banner39

Libya hükümetinden Türkiye ile yapılan anlaşmalara ilişkin açıklama

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanı es-Siyale, Doğu Akdeniz'de kaynakların paylaşımı ve değerlendirilmesi iş birliği çerçevesinde Türkiye ile imzaladıkları anlaşmanın uluslararası deniz hukuku kurallarına uygun olduğunu belirtti.

Afrika 07.12.2020, 20:44 08.12.2020, 08:08
Libya hükümetinden Türkiye ile yapılan anlaşmalara ilişkin açıklama

Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanı Muhammet Tahir es-Siyale, Akdeniz Üniversitesi'nde düzenlenen "Doğu Akdeniz Çalıştayı"nda yaptığı konuşmada, Akdeniz'in stratejik konumu itibarıyla dünyanın kalbi sayıldığını söyledi.

Muhammet Tahir es-Siyale, Asya, Afrika ve Avrupa kıtalarının buluştukları noktada yer alan Akdeniz'in bölgesel ve uluslararası politikalarda önemli olduğu kadar, önemli bir ticaret yolu da olduğunu ifade etti.

Akdeniz'in geçmişte olduğu gibi günümüzde de rekabet merkezini oluşturduğuna, bu nedenle bazı dönemler uyuşmazlıklara neden olduğuna dikkati çeken Siyale, "Akdeniz'e kıyısı bulunan ülkeler asırlar boyunca birlikte yaşamaya, Akdeniz'in güvenlik, barış ve istikrar bölgesi olması yolunda uğraşı vermişlerdir. Her kıyıdaş ülkenin hakkına riayet edilmesi, gaz, petrol gelirlerinin paylaşılmasına saygılı olunmuştur." diye konuştu.

Libya'nın Akdeniz'e bakan kıyısının 2 bin kilometre olduğunu vurgulayan Libya Dışişleri Bakanı es-Siyale, kıyıdaş bölge ülkeleriyle birlikte yaşamaya özen gösterdiklerini, doğabilecek sorunlara da diyalog ve barışçıl yollarla çözüm bulanmasından yana olduklarını dile getirdi.

Bölge ülkeleriyle karşılıklı çıkar ve saygı temelinde ilişkilerinin olduğunu belirten es-Siyale, "27 Kasım 2019 tarihinde Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında imzalanan deniz sınırlarının sınırlandırılması anlaşması, iki ülke arasında münhasır ekonomik bölge sularında kaynakların paylaşımı ve değerlendirilmesi iş birliği çerçevesinde yapılmıştır. Anlaşma uluslararası deniz hukuku kurallarına uygundur. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen bu anlaşma herhangi bir ülkeye karşı yapılmamıştır. Diğer ülkelerin haklarına da halel getiren bir anlaşma değildir." diye konuştu.

Anlaşmanın akabinde bazı ülkelerin bunu kınadığını hatırlatan es-Siyale, şöyle devam etti:

"Yasal olmadığını iddia ettiler. Bununla da yetinmeyip benzeri anlaşmalar imzaladılar. Toplantılar, sempozyumlar düzenlediler. Çok taraflı, jeopolitik ittifaklar oluşturdular. Onların bu faaliyetleri hukuki esas ve kurallara dayanmamaktadır. Zira, diğer ülkelerin çıkarları gözetilmemiştir. Bunları tepki davranışları olarak addediyoruz. Bölge dışından bazı ülkelerin meseleye müdahil olmaları durumları çıkmaza sürüklemiştir. Bunların uğraşları, Türkiye-Libya anlaşmasını baltalamaktır. Belirli siyasi ve öç alma nedenleriyle durumu körüklemektedirler."

Bölgedeki son gelişmelerin, uyuşmazlık, gerginlik ve sorunların, olayları çatışmaya doğru sürükleyebileceği uyarısı taşıdığına dikkati çeken Muhammet Tahir es-Siyale, bunun arzu etmedikleri bir durum olduğunu vurguladı.

En yakın zamanda bu sorunların çözüme kavuşturulmasının zorunlu olduğunun altını çizen es-Siyale, şunları söyledi:

"Tehlike çanları çalmaktadır. Bu münasebetle tüm tarafları, davranışlarını kontrol altına almaya, tehdit dilinden uzak durmaya, koşulsuz diyalog masasına oturmaya, uluslararası deniz hukukuna bağlı kalmaya, istikrar ve güvenin tesisine katkıda bulunarak, barışçıl çözüme ulaşılması için çaba göstermeye çağırıyoruz. Bu hususta Türkiye'nin tutumunu takdir ediyoruz. Türkiye siyasi çözüme açık olduğunu beyan etmiş, hak ve adalete çağıran uluslararası hukuka uygun olarak, Akdeniz'in sorunlarına barışçıl çözümler bulunması için bütün ülkelerin katılacağı, uluslararası konferans düzenlenmesi önerisinde bulunmuştur."

