banner39

Siyasi bölünme Libya'daki yasadışı göç krizini nasıl büyüttü?

Libya'nın Sabratha kentindeki bir sahilde 15 kaçak göçmenin yakılarak öldürülmesi ülkede insan kaçakçılığı tartışmalarını alevlendirdi. Politikacılar ve insan hakları aktivistleri, siyasi bölünmenin bu krizi karmaşıklaştırdığını vurgulayarak uluslararası toplumu suçladı.

Afrika 22.10.2022, 08:14 22.10.2022, 08:42
Siyasi bölünme Libya'daki yasadışı göç krizini nasıl büyüttü?

Libya Devlet Yüksek Konseyi üyesi Adil Karmus, "Güçlü bir hükümetin yokluğu ve güvenlik koordinasyonunun olmaması, Sabratha'daki göçmen yakma olayının tekrarlanmasını mümkün kılıyor" dedi. Karmus, Şarku'l Avsat'a verdiği demeçte, Abdulhamid Dibeybe hükümetinin "idari sınırları içindeki toprakları değil, yalnızca başkent Trablus'u kontrol edebildiğini, buna karşın Sabratha da dahil olmak üzere batı kıyısındaki şehirlerin çoğunun silahlı oluşumların kontrolü altında olduğunu" söyledi. Karmus, göçmenlerin ülke merkezine geçiş noktası olan güney sınırının Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO) güçlerinin kontrolünde olduğuna dikkati çekerek, "Kaçakçılar tarafından yönetilen kamplarda her gün göçmenler kötü muamele nedeniyle ölüyor" dedi.

Sabratha'da iki insan kaçakçısı grup arasında çıkan çatışmada, 15 göçmen, gruplardan birinin içinde bulundukları teknenin yakıt deposuna ateş etmesi nedeniyle yanarak can verdi.

Savcılık olayla ilgili soruşturmayı sürdürürken, Karmus, silahlı kaçakçılık çeteleriyle yüzleşmenin yükünü Sabratha sakinlerine yüklemeyi reddederek en büyük sorumluluğu uluslararası topluma yükledi ve onların "Güney Afrika ülkelerinden Libya sınırına giden göçmenlerin yolculuklarını finanse eden tarafları takip etme ve izleme çabalarını göz ardı ederek Libya krizini çözmekten kaçındıklarını" söyledi.

Aynı bağlamda, eski Libya Savunma Bakanı Muhammed Mahmud el-Burusi, "Tüm kurum ve kuruluşların mevcut iktidar mücadelesiyle meşgul olmaları ve bu konunun peşine düşme konusundaki isteksizlikleri sebebiyle, insan kaçakçılarının Libya'ya akın etmesi, silah ve uyuşturucunun yayılması gibi korkunç sonuçlar ortaya çıkıyor" dedi.

Burusi, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, "Ordunun bölünmesi ve güçlü bir güvenlik kurumunun olmaması nedeniyle insan tacirlerini dizginlemek için şu anda güvenilebilecek bir parti yok" bilgisini verdi. Burusi, bu önemli dosyayı yeniden aydınlatan olayla ilgili devlet ve halk tarafından gösterilen tepkinin, her zamanki gibi geçici olduğunu, konunun hızla aşıldığını ve yeni bir benzer olay meydana gelene kadar unutulmasının muhtemel olduğunu ifade ederek "Ne yazık ki, buna benzer bir olayın gerçekleşmesi, deniz yolculuğunun zor olduğu kışın başlaması nedeniyle yakındır” dedi.

Burusi, “Son zamanlarda seçimleri kazanan İtalyan sağı, deniz ablukası ve göçmenlerin kabulünü engelleme planlarını uygularsa, durum daha da kötüye gidecek. Çünkü bu, toplumdaki suç oranlarının yüksek olmasına işaret eden güney sınırlarının kontrol edilememesi ve Libya'ya göçmen haklarını ihlal ettiği yönünde suçlamaların artması anlamına geliyor" diye uyarılarda bulundu.

Buna karşılık, insan hakları mücadelesi veren Biladi Vakfı Başkanı Tarık Lemlum, insan hakları örgütlerinin Libya topraklarına vardıklarında haber alınamayan göçmenlerin ailelerinden önceki yıllara kıyasla daha yüksek oranda rapor aldıklarından bahsetti. Lemlum, "Bu kayıp kişilerin insan ticareti yapan mafyanın kurbanları olması muhtemel. Çünkü çatışan iki hükümetin liderleri, insan kaçakçılığına karışan silahlı oluşumlar üzerindeki konumlarını güçlendirme bağlamında yürütme otoritesine bağımlı ve dolayısıyla bu oluşumların liderleri ve müttefikleri de gözden kaçırılıyor” dedi. Lemlum, "her hükümet, kontrolü altındaki küçük çaptaki kaçakçıları tutuklamayı yeterli görüyor ve böylece büyük kaçakçı çeteleri cezadan kurtulmayı garantilemiş hissediyor ve vahşetlerini artıyor" diye kaydetti.

Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti’nin (UBH) İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Abdulmunim el-Arabi, "İstikrarın olduğu zamanlarda cinayetlerle ilgili soruşturmaların koşullarının tespit edilmesi biraz zaman alıyor" dedi. Ancak Libya'nın içinden geçtiği istisnai durum ve bir toplu katliamın meydana gelmesi sebebiyle, el-Arabi sonuçların iki hafta sonra ortaya çıkmasını bekliyor. Arabi, bakanlığının "failleri takip edeceğini ve Batı yakasındaki kaçakçılık yerlerini tespit etmek ve oradaki büyük kaçakçılık ağlarını tespit etmek için çalışacağını" belirtti.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?