banner39

Köle adası Goree'de, sömürgecilere ait izlerin akıbeti tartışılıyor

Afrika 14.11.2020, 12:11 14.11.2020, 13:32
Köle adası Goree'de, sömürgecilere ait izlerin akıbeti tartışılıyor

Senegal'in başkenti Dakar açıklarındaki Goree Adası, büyük bölümü eski sömürgecilerin ismini taşıyan sokaklarıyla, kolonyal dönemden kalan izler konusunda zaman zaman yaşanan tartışmaları yeniden alevlendirdi.

UNESCO korumasındaki Goree Adası'nın tek camisi Türkiye'den yardım bekliyor

Batı Afrika'da köle ticaretinin en önemli merkezlerinden kabul edilen ve UNESCO koruması altındaki Goree, adadaki tek caminin bir an evvel restore edilmesi ve onarılmasını istiyor. Castel tepesinin eteğine, Atlantik Okyanusu'na nazır konumlanan Goree Camisi, ülkede taştan inşa edilmiş en eski cami olma özelliği taşıyor.

 
Hristiyan bir hayırsever bağışladı

Caminin öyküsü 1825'te Silmane Ngom isimli bir Hristiyan'ın evini, o dönem adada küçük bir topluluk olan Müslümanların kullanımına sunmasıyla başladı. Fransız Batı Afrikası (AOF) döneminde adada sayıları az olan Müslümanların, bu barakadan bozma yapıyı camiye dönüştürmeleri yaklaşık 40 yıl sürdü. Volkanik bazalt taşıyla inşa edilen cami, 1892'de resmen ibadete açıldı.Yaklaşık 100 kişi kapasiteli cami, kıyı erozyonu nedeniyle çökme tehlikesi yaşasa da halkın geçici çözüm olarak kendi çabalarıyla inşa ettiği taş duvar sayesinde ayakta kalmayı başardı."Türkiye'ye camiyi korumak için çağrıda bulunuyorum"Goree Belediye Başkanı Augustin Senghor, caminin artık kıyı erozyonlarına daha fazla dayanamayacağına dikkati çekerek Türkiye'den restorasyon için yardım istedi.

AA muhabirine konuşan Senghor, adanın UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer aldığını hatırlatarak sömürge döneminden bu yana içinde ibadet edilen caminin de bu tarihin önemli bir tanığı olduğunu söyledi. Senghor, kıyı erozyonundan ciddi anlamda etkilenen caminin hem restorasyona hem de bakıma ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

Her fırsatta caminin bu durumunu gündeme getirdiğini kaydeden Senghor, "Tüm İslam alemine ama özellikle de Türkiye'ye, bu tarihi camiyi korumak için çağrıda bulunuyorum. Özellikle cuma günleri kapasitesi çok yetersiz kalıyor. Genişletilmesi gerek. Acilen bakıma ihtiyacı var." ifadelerini kullandı.

Medrese de talep ediliyor

Senghor, adanın UNESCO koruması altında olmasına karşın camiye herhangi bir maddi destek sağlanmadığına işaret ederek caminin belediye ve gönüllü bağışlarıyla ayakta kaldığını vurguladı. Caminin olduğu alana medrese eğitiminin verileceği bir yapı da inşa edilmesini isteyen Senghor, bayram ve cuma namazları için de dış kısmın genişletilmesine ihtiyaç duyulduğunu söyledi.Senghor, sömürge döneminden bu yana cemaati eksik olmayan bu sembolik cami için acilen harekete geçilmesini gerektiğini sözlerine ekledi.Ada halkı da Türkiye'den yardım istemiştiAda halkı da 2018'de dönemin Büyükelçisi Nihat Civaner'e ulaşarak caminin Türkiye tarafından restore edilmesini talep etmişti. Ada halkının daveti üzerine Goree'ye giden Civaner, camide incelemelerde bulunarak cemaatin taleplerini dinlemişti.

