Anne baba çatışmaları ve arada kalan çocuklar

Evlilik içinde yaşanan problemlerin çıkış noktası ne olursa olsun, vardığı nokta hep aynıdır. İki taraf da, karşıdakinin ne söylediğini anlamaya çalışmaksızın kendi haklılığını bir diğerine ispat etmeye çalışır

Anne baba çatışmaları ve arada kalan çocuklar

Tuba Karacan | Psikolog

Aile; çocuğun bedensel, zihinsel, duygusal gelişim süreçlerini destekleyen bir yapıdır. Çocuğun ilk eğitim yuvası olan ailenin ilk öğretmenleri olduğunun farkında olan tüm anne babalar, bu bilinç ve sorumlulukla davranırlar. Çocuklarıyla kurdukları iletişimde, gösterdikleri ilgide, yaptıkları fedakârlıklarda hep bu özenin etkilerini görmek mümkündür.

Ancak ilişkilerde öyle bir nokta vardır ki o süreç başladığında tüm sorumluluklar unutulabilir. Son yıllarda evliliklerde; kimliklerin birbirine girmesi, sorumluluk alanlarının karışması, eşler arası rekabetin artması ego savaşlarını iyice kızıştırmıştır. Benlik yarışı eşler arasına girdiğinde, çocuklar bile hassasiyet alanından çıkabilir. Nitekim bütün ilişki sorunlarının bir arada kalanı olduğu gibi, anne baba çatışmalarının arada kalan mağdurları da çocuklar olmaktadır.

Evlilik içinde yaşanan problemlerin çıkış noktası ne olursa olsun, vardığı nokta hep aynıdır. İki taraf da, karşıdakinin ne söylediğini anlamaya çalışmaksızın kendi haklılığını bir diğerine ispat etmeye çalışır. Konuşan-konuşan, konuşan-kaçan, kaçan-kaçan eş ilişkileri, birbirinde dinlenme ve anlaşılma karşılığı bulamadığında, haklılık arayışının muhatabı bu kez çocuklar olur. Kimi zaman babalar ama en çok anneler, daha fazla ilişki halinde oldukları çocuklarına eşleriyle aralarındaki sorunları anlatarak, dinlenme, anlaşılma beklentisine girerler. Annelerinin ya da babalarının bir anda dert ortağı olan çocuklar/gençler başta durumun farkında değillerdir ancak zaman içinde diğer ebeveynlerine karşı duygularının değiştiğini ve taraf olduklarını görürler. Psikologların dosyaları, bir ebeveyninin diğerine olan öfkesiyle yetişmiş, yıllarca sebebini bilmezsizin annesiyle ya da babasıyla görüşmemiş kişilerin yaşantılarıyla doludur.

Anne babaların çocukları üzerindeki en temel sorumluluklarından biri, kendi duygusal yüklerini, olumsuz inanç ve kaygılarını çocuklarına yansıtmamaya çalışmaktır. Yetişkinler kendi aralarındaki sorunları çözerken, farkında olmadan yansıttıkları problemlerin, çocuklarının zihinlerindeki ilk eş ve anne-baba imajını oluşturduklarını da bilmelidirler. Aile içinde çocuk, kadın ve erkek cinsine ait rol model özelliklerini nasıl anne babasından öğreniyorsa, ileride olacağı eş, ebeveyn rollerini de yine anne babasından miras olarak almaktadır.  

Bir önceki yazımızda gelin – kayınvalide çatışmalarında arada kalan erkekleri yazarken, karısından şikâyet eden bir babanın ya da kayınvalidesinden yakınan bir annenin çocuğunun ilerideki ilişkilerini nasıl belirlediğine değinmiştik.

Yetişkin ilişkilerine ait sorunların, yetişkinlerin dünyasıyla sınırlı kalmadığı durumlarda ortaya çıkan bir başka olumsuzluk, çocuğun yaşadığı duygusal süreçlerde kendisini yalnız ve çaresiz hissetmesidir. Kendisine destek olamayacak kadar güçsüz bir anne, annesinin anlattığı kadar uzak ve anlayışsız bir baba, çocuğun ihtiyacı olan güveni alacağı kaynakların yoksunluğu anlamına gelir. Böyle durumlarda çocukta/gençte kendini değerli hissetme, kendine güven duyma, zorlukların üstesinden gelebileceğine dair kendine inanma duyguları zedelendiğinden, ilişki ve sosyal uyum sorunları yaşaması kaçınılmaz olur. Anne babalarının sorunlarını içselleştirerek büyüyen bireyler, kendi ailelerine de aynı sorunları sürdürürler. Tüm kadın ve erkekleri kendi anne babaları üzerinden genellediklerinden eşlerine karşı objektif olamazlar.

Şu noktanın da altı önemle çizilmelidir ki bu anlatılanlar çocukların yanında anne babanın hiç tartışma yaşamaması anlamına gelmemektedir. Bilakis zaman zaman tartışma ve fikir ayrılıklarının olması ilişkinin sağlıklı ve dengeli olduğunun işaretidir. Ayrıca çocukların bunun normal bir durum olduğunu öğrenmeleri, sorunsuz bir evlilik idealize etmelerini engellemesi açısından önemlidir. Tartışma sonrası anne babalarının uyum ve sevgi dolu ilişkilerinin devam ettiğini görmek, kendilerini güvende hissetmelerini sağlayacağı gibi ileriki hayatlarına da doğru beklentiler taşımalarını sağlar. Kaçınılması gereken nokta ise, tartışma esnasında çocuğu hakem tayin ederek, “bak anneni görüyorsun değil mi bana nasıl da saygısızlık ediyor”, “bak duydun değil mi baban bana hiç anlayış göstermiyor” ifadeleriyle şahit tutmaktır. Eşiyle kuramadığı iletişimine, çözemediği ya da yüzleşemediği sorununa çocuğunu paydaş ederek, onun gencecik ruhunu yormaktır.

Anne babaları kendi aralarında sağlıklı bir ilişki geliştirememiş çocukların en büyük talihsizliği, diğer ebeveynlerini, tarafı oldukları ebeveynlerinin izin verdiği kadar sevebiliyor olmalarıdır. Hayatta oldukları halde kendi anne babasının sevgisinden uzak büyüyen bir çocuğun uğrayabileceği en büyük haksızlık olarak bu yetmez mi sizce de?

Güncelleme Tarihi: 25 Mayıs 2016, 16:57
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35