İslâmi eğitim metodu değiştirilmeli

"Uluslararası İslam Eğitimi Kongresi" Yaygın Eğitim ve Kültür Derneği (YEKDER) ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi işbirliğiyle gerçekleşti. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi'nde 2 gün boyunca süren etkinlikte dünyanın farklı yerinde bu konu üzerine çalışan uzman kişiler bildirilerini sundular. İslam kültür ve medeniyeti ile uyumlu bir eğitim sisteminin nasıl oluşturulabileceğinin konuşulduğu etkinlikte ABD’den Sufia Azmat, geleneksel metotlardan vazgeçip çocukların dikkatini çekebilmek için çağa uygun bir şekilde dil oluşturulması gerektiğini söyledi.

İslâmi eğitim metodu değiştirilmeli

Fatma Çelik

Yaygın Eğitim ve Kültür Derneği (YEKDER) ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi işbirliğiyle düzenlenen "Uluslararası İslam Eğitimi Kongresi" Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Kültür Merkezi'nde gerçekleşti. İki gün süren kongrede 90 konuşmacı 25 oturumda sunum yaptı.

Farklı ülkelerden gelen ve din eğitimi alanı uzman kişilerin gerçekleştirdiği panellerin amacı İslami eğitimin eksiklerinin farkına varıp ve önemini kavramaktı. Uzun yıllardır üzerinde tartışılan ve hep eleştiri konusu haline getirilen Batı merkezli eğitim yapısı karşısında İslam kültür ve medeniyeti ile uyumlu bir eğitim sisteminin konuşulduğu paneller, eğitimciler, yöneticiler ve öğrencilerin de katılımıyla gerçekleştirildi.

2018 yılı ana teması olarak belirlenen İslam Düşünce Geleneğinde Eğitimsel Kavramlar başlığında kabul edilen bildiriler özel oturumda sunuldu. İslami eğitim ile ilgili meselelerle ilgili ABD, İngiltere, İran, Mısır, Nijerya, Malezya, Ürdün, Kanada, Suudi Arabistan, Kırgızistan, Pakistan gibi 15 farklı ülkeden tebliğler sunuldu. Her yıl düzenli olarak yapılması planlanan kongre, farklı üniversitelerle işbirliği yapılarak geleneksel hale dönüştürülmesi hedefleniyor.

EĞİTİM SADECE İSLAM ÜLKELERİNDE SIKINTILI DEĞİL

Kongrenin selamlama konuşmalarını gerçekleştiren Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Köse, eğitim konusunda yaşanan sıkıntıların sadece İslam dünyasına ait olmadığını söyleyerek Batı'nın da eğitim alanında problemler yaşadığını anlattı. Batı ülkelerinde en çok bakanın değiştiği alanın eğitim olduğunu ifade eden Köse, eğitimin Türkiye için daha da zor bir hal aldığından da bahsetti. Önceleri tartışılan konuların günümüzde bir şey ifade etmediğini söyleyen Köse, küreselleşme ve sekülerleşme gibi kavramların şu anda tartışma zemininin dahi kalmadığı vurguladı.

EN BÜYÜK DÖNÜŞÜM EĞİTİMDE KİTLESELLEŞME

Köse’den sonra söz olan YEKDER Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Alpaydın ise İslami eğitimin öne çıkartılması gerektiği üzerine konuştu. Herkesin modern sistem içerisinde eğitim gördüğünü söyleyen Alpaydın, “Kullandığımız teknikler genelde Amerikan pedagojisi. Şu an eğitim fakültelerinde Amerikan pedagojisi öğreniyoruz, öğretiyoruz. Bu sürece nasıl gelindi? Sekülerleşme sürecinde özellikle Batı toplumunda hakim olan, belli bir gecikmeyle dünyanın diğerine yayılan süreçler var. Burada kitlesel eğitim dediğimiz bir süreç ortaya çıkıyor. Artık eğitimin mantığı büyük ölçüde değişiyor. Kişisel, manevi gelişim amaçlı daha uzun bir süreç olarak tanımlanan klasik eğitimin yerine sanayi devrimi sonrasında bir reformasyon oldu. Daha seküler bir müfredatı oluşturuyorlar. En büyük dönüşüm eğitimde kitleselleşme. Kişisel amaçlardan devletin ve ekonominin ihtiyaçlarının biraz daha öne çıktığı bir eğitim mantığı var" dedi.

