banner15

Yeni tanışanlar için Somali

Tüm dünyanın yardım için seferber olduğu ülkeye yarın Başbakan Tayyip Erdoğan da gidiyor. Peki yıllardır açlıkla, kıtlıkla, bitmek bilmeyen iç savaşlarla boğuşan Somali'yi ne kadar tanıyoruz? İşte Afrika'nın huzur yüzü görmeyen ülkesinin künyesi...

Yeni tanışanlar için Somali

Son günlerde ölümcül kuraklığın yarattığı açlıkla mücadele eden Somali, Afrika Burnu'nun tam ucundan Hint Okyanusu'na doğru uzanıyor. Ülkenin kuzeyinde korsanlarıyla akıllara kazınmış Aden Körfezi ve Cibuti, ülkenin batısında ise uzun yıllar boyunca çatışma halinde bulunduğu Etiyopya yer alıyor. Güneyde ise bölgenin en gelişmiş devletlerinden biri olan Kenya var.

Yaklaşık 640 bin kilometrekarelik yüzölçümüyleTürkiye'den biraz daha küçük olan ülkenin kuzeyine dağlar ve çöller hâkim. Ancak bölgenin orta ve güney kısımlarına kıyasla daha düzlük olması, Etiyopya'dan doğan Şebeli ve Juba nehirlerinin Somali üzerinden denize dökülmesi, burayı nispeten daha yaşanılabilir bir alan kılıyor. Her ne kadar ülkenin batısı ve güneyi tarıma elverişli bir bölge olsa da,Somali'nin iklimi tropikal sayılabilecek derecede kurak. Zaten son 20 yıla damgasını vuran açlığın en büyük 'doğal' sebebi de bu kuraklık. Yağışların az olduğu bölgeye bahar aylarında muson yağmurlarının darbe vurduğu biliniyor. 

Dört dil iç içe yaşıyor 
Yaklaşık 9 milyon insanın yaşadığı Somali'deki nüfus yapısının yüzde 85'ini Somalililer, geri kalanını ise bir zamanlar Yemen'den göç eden Benadiriler ve Afrika'nın büyük bir bölümüne yayılan Bantu kabilesi oluşturuyor. 

Halkın büyük bir bölümü Berberi diline çok benzeyen Somalice, Arapça ve yerel diller konuşuyor. Ancak bir zamanlar İngiliz ve İtalyan sömürgesi olan ülkede, bu dillerin de hayli etkili olduğu görülmekte. Günlük yaşam tarzına ise İslam kültürü hâkim, zaten halkın büyük bir çoğunluğu İslam'ın Şafii mezhebine inanıyor. 

Dönüm noktası 1980'ler 
Somali'nin üç tarafının denizlerle çevrili olmasından dolayı, bölgenin en büyük geçim kaynağını haliyle balıkçılık oluşturuyor. Kıyı bölümlerinde yaşayan birçok insanın başlıca ekmek kapısı ise ton balığı. Ancak Hint Okyanusu'nda faaliyet gösteren birçok geminin çöp bırakma alanı olarak kullandığı sahiller zamanla bataklık haline dönüşmüş. Hal böyleyken de balık sayısında gözle görülür bir azalma başlamış. Avlayacak balık bulamayan Somalililerin korsanlığa yöneldiği biliniyor. 

Halkın diğer bir geçim kaynağını oluşturan hayvancılıksa kuraklığın yarattığı susuzluğun faturasını ödüyor, içecek su bulamayan sığırlar birer birer telef oluyor. Ülkenin kuzeyi dağlık ve çöl olmasına rağmen, güney bölgesi iki nehrin beslediği yeşil bitki örtüsüne sahip ve dolayısıyla tarıma da oldukça uygun. 
Ancak 1980'li yıllarda uygulanan neo-liberal politikalar ve domino taşı etkisiyle birer birer yapılan özelleştirmeler, ülkeyi ayakta tutan tarım politikalarını olumsuz yönde etkilemekle kalmayıp, yeni yeni canlanmaya başlayan sanayii de yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Bir zamanlar 'kendine yetebilen' bir ülke olarak nitelendirilen, hatta kimi ürünlerini yurtdışına ihraç edebilen Somali, böylelikle gitgide fakirleşmeye başlayan ve halkı açlık gibi tehlikelerle karşılaşan bir ülke olup çıktı. 

Ülke, vakti zamanında yeraltından çıkan doğal kaynaklarını da yurtdışına satabiliyordu. Bu kaynaklar arasında bulunan uranyum, petrol ve boksit gibi madenler devletin en önemli ihracat gelir kalemleriydi. Ancak ucuz hammadde kaynağı olarak görülen Somali'nin sanayisi, yine bu dönemde yapılan özelleştirme politikaları ve IMF'nin ekonomik 'yardım' paketleri neticesinde geri bırakıldı. 

Üretimden çok tüketime yönlendirilen ve daha çok küçük çaplı tesislerin bulunduğu ülkede, şu sıralar bir adet petrol rafinerisi bulunuyor. Bunun yanında başkent Mogadişu, Doğu Afrika'nın en büyük doğal limanlarından biri ve bölgedeki ticaret rotasının tam göbeğinde yer alıyor. 

1960'ta İtalyan Somalisi ve İngiliz Somalisi'nin birleşmesiyle bağımsızlığını ilan eden Somali, resmiyette demokratik bir cumhuriyet olarak geçiyor. Ancak 1969'dan beri ülkeye hâkim olan iç savaş ve darbeler nedeniyle demokrasinin esamisi pek okunmamakta. Zaten 1991'den beridir ülkede faal bir hükümet yok. 
Siyasi birliğin bir türlü sağlanamadığı, yıllardır otorite boşluğunun yaşandığı ülkede hukuk sisteminde de pek çok ayrılık yaşanıyor. Bazı bölgelerde medeni hukuk kuralları geçerli olsa da, ülkenin kırsal kesimlerinde şeriatın hüküm sürdüğü biliniyor. 

Son çare göç mü? 
Ülkede siyasi birliğin olmayışı, bir türlü bitmek bilmeyen iç savaş, iflas bayrağını çekmiş ekonomi ve süregelen otorite boşluğu binlerce Somalili'nin ülkeyi terk etmesine yol açtı.İngiltere'de resmi olmayan rakamlara göre 200 bin Somalili yaşadığı düşünülürken, bu rakamın İskandinav ülkelerinde 100 bine ulaştığı belirtiliyor. 

Ancak asıl yıkıcı etki ise son 30 yılda Etiyopya ve Kenya'ya göç eden 5.5 milyon Somalili'nin varlığı. Her gün 2 bine yakın kişinin kaçtığı Kenya'daki Dadaap mülteci kampının nüfusu ise 400 bine ulaşmış durumda. 
Bir türlü ayağa kalkamayan, düzen denen kavramdan habersizSomali halkının geleceği ise belirsiz. Gelecek hakkında en ufak bir fikre sahip olmayan halk, Somali'ye yapılan uluslararası yardımları bekliyor. 

Kaynak: Radikal

Güncelleme Tarihi: 17 Ağustos 2011, 08:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35