Yaklaşık 1800 kişinin yaşadığı Goree Ada'sında, nüfusun dörtte üçü Müslümanlardan oluşuyor.Yaklaşık 400 yıl Fransız sömürgesinde kaldıDakar Limanı'ndan yarım saatlik feribot yolculuğuyla ulaşılan Goree Adası, Afrika'nın içlerine kadar uzanan yol ve nehirlerin kesişim noktasında yer aldığı için stratejik konuma sahip.Portekizlilerin 1450'de küçük bir taş kilise inşa ederek yerleşime açtığı ada, 1677'de Fransa'nın kontrolüne geçti. Fransa'nın adadaki hakimiyeti, 1960'ta Senegal'in bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti.

Papa'dan Obama'ya ziyaretçi ağırladı

Goree Adası bir zamanlar sömürgecilerin, köle ticareti için milyonlarca Afrikalıyı "yeni dünya"ya transfer ettiği güzergahın en önemli toplanma noktasıydı.Kıtanın batı tarafından getirilen Afrikalılar, yeni dünyaya yapacakları yolculuk öncesi köle evlerinde birbirlerine zincirlenerek haftalarca bekletiliyordu. O evlerden bugün geriye kalan tek köle evi, Papa 2. Jean-Paul'den eski ABD Başkanı Barack Obama'ya kadar birçok ünlü isim tarafından ziyaret edilmişti.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Başbakanlık yaptığı 2013'te adaya yaptığı ziyarette köle evinde incelemelerde bulunmuştu.Gelirinin büyük kısmı turizme dayanan ada günlük ortalama 3 ila 6 bin turist ağırlıyor.

Portekizlilerin 1450'de küçük bir taş kilise inşa ederek yerleşime açtığı ada, 1677'de Fransa'nın kontrolüne geçti.

Fransa'nın adadaki hakimiyeti, 1960'da Senegal'in bağımsızlığını kazanmasına kadar devam etti.

Afrika'nın batı ucunda, Atlas Okyanusu'na komşu, kıtanın en huzurlu ve sakin ülkesi olarak bilinen Senegal'deki Goree Adası ve Saint-Louis, bugün hala sömürgeciliğin izlerini taşıyor.

Yüzyıllar boyunca sırasıyla Portekiz, Hollanda, İngiltere ve Fransa'nın sömürgecilik faaliyetlerine sahne olan Senegal'de, köle ticaretinin ilk başlangıcı 16'ncı yüzyılın ortalarına dayanıyor.

Tarihçiler, başkent Dakar açıklarındaki Goree Adası'na 1444'te gelen Portekizlilerin, Senegalli gençleri, o güne kadar tadını bilmedikleri alkolle sarhoş ederek Güney Amerika'ya giden gemilere bindirdiklerini belirtiyor.

Senegal'in en büyük tarihçisi kabul edilen eski Milli Eğitim Bakanı ve eski Meclis Başkanı İba Der Thiam, Goree Adası'ndaki köle pazarını şöyle anlattı:

"Zaman içinde Avrupa'daki Nantes, Rochelle, Bordeaux, Liverpool, Bristol, Amsterdam, Lizbon limanlarından kalkan gemiler, Afrika'nın çeşitli yerlerinden toplanan genç ve sağlıklı köle adaylarının sergilendiği Goree Adası'na gelmiş. Goree Adası, Afrika'nın çeşitli bölgelerinden toplanmış kölelerle köle tüccarlarının buluşma noktasına dönüşmüş. Esirler, köle evinde, küçük bölmelerde birbirlerine zincirlenmiş şekilde, pazarda satışa çıkmayı beklerken, ölenler ya da isyan edenler de denize atılmış. Erkek kölelerin 'değeri' boyları, kiloları ve kas durumlarına göre belirlenirken, kadın ve çocukların ise diş ve genel sağlık durumları baz alınmış."

Thiam, alt katında esirlerin kaldığı köle evinin üst katında tüccarların yaşadığına dikkati çekerek, pazarda seçilen esirlerin, köle evinin okyanusa açılan kapısından, Portekizce de "yüzen mezar" manasına gelen "Tumberio" isimli gemilere bindirilerek Afrika'ya veda ettiklerini dile getirdi.

