banner39

Batı kıskacındaki Afrika'ya Türkiye çıkarması

Somali, Sudan, Nijer gibi ülkelerde yaşanan istikrarsızlık geçmişin mirası. Silah ticareti ve ticari anlaşmaların baş aktörü olan batılı ülkelere olan bağımlılık bu ülkeleri dış etkiye daha da açık hale getiriyor.

Afrika 12.10.2016, 15:14 13.10.2016, 17:54
Batı kıskacındaki Afrika'ya Türkiye çıkarması

Dünya Bülteni/ Haber Merkezi

Afrika’da iç savaşların süreklilik kazanması, siyasi kırılganlıklar etnik ve dini çatışmaların görülmesi, askeri darbeler, Afrika ülkelerinin batıya olan bağımlıklarının ürünü olarak ortaya çıkıyor. Batı Afrika ülkelerinin Fransa’ya siyasi bağımlılıkları hala devam ediyor.

Son yıllarda Fildişi Sahilleri, Orta Afrika, Madagaskar, Mali, Burkina Faso’daki siyasi değişimler Fransa’nın inisiyatifi ile gerçekleşti. Yönetimler değişse bile Fransa’nın bu ülkelerle ilişkilerinde bir sorun yaşanmadı. Mali, Moritanya, Burkina Faso, Gine, Orta Afrika’da askeri darbelerde Fransa etkili olmaya devam etti.

Fransa; askeri darbelere karşı ya sessiz kaldı ya da belirli bir süre sonra askeri yönetimleri onayladı.
Fildişi Sahili, Orta Afrika ve Mali’ye askeri müdahalelerde bulunan Fransa bu müdahalelerden sonra bölgedeki askeri varlığını artırdı. Senegal, Fildişi Sahili, Burkina Faso, Orta Afrika Cumhuriyeti’nin yeni devlet başkanları ilk ziyaretlerini Fransa’ya yaptılar.

Fransa; Nijer- Çad, Nijerya-Kamerun, Senegal -Mali, Gine-Benin arasındaki sınır sorunlarında arabuluculuk yaptı. Son on yılda bu ülkelerin siyasi yönetimlerinde önemli değişiklikler olmasına rağmen Fransa bu değişikliklerden hep kazanan taraf olarak çıkmayı bildi.

AFRİKA'NIN İNGİLTERE AYAĞI

Son iki yılda Afrika’nın demokrasi ile yönetilen ülkesinde yönetim değişiklikleri oldu. Nijerya Devlet Başkanı Muhammed Buhari ve Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta seçimlerden önce İngiltere’yi ziyaret ettiler. İngiltere’de diplomatik ilişkiler kurarak devlet başkanı olduklarında iki ülke ilişkilerinin gelişeceği sözünü verdiler.

Yeni Somali yönetimi partner olarak kendine İngiltere’yi seçti. İngiltere ile ilişkiler geliştirildi.
İngiltere uzun bir aradan sonra Mogadişu’da büyükelçilik açtı. İngiltere; Botswana, Zambiya, Güney Afrika Sierra Leone ile de ilişkilerini son 20 yılda siyasi çıkarları doğrultusunda artırdı.

Zimbabwe Devlet Başkanı’nın İngiltere aleyhindeki demeçleri, Zimbabwe’ye ekonomik ve siyasi yaptırımlar uygulanmasını beraberinde getirdi. Batı sömürgeciliğine karşı çıkan sudan, Eritre ve Zimbabwe liderleri istenmeyen adamlar ilan edildiler.

Batılıların sömürge anlayışını destekleyen diktatör Afrika liderleri baş tacı edilirken batılı devletleri eleştiren liderler demokrasi düşmanı olarak ilan edildi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulduğu yıllardan itibaren Afrikalı liderleri yargıladı. Charles Taylor’ın Liberya’da işlediği savaş suçlarından dolayı tutuklanırken, sudan devlet başkanı Ömer el Beşir savaş suçlusu olarak hakkında karar çıkarıldı. Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta savaş suçu işlemekle suçlanırken İngiltere’nin araya girmesi ile Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından aklandı.

Eski Fildişi Sahilleri Devlet Başkanı hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı.
Batıda, İsrail'de, Çin’de ve diğer Afrika ülkelerinde de liderlerin savaş suçu işlediği bilinmesine rağmen onlar hakkında herhangi bir soruşturma açılmadı.

Fransa’nın Orta Afrika, Ruanda ve Mali’de işlediği suçlar göz ardı edildi. Sömürgecilik Afrika ülkelerine, batılı devletlere siyasi bir bağımlılık getirdi. Bu siyasi bağımlılık nedeniyle Afrika’da demokrasi ve özgürlük hareketleri başarıya ulaşmadı. Burundi de olduğu gibi küresel güçlere karşı zayıf olan devletler kendi haklarına karşı daha baskıcı bir politika izlemeyi seçtiler.