EN BÜYÜK ÖĞRETİCİ ALLAH’TIR

İlim Kültür Eğitim Derneği (İLKE) Başkanı Davut Şanver’in de selamlama konuşmasında sonra açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Bayraktar Bayraklı, dünyanın en büyük sanatının eğitim olduğunu anlatarak, İslam eğitiminin ilkelerinden bahsetti. Allah’ın Rab sıfatıyla eğitici özelliği olduğunu vurgulayan Bayraklı, “Vahiy yoluyla peygamberleri, peygamberleri de toplumu bilgilendirmiştir. İslam niye geldi? Peygamberler neden eziyet çekti? İnsanlar ahirette mutlu olsunlar diye. İslam, "sin" kökünden geliyor ve bu da barış demek. Yaradanın peygamberlere gönderdiği vahyinin hepsinde barış vardır. Allah kuluyla barışmak istemiştir. Kulunun ilk olarak kendisiyle sonra ailesi ve toplumla daha sonrada dünyayla barış içerisinde olmasını istemiştir” diyerek sözlerini şöyle devam etti:

DİNİ KAFAMIZA GÖRE DEĞİŞTİREMEYİZ

“İslam’ın içinde saklı olan anlamlar vardır. Güven bunlardan biridir. Mümin de güven veren kişidir. Bu güven İslami eğitimle mümkündür. İslam ülkesinde yaşıyoruz ama kimse kimseye güvenmiyor. Bu da eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor. İslam’ın diğer anlamı teslim olmaktır. Kur’an-ı Kerim’e teslim olmamız gerekiyor ama biz günümüzde ne yazık ki Kur’an’a sırtımızı döndük. Bu da günümüz eğitiminin eksikliğinden kaynaklanıyor. Bir defa böyle bir eğitim sistemi olmaz. Dini Allah koyar, peygamberler tatbik eder. Biz kendi kafamıza göre dini değiştiremeyiz.”

İNSANLAR DİNİN TEMSİLCİSİ

Konuşmasında insanların dinin temsilcisi olduğunu söyleyen Tahran Üniversitesi’nden Khosrow Bagheri Noaparast ise şu şekilde konuştu: “Peygamberleri öğretmenler olarak görüyoruz. Peygamberler öğretmenden ötedir tabii ama onlar da eğiticidir ve güçlü bir pozisyondadırlar. Kur’an’da aktarıldığı gibi Allah peygamberlerine bilgi sağlamıştır. Yoksa eğitici olarak bilgiye sahip olmazlar. Ahlak olarak da mükemmel bir karaktere göre yaratılmışlardır. Böylece rol model olabilecekleri belirtiliyor. Allah, peygamberine eğitimi iyi bir rol model olarak vermelisin diyor. Peygamberin görevi de insanları değiştirmek değil onlara kul olduklarını hatırlatmaktır.”

ETKİLEŞİM 4 HUSUSLA OLUR

Eğitimin tek yönlü olmadığını belirten Noaparast, “Eğitim iki yönlüdür. Batı literatüründe öğretmen her şeyi bildiği ve hakim olduğu tek yönlü bir sistem hakim. Bu yanlış bir algı. Eğitimi simetrik bir etkileşim olarak görmeliyiz. Hem öğretmenin hem de öğrencinin üzerinde etkilidir. Etkileşimin de 4 husus vardır: Öğrencinin sorularına cevap vermek, Öğrencinin istek ve ilgilerini anlamak, tercihlerine saygılı olmak ve anlayışlı olmak” ifadelerini de kullandı.