Güney Amerika ve Avrupa'ya yolculuğun yaklaşık 2 ay sürdüğünü ifade eden Thiam, esirlerin, güvertenin altındaki kapalı bir bölmede istiflenerek yolculuk yaptığını söyledi.

Bugün turistlerin uğrak yeri olan Goree Adası'na yolcu taşıyan teknelerden birinin kaptanı Magar Ndya ise sanılanın aksine adaya sadece turistlerin değil, Senegallilerin de hem çalışmak hem de tarihlerini daha yakından tanımak için geldiğini anlattı.

"Bu adaya her gün yolcu taşımak size ne hissettiriyor?" sorusuna ise Ndya, "Adanın tarihini düşününce içimi hüzün kaplıyor. Ama bir yandan da hayat devam ediyor. Ne diyebilirim ki hepsi affedildi ama unutulmadı." yanıtını verdi.

Senegal'de bir Fransız kenti; Saint-Louis


Senegal'de Goree Adası'nın yanı sıra Saint-Louis kenti de sömürgecilik tarihinde önemli bir yere sahip. Fransızların 1659'da resmen yerleştikleri ve dönemin başkenti haline gelen şehrin ismi Fransa kralı 4. Louis'den geliyor.

Senegal bağımsızlığını kazanana kadar Fransızların himayesinde kalan şehir, bugün bile Fransız döneminden kalma kafeleri, renkli evleri, ferforje balkonlarıyla ziyaretçilerinde adeta Güney Fransa'da bir kentteymiş hissi bırakıyor.

Şehrin en dikkati çekici yapılarından birisi şüphesiz 1839'dan beri çalışan, hem Senegal'in hem de Batı Afrika'nın en eski oteli Hotel du Palais.

Otelin bugünkü sahibi Robert Dupas, 1983'te turist olarak geldiği ancak kendi tabiriyle "aşık olunca" 2001'de tamamen yerleşerek emekliliğini geçirme kararı aldığı kenti ve oteli çok sevdiğini anlattı.

Hotel du Palais'i alarak eşiyle Saint-Louis'e yerleşen 73 yaşındaki Dupas, 2001'den bu yana kazandığı her kuruşu oteline dolayısıyla Saint-Louis'e yatırdığını söyledi.

Dupas, "Fransa'nın tarihindeki sömürgecilik faaliyetlerinden dolayı önyargıyla karşılandınız mı?" sorusunu ise şöyle cevapladı:

"Tarihi inkar edecek değilim ama bunda benim ne payım olabilir ki hatta benim dedemin de payı yok. Sömürgecilik olgusunun ben fakir mahallelerde bir bahane olarak kullanıldığını düşünüyorum. Yani 'siz sömürdünüz, bize bakın' gibi bir algı var. Bugün 73 yaşındayım ve kazandığım her kuruşu yine bu kent için harcıyorum. Hiçbir zaman, tırnak içinde söylüyorum, 'sömürgeci' kompleksine kapılmadım, böyle bir muameleye de maruz kalmadım."

UNESCO listesinde

İlk bakışta tam bir Fransız kenti izlenimi veren Saint-Louis'de şehrin diğer tarafında bambaşka bir hayata rastlamak mümkün.

Senegal Gölü etrafında toplanan balıkçılar, şeyhlerinin isimlerini verdikleri küçük teknelerle balıkçılıkla uğraşırken, yakaladıkları balıkları da biraz ilerideki balık pazarında satıyor.

Şehrin Fransızlardan kalma kısmı oldukça iyi durumdayken, asıl nüfusun yaşadığı bölgeleri ise adeta sefalet içinde. Neredeyse gençlerin büyük kısmının uğraştığı balıkçılık, şehirdekilerin ana geçim kaynağı.

Öğlen sıcağında gölde kısmetini arayan 29 yaşındaki İbrahim Keita, "Suyun içinde ait olduğum yerdeyim, karada olmaya tercih ediyorum." diyerek hayatını özetliyor.

Jazz festivali, çeşitli sanatsal faaliyetleriyle de öne çıkan ve her yıl yüz binlerce turisti ağırlayan şehir aynı zamanda UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alıyor.

Kaynak: AA

banner53
Yorumlar (0)
20
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?