne sokulduğu Amerikan uçağına binmek için uçak havalanmaya başladığında bile uçakla birlikte koşturan ve uçağın kanatlarına yapışan insanların uçak havalandıktan sonra patır patır düşüşlerini haz almak için tişörtlere taşıyan uygar barbar bir süper güç var karşımızda.

Gerek Amerikan uçağının sadece Amerikalıları, önde gelen kuklalarını alması ama kullandığı ve Amerika’dan medet uman uşaklarını yerde, yüzüstü bırakması, gerekse uçak havalandıktan sonra uçağın kanatlarından düşen insanların bu “zavallı” hallerinin haz almak için kutlayan tişörtler üretilmesi, Amerikan imparatorluğunun ne kadar ilkel ve iğrenç bir “kullan at” mantığıyla hareket eden emperyalist bir güç olduğunu göstermesi bakımından ürperticidir.

Bunlar, Amerika’nın insanlığın önünü açacak kuşatıcı bir medeniyetin değil, insanlığı felâkete ve cehennemin eşiğine sürükleyen bir uygar barbarlığın ruhsuz bir örneği olduğunu gözler önüne seriyor.

Öyleyse şunu zihnimize iyi kazıyacağız artık: Amerika’nın dünyaya vereceği hiçbir şey yok. Amerika’nın, “özgürlük getireceğiz” diyerek girdiği her yeri cehenneme çevirdiğini, köleleştirdiğini ve hadım ettiğini görüyoruz.

AMERİKA, YENİLMEZ DEĞİLDİR!

Peki, Afganistan’da olan ne, neler oluyor ülkede?

Bu sorunun cevabını bir kalemde vermek kolay değil. Neler yaşandığını çok iyi bilmek, uzun vadede dünyayı, bölgeyi ve Afganistan’ı nasıl bir geleceğin beklediğini okuyabilecek köklü, güçlü bir tarih felsefesi yapabilmek gerekiyor. Ancak yaşananları derinlemesine okuyup tahlil edebilecek yetkin insan bulmak çok zor.

Bendeniz hasbelkader bir okuma yapmaya çalışacağım burada.

Öncelikle televizyonlarda cirit atan stratejisyen diye geçinen profesörlerin “apoletlerini” sökmek gerekiyor! Apolet, dedim, çünkü sadece küresel sistemin lordlarının borusunu çalmaktan başka bir şey yaptıkları yok!

Amerika, yenilmez değildir! Önce bunu kafanıza kazıyacaksınız! Vietnam’da rezil oldu ve sosyal yapısı on yıllarca süren bir travma yaşadı. Ve siyasî kurumları büyük yara aldı.

Sovyetler yenilmedi mi Afganistan’da? Yenildi, perişan edildi mücahitler tarafından. Elbette başta Amerika olmak üzere başka ülkelerin de desteğiyle.

Şimdiyse Amerika büyük darbe yemedi mi Afganistan’da? Hem de nasıl bir darbe yedi! Karizmayı çizdirdi fena halde!

Ama günün sonunda Taliban’a Afganistan’ı teslim etti, giderken de bağlayıcı anlaşmalar yaptı.

İNGİLİZLERİN RÖLÜ

Bizim göremediğimiz yakıcı gerçeklerden biri şu:

Afganistan’da yaşananların gerisinde İngilizler var. Taliban yönetiminin İngilizlerle anlaştığını düşünüyorum. Bunun en önemli göstergeleri, Suudların, BAE’nin (Birleşik Arap Emirlikleri) ve tabii Pakistan’ın Taliban’la doğrudan ilişkileri olduğunu ve Taliban yönetimini hemen destekleyeceklerini açıkladıklarını bir kenara not edin.

Çünkü bu ülkelerin hiçbiri İngiltere'den habersiz hareket etmezler, edemezler! İngiltere’yle derin ilişkileri var hepsinin de.

Taliban’ın Afganistan’a yerleştirilmesinin gerisindeki derin aklın, bölgeyi iki asırdır şekillendiren görünmeyen, derinden, sessiz giden İngiliz aklı olduğunu düşünüyorum.

İngiliz derin aklının hedefinde, bin yıldır Ehl-i Sünnet omurganın ve irfanî derinliğin en büyük kurucusu, koruyucusu Türkiye’nin özelde bölgenin, genelde ise İslâm dünyasının geleceğini şekillendiren yegâne güç olma konumunun iptal edilmesi stratejisi var.

TÜRKİYE’NİN KUŞATILMASI VE İRAN’IN ÖNÜNÜN AÇILMASI…

Onun için İngilizler bizim temsil ettiğimiz Sünnî ve tasavvufî birikime ve ruha büyük darbe vurdular iki asır önce Vehhabiliği icat ederek. Vehhabiliğin icat edilmesi, Hâricî mantığının hortlatılması ve adım adım İslâm dünyasına yerleştirilmesi çabasıdır ve Osmanlı’nın çökertilmesinden önce Osmanlı’nın çökmesini kolaylaştıracak temel ruh (Sünnî ve tasavvufî ana omurga) çökertildi Vehhabilik’le birlikte.

Afganistan’da Taliban, Sünnî (Hanefî-Maturidî) damarın Vehhabî / Selefî Hâricî mantığına eklemlenmesi ve içerden çökertilmesi için öne sürülmüş olabilir.

Ayrıca Taliban’ın İranî bir çizgide gidecek teo-politik bir strateji benimsemesi de Türkiye’nin önünün kesilmesi ve İran’ın önünün alabildiğine açılması anlamına geliyor olabilir. Olabilir’i fazla bile. Öyle.

Emperyalistler büyük düşünüyor ve büyük oyun kuruyorlar.

Bizse, ülkenin akademyası ve entelijansiyası olarak oynanan satranç oyununu kavrayacak derinlikten yoksunuz. Ama bu oyunu da görecek ve püskürtecek şaşırtıcı adımlar atacak bir yönetim, kadrosu ve tecrübesi var, yine de.

O yüzden Türkiye’nin bu kez Afganistan üzerinden bir kez daha kuşatılmasının önüne set çekmek için rolümüz ne kadar düşük gibi gözükse de Türkiye’nin Afganistan’da aktif olarak bulunması, konumunu ve rolünü derinleştirmesi, ülkemizin ve bölgemizin geleceği ve güvenliği açısından hayatî önem taşıyor.

Şunu bilelim: Türkiye’nin güvenlik sınırlarının başladığı yer Afganistan’dır artık. Libya’da yaptığımızı Afganistan’da da yapabilirsek bu zorlu oyunu bozarız biiznillah.

Vesselâm.

banner53
Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?