Libya'nın hiçbir zaman hakkından ve hukukundan vazgeçmeyeceğini vurgulayan es-Siyale, "Bu hususta kardeş ülke Türkiye ile çalışmaya devam edeceğiz." ifadesini kullandı.

"Libya'nın doğusundaki deniz altı ve yer altı servetlerinin işletilmesi konusunda Türkiye ile çalışmaya başladık"

Muhammet Tahir es-Siyale, "Türkiye ile Libya arasındaki iş birliğinin boyutunun ne olduğu?" yönündeki soruya verdiği cevapta, her ülkenin olduğu gibi Libya'nın da haklarını koruduğunu ve korumaya devam edeceğini söyledi.

Libya'nın petrol ülkesi olduğunu ve günde 1 milyon varil petrol üretimi gerçekleştirdiklerini belirten Siyale, "Türk kardeşlerimizle bu konuda neler yapabileceğimizi görüştük. Libya'nın doğusundaki deniz altı ve yer altı servetlerinin işletilmesi konusunda Türkiye ile çalışmaya başladık. Yaklaşık 14 kilometrelik büyük bir sahada birlikte çalışmaya karar verdik. Türkiye'ye katkıda bulunmak için buralarda çalışmalarımızı devam ettireceğiz." diye konuştu.

Siyale, Yunanistan'ın tek taraflı olarak arama sahaları belirlemesinin uluslararası hukuku ihlal etmek anlamına geldiğini kaydetti.

Yunanistan'ın taraflarla istişare etmeden bu kararı aldığını anlatan Siyale, "Yunanistan'a çağrıda bulunduk. 'Oturalım konuşalım, birlikte bir karara varalım. Kabul etmişseniz o zaman Adalet Divanına gidelim. Adalet Divanının vereceği karara göre hareket ederiz.' dedik. Baktık ki uluslararası bazı yabancı şirketler araştırmaya başlamışlar. Hiçbir zaman hakkımızdan feragat edemeyiz." ifadelerini kullandı.

Tuna-1'den 2023'de doğal gaz arzı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Alparslan Bayraktar da "Karadeniz'de bulunan doğal gazın Türkiye'nin bundan sonraki stratejilerini arama ve sondaj bakımından nasıl etkileyeceği" yönündeki soru üzerine, doğal gazın Türkiye'nin ekonomisi için çok önemli olduğunu söyledi. 

Doğal gazın hem sanayide hem hanelerin ısıtılmasında hem de elektrik üretiminde kullanıldığını belirten Bayraktar, Türkiye'nin, Avrupa'nın 4. büyük doğal gaz piyasası olduğuna dikkati çekti. 

Doğal gaz ihtiyacının neredeyse tamamının ithal edilerek karşılandığını vurgulayan Bayraktar, milli enerji ve maden politikasıyla denizlerde başlattıkları aramalar sayesinde Karadeniz'deki Tuna-1 araştırma kuyusunda 405 milyar metreküplük doğal gaz keşfettiklerini hatırlattı.

Bunun 2020'de dünyada yapılmış en büyük keşif olduğunu kaydeden Bayraktar, şöyle devam etti:

"Doğal gazın Türkiye enerji piyasasındaki yeri bu kadar önemliyken, yüzde 100 dışa bağımlı olduğumuz bir emtiada dışa bağımlılığımızı en az yüzde 25-30 azaltacak bir büyüklükte keşif oldu. Bu açıdan ekonomik büyüklüğü önemli. Bugünkü rakamlarla 80 milyar dolarlık bir ekonomik büyüklüğü ifade ediyor. Dolayısıyla, dışa bağımlılığımızı azaltmada önemli bir adım. Hala geride çözmemiz gereken ciddi bir dışa bağımlılık problemimiz var. Dolayısıyla biz kararlılıkla hem Karadeniz'deki diğer sahalarda hem de Akdeniz'de aramalarımıza devam edeceğiz. Şimdi en önemli gündemimiz, bu gazı 2023 yılında Türkiye'deki doğal gaz şebekesine bağlamak. Oldukça iddialı bir hedef ve program."

İkinci kuyunun sondajına devam edildiğini aktaran Bayraktar, 2023'de Türkiye'ye ilk gazı getirmek ve 2025-2026'larda yıllık 15-16 milyar metreküplük üretim seviyelerine çıkarmak istediklerini kaydetti. 

Bu sahada 2050'lere kadar doğal gaz üretmenin mümkün olabileceğini belirten Bayraktar, "Türkiye için çok önemli bir kilometre taşı. Tam böyle bir döneme bunun denk gelmesi, ayrıca bizim için önemli. Mevcut ve yeni gelebilecek tedarikçilerle bu çerçevede görüşmelerimize başladık, devam ediyoruz. Tüm bunların sonunda Türkiye'nin sanayisine, hane halkına, vatandaşlarımıza daha ucuz ve rekabetçi gaz tedariki yapabileceğiz." değerlendirmesinde bulundu. 

Kaynak: AA

banner53
Yorumlar (0)
23
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?