TÜRKİYE'NİN AFRİKA SERENCAMI

Çatışmalar, yoksulluk, salgın hastalıklar... Afrika bugün sömürge döneminden geriye kalan sorunlarla mücadele ediyor. Afrika'nın kalkınma çabalarına destek veren ülkelerden biri de Türkiye. Son yıllarda değişen Afrika politikasının en büyük göstergesi, 2009'da kıtada 14 olan büyükelçilik sayısının bugün 39'a yükselmiş olması.

KARA KITA AFRİKA

Yüzyıllarca batı ülkelerinin sömürge düzeninin merkezi olan kıta geride kalan yüzyılda bağımsızlık mücadelelerine sahne oldu. İlan edilen bağımsızlıklar çoğu zaman kağıt üzerinde kaldı. Kıta bugün sömürge döneminden geriye kalan sorunlarla mücadele ediyor. Yaşanan çatışmalar, yoksulluk ve milyonların hayatına mal olan sağlık sorunları...

Kişi başına düşen yıllık gelir dünyada ortalama 10 bin doların üzerindeyken, örneğin Sahra altı Afrika’da rakam bin beş yüz dolara kadar düşüyor. 

Sağlık alanında da tablo farklı değil. Kıtada yaşam süresi dünya ortalamasının 15 yıl gerisinde.
Afrika son derece zengin maden yataklarına sahip olsa da yetersiz alt yapı ve iç çatışmalar nedeniyle bu kaynaklar verimli kullanılamıyor. 

Kıta dünya platin rezervinin yüzde 90’ına, altın rezervinin yarısına, krom rezervinin yüzde 98’ine ve uranyum rezervinin üçte birine sahip. Tarım alanında da kullanılmayan 800 milyon hektarlık arazi var.

Kullanılabilen tarım alanı ise sadece 200 milyon hektar. Bu tabloya rağmen Afrika ülkeleri kalkınma çabalarını sürdürüyor.

Hedef başta Çin olmak üzere yeni ortaklarla yola devam etmek. Kıtayla ilişkilerini uzun zaman geri plana iten Türkiye son 20 yıl içerisinde bu konuda önemli adımlar attı. İlk somut girişim 1998 yılında gerçekleşti. Afrika açılım planının kabul edilmesi ile ikili ilişkilerde yeni bir dönem başladı.

Bu dönem sonrasında Afrika ülkeleri ile Türkiye arasında yüksek düzeyli ziyaretler gerçekleştirildi.
Uluslararası örgütler içerisinde ortak hareket edilmesi, insani yardımların arttırılması, Afrika’daki diplomatik temsilciliklerin çoğaltılması, ekonomik, teknik-bilimsel ve ticari işbirliği anlaşmalarının imzalanması bu dönemde atılan adımlardan bazıları oldu. 

Türkiye’nin 2005 yılını "Afrika" yılı ilan etmesiyle Afrika açılım planı daha yoğun şekilde uygulanmaya başlandı. Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında ağustos 2008’de 49 Afrika ülkesinden liderin katılımıyla İstanbul’da 1. Türkiye-Afrika işbirliği zirvesi yapıldı. Bu zirveden sonra Türkiye’nin Afrika’da açtığı büyükelçilik sayısı hızla yükseldi. 2009 yılında Türkiye’nin Afrika'daki büyükelçilik sayısı 14'tü. Bugün 54 ülkeli kıtada Türkiye’nin 39 büyükelçiliği bulunuyor.

Zirvenin ikincisi kasım 2014’te Ekvator Ginesi’nde yapıldı. 30 Afrika ülkesinden liderin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla yapılan zirvede 2015-2019 dönemine ilişkin ortak uygulama planı kabul edildi. Plan kapsamında eğitim, sağlık, alt yapı ve enerji konularında ortak projelerin hayata geçirilmesine karar verildi. Üçüncü zirvenin de 2019’da yapılması planlanıyor.

Bu girişimler ikili ticarete de yansıdı. 2013’ten sonra Sahra altı Afrika ile yapılan ticarette 800 milyon dolarlık artış oldu. Kıta ile Türkiye’nin dış ticaret hacmi 2014’te 23,4 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin ihraç ettiği ürünler, işlenmiş gıda maddeleri, ilaç, hijyenik eşya, demir ve çelikten yapılmış inşaat malzemeleri, dokunmuş halı, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ve elektrikli su ısıtıcıları.
Türkiye’nin Afrika kıtasına doğrudan yatırımları 2015 yılında 6 milyar dolara ulaştı.

Askeri işbirliği de tıpkı ticarette olduğu gibi önemli bir gelişim gösterdi. Bugüne kadar 22 Afrika ülkesinde iki binin üzerinde askeri personele TSK eğitim ve öğretim kurumlarında eğitim verildi.
Somali’de de askeri eğitim için yeni bir kamp açılıyor.

banner53
Yorumlar (0)
10
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü