banner15

Mutlu olmak için neye ihtiyacımız var?

Kendi mutsuzluğumuzu ve mutluluğu aradığımız şeylerin beyhudeliğini kendimiz bile kanıksamışken; hayatın yegâne anlamının daha fazla mutlu olmak olmadığını nasıl öğreteceğiz çocuklarımıza

Mutlu olmak için neye ihtiyacımız var?

Psikolog Tuba Karacan

Hayatımız, kendimize sorduğumuz sorulara verdiğimiz cevapların toplamıdır. Cevaplarımız bizi biz yapan değerlerimizi yansıtır.

Belki hiç sormadınız kendinize bunu daha önce, belki de her gün sorguluyorsunuz sahip olduklarınızın neden sizi mutlu etmeye yetmediğini. Bir ailenizin olması, sağlıklı çocuklarınızın, sabah gidip akşam gelebileceğiniz bir işinizin olması yetiyor mu mutlu olmak için? Sağlığınızın yerinde olmasından, sevdiklerinizin yanınızda olmasından daha fazlasını mı istiyorsunuz hayattan?

Bizim çağın hastalığı olduğunu düşünerek söyleniriz 21. yüzyılın doyumsuz insanına. Ancak tarihe baktığımızda insanoğlu hep daha fazlasını istemiş, bununla imtihan olmuş, bazen helak edilmiş ama yine de vazgeçmemiştir haz arayışından. Bu, çağın değil insan olmanın bir sorunudur aslında. Her şeyi tüketen, tükettikçe büyüyen ve çoğalan insanoğlu bir “sürekli isteme” ve “yetinememe” hastalığını tüketememiştir her nedense.

Peki ya eksik olan şey ne?

Daha fazla satın alınabilir şeylerde aramamak için mutluluğu, bu soruyu sormalıyız kendimize belkide ve bu yüzden aynı oranda erdemi, aynı oranda diğerkâmlığı da büyüterek aktarmalıyız çocuklarımıza.

Erdem ve diğerkâmlık kavramları üzerinde çokça düşünmek gerek. Son zamanlarda bu kavramların da içinin boşaltılmasından korkuyor olsam da ancak sağlıklı aile ortamlarında bu kazanımların sağlanabileceğinden güç alarak yazıyorum.

Kendi mutsuzluğumuzu ve mutluluğu aradığımız şeylerin beyhudeliğini kendimiz bile kanıksamışken; hayatın yegâne anlamının daha fazla mutlu olmak olmadığını nasıl öğreteceğiz çocuklarımıza…

Bir başkasını memnun etmenin, kendi geçici mutluluklarından çok daha iyi hissettiren bir şey olduğunu görmelerini sağlayarak.

Paylaşmanın sürekli yeni şeylere sahip olmaktan çok daha keyifli bir deneyim olduğunu yaşatarak.

İnsanın sorumluluklarını bilmesinin, onu nasıl güçlü yaptığını anlatarak.

Sürekli yardım istemenin insanı başkalarına bağımlı hale getirdiğini fark etmelerini sağlayarak.

Özgüvenin kişiyi sürekli övmekle değil, başarabileceklerini ona göstererek kazanılacağını hiç unutmayarak.

Sabretmenin tahammül edilebilir bir şey olduğunu, beklemeyi öğrendiğinde elde ettiklerinden çok daha kalıcı hazlar duyacağını öğrenmesini sağlayarak.

Başkalarına saygı duymasını istediğimiz çocuğumuzun kendi biricikliğine önce anne babalar olarak bizler saygı duyarak.

Karşımızdakini anlamanın onu her zaman onayladığımız anlamına gelmediğini, eleştirmenin hakaret etmek demek olmadığını örneklerle anlatarak.

Derslerini taktir ettiğimiz kadar olumlu davranışlarını da taktir edip, onaylayarak.

Düzgün insan olmasını, iyi bir eğitim almasından çok daha kıymetli bulduğumuzu hissettirmeye çalışarak.

Çocuklarımızda görmek istediğimiz davranışların aslında onların fıtratlarında var olduğunu, doğru rol modeller olabildiğimizde onların hayatlarına en anlamlı yatırımı yapmış olacağımızı unutmayalım. Biliyoruz ki bireysel değerlilik algısı ancak sağlıklı aile ilişkileri içinde kazanılır. Kendisiyle barışık insan diğerleri için de daha bağışlayıcıdır. Yeterince sevildiğinde sevmek kolaylaşır. Kişisel haklarına saygı duyulan çocuk, büyüdüğünde başkasının sınırlarının farkına varır.

Bu toplumun sadece iyi eğitim almış değil, iyi yetişmiş, ahlaklı, karakter sahibi nesillere ihtiyacı var. O nesiller sizin ve bizim çocuklarımızdan oluşacak ancak bu kendiliğinden olmayacak.

Bir sonraki yazıda Çocuklarda Karakter Eğitimi üzerinde durarak, erdemli davranışlar kazandırmanın yollarını detaylandıracağız.

Güncelleme Tarihi: 13 Nisan 2016, 12:57
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48