Açılış konuşmalarının ardından başlayan oturumlarda Farklı Yaş Dönemleri ve Din Eğitimi, İslam Eğitimcileri, İslam Ülkelerinde Din Eğitimi, Gayri Müslim Ülkelerde Din Eğitimi, Örgün Eğitim Kurumlarında Din Eğitimi ve İmam-Hatipler, Diyanet İşleri ve Yaygın Din Eğitimi Hizmetleri, Din Eğitiminde Medya-Cemaatler ve STK’lar gibi farklı birçok başlık konuşuldu.

Bizim katıldığımız örgün eğitim kurumlarında din eğitimi ve imam hatipler oturumda ise Neslihan Asil: AB uyum sürecinde Türkiye’de değişen vatandaşlık anlayışı ve din kültürü ve ahlak bilgisi ders programına etkisini, Emine Keskiner: Cumhuriyet dönemi ilmihallerde ve din dersi kitaplarında kader öğretisi üzerine bir değerlendirme, Sıddık Ağçoban ise İmam Hatip Liseleri'nde okutulan ders kitaplarının bireycilik ve kolektivizm açısından incelenmesini anlattı.

İSLAMİ EĞİTİM SORUNLARI HER ÜLKEDE BENZER

ABD’deki Müslüman gençlerin eğitime yönelik 25 yıldır çalışmalar yapan ve eğitim sistemlerin geliştirilmesi için uğraşan Sufia Azmat ile bildirisinden sonra yaptığımız söyleşide de şu başlıklara dikkat çekti:

“Türkiye’de gerçekleşen bu oturum çok faydalı oldu. Dünyanın farklı yerlerinde nasıl bir İslami eğitim anlayışı olduğunu gördük. Japonya’da, körfez ülkelerinde, Pakistan’da nasıl eğitimler olduğunu dinledik. İslami eğitim verme saatleri konusunda bilem farklılaştığımızı fark ettim. Körfez okullarında dini eğitimlere yüz 30 zaman ayrılırken ABD’de bu oran yüzde 40’a çıkıyor. Böyle olunca diğer alanlara daha az zaman ayırdığımız gördüm.”

“Müslüman ülkelerde İslami eğitim konusunda yaşanan belli başlı sorunlar var. Bunlardan ilki öğretmenler. Yetkin donanıma sahip öğretmen bulma konusunda çok büyük sıkıntılar var. Mesela ABD’de hocalar İngilizce konuşabiliyor, Kur’an okuyabiliyor ve Arapça anlayabiliyorsa ders verebilir gözüyle bakılıyor. Aslında İslami eğitim verebilmenin belli bir donanım gerektiriyor. Yani belli bir formasyon bilgisine sahip olmalı.”

“İslami eğitimler konusunda müfredat da sıkıntılı. İslami eğitim veren okullar nitelikli kitaplara sahip değiller.”

“Önceden öğrenciler hocalarının dizinin dibinde öğrenirdi. Şimdi daha interaktif bir dönemdeyiz. O yüzden eskisi gibi eğitim vermek çocuğun iyi bir şekilde eğitim alamamasına sebep oluyor. Daha farklı yöntemler denenmeli. Mesela bugün sosyal medya var. Çocuklar İslam’ın dışında çok büyük bir dünyayla muhataplar. Çocukların dikkatini bu çağda çekecek ne müfredat ne de hoca var. Günümüzde çocukların İslami eğitimi alabilmeleri için çağa ayak uydurmamamız gerekiyor.”

“İslami okul kelimesi aslında Müslüman olmayan ülkeler için kullanıyor. Mesela ABD’deki devlet okullarında din eğitimi verilmiyor. Müslüman aileler İslami eğitimin verildiği yerleri tercih ediyor. Fakat Türkiye’de devlet okullarında zaten İslami eğitim veriliyor. Bu yüzden burada İslami okul kavramı yok.”

Güncelleme Tarihi: 29 Nisan 2018, 12:05
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER